Kategori: 3-Eğitim ve Öğretim Konuları

Abdurrahim Karahisari Hakkında Bilgi

Hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. Babası Alâeddîn-i Mısrî ve kardeşlerinin kurdukları vakıflardan zengin ve köklü bir aileye mensup olduğu anlaşılmaktadır. Bazı kaynaklardaki rivayetlerden ve kendi eserlerindeki bilgilerden anlaşıldığına göre Akşemseddin’e intisap etmiş, ondan feyiz almış ve daha sonra da halifesi olmuştur. Enîsî’nin Menâkıb-ı Akşemseddin adlı eserinde nakledilen bazı hadiselerden, hayatının büyük bir kısmını şeyhi ile beraber geçirdiği ve 1436 yılında onunla birlikte Beypazarı’nda, 1443 tarihinde ise Edirne’de bulunduğu Okumaya Devam Ediniz…

Kul Mesud Hakkında Bilgi

Hayatı hakkında yeterli bilgi olmadığı gibi tezkirelerde de adına rastlanmamıştır. XIV. yüzyılın birinci yarısında yaşadığı kaydedilen Kul Mesud, 1334-1337 yılları arasında hüküm süren Aydın Emîri Umur Bey’in isteği üzerine ve onun adına Kelîle ve Dimne’yi Farsça’dan Türkçe’ye tercüme etmiştir. Tercüme, Umur Bey’in babası Mehmed Bey (ö. 734/1334) henüz hayatta iken gerçekleştirilmiş olmalıdır. Kendini Kul Mesud olarak tanıtan mütercimin başka bir eseri bilinmemektedir. Johannes H. Mordtmann, bu tercümeden yaklaşık yirmi yıl sonra yine Farsça’dan Okumaya Devam Ediniz…

Hamzavi Hakkında Bilgi

(MEVLÂNÂ) HAMZAVÎ

Süleyman’ın müsâhiplerinden biri olarak bilinen Hamzavî’nin asıl adı hakkında bilgi mevcut değildir. (ö. 815/1412-13) Dîvân şairi Ahmedî’nin kardeşi olduğu bilinmektedir. (İsen, 1994: 106) Cilt cilt oluşturulmuş olan Hamza-nâme adlı eserin müellifidir.
Halk tarafından büyük bir ilgiyle okunan bu eserden dolayı Hamzavî mahlasını almıştır. (Kurtçu, 2006: 16-17; İsen, 1994: 106) Âşık Çelebi, Kâtip Çelebi ve Evliya Çelebi; Hamzavî’nin Hamza-nâme metinlerinin ilk müellifi Okumaya Devam Ediniz…

Yusuf Meddah Hakkında Bilgi

Hayatına dair fazla bilgi yoktur. Eserlerinde Yûsuf Meddah yanında “Yûsufî” mahlasını da kullanmıştır. İyi bir tahsil gördüğü, Arapça ve Farsça bildiği, dinî ilimlere vâkıf olduğu eserlerinden anlaşılmaktadır.

Gençlik yılları Azerbaycan’da geçtiğinden eserleri daha çok Âzerî edebiyatı sahasında değerlendirilmiştir. Konya civarına geldikten sonra Mevlevîliğe intisap ettiği eserlerinden (Varka ve Gülşah, haz. Kâzım Köktekin, s. 5) ve başka kaynaklardan öğrenilmektedir. Ayrıca Meddah unvanından anlaşılacağı üzere halkın ve ileri gelenlerin önünde şiir söyleyen, eserlerini anlatan bir kişidir. Hâmûşnâme adlı kısa mesnevisini genç yaşta Erzincan’da Okumaya Devam Ediniz…

Zıvanadan Çıkmak Deyiminin Anlamı

Zıvana (zıva’na) Farsça’dan gelmektedir. Anlam olarak;
1. İki ucu açık küçük boru.
2. Bir kilit dilinin yerleşmesi için açılmış delik.
3. Direk başlarında bırakılan çıkıntı, olarak açıklanabilir.
4. Elemanlarından birinin iki tarafı, öbürünün ortası boşaltılarak yapılan çatkı türü

“Zıvanadan Çıkmak” deyim olarak  aşağıda ki gibi durumlarda sık sık kullanılmaktadır.
1) Çok sinirlenmek, öfkelenmek
2) Aklını yitirmek, çılgın gibi davranmak
3) Denetlenemez duruma gelmek.

Bu deyim ile ilgili olarak bir çok hikayeler vardır.İki değirmen taşı arasında bulunan kısa boru veya eski trafik polislerinin kavşak noktasında durduğu korumalı silindir,sigara ucuna takılan boru gibi…Hatta Zigana Geçidi ile Okumaya Devam Ediniz…

Yunus Emre Hakkında Bilgi

Yunus Emre Hakkında BilgiYunus Emre’nin hayatına ait kesin bilgiler çok azdır. Onun doğduğu, yaşadığı yer ve hayatı hakkında söylenen menkıbeler ile çeşitli yerlerde onun için yapılmış makamlar ve mezarlar, bu büyük şairin mezarının bulunduğu yeri de belirsiz hale getirmiştir.

Kendi kurduğu Yunus mektebine mensup şairlerin şiirlerinin onunkilere karışması da Yunus’un kimliğinin belirlenmesinde karışıklıklara sebep olmuştur.

Yunus Emre’den sonra yaşayan Miskîn Yunus, Âşık Yunus, Dervîş Yunus gibi daha başka adlarla anılan veya Yunus adını taşıyan şairler onun hayatı gibi şiirlerini de gölgelemiştir.

Yunus Emre, eserlerindeki bilgilere göre Anadolu’da birçok yeri gezmiş, Halep’e, Şam’a, “yukarı iller” dediği Azerbaycan’a kadar gitmiş, Konya’da Mevlânâ’nın meclisinde bulunmuştur. O, şiirlerinde Mevlânâ Celâleddîn-i Okumaya Devam Ediniz…

Aça Dokuz Yorgan Örtmüşler,Yine uyuyamamış-Deyiminin Anlamı

Aç olan kimseye uyuması için  her türlü konforu sağlasanız yine uyuyamaz.Çünkü karnı aç olduğu için uyuması   ve dinlenmesi mümkün değildir.Kendisine acilen gerekli  ihtiyaçları bulunan kimselerin rahata kavuşabilmeleri için öncelikle gereksinimlerinin karşılanması gerekir.Kendisine yapılan diğer yardımlar ise asla onu rahata kavuşturamaz.Atalarımız tabi ki bu durumu Nasrettin Hoca hikayesiyle pekiştirmişler. İşte “Aça Dokuz Yorgan Örtmüşler,Yine uyuyamamış” deyiminin hikayesi…

Nasrettin Hoca geç vakitte, bir eve misafir olur. Ev sahipleri akşam yemeklerini çoktan yedikleri için Hoca ya sofra Okumaya Devam Ediniz…

Şeyhoğlu Sadreddin Mustafa Hakkında Bilgi

XIV. yüzyılda yetişen şairlerin başında gelir. Şeyhoğlu’nun hayatı hakkında verilen bilgilere göre doğum yılı yaklaşık olarak miladi 1341’dir. Saray çevresine yakın soylu bir aileden gelmektedir. Germiyan (Kütahya) edebî muhitinde yetişmiştir.Germiyan beyi Süleyman Şah zamanında Germiyan sarayında nişancılık ve defterdarlık Okumaya Devam Ediniz…