Kategori: 3-Eğitim ve Öğretim Konuları

Cafer Çelebi Hakkında Bilgi

Cafer Çelebi,856 Şabân ayında (Ağustos 1452) Amasya’da doğmuştur. İlk öğrenimini Amasya’da babasından ve Amasya’nın önde gelen âlimlerinden almıştır. Eğitimini tamamlamak için Bursa’ya gitmiş ve Hâcı Hasan-zâde’den mülazım olmuştur. Önce Simav’da bir medreseye, sonra Simav kadılığına, 1489 yılında Edirne Bâyezîd İmâreti mütevelliliğine atanmıştır. 1492 yılına kadar süren bu görevden sonra İstanbul’daki Mahmûd Çelebi Medresesi müderrisliğine getirilmiştir. 1497’de Dîvân-ı Hümâyûn’a nişancı tayin edilmiştir.1497’de Dîvân-ı Hümâyûn’a nişancı tayin edilmiştir. 1511 yılındaki yeniçeri ayaklanmasından sonra padişah tarafından azledilmiş ve bir müddet devlet görevinde bulunmamıştır. Cafer Çelebi, inşâdaki kabiliyeti dolayısıyla II. Bâyezîd gibi Yavuz Sultân Okumaya Devam Ediniz…

Avni Hakkında Bilgi (Fatih Sultan Mehmet)

Fatih, Avnî mahlasıyla şiirler yazan ve Osmanlıda Divan’ı olan ilk padişahtır. Sehî’ye göre sözleri merdane olan Fatih’in gazelleri, âşıkane ve ders verici özelliktedir. Fatih’in Divan şiirinin genel özellikleri görülen manzumelerinde, devrinde ve sonraki şairlerde olduğu gibi aruz kusurlarına rastlanır. Ancak kafiyede kuvvetli bir tasarrufu bulunan Fatih’in bazı beyitlerinde, sanatkâr kimliğinden çok hükümdar şahsiyetinin açık izleri görülür. O, böyle olmasına rağmen alçak gönüllü, dünyayı önemsemeyen, içli, lirizme yönelik ve sevgiliye bütün varlığı ile Okumaya Devam Ediniz…

Ahmed Paşa Hakkında Bilgi

Fatih döneminin önde gelen şairlerinden biri olan ve Türk edebiyatında Şeyhî ile Necâtî arasında yer alan Ahmed Paşa, II. Murad’ın kazaskerlerinden Veliyüddîn Efendinin oğlu olup Edirne’de doğmuş ve Bursa’da ölmüştür. Bursa’daki Muradiye medresesinde müderrislik yapan Ahmed Paşa, Edirne kadılığı sırasında padişahın dikkatini çekerek padişahın nedîmi ve hocası olmuştur. Şair, İstanbul fethine katılmış, daha sonra kazasker ve vezirlik rütbeleri de elde etmiştir.

Padişah’ın nedimlerinden birine ilgi duyduğu şeklindeki bir söylenti üzerine hapse atılan Ahmed Paşa, “Kerem kasidesi”ni yazarak Fatih’e kendini affettirmiştir. Sehî tarafından şiirlerinin halk arasında meşhur olduğu bildirilen şair, Necâtî ve Bâkî gibi döneminin ve sonraki devirlerin önde gelen şairlerini etkilemiş ve bu şairler tarafından üstad kabul edilmiştir. Ahmed Paşa’yı, Tâcizâde Cafer Çelebi gibi, devrinde İran edebiyatını Türk edebiyatına yansıtan ve nakleden bir şair olarak değerlendirenler de olmuştur. Okumaya Devam Ediniz…

Ahmed-i Dai Hakkında Bilgi

Germiyan bölgesi şairlerinden olan Ahmed-i Dâî Türk edebiyatının önde gelen şairlerindendir. 1350-1355 yıllarında doğduğu tahmin edilen şairin Süleyman Çelebi ile aynı zamanlarda yaşadığı, doğum ve ölüm tarihlerinin birbirlerine yakın olduğu anlaşılmaktadır. Ancak Süleyman Çelebi Bursa’da, Ahmed-i Dâî ise Germiyan bölgesinde bulunmaktadır. Ailesi ve yaşayışı hakkında bilgi bulunmayan şairin asıl adı Ahmed, mahlası ise Dâî’dir. Çocukluk ve gençlik yıllarını Germiyanoğlu Süleyman Şah zamanında geçirmiştir. Sonra Yıldırım Bayezid’in Kütahya valiliği ve Germiyan Beyi II. Yakup Bey zamanlarını yaşayan şair, ayrıca Emir Süleyman’ın hizmetinde bulunmuştur (Alpay Tekin, 1992:18).

Süleyman Şah’ın ölümü üzerine oğlu II. Yakup Bey’e intisap etmiş, bu durum Yıldırım Bayezid’in Menteşe, Aydın, Saruhan ve Germiyan Beyliklerini aldığı 1390 yılına kadar sürmüştür. Ahmed-i Dâî bundan sonra hep bu bölgeye vali olan Yıldırım Han’ın oğlu Emir Süleyman’ın yanında bulunmuştur. Okumaya Devam Ediniz…

Reşat Nuri Güntekin’den Güzel Sözler

* Dininden sana, bana ne ki Doktor Bey… O, Allah ile kendi arasında bir iş… Benim atı da dereye sokup abdest aldırayım, beline köteği vurup secdeye yatırayım, yemini, suyunu kesip mükemmel oruç tutturayım… însan olmadıktan sonra ibadet etmiş neye yarar ki?… Beş altı yıl evvel burada İlyas Efendi diye bir doktor vardı… Toprağı bol olsun, gâvur muydu, çıfıt mıydı ben de bilemem amma, nice müslümanlardan iyi idi. Başı darda kalana medet ederdi… Hâşâ sümme hâşâ, ben Cenab-ı Hakkın yerinde olsam bu İlyas Efendinin kabrine her gece nur indirirdim. ( Akşam Güneşi adlı eserden alıntı)

* Mesut olmak için de asıl çare budur: Sevdayı dudaklardan öteye bırakmamak, zehir gibi kalbe inmesine meydan vermemek.(Dudaktan Kalbe adlı eserden alıntı ) Okumaya Devam Ediniz…

Adli Hakkında Bilgi (2.Beyazıt)

Adlî (II. Bayezid) Fatih’in oğlu ve Yavuz Sultan Selim Han’ın babası olan Bayezid 1447 yılında Dimetoka’da doğmuştur. Sekiz yaşında Hadım Ali Paşa’nın nezâretinde Amasya valiliği verilmiştir. Devrinde en iyi şekilde öğrenim görmüş, Arapçayı ve Farsçayı öğrenmiştir.

Molla Selahaddin, Mîrim Çelebi, Hâmidî ve Molla Abdulkadir gibi devrin önde gelen âlimleri elinde yetişen ve Şeyh Vefa gibi mutasavvıflardan da istifade eden Bayezid babası Fatih ve dedesi II. Murad gibi ilim ve sanat adamlarına değer vermiş, Amasya valiliği zamanında etrafınd a ilim ve sanat meclisleri oluşturmuştur. Bu dönemde zevk ve eğlenceye düşkün olan Bayezid’i babası azarlamıştır. Hatta bu durumdan sorumlu tuttuğu Müeyyedzade Abdurrahman Efendi’yi cezalandırmak istemiştir. Ancak şehzad e kendisini toplamış ve bu hâllerini terk etmiştir. Okumaya Devam Ediniz…

Selçuklular Döneminde Kurulan Medreseler

İnce Minareli Medrese-Kerimustacom

İslam dünyasının Doğusunda camilerden ayrı olarak öğretim yapmak, öğrencilerin maddi sıkıntılarını karşılamak ve Şiî propagandasına karşı halkı aydınlatmak için medrese adı ile anılan müesseseler kurulmuştur. Medreselerin resmi bir teşekkül olarak devlet eliyle kurulması X. Yüzyılda Karahanlılar Devleti (840-1212) zamanına rastlamaktadır. İslam tarihçileri medreselerin ilk kurucusu olarak Selçuki veziri Nizâmü’l-Mülk üzerinde dururlar. Ancak bundan önce de pek çok medrese yapılmıştır.

Horasan ve Maveraünnehir’in çeşitli bölgelerinde Fıkıh ve Hadis ile ilgili olarak, Gazneli Mahmud, Gazne’de kardeşi Nasır b. Sebüktigin Nişabur’da birer medrese inşâ etmişlerdir, fakat bu medreseler uzun ömürlü olmamıştır. Ancak Nizâmü’l-Mülk’ün gayreti medrese için yeni bir başlangıç olmuştur. Geçekten medreselerin Okumaya Devam Ediniz…

Abdülvasi Çelebi Hakkında Bilgi

XIV. yüzyılın ortalarında doğan ve XV. yüzyılın ilk çeyreğinde Amaysa ve Bursa’da yaşayan şairlerden biri de Abdülvâsî Çelebi’dir. Kaynaklarda hayatı hakkında bilinenler sınırlı olan şair, Amasya’da doğup büyümüş ve I. Çelebi Mehmed’in hükümdar olması üzerine, ömrünün sonlarına doğru Bursa’ya gelmiştir. Abdülvâsî Çelebi bir kadı oğlu olması sebebi ile iyi bir eğitim görmüştür. Hatta buna dayanarak şiirlerinde Kadıoğlu ve Kadı mahlasını kullanan şair, ayrıca Abdülvâsî adını da mahlas gibi yazmıştır. Şiirlerinden devrin hükümdarı I. Mehmed ve vezir Bayezid Paşa’ya yakın olduğu anlaşılmaktadır. Tek eseri olan Halîl-nâme’yi yazdığı zaman altmış, yetmiş Okumaya Devam Ediniz…