Türk Mitolojisinde Sayılar


En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 11 Ekim 2020 Kerim Usta

Türk Mitolojisinde Sayılar
* 120= Yüz Yirmi

Bazı İslami kaynaklara göre Allah Adem’e biçim verdikten sonra onu yüz yirmi yıl ruhsuz bırakmış ve bu süre sonucunda kendisine ruh verilmiştir.

* 99= Doksandokuz

Esma-i hüsna denilen Allah’ın en güzel isimlerini ifade eder. Aslında Kuran’da ve hadislerde geçen daha başka isimler olmakla birlikte terim olarak genellikle doksandokuz isim kabul edilir.

* 80= Seksen

Bazı İslami kaynaklara göre Âdem yaratılırken seksen yıl çamur halinde kalmıştır ve ondan sonra Allah tarafından kendisine biçim verilmiştir

* 70=Yetmiş

Adem’in dünyanın bütün dillerini ifade için yetmiş dil bildiği ileri sürülür. Muhammed’in miraca çıkarken Kuran’ı yetmiş defa ezbere okuduğu söylenir. Yine Peygamberin Allah’tan günde yetmiş kez af dilediği ifade edilir.

* 66= Altmışaltı

Allah isminin sayısal karşılığı altmışaltıdır. Sayısal değeri altı olan vav harfinin yan yana kullanılışı altmışaltıyı ifade eder.

* 40=Kırk

İslam öncesi Türk geleneklerinde de çok yer tutan bu sayı Muhammed’in kırk yaşında Allah’tan ilk vahyini alması, Allah’ın Adem’in çamurunu kırk gün yoğurduğuna inanılması, Mehdi’nin dünyaya tekrar geldiğinde kırk yıl kalacak olması, diriliş esnasında göklerin kırk gün boyunca dumanla kaplanacağı ve dirilişin kırk yıl süreceğini ifade eder. Muhammed’in isminin başladığı ilk harf olan mim harfinin sayısal değeri kırktır.

* 28=Yirmisekiz.

Kuran’ın yazıldığı alfabenin harf sayısına işaret eder.

* 19=Ondokuz

Allah’ın en önemli isimlerinden olan Vahid, yani Bir’in sayısal değeri 19’dur, yani Allah’ı ifade eder. Bu nedenle yılı ondokuz günlük ondokuz aya bölen Bahailerin kutsal sayısıdır.

18= Onsekiz Mesnevi’nin giriş bölümü onsekiz mısradır. Mevlevi dervişi olmak isleyen herkes onsekiz gün tekkede hizmet ettikten sonra mutfakta onsekiz çeşit hizmeti öğrenir. Hazırlık süresini tamamladıktan sonra aday onsekiz kollu bir şamdanla bir hücreye götürülür. Burada onsekiz gün çile çeker tefekküre dalar. Mevlevi dergahını ziyaret edenlerin yanında onsekiz hediye getirmeleri bir gelenek halini almıştı. Besmelede onsekiz sessiz harf bulunmasından onsekiz bin alem olduğu inanışı türemiştir.

* 17=Onyedi

Özellikle Şiilikte önemli yer tutar. Ali bin Ebu Talib’in onyedi yoldaşı vardı ve gü­ nün üç ayrı bölümünde onyedişer defa dua ederdi. Onyedi Türk loncasının koruyu­cu evliyaları da onyediydi. Ali’nin kendisinin kemer kuşağı ve onyedi dostu olduğu belirtilir.

* 14=Ondört

Alevi inanışına göre Muhammed ve kızı Fatıma ile Ali’nin soyundan gelen, başta Hasan ve Hüseyin olmak üzere bir grup kişi, ondört masum olarak kabul edilir.

* 12=Oniki

Özellikle Oniki imam ya da ileriki zamanlarda yeniden ortaya çıkacak ve insanlara yardım edecek olan onikinci imamı ifade eder. Bu nedenle Bektaşilikte de oniki sim­geciliği yer bulmuştur. Alevilikte de oniki imam düşüncesine bağlı olarak önemli yer tutar. Anadolu’da Kerbela şehitleri anısına oniki gün oruç tutulması bu düşünce­ ye bağlıdır. Bektaşi giyiminde de oniki sayısına verilen önemin ipuçları vardır. Eteği,belden biraz aşağıda kolsuz bir yelek olan haydariyenin üst tarafına kutsal yerleri ziyaret esnasında takılan necef ya da Yemen aşından yapılan küçük yuvarlaklar olan habbe­ler çoğu kere on iki tanedir. Ayrıca teslim taşı denilen ve boyna takılan taşların hilal şeklinde oniki çukurluğu bulunması oniki imamı temsil eder. Bektaşi başlığındaki oniki dilim de yine oniki imama işarettir. Bu tacı giyen ki­şinin oniki erdeme sahip olması gerekir. Bunlardan başka imam Cafer’e atfedilen bir söze göre, Muhammed’e Cebmil’in getirdiği nurdan taç oniki dilimlidir.

