Baldaki İlmi Gerçekler


En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 5 Ocak 2020 Kerim Usta

Baldaki İlmi Gerçekler

Yaratılmış her canlı temel besin maddesi olan şekere ve nişastaya ihtiyaç duyar. Bunları da yiyip içtikleri besinlerden temin ederler. Ve bütün bunları vücutlarını ısıtmak için kullanır yani vücudun yakıt deposudur. Aynı zamanda vücut bunlarla DNA moleküllerinin temel ana maddesi olan Ribozom yapar. Ribozom, canlının en önemli yapı maddelerinden biridir. Belki de en önemlisidir. İşte bütün besin maddeleri içerisinde yalnızca BAL da ribozom vardır.

Vücut yeni hücre yapacağı zaman, hastalıklardan sonra ki nekahet dönemlerinde, yetişme çağında ve kan yapımında Ribozoma ihtiyaç duyar. Burada enteresan olan şey Kraliçe arı dışında diğer arılara üreme yasak olduğundan, kraliçe arı dışındaki hiçbir arı Ribozoma ihtiyaç duymaz. Bal içerisinde suda eriyen tüm vitaminler bulunmakla birlikte diğer besinlerde bulunmayan B13, B14 ve BT vitaminleri mevcut olup, bu vitaminler özellikle hücre tarafından DNA üretiminde çok önemli görevlere sahiptirler. Bunların dışında balda folik asit ve fosfor enzimleri vardır. Arı özellikle gezip dolaştığı yerlerdeki çok değişik, çiçek ve bitkilerden aldığı birçok ilaç sayılabilecek maddeleri, yaptığı balın içerisine karıştırarak, insana tıbbi tedavi uygulamakta, ona hastalıkların tedavisinde yardımcı olmaktadır. “İŞTE BUNDA TEFEKKÜR EDECEK BİR KAVİM İÇİN BİLİMSEL GERÇEKLER VE SIRLAR VARDIR.” denilmektedir. Bu ayetler Arı ve Baldaki esrara, sırra dikkat çekilerek bu konuyla ilgilenilmesi özellikle istenmektedir. Bir mimar, bir mühendis gibi ince hesaplar yapan, ses ve ses dalgaları ile haberleşme yapan Arılar bütün bu işleri ALLAH’IN kendilerine VAHYETMESI bildirmesi ve öğretmesi ile yapmaktadırlar. Arılar kimi zaman ormanlık alanlarda dolaşarak, oralardan sinir sistemine iyi gelen maddeleri ve reçineleri alarak, bazen de değişik bölgelerde dolaşarak kalbi takviye eden maddelerle birlikte Ribozom ve Levüloz şekerleri ile kalp adalesinin ve kalpteki özel sinirlerin besin kaynağını toplarlar. Birde halkın arasında “ARI SÜTÜ” olarak bilinen ve sırları henüz bugün bile tam anlaşılamayan, özel bir büyüme hormonu Kraliçe arıya sunulmak üzere arılar tarafından hazırlanır. Bunu yiyen kraliçe arı diğerlerinden daha büyük ve tanınır hale gelir. Bu hormon kovanda bulunan, sayısı bir ve tek olan kraliçe arıya o kadar çok hazırlanır ki geri kalan kısmını yine biz insanlar alır ve yeriz. Üstelik bu arı sütünü kraliçe arıdan başkasının yemesi de yasaklanmıştır. Balda ve arı sütünde bulunan maddeler ve hormonlar tüm kronik hastalıklar için bir şifa kaynağıdır. Arının kendi ihtiyacının kat be kat üstünde bal ve arı sütü üretmesi bir hesap hatası değil, aksine kendisine VAHYEDİLEN, emredilen, insana hizmet bilincinden doğmaktadır. Yüce ALLAH canlılara ve hatta cansız denilen varlıklara, öyle iham, öyle görevler yüklemiştir ki, biz insanlar bunların farkında bile değiliz. Ancak ilim adamları, çalıştıkça, araştırdıkça bu sırlara vakıf olabilmektedirler.

Konumuzun esası olan İLİM ve ilmi gerçeklerin, ne kadar önemli olduğunu, “BİLİMİN İMAN ARTIRDIĞINI” ilimden uzaklaşmanın bizleri, yani Müslümanları ne hale düşürdüğünü gözler önüne sermek istedim.

Yüce ALLAH Kur’an’da, DEVEYE, ARIYA, UZAYA, TOPRAĞA, SUYA ATOMA dikkat çekerek, bunlarla ilgilenmemizi, bilimsel araştırmalar yapmamızı, çalışmamızı elde edilen bilgilerle, kendisine şaşkınlık ve hayretler içerisinde yaklaşılmasını istemektedir. Ve yüce ALLAH biz kullarını o kadar çok sevmektedir ki, yarattığı her canlı ve cansızı bize amade kılmış ve bizlere hizmet ettirmektedir. Peki, bizler bu sevgiye layık olabiliyor muyuz? Onun emirlerini yerine getirebiliyor muyuz? Sizleri bu soruların cevapları ile baş başa bırakıyorum.

Kaynak:
Altın Işık (İlim-İman-İnsan) -Sayfa 98-99-Ulvi Emre

Konuyu Paylaş

Yazar Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...