Ulu Ata Dede Korkut Hakkında Bilgi


En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 11 Ekim 2020 Kerim Usta

Ulu Ata Dede Korkut Hakkında Bilgi

Türk mitolojisinin arkaik yapılı motifi olan Korkut Ata ya da Dede Korkut, her ne kadar İslam öncesi var olduğuna inanılsa da zamanla İslam ile haşır haşır neşir olmuştur. Kimilerine göre tarihi bir kişilik iken çoğu Türk kültüründe de mitolojik bir varlık olarak yer alır.

Gerçek Türk ruhunun taşıyıcısı olarak görülen Korkut Ata, etnik-kültürel gelenekte bir evliya, keramet sahibi ve ulu atadır. Eski Türk destanlarında Hızır Bozkurt, Uluğ Türk ve Domrul ve benzeri varlıklarla onun arasındaki yapısal benzerlikler bu motifin arkaik özellikli olduğunu gösterir.

Dede olarak adlandırılmasının sebebi eski inanışlara bağlı olup manevi-ruhani ata, soyun ak sakalı ve lideri özelliği taşımasındandır. Dede Korkut Kitabı’na göre de, Korkut Ata, Oğuzların bilgicidir. Söylediği her şey gerçekleşir ve gelecekten haberler verir. Ayrıca Dede Korkut Kitabı’nın önsözünün ilk cümlesinde, onun Muhammed Peygamber dönemine yakın bir zamanda Bayat boyundan koptuğu yazılır.

Dedem Korkut, Türk dünyasının hemen hemen her yerinde önemli bir yere sahip olup bu nedenle Hızır gibi birçok mezarı olduğuna inanılır. Başkurt törenlerinde ve türkülerinde onun bir büyücü ve aklının ruhları kovacak kadar efsunlu bir güce sahip olduğuna inanılır.

Türkistan bahşıları(halk ozanı, kam, baksı) onu daha çok Ata Korkut Evliya olarak bilirler. Kazak ve Kırgız geleneksel görüşlerine göre Dedem Korkut, ilk Kırgız kam(şaman)dır ve kopuz çalmayı ve şarkı söylemeyi de ilk o öğretmiştir. Hatta Kazak köylerinde onun kuşlarının dilini bildiği söylenir. İnsanları hastalıktan ve beladan koruyan ulu bir ruh olarak görülen Ata Korkut, kamların en büyük piri olarak bilinirdi.

Azerbaycan Türkleri arasındaki inanışa göre ise, dünyadaki her şeyin adını Dedem Korkut koymuştur. Diğer yandan günümüze kadar ulaşan Dede Korkut’un dünyaca ünlü eseri “Kitab-ı Dede Korkut Ala Lisan-ı Taife-i Oğuzan” (Oğuzların Diliyle Dede Korkut Kitabı), on iki destansı hikâye ve bir önsözden oluşup, hikâyeler Kuzeydoğu Anadolu dolaylarındaki Müslüman Oğuzların hayatını anlatır. Fakat destanlar İslamiyet öncesi dönemden de izler taşır.

XV.-XVI. yüzyılda Akkoyunlu Devleti’nin çöküş döneminde meçhul biri tarafından yazıya geçirilen bu eserin, orijinal yazmaları dünyada iki tane bulunur. Biri Almanya Dresten Kitaplığı’nda bulunmaktadır ve tamdır. Diğeri ise Vatikan’da bulunup sadece altı hikaye mevcuttur.

* Bayatlar- Altan atak- Yeditepe Üniversitesi Tarih Bölümü
1.Uluslararası Türk Kültürü ve Tarihi Sempozyumu 19-20-21 Nisan 2018 Bildiri Kitabı

Konuyu Paylaş
Avatar

Yazar Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir