Abdülkadir Geylani’nin Öğretileri ve Sözleri

Abdülkadir Geylani’nin Öğretileri ve Sözleri

Abdülkadir Geylani, İslam dünyasının önde gelen âlim ve mutasavvıflarından biridir. 12. yüzyılda İran’ın Geylan bölgesinde doğmuş ve buradan aldığı lakapla tanınmıştır. Hz. Ali’nin soyundan geldiği rivayet edilir. Bağdat’ta bir tekke kurarak çok sayıda öğrenci yetiştirmiş ve birçok kitap kaleme almıştır.

En ünlü eseri, “Fütuhu’l-Gayb” (Gaybın Açılımları) isimli tasavvufi bir risaledir. Bu eserde, Allah’a ulaşmanın yolları, kalbin gizemleri, nefsin eğitimi, sabır, şükür, tevekkül, zühd, takva gibi konuları işlemiştir. Abdülkadir Geylani’nin sözleri, öğütleri ve nasihatleri, yüzyıllardır İslam dünyasında okunmakta, dinlenmekte ve paylaşılmaktadır

Onun sözlerinden bazıları şunlardır:

  • Allah’ın muhabbetinde samimi olan, ne ayıp işitir, ne de kulağına ayıp gider
  • Müminin adeti önce düşünüp sonra konuşmaktır. Münafık ise önce konuşur, sonra düşünür.
  • Kendine bir ağırlık veren kimsenin hiçbir ağırlığı yoktur
  • Hüzünsüz bir neşe ve darlıksız bir bolluk olmaz
  • İnsan Allah’a kalıbıyla değil, kalbiyle ibadet eder
  • Kalp Kitap ve Sünnete göre amel ederse kurbiyet (yakınlık) kazanır. Bunu kazanınca da neyin kendi lehine ve aleyhine, neyin Allah için veya başkası için, neyin de hak ve batıl olduğunu bilir ve görür
  • Tasavvuf yolu zâhirî ve bâtınî hükümlere riayet etmeyi ve her şeyden fânî olmayı gerektirir
  • Yerini bilmeyene kader yerini öğretir
  • Sahte rabler boyundan çıkarılıp atılmadıkça, sebeplerle ilişik kesilmedikçe, fayda ve zararı insanlardan bilmeyi terk etmedikçe kurtuluş mümkün değildir
  • Kur’an’dan, hakkında tartışarak değil, içindekilerle amel ederek faydalanın
  • Sûfî bâtınını ve zâhirini Allah’ın Kitabına ve Resulünün sünnetine uyarak arıtandır.O, sâfiyeti arttıkça vücud denizinden çıkar; iradesini, dilek ve ihtiyarını terkeder.
  • Kalp sâlih olunca dâimî zikir elde edilir ve kalbin her tarafına Hakk’ın zikri yazılır. Böyle bir kalbin sahibinin gözleri uyuyabilir ama kalbi Rabbini zikreder
  • Sabır, hayrın temelidir
  • Sağlam bir kalp tevhid, tevekkül, yakîn, tevfik, ilim, iman ve kurbiyet ile dolar
  • Mürid tövbesinin gölgesinde, murâd ise Rabbinin inayetinin gölgesinde kâimdir
  • İnanan kimse Allah’tan başka kimseden korkmaz ve başkasından hiçbir şey beklemez
  • Zâhir fıkhını öğren, sonra bâtın fıkhına yönel
  • Zâhir ilimleri görünen kısmın ışığıdır. Bâtın ilimleri ise görünmeyen kısmın Bâtın bilgisi, seninle Rabbin arasındaki ışıktır
  • Kaderin gelmesinden rahatsız olma, onu kimse döndüremez ve kimse engel olamaz.Takdir olunan şey mutlaka gerçekleşir.
  • Bidâyetin zorluklarına sabrederseniz nihayetin rahatı size ulaşır
  • Bidâyet sıkıntıdır, nihâyet ise sükûn
  • Sâlihlerin kalpleri faydayı da zararı da Rablerinden bilir
  • Zühd ve tevhidi sağlam olan kişi, halkın elini ve varlığını görmez
  • Allah’tan başka veren ve üstün kılan görmez
  • Sıddîk gözünün, güneş ve ayın değil, Allah’ın nuruyla bakar
  • Hayânın hakikati, yalnızlıkta ve toplulukta Rab’dan utanmaktır
  • Kalp sırra, sır da Hakk’a itimat ederek sükûn bulur
  • Her çeşit hayır Allah katında, her çeşit şer de başkalarının yanındadır
  • İnsanlar arasında zenginle fakir ayırımı yapan kurtuluşa eremez
  • Bütün insanlar seni kendi menfaati için ister, Allah ise seni senin menfaatin için ister
  • Geçim yollarının yaratıcısını unutup geçim yollarına takılıp kalan, bakiyi unutup fani ile sevinen kimse ne kadar da cahildir!
  • Dünya bir topluluğa, ahiret bir topluluğa, Hak (cc) da bir topluluğa aittir
  • Tasavvuf yolu sâlihleri görüp onların sohbetlerini ezberlemekle katedilmez
  • Resulullah hariç her mahluk perdedir; Resulullah ise kapıdır
  • Hak’tan korkanın korkusu arttıkça kalbi ona korkuyu unutmayı öğretir. Onu Hakk’a yakınlaştırır. Ona müjdeler verir
  • Sûfîlerden biri demiş ki: “Fâsığın yüzüne ancak ârif kullar güler
  • Bir şeyi hatırlamak Allah’ı unutturuyorsa, o şey o kişi için uğursuzdur
  • Kulun kalbi Rabbine erince Rabbi onu kimseye muhtaç etmez
  • Sûfîlerin geceleri gece, gündüzleri de gündüz değildir
  • Sûfîler ‘niçin’i, ‘nasıl’ı, ‘yap’-‘yapma’yı unutarak, kendilerini Rablerinin önüne atmışlardır
  • Sûfîler ahirete göre akıllı, dünyaya göre delidirler
  • Allah’ı bilen kimsenin O’na karşı iradesi kalmaz
  • Allah’tan başka herşey puttur
  • Allah’a ancak, O’ndan başka herşeyi terkeden kimseler yaklaşabilir
  • Eğer O’nu bilseydiniz başkasını inkar eder, sonra da O’nun gayrısını O’nun vasıtasıyla bilirdiniz
  • Teslim ol, rahat bul
  • Allah’ı arayan O’nu bulur
  • Faydayı ve zararı Allah’ın dışındakilerden bilenler Allah’ın kulu değildir
  • Tövbe, yönetim değişikliğidir
  • Allah’ı tanıyan o’nu sever. O’nu seven o’na uyar. O’na uyan o’nu bulur. O’nu bulan o’ndan başkasını görmez.

Yorum yapın