Türkü ve Türkülerin Doğuşu


En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 11 Ekim 2020 Kerim Usta

Türkü ve Türkülerin Doğuşu

Türküler, doğal olarak Türklere aittir, diğer milletlerin halk yaratmaları da vardır elbette, bunlar genel bir ifadeyle “folk music” başlığı altında toplanır. “Sözlü folklor ezgilerinin her çeşidi için en çok kullanılan terim, türküdür. Türkü söylemek ruhî bir ihtiyaç olduğundan, yeryüzündeki her halk, türkü (halk şarkısı) söyler.

Türkü teriminin kaynağının Türk sözcüğü olduğu bugün artık kesindir. Böylece Türkü, Türk halkının ortaklaşa yarattığı sözlü ve ezgili ürünlerdir. Türküler insanoğlunun başına gelen olayları, bunun toplum içindeki iz ve akislerini, aşkı, hasret, gurbet gibi yeryüzünün ortak duygularını, mertlik, kahramanlık gibi millî karakteri, tarihi olayları konu alan bir kültür hazinesidir.” “Türkü; Türklere ait olan anonim sözlü halk ezgilerinin ortak adıdır. Türkü sözcüğü bir taraftan, bütün halk müziği ezgilerini kapsayacak şekilde ifade edilirken, diğer yandan türkü, “halk edebiyatı nazım şeklidir. Türkü, koşma, varsağı, vb. isimler alan diğer nazım şekilleriyle birlikte sıralanabilir.” “Türkü; başlangıçta halk şiirinin ezgiyle söylenen belli bir türü iken, halk şiirinin müzikle birlikteliği ve ezgisel yapısının kullanışlılığı nedeniyle yaygınlaşmıştır. Bugün sözlü halk ezgilerinin hepsine“türkü” denir. Türküde hece kalıbı, dize-bent sayısı; hatta ses dizisi kalıbı tek kalıp olma özelliğini yitirerek büyük bir anlatım ve söyleme özgürlüğü doğurmuştur.”

Anadolu insanı, türküyü hayatının bir parçası gibi yaşar, derdini, öfkesini, isyanını, sevdasını türkü ile anlatır. Yani, kısacası, Türküler Anadolu’da şekillenir, Anadolu, türkülerde yaşar. Türküler o denli doğaldır ki sıradan konular, mizah, eğlence de türkülerin konusu olur. Doğumdan ölüme, insan yaşamı, doğa olayları, toplum ve insanlar arası ilişkiler ve olayları vb. konu edinir. İnsan ve insanla ilgili her şey türkülerin doğal konusudur. Ancak konuların ya geniş bir çevreyi etkileyecek denli güçlü ve etkili olaylar olması ya da bu etkiyi sağlayacak denli güçlü anlatımı nedeniyle hep olağanüstü olayları konu edindiği yargısına varılmamalıdır. Sıradan, olağan olay ve duygular da çoğu kez türkülerin konusudur. Gerekli etkiyi sağlamak için abartma (mübalağa) sanatı her tür sanat eserinde sıkça kullanılırsa da asıl olayı ters yüz edecek oranda değildir.

Ayrıca türküler hiçbir zaman kötü olanı salık vermez. Halk türkülerinde kötülüğün, zulmün, ahlaksızlığın benimsenip övüldüğü hiç görülmemiştir. Türküler tüm bu yaşanmışlıklardan dolayı, fazlasıyla doğaldır, içtendir, olduğu gibidir, bu yüzden de doğrudur ve güzeldirler. Esasen türkülerde bir sanat kaygısı aranmaz, ancak gerek söz ile müziğin uyumu, yani prozodi, gerekse müziğin makamsal özellikleri ve yapısal dengesi, sanat ve estetik açıdan türkülerin genelinde mükemmel bir uyumu yansıtır. Bu yüzden türküler doğrudur, güzeldir ve fazlasıyla sanat değeri de taşırlar.

Türküler başlangıçta bir olay üzerine yakılırlar. Bu olaylar bütün bir milleti ilgilendirecek kadar büyük nitelikler taşıyabileceği gibi, dar çevrelerde meydana gelen cinsten de olabilirler. Aşk, gurbet, ölüm, seferberlik, tabii afetler, oynak kavgaları, eşkiya baskınları, bir kalenin düşmesi, bir vatan parçasının elden çıkması gibi sosyal olaylarla sevda, tâlihe kızma, şansa küsme gibi duygular türkülerin doğuş şartlarını hazırlayan sebeplerin başında gelir. Bu olayı yaşayan veya bu duyguyu taşıyan sanatçı kişinin bunları halk şiiriyle ifade etmesi türküleri meydana getirir.

Kaynak:
* Yeditepe ÜNniversitesi Tarih Bölümü
1. Uluslararası Türk Kültürü ve Tarihi Sempozyumu
19-20-21 Nisan 2018 Bildiri Kitabı

Konuyu Paylaş
Avatar

Yazar Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir