Türkiye Hakkında Bilgiler

Türkiye Hakkında Bilgiler

Türkiye (resmi adı Türkiye Cumhuriyeti) Güneybatı Asya ile küçük bir bölümü Avrupa kıtasında yer alan ülke. Başkenti Ankara olan ülkenin en büyük kenti İstanbul’dur. TÜİK tarafından açıklanan rakama göre Türkiye nüfusu 2021 yılına girerken, bir önceki sayıma göre 459 bin 365 kişi artış göstererek 83 milyon 614 kişi olmuştur. Türkiye’nin toplam yüz ölçümü 780 574 (36. sırada) kilometre karedir.

Türkiye doğuda Gürcistan Ermenistan Azerbaycan ( Nahcivan) ve İran ile; güneyde Irak ve Suriye; ve batıda Ege Denizi Yunanistan ve Bulgaristan ile komşudur.

Tarihi:
Türkiye; çok eski devirlerden beri bilinen bir ülkedir. Türkiye olarak bilinen Anadolu daima göçlere istilalara uğramıştır. Doğu ve batı Asya ve Avrupa kıtalarının köprüsü özelliğinde olduğundan çeşitli kavim devlet kültür ve medeniyetleri bünyesinde barındırdı. Hattiler M.Ö. 2500-2000 yılları arasında ‘da Mezopotamya etkisindeki medeniyeti temsil ettiler. (M.Ö. 2000 yıllarında Anadolu’da Hititler Trakya’da Trakların oturduğu kabul edilir. Hititler Orta Anadolu’da M.Ö. 1850’de devlet kurarak genişlediler. Anadolu’nun tamamına yakınına hakim oldular.

Arkeolojik kazılarda bulunan kültür ve medeniyet eserleri meydana getirdiler. Yapılan kazılarda Alacahöyük ve Boğazköy’de Hitit eserleri bulundu. Hititler zamanında batıdan İyonlar doğudan İzmir Asurlular Urartular güneydoğudan Hurriler ve Mitannilerin istilasına uğradı. Traklar ise Trakya’da kabileler halinde yaşıyorlardı. M.Ö. 1000 yılında ise Anadolu; Geç Hititler Asurlular Urartular Frigyalılar Lidyalılar Medler ve Perslerin hâkimiyetine girdi.

Bunlardan sonra Trakya dahil Makedonya ve Romalıların eline geçti. Romalıların M.S. 395 yılında ikiye ayrılmasıyla Türkiye toprakları Doğu Roma da denilen Bizanslıların payına düştü. Bizanslılar Türkiye’ye önceleri bütün sonraları da fasılalı olarak kısmen hakim oldular. Bizanslılar (395-1453) devrinde Türkiye Anadolu tarafından Partlar Sasaniler Haçlılar ve Moğolların taarruz ve istilasına uğradı.

Hulefa-i Raşidin ( Dört Halife Devri) Emeviler Abbasiler Selçuklular Atabekler Memlukler Anadolu Beylikleri Karakoyunlular Akkoyunlular ve sonunda Osmanlıların fethine uğradı. Trakya ise Avrupa Hunları Avarlar Bulgar Türkleri Peçenekler Haçlılar ve Slavların taarruzuna uğradı.

Türkiye toprakları 11. yüzyıldan itibaren Türk kavimlerinin akınına uğramaya başladı (Bkz. Türkler). Selçuklular Anadolu fethine başlayıp tamamladılar. Anadolu’nun Türkleşip İslamlaşmasında çok hizmetleri geçti. Türkiye’nin Anadolu ve Trakya toprakları 13. yüzyılda başlayıp 15. yüzyılda tamamlanan Osmanlı hâkimiyetine girdi. Türkiye Osmanlı Devletinin son zamanına kadar taarruz ve istilaya uğramadı.

Osmanlı Devletine karşı 19. yüzyılda Rusya Papalık çeşitli uluslararası yıkıcı ve bölücü fikir akınlarıyla politikaların gizli ve aşikâr taarruzuna uğradı. Yirminci yüzyılda ise hiç yoktan Birinci Dünya Savaşına sokularak güçsüz düşürülüp taarruz ve istila edildi. Türkiye; İngiltere Fransa İtalya Yunanistan ve sömürge kuvvetlerince işgal edildi. Türk Milleti işgalcilere karşı tarihe altın harflerle yazılan Bağımsızlık Mücadelesini verdi. Milli Mücadeleyi kazandı.

İstiklal Savaşı yıllarında 23 Nisan 1920’de Ankara’da kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi Türkiye’de köklü değişiklikler reformlar yaptı. Türk milletinin kazandığı zaferler sonunda; TBMM ve başkanı Mustafa Kemal Paşa Türkiye’de her alanda inkılaplara başladı. İnkılaplar devrin şartlarına göre çok güç olmasına rağmen bütün engeller aşılarak kararlaştırılıp uygulandı. Bu inkılaplar “Atatürk İhtilali” ya da “Kemalizm” adıyla bilinmektedir.

Birinci Dönem TBMM (1920-1923) devrinde; Osman Gazinin 1281 yılında Kayı Beyi olmasından beri devam eden Osmanlı Hanedanını sona erdiren 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılması ve halifeliğin Osmanlı Hanedanına mensup en yaşlı ve ahlakla ilimce en uygununun TBMM’ce seçimine dair kanun çıkarıldı. İkinci Dönem TBMM  (1923-1927) devrinde uzun görüşmeler ve çok çetin müzakereler sonunda bugünkü sınırlarımızı bazı hukuk kuralları ve siyasetimizi tespit eden Lozan Antlaşması imzalandı.

Lozan Antlaşmasından sonra İkinci Dönem Meclisi şu inkılapları yaptı: 29 Ekim 1923’teCumhuriyet ilan edilerek devletin idare şekli tespit edildi. 3 Mart 1924’te “Hilafetin İlgası ve Hanedan-ı  Osmaniye’nin Türkiye Cumhuriyeti memalik-i hariciyesine çıkarılması yine aynı gün Şer’iye ve Evkaf ile Erkan-ı Harbiye Vekaletlerin kaldırılmasına ilişkin kanunla Tevhidi Tedrisat kanunları da kabul edildi.

Şer’iye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılmasıyla ve vekalete bağlı bütün okul ve medreseler kapatıldı. Tevhid-i Tedrisat (Eğitim ve Öğretim) kanununun kabulüyle de bütün okulların eğitim ve öğretim işleri milli ve laik ilkeler doğrultusunda Milli Eğitim Bakanlığının idaresine bırakıldı. Şer’iyye Mahkemeleri kaldırılarak 8 Nisan 1924’te mahkemeler birleştirildi.

20 Nisan 1924’te devlete yeni bir düzen veren Anayasa Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edildi. Aşar Vergisi 17 Şubat 1925’te kaldırıldı. Saltanat ve hilafetin kaldırılması eğitimde birliğin sağlanması ve Cumhuriyetin ilanıyla girişilen inkılaplara yenileri eklenerek yenileme çabaları sürdürüldü. 25 Kasım 1925’te Şapka Kanunu çıkarılarak fes kaldırıldı.

Tekke zaviye ve türbelerin kapatılmasına ilişkin 2 Eylül 1925 tarihli kararname 30 Kasım 1925’te yayımlanan kanunla kesinleşti. Hicri takvim Ezani yani alaturka saat yerine 25 Aralık 1925’te Miladi takvim vasati yani alafranga saat sistemi kabul edildi. 17 Şubat 1926’da Medeni Kanun kabul edilerek kadının hukuki durumu yeniden düzenlendi. İktisadi müesseselerde Türkçe Kullanılması Kanunu 10 Nisan 1926’da kabul edildi. 1 Temmuz 1926’da Kabotaj Hakkı yürürlüğe girdi. 28 Mayıs 1927’de Sanayii Teşvik Kanunu çıkarıldı.

Türkiye

Üçüncü Dönem TBMM (1927-1931) devrinde şu inkılaplar yapıldı: Laiklik esası 9 Nisan 1928’de Anayasaya alınarak kurumlar laikleştirildi. 24 Mayıs 1928 Latin rakamı inkılabından sonra Kasım 1928’de otuz altı harfli Osmanlı elifbası yerine yirmi dokuz harfli Latin alfabesi kabul edildi.

14 Temmuz 1930’da kadınların belediye seçimlerine katılma ve 23 Aralık 1930’da seçilme hakları verildi. Türk Tarih Kurumu 15 Nisan 1931’de “Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti” adıyla kuruldu. Dördüncü Dönem TBMM (1931-1935) devrinde Türk Dil Kurumu “Türk Dili Tetkik Cemiyeti” adıyla 12 Temmuz 1932’de kuruldu. 31 Mayıs 1933’te Üniversite Islahatı Kanunu çıkarıldı.

21 Haziran 1934’te Soyadı 26 Kasım 1934’te Lakap ve Ünvanların Kaldırılması Kanunu çıkarılıp 5 Aralık 1934’te de kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı verildi. Türkiye Cumhuriyeti dış politikası kuruluşundan itibaren “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” esasına göre tespit edildi. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve inkılapların mimarı Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün 10 Kasım 1938’de ölmesinden sonra da açtığı yoldan gidildi.

Atatürk’ten sonra Cumhurbaşkanlığına İsmet İnönü getirildi. İsmet İnönü (1938-1950) devrinde bütün dünyayı saran İkinci Dünya Savaşı (1939-1945) çıktı. Türkiye fiili olarak harbe girmemesine rağmen savaş hali ve ekonomisi uyguladı. Bu devrede ülkede açlık çekilip hürriyetler kısıtlandıysa da 1946’da çok partili sisteme geçmesiyle iktidar ve tek parti çok sarsıldı. 1950 seçimlerinde iktidar Cumhuriyet Halk Partisinden Demokrat Partiye geçince İsmet İnönü Cumhurbaşkanlığını Celal Bayar’a devretti.

Celal Bayar’ın Cumhurbaşkanlığı Adnan Menderes’in Başbakanlığı Demokrat Partinin iktidarda kaldığı 1960 yılına kadar sürdü. 1950-1960 yılları Türkiye’nin hareketli bir iç ve dış politika yaşadığı devirdir. Türkiye dünya barışı için Birleşmiş Milletlerin çağrısı üzerine bir Türk Tugayını Kore’ye gönderdi. Türk Tugayı Kore’de komünistlere karşı müttefiklerinin ve bütün dünyanın takdirini toplayan zaferler kazanıp ittifak içindeki görevini hakkıyla yerine getirdi. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kore’deki başarıları Türkiye’nin itibarını arttırdı.

İkinci Dünya savaşından sonra Sovyet yayılmasına karşı kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatına yani NATO’ya kabul edildi. Türkiye’nin NATO’ya girmesiyle Sovyet yayılma ve tehlikesi sıcak savaşı durdurmuşsa da soğuk savaşın önüne bütünüyle geçilememiştir. İttifak sisteminin gereği üzerine 28 Şubat 1953’te Balkan Paktına 24 Şubat 1958’de Bağdat Paktı da denilen CENTO’ya girildi.

Demokrat Parti (1950-1960) zamanında dış münasebetlerin gelişmesi yanında memleket içinde de çok büyük gelişmeler oldu. Demokrasi işlerlik kazanarak İkinci Dünya Savaşı psikolojisinden memleket kurtarıldı. Türkiye kalkınma yolunda çok büyük mesafeler kazandı.

Cumhuriyet devrinde kurulan devlet teşekküllerinin faaliyetleri hızla arttırıldı. Hür teşebbüse imkan tanınmasıyla özel sektör de kalkınmadaki yerini aldı. Devlet kamu ve özel sektörün faaliyetlerinin arttırılmasıyla kalkınma çok hızlandı. Pek çok fabrika santral baraj site ve işyeri açıldı. Şehirleşme arttı. Eğitim ve öğretim kurumları arttırılarak imkanlar genişledi. Pek çok mesleki teknik ve dini okullarla ilkokul orta öğretim müesseseleri üniversiteler ve akademiyle bunlara bağlı fakülte ve yüksekokullar açıldı. Her sahadan eleman yetiştirilmesine ağırlık verildi.

Demokrat Parti iktidarı 27 Mayıs 1960’ta Türk Silahlı Kuvvetlerinin müdahalesiyle son bulup Cemal Gürsel Cumhurbaşkanı oldu. Cemal Gürsel’in 1966 yılına kadar devam eden Cumhurbaşkanlığı zamanında Kurucu Meclisçe 1961’de Anayasa ve aynı yıl seçimler yapıldı. İki defa ihtilale teşebbüs edilip hükumet buhranı görüldü. CENTO ülkeleri 21 Temmuz 1963’te Bölgesel Kalkınma İçin İşbirliği Teşkilatını (RCO) kurdular. Hükumet buhranı Adalet Partisinin iktidara gelip Süleyman Demirel’in Başbakan olmasıyla sona erdi.

Cemal Gürsel’in rahatsızlanıp 1966’da ölmesiyle Cevdet Sunay Cumhurbaşkanı oldu. Cevdet Sunay’ın Cumhurbaşkanlığı (1966-1973) zamanında öğrenci hareketleri üzerine Türk Silahlı Kuvvetleri 12 Mart 1971’de hükumete muhtıra verdi. Muhtıra üzerine Süleyman Demirel hükumeti çekildi. Partilerin iştirakiyle yeni hükumet kuruldu. Cevdet Sunay’dan sonra 1973’te Fahri Korutürk Cumhurbaşkanı seçildi. Fahri Korutürk’ün Cumhurbaşkanlığı (1973-1980) zamanında hükumet buhranları sık görüldü. Hiçbir parti çoğunlukta olmadığı için koalisyon hükumetleri kuruldu.

Sık sık hükumetler iş başından ayrıldı. hükumet buhranları toplumda anarşiyi arttırdı. Fahri Korutürk’ten sonra Cumhurbaşkanı dahi seçilemedi. Türk Silahlı Kuvvetleri ülke çapında devam eden anarşik hadiselerin sosyal buhranların önüne geçmek gayesiyle 12 Eylül 1980’de idareye el koydu. (bkz. 12 Eylül Darbesi) Anarşi durdurularak devlet yıkımdan kurtarıldı. Türkiye’ye huzur getirildi.

Genelkurmay başkanı Kenan Evren Konsey ve Devlet Başkanlığı vazifelerindeyken Danışma Meclisi Anayasa hazırladı. Anayasa 7 Kasım 1982’de halk oylamasına sunularak % 91.4 nispetle kabul edildi.

1982 Anayasasıyla beraber Kenan Evren’in Cumhurbaşkanlığı da milletçe kabul edildi. 1983’te seçimler yapılarak demokrasiye tekrar geçildi. Seçimde Anavatan Partisi çoğunluğu kazanarak Turgut Özal Başbakan oldu. 1987’de yapılan seçimleri de büyük çoğunlukla Anavatan Partisi kazandı.

Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in görev süresinin dolmasından sonra 1989’da Turgut Özal meclis tarafından Cumhurbaşkanı seçildi. Cumhurbaşkanı başbakanlığa Meclis Başkanı Yıldırım Akbulut’u atadı.

16 Haziran 1991’de yapılan kongrede Anavatan Partisi Genel Başkanlığına Mesut Yılmaz seçildi. Daha sonra Cumhurbaşkanı tarafından yeni hükumeti kurmakla vazifelendirildi. Mesut Yılmaz’ın başbakanlığı 20 Ekim 1991 seçimlerine kadar sürdü. 20 Ekim seçimlerinde hiçbir parti tek başına seçimleri kazanamadı. Demirel başkanlığında koalisyon hükumeti kuruldu.

Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın 1993’te vefatı üzerine bu makama DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel seçildi.

Cumhurbaşkanı 1993’te yapılan DYP Genel Başkanlığına seçilen Tansu Çiller’i yeni hükumeti kurmakla görevlendirdi. Tansu Çiller Demirel zamanındaki koalisyon hükumetine bazı bakanları değiştirerek devam etti…

Coğrafi verileri:
Konum: Asya Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirine çok yaklaştığı bir alanda yer alan Türkiye Cumhuriyeti doğuda Gürcistan Ermenistan Nahcivan ve İran batıda Bulgaristan ve Gürcistan güneyde Suriye ve Irak ile komşudur.

Coğrafi konumu: 36° 00′-42° 00′ Kuzey Enlem ve 26° 00′-45° 00′ Güney Boylam
Haritadaki konumu: Güney Batı Asya

Yüzölçümü: 814.578 km² (Yüzölçümünün %3’lük bölümü Avrupa kıtasında yer alan Asya topraklarıdır.)

Sınırları: toplam: 2627 km

Sınır komşuları: Ermenistan 268 km Azerbaycan 9 km Bulgaristan 240 km Gürcistan 252 km Gürcistan 206 km İran 499 km Irak 331 km Suriye 822 km

Sahil şeridi: 7200 km

İklimi: Türkiye’de başlıca üç iklim tipi görülür: Akdeniz iklimi Karadeniz iklimi ve karasal iklim.
Arazi yapısı: Yüksek bir ülke olan Türkiye`de yüzey şekilleri önemli ölçüde çeşitlilik gösterir. Birçoğu birbirine koşut sıralar halinde uzanan dağlar tek başına ya da çizgisel bir diziliş gösteren sönmüş yanardağlar üstleri yanardağ lavlarıyla ya da eski göllere ait tortul kayaçlarla kaplı olan ve vadilerle yarılmış plato düzlükler vadiler boyunca ya da ırmak ağızlarında genişleyen tabanı alüvyonlu ovalar bu çeşitliliğin başlıca öğeleridir. Bu çeşitlilik ülkenin yaşam koşulları ile ekonomik etkinliklerini önemli ölçüde etkiler.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Akdeniz 0 m

En yüksek noktası: Ağrı Dağı 5 166 m

Doğal kaynakları: Demir bakır kurşun kömür çıva krom uranyum ve diğer madenler.

Sulanan arazi: 36740 km² (1993 verileri)

Doğal afetler: Depremler seller

Coğrafi bölgeleri:
1941 yılında Ankara’da toplanan Birinci Coğrafya Kongresi uzun süren çalışmaları sonunda Türkiye’yi yedi coğrafi bölgeye ayırmıştır. Adı geçen kongrenin çalışmalarında;
Türkiye’nin üç tarafının denizle çevrilmiş olması uzun kenarları boyunca kıyıya paralel dağ sıralarının bulunuşu bu dağların yüksek ama az engebeli olan orta kesimi deniz etkisinden ayırması bu yüzden kıyı şeridiyle iç kesimler arasında iklim doğal bitki örtüsü tarım çeşitlerinin dağılımı ve bunların ulaşım sistemlerine ve konut tiplerine etkisi gibi etmenler göz önünde tutulmuş ve Türkiye’nin dört kenar bölgeyle üç iç bölgeye ayrılması mümkün olmuştur.

Tespit edilen yedi bölgeden ilk dördüne komşu olduğu denizin adı verilmiştir. ( Karadeniz Marmara Ege ve Akdeniz Bölgeleri). Diğer üç bölge de Anadolu bütünü içindeki yerlerine göre adlandırılmıştır (İç Anadolu Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri).

KARADENİZ BÖLGESİ
İsmini Karadeniz’den alan bölge Sakarya Ovası’nın doğusundan Gürcistan sınırına kadar uzanır. Büyüklük bakımından bölgelerimiz arasında 3. sırada yer alır. Doğu-batı genişliği en fazla olan bölgemizdir. Bu sebeple doğusu ile batısı arasında yerel saat farkı en fazla olan bölgemizdir.

Bölümleri:

  1. Doğu Karadeniz Bölümü:
    2-Orta Karadeniz Bölümü
    3-Batı Karadeniz Bölümü

MARMARA BÖLGESİ
Marmara Bölgesi Balkan Yarımadası ile Anadolu arasında bir geçiş alanı oluşturur. Avrupa ve Asya bu bölgede birbirine bağlanır. Yaklaşık 67.000 km2lik yüzölçümüyle Türkiye yüzölçümünün %85’ini kaplar. Adını bütünüyle toprakları içinde kalan ve boğazlar aracılığıyla Karadeniz ve Ege Denizi’ne açılan aynı adlı iç denizden alır. Ege kıyıları açığında yer alan Bozcaada ve Gökçeada (İmroz) da Marmara Bölgesi alanına girmektedir.

Marmara Bölgesi doğuda Karadeniz Bölgesi ve İç Anadolu Bölgesi güneyde Ege Bölgesi kuzeybatıda da Yunanistan ve Bulgaristan ile çevrilidir. Diğer bölgelerde olduğu gibi Marmara Bölgesi’nin sınırları da her yerde il sınırlarına uymaz. Edirne Kırklareli Tekirdağ İstanbul Kocaeli ve Yalova illeri bütünüyle bölge sınırları içindedir. Sakarya Bilecik Bursa Balıkesir ve Çanakkale illerinin bazı toprakları ise Ege ve Karadeniz Bölgelerinin sınırları içinde yer alır.

EGE BÖLGESİ
85.000km2 dolayındaki yüzölçümüyle Türkiye topraklarının yaklaşık %11’ini kaplayan kuzeyde Marmara Bölgesi’ne doğuda İç Anadolu Bölgesi’ne güneydoğuda Akdeniz Bölgesi’ne komşu olan bölgemiz batıda da Ege Denizi’yle çevrilidir (adını komşu olduğu denizden alır).

AKDENİZ BÖLGESİ
Akdeniz Bölgesi Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesinden biridir. Anadolu’nun güneyinde Akdeniz kıyısı boyunca uzanır; genişliği 120-180 km arasında değişir. Batı ve kuzey batısında Ege Bölgesi kuzeyinde İç Anadolu Bölgesi doğusunda Güney Doğu Anadolu Bölgesi Güneyinde ise Akdeniz bulunur. Güney doğudan Suriye ile komşudur. Yüzölçümü 110000 km2 dolayındadır; Türkiye toplam alanının yaklaşık %14’nü kaplar. Kıyı uzunluğu doğuda Suriye sınırından batıda Dalaman Çayına kadar 1542 Km’dir. Bölgenin batı sınırı daha batıdaki Karaağaç koyuna kadar uzanır.

İÇ ANADOLU BÖLGESİ
İç Anadolu Bölgesi orta Anadolu adıylada bilinen ve Doğu Anadolu Bölgemizden sonra 2.büyük coğrafi bölgemiz olan iç Anadolu’nun yüzölçümünün genişliğine oranla nüfusu fazla değildir. Marmara Bölgesi’den iki kat geniş olan bu bölgede Marmara Bölgesi kadar nüfus yaşar. Anadolu’nun çeşitli bölgeleri arasındaki yollar İç Anadolu’dan geçtiği için bu bölge eski yerleşme alanı olmuş ticaret yolları üzerinde yer alan yörelerde yerleşme alanları büyüyerek büyük kentler haline dönüşmüştür.

DOĞU ANADOLU BÖLGESİ

Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinden biri olan Doğu Anadolu Bölgesi; doğuda Ağrı Dağı’ndan Uzun yayla’ya kuzeyde Doğu Karadeniz Sıradağları’nın iç sınırlarından güneyde Güneydoğu Torosları’na kadar uzanır. Bir üçgeni andıran bölge yaklaşık 163.000km2’lik yüzölçümüyle Türkiye’nin en büyük coğrafi bölgesidir. Türkiye’nin %21’ini kaplar.

Bögenin bölümleri

  • Yukarı Fırat Bölümü.
  • Erzurum Kars Bölümü
  • Yukarı Muratvan Bölümü
  • Hakkari Bölümü

GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ
Güneydoğu Anadolu Bölgesi Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesinden en küçük olanı.Irak ve Suriye’nin kuzeyinde Doğu Anadolu Bölgesi’nin güneyinde Akdeniz Bölgesi’nin doğusunda ve İran’ın batısında yer alır.

Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinden biri. Doğu Anadolu ve Akdeniz bölgeleri ile komşu olan Güneydoğu Anadolu yüzölçümü bakımından en küçük bölgedir. Yüzölçümü 57.000 km2 olup Türkiye’nin % 75’ini kaplar. Suriye ve Irak’la sınırı vardır. Doğu Anadolu bölgesiyle olan sınırını bir yay gibi uzanan Güneydoğu Torosların güney etekleri meydana getirir. Bölge Akdeniz bölgesinden Gaziantep Platosu ile ayrılır. Suriye sınırı Kilis’in hemen güneydoğusundan başlayıp demiryolu hattı boyunca Dicle’ye kadar devam eder. Dicle’ye doğudan katılan Habur Suyu Irak sınırını meydana getirir.

Yorum yapın