Yunus Emre Hakkında Bilgi

Son Güncelleme Zamanı:

Kerim Usta -Yüzyıllara Göre Divan Edebiyatı
Yunus Emre’nin hayatına ait kesin bilgiler çok azdır. Onun doğduğu, yaşadığı yer ve hayatı hakkında söylenen menkıbeler ile çeşitli yerlerde onun için yapılmış makamlar ve mezarlar, bu büyük şairin mezarının bulunduğu yeri de belirsiz hale getirmiştir.

Kendi kurduğu Yunus mektebine mensup şairlerin şiirlerinin onunkilere karışması da Yunus’un kimliğinin belirlenmesinde karışıklıklara sebep olmuştur.

Yunus Emre’den sonra yaşayan Miskîn Yunus, Âşık Yunus, Dervîş Yunus gibi daha başka adlarla anılan veya Yunus adını taşıyan şairler onun hayatı gibi şiirlerini de gölgelemiştir.

Yunus Emre, eserlerindeki bilgilere göre Anadolu’da birçok yeri gezmiş, Halep’e, Şam’a, “yukarı iller” dediği Azerbaycan’a kadar gitmiş, Konya’da Mevlânâ’nın meclisinde bulunmuştur. O, şiirlerinde Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Ahmed Fakîh, Saltuk, Barak, Tapduk Emre ve Molla Kasım’dan bahseder. Saltuk ve Barak hariç bunların hepsi XIII. ve XIV. yüzyılda yaşayan kimselerdir. Yunus Emre, Adnan Sadık Erzi’nin Bayezid Devlet Kütüphanesi’nde bulunan bir mecmuada tespit ettiği bilgilere göre, h. 720/m. 1320 tarihinde 82 yaşında ölmüştür. Bu duruma göre, 1240 yıllarında II. Gıyaseddin Keyhusrev zamanında doğduğu tahmin edilen Yunus Emre, yaşlılık yıllarını son Selçuklu sultanı V. Kılıçarslan (1310-1318) ile Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Bey (1300-1322) zamanında geçirmiştir. XV. yüzyılda yazıya geçirilen Hacı Bektaş-ı Velî Velâyet-nâmesi’nde, XVI. yüzyılda yazılan Taşköprülüzade’nin Şakâyık-ı Nu’maniyye’sinde ve Lâmi’î’nin Nefehatu’l-Üns’ünde Yunus Emre’nin, Tapduk’un dervişi olduğu, uzun yıllar şeyhine hizmet ettikten sonra Sakarya havzasında bulunan Sarıköy’de yaptırdığı zaviyesinde bir süre halkı irşat ettikten sonra öldüğü ifade edilir.

Hacı Bektaş-ı Velî Velâyet-nâmesi’nde Yunus Emre ile şeyhi Tapduk Emre Bektaşî olarak gösterilir. Ancak Yunus Emre, şiirlerinde Tapduk Emre’ye bağlılığını sık sık belirttiği, Mevlânâ’nın, Ahmed Fakîh’in, Seyyid Necmüddîn, Geyikli Hasan vb. şahısların adlarını andığı halde Hacı Bektaş-ı Velî’den hiç söz etmemiştir. Yunus’un şiirlerinde Bektaşî olduğunu gösteren herhangi bir unsur da bulunmaktadır.

Yunus Emre ile ilgili çalışma yapanların da onun doğduğu ve yaşadığı yer konusunda farklı görüşleri bulunmaktadır. Cahit Öztelli ve İbrahim Hakkı Konyalı Yunus Emre’nin Karamanlı olduğu, Fuad Köprülü ise Sivrihisar yöresinde veya Bolu’ya ait Sakarya suyu çevresindeki köylerden birinde yetiştiği, Abdülbaki Gölpınarlı ve Faruk Kadri Timurtaş ise şairin Sarıköy’de yaşadığı ve orada vefat ettiği görüşündedir. Şahabeddin Tekindağ’ın ileri sürdüğü dördüncü bir görüşe göre, Yunus’un Konya ile Kayseri arasındaki illerden birinde yaşamış olma ihtimali vardır. Biz de, eldeki verilerin ve menkıbelerin ışığında Yunus’un Aksaray ve Kırşehir illerine yakın bir yerden olduğu kanaatindeyiz. Çünkü Hacı Bektaş’ın bulunduğu Suluca Karahöyük ve Tapduk Emre’nin yattığı yer buralardadır. Yunus’u da bu yerlerde aramak gerekir. Ayrıca Türkçenin o devirde Yunus hayatta iken yazılan büyük eserleri olan Mantıku’t-Tayr ve Garib-nâme de bu bölgede yazılmış eserlerdir. Yunus Emre, adı ve şöhreti Türk halkı arasında çok yaygın bir şairdir ve onun şiirleri bugün bile sevilerek okunmaktadır. Mevlânâ’nın onun için, “ilâhî konaklardan geçerken her çıktığım menzilde Yunus’un izini gördüm” demesi şairin halk arasındaki değerini göstermesi bakımından önemlidir. Eğirdir, Bursa, Keçiborlu, Emre Köyü, Aksaray, Karaman ve Erzurum’un Dutçu köyü gibi Anadolu’nun pek çok yerinde onun adına makamlar (=anıt-mezarlar) yapılmış, başka Yunus’lara ait olan mezarlar da bu şaire ait kabul edilmiştir

Eserleri:

1-)Risâletü’n-Nushiyye: Küçük bir öğüt kitabı olan bu eser, 1307’de yazılmış tasavvufî ve ahlâkî bir mesnevidir. Mesnevinin başında fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün vezniyle yazılmış on üç beyitten meydana gelen bir manzumeden sonra kısa bir düz yazı yer alır. Bundan sonraki bölümü mefâ’îlün mefâ’îlün fe’ûlün vezni ile yazılmış olan eser, yazma nüshaya göre 562, matbuya göre 623 beyittir.

2-)Divan: Yunus Emre’nin ikinci eseridir. Daha çok gönül coşkunluğu ile yazdığı cezbe şiirleri ile aklın ötesine geçen ve gönül dünyasına açılan manzumelerden meydana gelmiştir.

Gazellerinden bir örnek:

Çıkdum erik dalına anda yidüm üzümi
Bostan issi kakıyup dir ne yirsin kozumı

Kerpiç koydum kazana poyraz-ıla kaynatdum
Nedür diyü sorana bandum virdüm özini

İplik virdüm çulhaya sarup yumak itmemiş
Becid becid ısmarlar gelsün alsun bezini
4.
Bir serçenün kanadın kırk katıra yükledüm
Çift dahı çekemedi şöyle kaldı kazanı

Bir sinek bir kartalı salladı urdı yire
Yalan degül gerçekdür ben de gördüm tozını

Bir küt ile güreşdüm elsüz ayagum aldı
Güreşüp basamadum köyindürdi özümi

Kaf tagından bir taşı şöyle atdılar bana
Öglelik yola düşdi bozayazdı yüzümi

Balık kavaga çıkmış zift turşusın yimege
Leylek koduk togurmış baka şunun sözini

Gözsüze fısıldadum sagır sözüm işitmiş
Dilsüz çagırup söyler dilümdeki sözümi

Bir öküz boğazladum kakıldum sere kodum
Öküz issi geldi eydür bogazladun kazumı

Bundan da kurtılmadum n’idesini bilmedüm
Bir çerçi geldi eydür kanı aldun gözgümi

Tospagaya sataşdum gözsüz sepek yoldaşı
Sordum sefer kancaru Kayseri’ye azimi

Yûnus bir söz söyledün hiçbir söze benzemez
Münâfıklar elinden örter ma’nî yüzini

 

Kaynak:

Anadolu üniversitesi-XIV.-XV. Yüzyıllar Türk Edebiyatı

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir