Bezm-i Elest – Elesti Birabbiküm

Bezm-i Elest - Elesti Birabbiküm

1. Elest Meclisi (Bezm-i Elest):

Bezm-i Elest, Farsça’daki “sohbet meclisi” anlamına gelen bezm sözcüğüyle Arapça’da “ben değil miyim” anlamındaki çekimli bir fiil olan elestü’den oluşan bezm-i elest terkibi “Ben sizin Rabbiniz değil miyim” hitabının yapıldığı ve ruhların da “belâ / evet” diye cevap verdikleri meclis anlamında kullanılmaktadır.

Kurân’da geçmişte Allah’ın Âdem oğullarından yani onların sırtlarından (veya sulplerinden) zürriyetini çıkardığı, kendilerini nefislerine şahit tuttuğu ve onlara “Ben sizin Rabbiniz değil miyim” diye hitap ettiği, onların da “evet” dedikleri anlatılmaktadır (A’râf, 7/172). Allah’la insanlar arasında meydana gelen bu sözleşmeye misâk, kâlu belâ, rûz-i elest, bezm-i ezel, ahid, belâ ahdi gibi çeşitli isimler verilmiştir. Kur’ân’da aynı konuyla ilgili açık veya dolaylı ifadeler çeşitli sûrelerde yer almaktadır (Rûm, 30/30).

Arefeniz Mübarek Olsun

Arefenlz Mübarek Olsun Kıymetli Gönül Dostlarım.

Teşrîk Tekbirlerini Unutmayalım. Arefe Sabah Namazında Başlayıp Bayramın Dördüncü Günü İkindi Namazına Kadar Devam Ediyor.

Teşrîk tekbiri “AllāhüekberAllāhüekber lâ ilâhe illallāhüvallāhüekber Allāhüekber ve lillâhi’l-hamd” 

Kurban Rehberi-2021 Yılı Kurban Tebliği

Kurban Rehberi-2021 Yılı Kurban Tebliği
KURBANIN ANLAMI: Sözlükte yaklaşmak, Allaha yakınlaşmaya vesile olan şey anlamlarına gelen kurban, dinî bir terim olarak, Allah’a yaklaşmak ve O’nun rızasına ermek için ibadet maksadıyla, belirli şartları taşıyan hayvanı usulüne uygun olarak kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder. Kurban Bayramında kesilen kurbana udhiye denir. Mezheplerin çoğuna göre (Şafii/Maliki/Hanbeli) udhiye kurbanı kesmek sünnettir. Hanefî mezhebinde ise tercih edilen görüş, kurbanın vacip olduğudur. Kurban, fıkhîh hükmüne olursa olsun Müslüman toplumların belirli simgesi ve şiarı sayılan ibadetlerden biri olarak asırlardan beri özellikle milletimizin dini hayatında önemli bir yer tutmaktadır. Kurban, bir Müslümanın gerektiğinde bütün varlığını Allah yolunda feda etmeye hazır olduğunun bir

Çinicilik ve Çinicilik Hakkında Bilgiler

Çinicilik

Çininin kısa tarihi
Çini ilk Asya’da yapıldı. Önceleri toprak sırsız ve cilasızdı. İçindeki sıvının sızmasını önlemek için ve daha temiz olmasını sağlamak amacıyla cam gibi bir madde ile sıvanması düşünüldü. Bu kaplar maden oksiti ve cam gibi maddelerle sıvanarak pişirilince sırlı kaplar, dayanıklı ve cilalı tuğlalar elde edildi. Tuğlayı dış etkilerden korumak için veya süslemek için ilk olarak Sümerler sırlamışlardır.

Hz. Hacer Kimdir? Hz. Hacer Hakkında Bilgiler

Hz. Hacer Kimdir? Hz. Hacer Hakkında Bilgiler

Allah’ın elçisi Hz. İbrahim Halil (aleyhisselâm), bugünkü Irak’ın güneyinde kalan “Mavereünnehir” bölgesindeki Bâbil Uygarlığı’nın “Âverkeldaniyan” şehrinde doğdu, burada yetişip büyüdü. “Âver”, eski Farsça bir kelime olup şehir anlamına gelir. İranlıların Bâbil’i ele geçirdikten sonra, orada bu şehri kurmuş olmaları ya da bu ülkede galip kavmin dilinin revaç bulmuş olması muhtemeldir. Bâbil ve Hz. İbrahim’in doğum yerinde Farsça dilinin konuşulmakta olduğunu gösteren bir diğer delil de, Hz. İbrahim’in “baba” diye hitap ettiği amcasının Kur’an-ı Mecid’de adı geçen, yani “Âzer” ismidir:

Bitki Kokularındaki Mucizevi Sır

Bitki Kokularındaki Mucize Sır

Koku; güzel hisler uyandırmak, rahatlatmak, iştah açmak gibi insan ruhunda karşılık bulan türlü etkilere sahip bir mucizedir. İnsan için büyük bir nimet olarak yaratılan kokular karmaşık kimyasal bileşiklerdir. Her koku çok hassas miktarlarla bir araya gelmiş elementlerden oluşur. Bitkilere koku veren maddelere “uçucu yağlar” adı verilir ve bu yağlar, bitkinin ismiyle adlandırılır; mesela gül yağı veya kekik yağı gibi. Genç bitkiler, yaşlı bitkilerden daha fazla yağ üretirler; yaşlı bitkiler ise, daha reçineli ve koyu yağlara sahiptirler. Çünkü hafif sıvılar düşük bir sıcaklıkta bile buharlaştıktan sonra geriye kalın ve kolay kolay buharlaşmayan yağlar kalır.

Yadıma Düşüf Şiiri-İğnezorlu

Yadıma Düşüf Şiiri-İğnezorlu

Seherde yabayla soyrulan tığlar
O çıldırın yeli yadıma düşüf
Çamurlu yoğuşlu gıvrımlı yollar
O kısırın dağı yadıma düşüf

Ganteper çaşırı tırpanlar kesmez
Köveleh çürüyer payız yetişmez
Moduyam varidi insanlık ölmez
O guzu gulağı yadıma düşüf

Çağatay Hanlığı Hakkında Bilgiler

Çağatay Hanlığı

Çağatay Hanlığı, Moğol hükümdarı Cengiz Han’ın oğullarından Çağatay Han’ın adını taşıyan Türkleşmiş Moğol devlettir. Cengiz Han ölmeden önce topraklarını oğulları arasında paylaştırmıştı. Yıktıkları Kara Hıtay’ın toprakları olan Kaşgar civarı ile Maveraünnehir’in büyük bölümünü Çağatay’a vermişti. Çağatay’ın bu topraklarda 1227’de kurduğu devlet 1370’e değin varlığın sürdürdü. Çağatay Han, önce ağabeyi Cuci Han ve ardından babası ölünce hanedanın en yaşlı üyesi oldu. Buna karşın kardeşi Ögeday’in kaan (büyük han) olmasına karşı çıkmadı ve topraklarını ona bağlı kalarak yönetti. Çağatay Han’ın 1241’de ölümünden sonra Çağatay Hanlığı merkezi Moğol devletine karşı mücadeleye girişti. Çağatay’ın torunu Algu, Kubilay Han ile Arik Böge arasındaki taht mücadelesinin yol açtığı iktidar boşluğundan yararlanarak Harezmşahlar, Batı Türkistan ve Afganistan’ı da sınırlarına kattı. 1266’da tahta çıkan Mübarekşah, İslam dinini kabul eden ilk Çağatay hanı oldu. Ondan önceki Çağatay hükümdarları Şamanizm inancını benimsiyorlardı.

Kölemen Hanedanlığı- Delhi Sultanlığı

Kölemen Hanedanlığı- Delhi Sultanlığı

Memlük (Kölemen) Hanedanlığı veya Gulam Hanedanlığı 1206’dan 1290 senesine kadar Delhi Sultanlığı vazifesini gören devlettir. Devletin kurucusu Kutbeddin Aybek, Afgan kökenli Gurlar Devletinin hükümdarı Muhammed Guri’nin Hindistan’da ki topraklarını yöneten ve ordularını kumanda eden eski bir köle olan Türk kökenli birisidir. Muhammed Guri 1206 senesinde ardında bir varis bırakmadan vefat edince, Kutbeddin Gurlar’ın Hindistan’da mevcut topraklarını ele geçirmek için siyasi rakipleriyle mücadeleye girişti ve onları püskürtmeyi başardı İlk başkent olarak Lahor şehrini saptadı ancak bir süre sonra başkent olarak Kutub Kompleks’in inşaatını başlattığı (Kutbeddin’in inşa ettirdiği, bir dizi anıt ve binalardan oluşan bir Delhi yakınlarında eski Delhi’de diyebileceğimiz, Mehrauli’de bulunan tarihi bir yerdir) Delhi şehrinde karar kıldı
Kutbeddin 1210 tarihinde bir kaza sonucu