İçeriğe geç

Ayak ile İlgili Deyim ve Atasözleri

Ayak ile İlgili Deyim ve Atasözleri

Türk Kültüründe Ayak ile İlgili Deyim ve Atasözleri

Ayak, Türk kültüründe hem fiziksel hareketleri hem de mecazi anlamlarıyla zengin bir ifade aracı olmuştur. Bu sayfada, ‘ayağını yorganına göre uzat‘ gibi pratik hayat dersleri veren atasözlerinden, ‘ayak uydurmak‘ gibi sosyal uyumu anlatan deyimlere kadar 60’tan fazla ayak temalı sözü bir araya getirdik. Her birinin günümüz Türkçesiyle detaylı açıklamalarını bulabileceğiniz bu kapsamlı rehber, Türkçenin günlük hayattaki zenginliğini gözler önüne serecek.

Kerim Yarınıneli / KerimUsta.com

Ayak ile İlgili Deyim ve Atasözleri

  • Akılsız başın cezasını (zahmetini) ayak çeker (Atasözü) Bir işte düşüncesizce davranan kişi her türlü olumsuz sonuca katlanır.
  • Atlar nallanırken kurbağalar ayak uzatmaz(Atasözü) Küçükler büyüklerin yanında hadlerini bilmelidir.
  • Ayağı (ayakları) dolaşmak(Deyim) Yürürken telaştan ayakları birbirine takılmak.
  • Ayağı (ayakları) suya ermek(Deyim) Bir gerçeği anlayarak aklı başına gelmek.
  • Ayağına (ayaklarına) kapanmak(Deyim) 1) Alçalırcasına yalvarmak. 2) Bağışlanmak için yalvarmak.
  • Ayağını (ayaklarını) öpeyim(Deyim) ‘Yalvarırım’ anlamında kullanılan bir söz.
  • Ayağını (ayaklarını) sürümek(Deyim) 1) Verilen bir işi ağırdan almak; 2) Bir yerden uzaklaşmak üzere bulunmak; 3) Halk inanışına göre bir kimse gelirken ardından başkalarının da gelmesine yol açmak; 4) Ölmek üzere olmak.
  • Ayağının (ayaklarının) altını öpeyim(Deyim) ‘Yalvarırım’ anlamında kullanılan bir söz.
  • Ayak açmak (vermek)(Deyim) Aşıklar arasındaki tartışmalarda veya sıralı söyleyişlerde söze başlamak amacıyla kelime, kelimeler takımı, dize, beyit ile konuyu belirtmek.
  • Ayak almadık taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz(Atasözü) İnsan, yaşamı boyunca çeşitli engellerle ve güçlüklerle karşılaşır.
  • Ayak almak(Deyim) Çalınan çalgıya uymak.
  • Ayak atmak(Deyim) 1) Girmek. 2) İlk kez gitmek.
  • Ayak bağı olmak(Deyim) Bir yere gidilmesine veya bir işin yapılmasına engel olmak: Bu çocuk bana ayak bağı oluyor.
  • Ayak basmak(Deyim) 1) Bir yere varmak, ulaşmak. 2) Girmek, gelmek, uğramak. 3) Mesleğe girmek; 4) bir yere bağlanmak.
  • Ayak basmamak(Deyim) Bir yere hiç uğramamak.
  • Ayak çekmek(Deyim) Kandırmaya çalışmak, avutmak.
  • Ayak diremek(Deyim) Bir düşünceyi, bir davranışı sonuna kadar sürdürmek, kendi tutumundan şaşmamak.
  • Ayak oyununa gelmek(Deyim) Kandırılmak.
  • Ayak sürümek(Deyim) 1) Verilen bir işi ağırdan almak; 2) gönderilen yere isteği ile gitmemek.
  • Ayak tutmak(Deyim)
    1) Mâni yarışmalarında karşısındakine uyması gereken uyağı vermek. 2) Öncülük etmek, 3) söz açmak, 4) ileride söylenecek bir söze önceden zemin hazırlamak.
  • Ayak uydurmak(Deyim) 1) Yürüyüşte adım atışını başkalarınınkine uydurmak; 2) Ayak açmak; 3) Mec. Kendi gidiş ve davranışını başkasınınkine benzetmek.
  • Ayak üstünde olmak(Deyim) 1) dinç olmak, canlı olmak. 2) İş görür durumda olmak.
  • Ayak vermek(Deyim) Aşık atışmalarında dinleyicilerden biri uyak belirtmek.
  • Ayak yapmak(Deyim) Birini aldatmak, kandırmak için dalavere çevirmek.
  • Ayakaltına almak(Deyim) Hakir görmek, gözden çıkarmak.
  • Ayakaltında bırakmak(Deyim) Ezilmesine, yok olmasına göz yummak, korumamak.
  • Ayakaltında dolaşmak(Deyim) Bir işe yaramadığı hâlde herkesin işine engel olacak bir biçimde ortalıkta dolaşmak.
  • (Ayakkabı) ayağını vurmak(Deyim) Ayakkabı ayağını yara etmek.
  • Ayakkabı vurmak(Deyim) Ayakkabı ayağı zedelemek, ayağı rahatsız etmek.
  • Ayakkabılarını çevirmek(Deyim) 1) Konuk ayakkabılarını gidiş yönüne doğru düzgün bir biçimde sıralamak; 2) Mec. Bazı davranışlarla konuğu gitmeye zorlamak.
  • Ayaklar altına almak(Deyim) Önem verilmesi gereken şeyleri hiçe saymak, çiğnemek.
  • Ayaklar baş, başlar ayak olmak(Deyim) Değersiz kimseler başa geçip değerli kimseler ise en geride bırakılmak.
  • Ayakları geri geri gitmek(Deyim) Bir yere gönülsüz, istemeye istemeye gitmek.
  • Ayakları üstünde durmak(Deyim) Başkasının yardımına ihtiyaç duymadan güçlü bir biçimde sorunları çözebilecek durumda olmak.
  • Ayakları yere değmemek(Deyim) Çok sevinmek.
  • Ayaklarına (ayağına) kara su (sular) inmek(Deyim)
    Çok yorulmak, güçsüz, dermansız kalmak.
  • Ayaklarını yerden kesmek(Deyim) Bir taşıta binerek yürümekten kurtulmak.
  • Ayakta kalmak(Deyim) 1) Oturacak yer bulamamak; 2) Yıkılmamak, çökmemek. 3) Değerini yitirmemek, önemini korumak.
  • Ayakta uyumak(Deyim) Aşırı dalgın, şaşkın veya yorgun olmak.
  • Baş nereye giderse ayak da oraya gider(Atasözü) Küçükler büyüklerin izinde gider, her işte onları örnek tutarlar.
  • Binbir ayak bir ayak üstüne(Deyim) ‘Herkesin ayakta olduğu kalabalık’ anlamında kullanılan bir söz.
  • Bir ayak üstünde bin yalan söylemek(Deyim) Çok kısa sürede pek çok yalan söylemek.
  • Bir ayak üstünde kırk yalanın belini bükmek(Deyim) Çok kısa sürede pek çok yalan söylemek.
  • (Bir şeyden) el ayak (etek) çekmek(Deyim) Uzaklaşmak, kaybolmak.
  • (Bir şeyi) ayakta tutmak(Deyim) 1) O şeyin sürekliliğini sağlamak. 2) Bozulmasına, yıkılmasına, çökmesine engel olmak; 3) Bir kuruluşun yaşamasını sağlamak.
  • (Bir yer) ayağının (ayaklar) altında(Deyim) Yüksek bir yerden geniş bir alanı görür durumda.
  • (Bir yere) ayak atmamak(Deyim) Bir yere hiç gitmemek, uğramamak.
  • (Birini) ayakta tutmak(Deyim) 1) Oturtmak gerekirken oturtmamak; 2) oyalamak.
  • Boş çuval ayakta (dik) durmaz(Atasözü) 1) Karnı doymayan kimse çalışamaz; 2) Bilgisiz ve yeteneksiz bir kişi, kendisine verilen görevlerde tutunamaz.
  • Dört ayak üstüne düşmek(Deyim) 1) Tehlikeli bir durumdan zarar görmeden kurtulmak; 2) İşi rast gitmek.
  • El ayak çekilmek(Deyim) Ortalıkta hiç kimse kalmamak, ıssızlaşıp sessizleşmek.
  • (El, ayak, parmak) çivi gibi olmak(Deyim) Çok üşümek, donmak.
  • Elden ayaktan düşmek (kesilmek)(Deyim) Yaşlılık sebebiyle veya sağlığı büsbütün bozularak çalışamaz duruma gelmek
  • Gururunu ayakaltına almak(Deyim) Her türlü fedakârlığı göze alıp ödün vermek, ilkelerden vazgeçmek.
  • İnsan ayaktan, at tırnaktan kapar(Atasözü)
    Birçok hastalık insana ayağını üşütmesi, ata da tırnağı yoluyla gelir.
  • Karaya ayak basmak(Deyim) 1) Deniz, göl vb.nden karaya çıkmak; 2) deniz taşıtından karaya çıkmak.
  • Kedi gibi dört ayak üzerine düşmek(Deyim) En güç bir durumdan zarar görmeden kurtulmak.
  • Merdiven ayak ayak (basamak basamak) çıkılır(Atasözü) En yüksek mevkiye yavaş yavaş yükselerek çıkılır.
  • Ortama ayak uydurmak(Deyim) Çevreye uyum sağlamak.
  • Sağlam pabuç (ayakkabı) değil(Deyim) Bir kimsenin güvenilmez olduğunu belirten bir söz
  • Seyrek git sen (sıkça varma) dostuna, kalksın ayak üstüne(Atasözü) Kişi dostuna sık sık giderse seyrek gittiğinde gördüğü konukseverliği görmez.
  • Sinirleri ayakta olmak(Deyim) Çok sinirlenmiş veya öfkelenmiş bulunmak.
  • Sütçü beygiri gibi ayakta uyumak(Deyim) Çok tembel ve miskin olmak.
  • Yalın ayak, başı kabak(Deyim) Çok perişan bir kılıkta.

Kaynak: Türk Dil Kurumu Sözlüğü

📅 Güncellenme: 31.10.2025 (İlk yayın: 26.11.2019)
Beğendiyseniz Paylaşın
👁️ Bu yazı 183 kez okundu
Kerim Usta

Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise "Sevda"…

Tüm Yazılar

“Ayak ile İlgili Deyim ve Atasözleri” hakkında 2 yorum

Yorum yapmaya ne dersiniz?

Sitemiz, deneyimini geliştirmek için çerezleri kullanır. Gizlilik Politikamız ve Aydınlatma Metni hakkında daha fazla bilgi edinebilirsin.
KVKK ve GDPR kapsamında tercihlerinizi yönetebilirsiniz.
Çerez Tercihlerinizi Yönetin (KVKK & GDPR)
Zorunlu Çerezler Sitenin çalışması için gereklidir. KVKK madde 5/2-f kapsamında işlenmektedir.
Analitik Çerezler Site performansını anlamamızı sağlar. GDPR 6/1-a, KVKK 5/1-a kapsamında işlenir.
İşlevsel Çerezler Kullanıcı deneyimini iyileştirir. GDPR 6/1-a, KVKK 5/1-a kapsamında işlenir.