Etiket: şair

Elvan-ı Şirazi Hakkında Bilgi

Hayatı hakkında kaynaklarda yeterli bilgi bulunmasa da,Orhan Gazi zamanında Anadolu’ya yerleşen Türkleşmiş İranlı bir aileye mensup bulunduğu ve ataları Şîrazlı olduğundan Şîrâzî nisbesiyle tanındığı ileri sürülmektedir.

Şeyh Elvan-ı Şirazî, Mahmud Şebüsteri’nin Gülşen-i Râz adlı Farsça eserini 1426’da Türkçeye tercüme ederek II. Murad’a sunmuştur. Tercüme-i Gülşen-i Râz’ı tamamladığı 829 (1426) yılında elli yaşında olduğunu bildirmesinden hareketle (Süleymaniye Ktp., Mihrişah Sultan, nr. 173, vr. 7a) 779’da (1377) doğduğunu söylemek mümkündür.Elvân-ı Şîrâzî’nin ölüm tarihi de belli değildir.

Gülşen-i Râz’ın Farsça aslı 1000 beyit olduğu halde çevirisi 3000 beyte yakındır. Mefâ’îlün mefâ’îlün fe’ûlün Okumaya Devam Ediniz…

Yüzyıllara Göre Divan Edebiyatı Şairler ve Yazarları

Yüzyıllara Göre Divan Edebiyatı Şairleri-Yazarları harf sırasına göre sıralama yapılarak düzenlenmiş ve sitemizde tanıtımları yapılmış olanlar için link bağlantıları verilmiştir. Konu içerisinde bağlantı linkleri tarafımdan aralıklarla güncelleştirilmektedir. Son Güncelleme tarihi: 22 Tem 2019

13. 14. Yüzyıl Divan Edebiyatı – 13.14.Yüzyıl Nazım

* Ahmedî, (Tacüddin)
* Ahmet Fakih
* Âşık Paşa
* Fahri
* Gülşehri
* Hoca Dehhani
* Kadı Burhaneddin
* Kemaloğlu
* Mehmed
* Mesud Bin Ahmed
* Mustafa Darir
* Pir Mahmud
* Seyyid İmadettin Nesimi
* Sultan Veled
* Şeyhoğlu Sadreddin Mustafa
* Şeyyad Hamza
* Yunus Emre
* Yusuf Meddah

Okumaya Devam Ediniz…

Ey Hira Yüreklim – Ergün Küçüktopçu

Ey Hira Yüreklim…!
Ellerimle Elini Tuttuğum, Aşk’ı Tanıyan Yüreğin Cennete Götüren Rehberim Olsun. Dualarımın Öznesi Olan Yâr Dün Gece Yine Resmine Baktım Yatmadan, Gözlerinde Beni Gördüm, Yüreğindeki Acıyı Gördüm,
Hüzünü Gördüm.
Dedim Kendi Kendime,
Aşk Hakkımmıdır Bilmem, Ama Hak Aşkımdır. Yüreğimi Özenle Koruyorum, Çünkü İçinde Sen Varsın….. Marifet İki Yüreğin Bir Olması Değilmiydi Zaten, Biz Tek Yürek Olduk Seninle Kurbanım. Eğer Sana Kavuşmadan Ölürsem…
Vallahi Ölüm’e de Aşk Olsun!…
Senin İsminle Uyanıyorum Her Sabah…! Bir Sevinç Kaplıyor Yüreğimi Çünkü Sen Varsın Sol Yanımın Bekçisi.
Ey Hira Yüreklim….!
Kudüs Bakışlım, Ravza Yüreklim, Dualarımın Okumaya Devam Ediniz…

Dünya Senin Değildir,Kendini Ev Sahibi Sanma

Misafir olduğun yere gönül bağlama..!
Kapısına dayanma, çürüktür.
Suretine aldanma..!
Cazibesine kapılma..!
Dünya senin dünyan değildir.
Kendini ev sahibi sanma..!
Sana muhabbet duyan her faniye gönül verme..!
Sürünen yılanlar gibi gövden yerde sinsi sinsi yürüme..!
Dünyanın yılanı olma..!
Ahiretini şu arz uğruna yakma..!
Sana kapı gösteren her kişiye aldanma..!
Hasılı…
Sen şu viranede bir ölümlüsün.
Düzenini bakiye kur.
Nasıl olsa ölüm gelecek dağılacaksın.
Dağıtmadan ölüm seni, kendine gel..!
Haramilere şu canını kaptırma..!
Dünya kabuktur, sen özünü ara..!
Dünya yolculuktur sen yolunu bul..!
Dünya bir kazandır sen onun içinde pişen aş ol..! Okumaya Devam Ediniz…

Ey Gönlüm Aşk İstiyorum

Ey Gönül Bana Öyle Bir Kelâm Et Yüreğimi Söküp Dağlayayım.
Sen Bilmezsin Belki ;Senin Canın Yanmasın Diye Sol Yanıma Bile Yatmadığımı.
Özlemek Ne Renkti Sen Bilmezsin,
Öyle Bir Yalnızlığa Daldım Ki ;Şiirde ki kelimelerimin Dizi Tutmuyor.
Ne zaman Yağmur Yağsa Bu Şehre, Sen Kokuyorsun Islak Toprakta.
Kim bilir Ne Şanslıdır Yaşadığın Şehir.
Çünkü Sen Varsın.
Ey Gönlüm “Aşk” İstiyorum,
Sadece “Aşk” Altında Islanabileceğim,
Yüreğimde Şimşekler Çakacak,
Ferhat Gibi, Mecnun Gibi, Leyla Gibi Şirin Gibi Yakacak “Aşk” İstiyorum.
Ey Mahşere Kalmış Sevgili ;Sükûtum, Aşka Açılan Pencerem, Matemimde ki Gözyaşım, Suskunluğum da ki Çığlığım,
Yüreğimdeki Feryadım, Sana Hasret Sana Meftun Bu Yüreğim.
Gel Yüreğime, Aşka Rabıtalı Gönlüme Gel.
Hüzün Koktu Yine Her Yer Yine Hazan mı? Var. Okumaya Devam Ediniz…

Cemali Hakkında Bilgi

Şeyhî’nin yeğeni olan Cemâlî, Fatih dönemi şairlerinden olup Akşehirlidir. 1410 yılına yakın bir tarihte doğduğu ve II. Bayezid’in saltanatının son yıllarında vefat ettiği göz önüne alınırsa, uzun bir ömür sürmüş ve bu üç padişah döneminde şiirler yazmıştır. Şeyhî’nin Hüsrev ü Şîrîn adlı mesnevisine zeyl yazmıştır. Gülşen-i Uşşâk adlı mesnevisini 1446 yılında yazan şairin Miftahü’l-Ferec mukaddimesinde yer alan,

Şâh içün düzmiş idüm bir hoş kitâb
Kim safâ bulurdı andan şeyh ü şâb
….
Anı tertîb eyledüm Sultân içün
Bunı tertîb it Mehemmed Han içün

şeklindeki beyitlerinden saraya yakın bir şair olduğu anlaşılmaktadır. Fetihten sonra İstanbul’a gelen şair, yazdığı kaside ve kıtalarında İstanbul’u n fethini anlatmış ve Fatih Sultan Mehmed’i övmüştür. Kasidelerinin yanında gazel ve kıtalarında da övgüye yer veren Cemâlî, sevgili ve aşk konulu gazeller de yazmıştır. Cemâlî’nin Okumaya Devam Ediniz…

Cem Sultan Hakkında Bilgi

Cem Sultan, Edirne’de 23 Ocak 1459 tarihinde doğmuştur. İyi yetiştirilmiş, Farsçayı ve Arapçayı çok iyi öğrenmiş, kültürlü, şair yaradılışlı bir şehzade olan Cem, dokuz yaşında Kastamonu sancak beyliğine gönderilmiştir. Fatih, 1473 yılında Uzun Hasan üzerine çıktığı seferde Cem’i Edirne’de yerine bırakmış ve Rumeli’nin korunmasını onavermiştir. 1474 yılında Şehzade Mustafa’nın ölümü üzerine Cem’i Konya’ya, Karaman eyaletine göndermiştir. Burada altı yıl kalan şehzade, 3 Mayıs 1481 tarihinde Fatih’in ölümü üzerine saltanat kavgalarına karışmış, ancak II. Bayezid ile yaptığı mücadeleyi kaybetmiştir. Güvendiği bazı adamlarının ihanetine uğrayan Cem Sultan, 25 Eylül 1481 tarihinde Kahire’ye gitti. 1482’de Rodos’a, 1489’da Roma’ya ve 1495 yılında Napoli’ye giden Cem, 25 Şubat 1495 tarihinde Napoli’de vefat etti. Ancak onun Avrupa’daki hayatı bir nevi esaret idi. Dört sene sonra da

Okumaya Devam Ediniz…

Cafer Çelebi Hakkında Bilgi

Cafer Çelebi,856 Şabân ayında (Ağustos 1452) Amasya’da doğmuştur. İlk öğrenimini Amasya’da babasından ve Amasya’nın önde gelen âlimlerinden almıştır. Eğitimini tamamlamak için Bursa’ya gitmiş ve Hâcı Hasan-zâde’den mülazım olmuştur. Önce Simav’da bir medreseye, sonra Simav kadılığına, 1489 yılında Edirne Bâyezîd İmâreti mütevelliliğine atanmıştır. 1492 yılına kadar süren bu görevden sonra İstanbul’daki Mahmûd Çelebi Medresesi müderrisliğine getirilmiştir. 1497’de Dîvân-ı Hümâyûn’a nişancı tayin edilmiştir.1497’de Dîvân-ı Hümâyûn’a nişancı tayin edilmiştir. 1511 yılındaki yeniçeri ayaklanmasından sonra padişah tarafından azledilmiş ve bir müddet devlet görevinde bulunmamıştır. Cafer Çelebi, inşâdaki kabiliyeti dolayısıyla II. Bâyezîd gibi Yavuz Sultân Okumaya Devam Ediniz…