* 10=On

Cennet müjdelenmiş on kişiye, Aşere-i Mübeşşere’ye işaret eder. Bunlar Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Abdurrahman bin Avf, Ebu Ubeyde bin Cerrah (veya Abdullah bin Mes’ud), Talha bin Ubeydullah, Zübeyr bin Avvam, Saad bin Ebo. Vakkas, Saad (veya Said) bin Zeyd’dir. Öte yandan bu sayı Hüseyin’in Kerbela’da katledildiği H. 10 Muharrem 61 tari­hine ve bundan duyulan yasa işaret eder.

* 9=Dokuz

Dokuzun İslami dönemdeki varlığı daha çok İslam öncesi Türk mitleri ve inanışlarındaki dokuzun öneminden kaynaklanır.

* 8=Sekiz

Geleneksel İslam inancına göre, yedi cehenneme karşılık sekiz cennet vardır. Bir kısmı minyatürlü heşt behişı (sekiz cennet) isimli kitaplar da buradan ortaya çıkmış­tır. Türk ve İslam bahçe düzenlemelerinde bahçelerin dört ya da sekiz katlı ya da bölümlü olması da cennet kavramına atıfta bulunur. Bazı İslami inanışlara göre arşı sekiz melek taşır. Şii inanışına göre bu sekiz melek, Nuh, İbrahim, Musa, Isa, Muhammed, Ali, Hasan ve Hüseyin’den ibarettir.

* 7=Yedi

Yedi sayısı İslami inanışlarda yaygın olarak karşımıza çıkar. Allah göğü yedi katlı olarak yaratmıştır. Bakara Suresi 29. ve Mü’minün Suresi 17. ayette Allah’ın göğü yedi kat yarattığı belirtilir. Hac ‘da Kâbe yedi kez tavaf edilir. Safa ile Merve arasın­ da yedi şart uygulanır, yed i gidiş dönüş yapılır ve yedişer taşla üç kez Şeytan taşlanır. Tasavvufla bedenin ruhsal güçlerin Toplandığı yedi noktasından söz edilir. Ay­rıca dünyayı çevreleyen dokuz felekten yedi tanesi yedi gezegenin feleğidir. Tasav­vufta yedi çeşit neftsen söz edilmiştir. Kuzey yarım küredeki Süreyya (Ülker ya da Pervin) yıldız kümesi yedi yıldızdan meydana gelmiştir. Yedi sayısı en çok cehennem konusuyla ilgili olarak geçer. Kuran’da el-Hicr Suresinin 44. ayetinde cehennemin muhtemel yedi kapısı olduğu beyan edilir. Öte yandan Kuran’ın yetmişyedi ayetinde cehennem konusunun yer alması da yedinin katlan olan bir sayı olması bakımından ilginçtir. Yedi Uyurlar ya da Ash1lb-ı Kehf (mağara arkadaşları) kıssası Kehf Suresinde (9- 26. ayetler) anlatılmaktadır. Yedi sayısı Peygamberin miraç hadisesiyle ilgili olarak da karşımıza çıkar. Min­yatürlerde Peygamberin Burak üzerinde, yedinci göğe çıktığını görüyoruz. Cennetin kapısından Rıdvan vasıtasıyla girdikten sonra, arkasındaki çok sayıda melekle birlikte Cebrail kendisini karşılar. Yedi sayısına Bektaşi giyiminde de simgesel ifade amacıyla kullanılmış olarak rastlarız. Kemer eski zamanlarda birtakım erdemleri ifade etmek üzere yedi kere bağlanırmış.

* 6=Altı

Allah’ın dünyayı altı günde yaratışına işaret eder. Kuran\n A’raf Suresinin 54. aye­ tiyle Yunus Suresinin 3. ayetinde Allah’ım gökleri ve yeri altı günde yarattığı ifade edilir. Altı kollu bir yıldız olan Mührü Süleyman, Türk sanatı ve mimarisinde en çok tasvirine rastlanılan kötülükten ve nazardan korunma amaçlı simgelerden birisi ola­rak karşımıza çıkmaktadır.

* 5=Beş

Fatma’nın eli. Bu el aynı zamanda Muhammed, Fatma, Ali ve Hasan ile Hüseyin ‘ i ifade eder. Bu el işaretinin nazarı ve genel anlamda kötülüğü engellediği düşünülür. Fatma’nın eli ile ilgili tasvirler sanat tarihimizde görülebilmektedir. Altı kollu yıldız olan Mührü Süleyman gibi tılsım mahiyetinde kullanılan ve beşli yıldız ya da beş kollu yıldız denilen ve süsleme sanatımızda görülen bir simge vardır. Kaidesi olmayan üç üçgenin birbirine geçmesinden ibaret bu şekil araştır­macıların düşüncelerine göre mistik içeriği olan 3 ve 5 sayılarıyla, üçgenin göz şeklini oluşturmasıyla ve yine nazara karşı kullanılan el (pençe) ile ilişkilidir.

