Adli Hakkında Bilgi (2.Beyazıt)


Son Güncelleme Zamanı:

Kerim Usta -Yüzyıllara Göre Divan Edebiyatı
Adlî (II. Bayezid) Fatih’in oğlu ve Yavuz Sultan Selim Han’ın babası olan Bayezid 1447 yılında Dimetoka’da doğmuştur. Sekiz yaşında Hadım Ali Paşa’nın nezâretinde Amasya valiliği verilmiştir. Devrinde en iyi şekilde öğrenim görmüş, Arapçayı ve Farsçayı öğrenmiştir.

Molla Selahaddin, Mîrim Çelebi, Hâmidî ve Molla Abdulkadir gibi devrin önde gelen âlimleri elinde yetişen ve Şeyh Vefa gibi mutasavvıflardan da istifade eden Bayezid babası Fatih ve dedesi II. Murad gibi ilim ve sanat adamlarına değer vermiş, Amasya valiliği zamanında etrafınd a ilim ve sanat meclisleri oluşturmuştur. Bu dönemde zevk ve eğlenceye düşkün olan Bayezid’i babası azarlamıştır. Hatta bu durumdan sorumlu tuttuğu Müeyyedzade Abdurrahman Efendi’yi cezalandırmak istemiştir. Ancak şehzad e kendisini toplamış ve bu hâllerini terk etmiştir.
Şehzade Bayezid, Amasya valisi iken Hâtemî mahlası ile şiirler yazan Müeyyedzâde, Cafer Çelebi’nin babası Tâcî Bey, Cezerî Kasım Paşa, Nişancı Kutbî, Sinoplu Seyfî, Âftâbî, Zeynep Hanım ve Mihrî Hatun gibi şairler, şiir meclislerinde bulunmuşlardır. 20 Mayıs 1481 tarihinde tahta çıkan Bayezid, bir süre kardeşi Cem Sultan ile saltanat mücâdelesinde bulundu. Cem’in mağlubiyetinden sonra Avrupa’ya geçmesi üzerine ihtiyatlı davranmak zorunda kalan II. Bayezid, Cem’in 25 Şubat 1495 tarihinde vefatından sonra farklı ve kararlı bir siyaset izledi. II. Bayezid, padişah olduktan sonra da ilim, edebiyat ve sanatla ilgilenmiştir. Adlî mahlasıyla şiirler yazan ve Divan sahibi bir padişah olan II. Bayezid, hat sanatı ile de uğraşmış, Farsça şiirler de yazmıştır. Ayrıca tarih yazıcılığına önem vermiş, Tursun Bey’e Tarih-i Ebu’l-Feth’i ve Kıvâmî’ye de Fetih-nâme-i Sultan Mehmed adlı eseri yazdırmıştır. O, şair, yazar ve sanatkârları himâye ederek Türkçenin gelişmesine de yardımcı olmuş, hatta onların açık ve anlaşılır Türkçe ile yazmalarını istemiştir.

Saltanatı oğlu Selim’e bırakarak Dimetoka’y a giderken 26 Mayıs 1512 tarihinde vefat eden II. Bayezid, ince zevk sahibi, şiire ve sanata düşkün bir şair olarak görülür. Adlî, sözlerini ölçülü ve hesaplı söyleyen bir şairdir. Divan’ında ilk şiir olan münacatı, bir düstûr-nâme olup, hayatının sınırlarını çizer. Tabiata ibret gözüyle bakan şair, varlık arkasında Hakk’ı, asıl sevgiliyi görür ve onun karşısında hâlden hâle girer. Hikmetli şiirler de yazan ve bu yönü ile babasına ve kardeşine göre üstün olan Adlî’nin yer yer orijinal ve kendine has söyleyişleri de görülür. Şiirlerinde rind ve derviş tavırları sergileyen Adlî, çoğu zaman sevgili karşısında bir dilenci ve köle olduğunu ifade eder. Adlî’nin en önemli özelliği, beyitlerinde tenasüp sanatına en güzel şekilde yer vermesidir.

Şiirinde yer yer deyimlere ve halk söyleyişlerine rastlanan ve tezatlı söyleşiyleriyle dikkat çeken Adlî’nin Mihrî Hatun üzerinde etkisi görülür. Gazellerinin sayısı 150 civarında olan şair, babasının, Ahmed Paşa’nın ve Melîhî’nin “gönül” redifli manzumelerinin etkisi ile bir de “gözüm” redifli murabba yazmıştır. Kısmen Necâtî’den etkilenen Adlî, gönülden çok akla hitap eden hikmetli şiirler yazmıştır. Yer yer Farsça tamlamalar kullanmasına rağmen, açık ve anlaşılır bir dili vardır. Şiirlerinde anlam derinliği, üslubunda inişli çıkışlı söyleyişler ile hayallerinde güzellik ve özgünlük bulunan Adlî, daha çok 5 ve 7 beyitten oluşan gazeller yazmıştır. Onun bazı gazellerinde mahlasını sondan bir önceki beyitte kullanması dikkat çeker.

Adlî’nin bir gazeli

1. Hâb-ı gafletden uyanup zînet-i eşcâra bak Kudret-i Hakk’a nazar kıl revnak-ı ezhâra bak
2. Gözün aç gör nice ihyâ oldı emvât-ı zemîn Haşr-ı ecsâda o münkir itdügi inkâra bak
3. Sebz-pûş olup kıyâma turdılar her bir şecer Kıldılar secde huzûr-ı kalb ile kuhsâra bak
4. Minber-i şâh üzre çıkmış va‘z ider murg-ı çemen Selsebîl âyâtını tefsîr ider enhâra bak
5. Meşrebün âb-ı revân gibi eger sâf eyleyüp Âşık-ı sâdık geçersen gel berü dîdâra bak
6. Hâr fikri bülbüle gülden komaz bûy-ı vefâ Yok hisâbına say agyârı berü gel yâra bak
7. Yarın anda kalmayın dirsen figân u zârda Adliyâ bunda işitdügün figân u zâra bak

Kaynak:
* Anadolu üniversitesi-XIV.-XV. Yüzyıllar Türk Edebiyatı

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir