Griffon veya Griffin Hakkında Bilgi

Griffon veya Griffin Hakkında Bilgi

Griffon ve ya diğer adıyla Griffin aslan vücudu ile kartalın birleşmesinden oluşan mitolojik bir yaratıktır. Kara ve havada ki gücün temsilcisi iki hayvanın tek bir vücutta birleşmesiyle ortaya çıkan bu yaratık güç ve zenginlik sembolü olarak kullanılmıştır.

Genel olarak özellikleri:

* Hayvanın vücudu,kuyruğu ve arka ayakları aslandır.

* Baş ve ön ayakları kartala aittir.

* Vücut altın renginde ve tüyleri mavi ile beyazdır.

* Bazı efsanelerde kuyruk yerine zehirli bir yılan vardır.

Mitolojinin Dev Yaratıkları

Mitolojinin Dev Yaratıkları

Devleri Kim Bilmez, kim tanımaz! Kocaman boyları, korkunç güçleri, çoğunlukla kötü huyları, serüvenleriyle dünya mitolojisini, masal dünyasını, eski destanları doldurmuşlardır. Devleri bilmeyen, tanımayan, anlatmayan ırk yoktur denebilir; devlerden yararlanmayan, onları çarpıcı, korkutucu bir unsur olarak kullanmayan masal, efsane, mitos olmadığı gibi.
Acaba devler neden böylesine yaygın bir unsur olup bütün sınırları aşmış, ilkel toplulukları, eski toplumları, büyük uygarlıkları etkilemişlerdir? Acaba çok eski, adeta unutulan çağlarda devler var mıydı? Acaba mitosların arkasında artık insanoğlunun belleğinden silinip yalnız efsanelere, masallara sığınan bir gerçek mi yatıyor? Ya da, Jung’un tanımlamasıyla, devler düşlerimize giren atalardan kalma hatıralar, ilk örnekler, büyük görüntüler midir?

Devlerin varlığını destekleyen görüşlere geçmeden, devlerin izlerinden, fosillerden hatta son yıllarda görülen devlerden söz açmadan, masalları, efsaneleri, mitosları karıştırarak bu yaratıkları tanımaya çalışalım.

Türk mitolojisiyle ilgili bir kitapta şu bilgileri buluyoruz:
”Türk mitolojisinde olduğu gibi, hemen bütün ulusların mitolojilerinde görülen devler, görünüş bakımından çok defa insan uzuvlarından alınarak büyütülmüş, biçimlendirilmiş korkunç yaratıklardır.

Yaratılış Destanı

Yaratılış Destanı

Orta Asya’da yaşayan Türk toplulukları arasında dünya ve insanın yaratılışı hakkında birçok efsane saptanmıştır. Bu efsaneler yakın çağlarda derlendikleri için İslamlık, Hıristiyanlık, Budizm, Maniheizm gibi dinlerden etkiler taşımaktadırlar. Ancak bunlar genel yapısıyla erken dönem Türk mitolojisinin izlerinin görüldüğü önemli ürünlerdir.

Mitolojide Yılan Bilgeliği

Mitolojide Yılan BilgeliğiMİTOLOJİDE YILAN BİLGELİĞİ

Geçmişimizde ne kadar çok yılan hikâyesi vardır; mitolojide, destanlarda, tarihi eserlerde, hikâyelerde ve kutsal kitaplarda… Havva’yı baştan çıkarıp cennetten kovduran yılandır. Ama insanları iyileştirip şifalandıran Tıp Biliminin sembolü de yılandır.

Yılan bir sürü yerde karşımıza farklı isimlerle çıkar:

Naga, Nagual, Nacaal, Adder, Djedhi, Amarus, Levites, Ejderha, Ejder, Quetzlcoatl (Kukulkan), Şahmeran, Serpent, Snake, Typoon, Nahaş…

Mısır firavunları Kobrayı başlarında taşırdı. Tevrat’taki Nahaş kelimesi hem yılan, hem sırları bilen anlamına gelirdi. Sümer’de Tanrı Enki’nin sembolü yılandır. Tufanda Utnapiştim’i uyandırıp uyaran yılandır. Zeus ve Maia’nın oğlu ve habercisi Hermes, yılan dolalı bir asa ile düşmanını yenmiştir. Güney Amerika’daki kadim Meksika, Aztek, Toltek, Maya uygarlıklarının gökten gelen tanrıları yılandır. Eski Türk inanışlarında Ejderha; kutsal, göksel ve iyi bir varlıktır.

Batıl İnançlarımız

Batıl İnançlarımız

BATIL İNANÇLARIMIZ

Batıl inançlarBatıl inanç, mantıksal bir temele dayanmayan inanç ve davranışlara denir. Bazen, nedenini bilmediğimiz davranışlarda bulunur ya da sözler söyleriz. Yolculuğa çıkan birisinin arkasından yere su dökmeyi, merdiven altından geçmemeyi, gece tırnak kesmemeyi,hapşuran birisine “Çok yaşa!” demeyi bunlara örnek olarak verebiliriz.
Batıl inaçların kökenini, eski paganist inançlarda aramak gerekir. Bu çağlardan kalma batıl inanç dediğimiz alışkanlıklar devam etmiş, oysa bir zamanlar bunları anlamlı kılan inançlar çoktan unutulup gitmiştir. Türk batıl inançları ise diğer ülkelere göre genel olarak daha fazla sahiplenilmiştır.

Batıl inançların büyük bir bölümü kadınlara dayanır. Bazıları çok eski tarihlerden gelen boş inançlara ilişkin yalnızca bazı varsayımlarda bulunabiliriz. Günümüzde Ay’ın Dünya’nın bir uydusu olduğunu biliyoruz. Oysa bundan binlerce yıl önce yaşamış insanlar Ay’ın bir tanrıça olduğunu sanıyor, insanlara zenginlik ve uğur getirdiğine inanıyorlardı. Günümüzde yeni ay çıktığında sevdiği kişinin yüzüne bakmak ya da altına el sürmek türünden davranışlar o dönemlerden kalmış olabilir. At nalının uğurlu sayılmasının nedenlerinden biri, belki de eski Avrupa topluluklarından Keltlerin atın kutsallığına inanmalarıdır. Eskiçağlarda topraktan çıkarılan demir cevherinden demir eşya üretme sanatının büyücülük olduğuna inanılması da bu inancı doğurmuş olabilir.

Yunan Mitolojisinde Kahramanlar

MİTOLOJİK KAHRAMANLAR
Adonis
Adonis, Yunan mitolojisine göre, Afrodit’in aşık olduğu ölümlü bir erkektir.

Suriye kralının kızı Myrrha, Afrodit’e yeterli derecede tapınmadığı için Afrodit tarafından cezalandırılır ve kıza asla baş edemeyeceği bir baba arzusu verir. Dadısının yardımıyla babası ile 7 gün 7 gece beraber olur (bazı kaynaklarda 40 gün 40 gece olarak geçer). Babası son gece birlikte olduğu kişinin kızı olduğunun farkına varır ve onu öldürmek ister. Tanrılar kıza acıyarak onu mersin ağacına dönüştürler. Ağacın gövdesinden 9 ay sonra ölümlülerin en güzeli olan Adonis dünyaya gelir.

Afrodit görür görmez ona aşık olur ve onu saklaması için Persephone’ye verir. Persephone de delikanlıya vurulmuştur ve onu geri vermek istemez. İki tanrıça arasında kavga çıkar. Zeus araya karışır ve Adonis’in 6 ay Afrodit’in, 6 ay Persephone’nin yanında kalmasına karar verir. Adonis yeraltına girdiğinde yaz biter, kış başlar, yeryüzüne çıktığında toprakların bereketi tekrar gelir ve ilkbahar olur. Adonis avlanırken bir yaban domuzunun saldırısına uğrayarak ölür. Sonra ölümünden kendine pay çıkartan Afrodit, gider Zeus’tan onu geri vermesini ister.

Agememnon
Agamemnon, Yunan mitolojisinde Miken Kralı, Sparta Kralı Menelaos’un büyük kardeşi, orduları Truva (Troya) savaşına götüren kumandan. Atreus ve Aerope’nin oğludur. Yunan orduları Avlid’de Truva’ya yola çıkmak için toplandıklarında hiç rüzgar olmadığına göre Agamemnon Av Tanrısı Artemis rüzgarları serbest bıraksın diye kızı Iphigenia’yı kurban verdi. İphigenia, kurban olarak kesileceği sırada Artemis, bir dişi geyik göndererek kızın yerine onu kurban ettirtti ve kızı Artemis tapınağına rahibe yaptı. Böylece Artemis rüzgarları serbest bıraktı. Truva savaşında kazanılan zaferden sonra Agamemnon güzel Kasandra’yı da yanına alıp evine döndü. Agememnon’un karısı Klytaimnestra sevgilisi Aigisthos ile birlikte Agememnon’u öldürdüler. Oğlu Orestes sonradan babasının intikamını aldı ve annesi ile sevgilisini öldürdü.

Atreus
Atreus, Miken Kralı. Zeus’un oğlu Tantalos’un torunu. Pelops ile Hippodameia’nın oğludur. Thyestes ile Nikippe’nin kardeşidir.

Kleola ile evliliğinden Pleisthenes doğdu. Aradan zaman geçtikten sonra, Atreus dul kalan gelini Aerope ile evlendi. Bu ikinci evliliğinden Agamemnon ile Menelaos adlı iki oğlu ve Anaksibia adında bir kızı oldu.

Bir söylentiye göre Atreus ile kardeşi Thyestes, babalarının daha çok sevdiği kardeşleri Khrysippos’u öldürüp baba bedduası aldılar ve daha sonra Argos Krallığını ele geçirdiler. Ancak Thyestes hükümdarlığın sembolü olan altın kuzuyu çalarak Atreus’un karısı Aerope’yi ayarttı. Suçu ortaya çıktıktan sonra kaçarken Atreus’un oğlu Pleisthenes’i de beraber götürdü ve kendi oğlu gibi büyüttü. Oğlan büyüyünce Thyestes onu Atreus’u öldürmeye yolladı. Ancak Atreus kendi öz oğlu olduğunu sonradan anladığı Pleisthenes’i öldürdü. Atreus Krallığı bölüşmek vaadi ile, sefalet içinde dolaşıp duran kardeşi Thyestes’i çocuklarıyla beraber yanına getirtti. Sonra bir yolunu buldu. Thyestes’in oğullarını gizlice kestirdi. Barışma ziyafetinde babalarının önüne yemek diye koydu. Hiçbir şeyin farkında olmayan Thyestes oğullarını yedikten sonra Atreus oğlunun pişirilmemiş uzuvlarını lanetler savurarak, küfürler ederek, masayı devirdi. Duyduğu dehşetten nefretten Güneş bile üzüldü, şaşırdı, gökteki yolunu tamamlamadan geri döndü.

Akhilleus’un babası Peleus gibi dönemin yiğitlerinden ve güçlü savaşcılarındandır, ancak Atreus biraz daha çok gaddarlığıyla tanınan bir şahsiyettir, Atreus’ların laneti bir çok yazara ve şaire esin kaynağı olmuştur.

Aşil
Ölümlü bir baba olan Peleus ile bir tanrıça olan Thetis’in oğlu olan yarı tanrı Aşil(Fransızca okunuşu Aşil iken aslı olan yunanca yazımı ve okunuşu Akhilleus’tur) Yunan mitolojisinin en önemli kahramanlarından biridir. Thetis oğlunu ölümsüzlük nehri Styx’de yıkarken elini suya değdirmemesi öğütlendiği için, onu sol topuğundan tutup suya batırmıştır. Yalnızca oradan vurulursa öleceğine inanılır. Efsaneye göre, öleceğini bildiği halde Helen’i geri almak için yapılan Truva Savaşı’na katılmış ve Truva prensi Paris tarafından sol topuğundan zehirli okla vurularak ölmüştür. Bu yüzden ayak topuğunda yer alan tendona aşil tendonu adı verilir.

Başka bir anlatı da şöyledir:

Thetis’ten doğacak çocuğun tüm tanrılardan daha güçlü olacağı kehaneti üzerine Thetis Peleus ile yani bir ölümlü ile zorla evlendirilmiştir. Thetis doğan çocuklarının ölümlü taraflarını yok etmek için kocasından gizlice onları doğar doğmaz ateşte yakar ama çocukları bu yüzden ölür. Thetis son oğlu Akhilleus’u (Aşil) ateşe tutarken Peleus onu yakalar. Akhilleus’un sadece topuğu yanmamıştır. İlk büyük Eski Yunan şairi olan Homeros’un, Truva Savaşı’nı anlatan İlyada adlı eserinde Aşil’in mezarının yeri tarif edilir. Bu tarife göre, Aşil’in mezarının, bugün Çorum ili Osmancık ilçesi sınırları içinde bulunan Adatepe’de olduğu iddia edilmektedir.