*4=Dört

Cennetteki dört ırmak kavramına işarettir. Aynı zamanda İslamiyet’e göre dört yasal eş, ilk dört halife, dön ana mezhep, Allah’a ulaşmanın dört yolunu (şeriat, tarikat, hakikat ve marifet) ifade eder. Ahilik teşkilatında bu teşkilata mensup bireyler dört temel esasa göre davran­mak (güçlüyken affetme, kızgınken yumuşak davranabilme, düşmanına da iyilik ya­pabilme, muhtaçken bile sahip olduğunu başkalarıyla paylaşma durumundaydılar. İran’da yapılmış muhtemelen bir Türk halısı olan ve cennetteki dört nehri göste­ren bahçe halılarından bir örnek, aslında İslam öncesi devirlerin dört anayön kavra­mıyla ilişkili olan dört ırmak düşüncesinin İslam dönemi Türk sanatında da yer al­dığını gösteriyor. Toprak, hava, su, ateşten ibaret dört unsur divan edebiyatında sevgili ve aşığın birtakım özelliklerine ve dünya ya da evrene atıfta bulunur. Bektaşilerin kullandığı dön kapı selamı denilen bir selam şekli vardı. Bu selam şeriat, tarikat, marifet ve hakikat erenlerine selam vermek şeklindeydi. Bektaşi giyiminde kuşağı dört köşe oluşturacak şekilde bağlama geleneği vardır. Bu dört kitaba, dört büyük meleğe ve dört unsura işaret eder. Ayrıca yine Bektaşi­likte bilgi ve olgunluğa erişen insanlara kutup denilmesi de bu konuyla hatta daha sonra ele alacağımız 5, 7 ve ayrıca 300 sayısıyla ilgilidir. İslam öncesi Türk mitolojisine uygun bir şekilde evrenin insanlar tarafından temsil edilen bu kutupla­rın çevresinde döndüğü kabul edilir. Kutupların en önemlisi, kutupların kutbudur. Araştırmacıdan aktardığına göre onun bir yanında sağ imam, diğer yanında sol imam yer alır. Daha sonra evrenin dön yanını yöneten İslam öncesindeki dört anayön kavramına işaret edilmiş oluyor. Ayrıca Budizm’de bu dört yönün tanrıları da olduğu hatırlanabilir) dört direk (kutup) gelir. Bunlar diğerleriyle birlikte Bey’ler adını alan abdallar, abdalları yediler ve üçyüzler izler. Osmanlı devrinde “dört kitap hakkı içün” diye yemin yerine kul1arnlan bir ifade vardı. Ayrıca “dört üstüne” ya da “dört üstü dön” şeklinde kullanılan tabirler mü­kemmellik ve eksiksiz olma yerine kullanılırdı. Bunun tersine “dört yanı deniz ke­ silmek” ise zorluğa, ümitsizliğe düşmek demekti.

* 3=Üç Tasavvufi ruhun üç derece olarak sınıflandırılması (kötülüğe teşvik eden ruh, suçla­ yan ruh, huzurlu ruh). Bu sayı aynı zamanda Şii1ikteki üçlemeye (Allah, Muham­med, Ali) işaret eder. Kimi Alevi topluluklarda güneş Muhammed, ay Ali ve Zühre (Çoban, Çolpan) Fatma olarak görülür.50 Bektaşilikte de erişilmesi gereken üç mertebe vardı. Bu tevhidin üç kademesi olarak görülüyordu. Birinci mertebe telkin, ikinci mertebe libas üçüncü mertebe aha­ diyet idi. Mevlevilikte derviş adayı önce çile çeker. Mutfakta post üzerinde üç gün bekler ve düşünerek devam edip etmemeye karar verir. Eğer yine derviş olma kararı de­ğişmemişse üç gün sonra kendisine yakasız kolsuz ve etekli bir giysi olan tennure giydirilir, beline elif harfini çağrıştıran ince uzun bir kuşak (elif-i nemed) bağlanır, tennurenin üstüne kollu ve kısa hırka (destegül) başına da sikke giydirilir. Bundan sonra üç yıla yakın bir süre (binbir gün) çeşitli hizmetleri görür.

Kaynak:

Türk Mitolojisinin Anahatları-Sayfa:200-Yaşar Çoruhlu

Paylaşabilirsiniz
Avatar

Yazar Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir