Bekir Sıtkı Erdoğan: Halk Şiirine Yeni Bir Soluk

Bekir Sıtkı Erdoğan: Halk Şiirine Yeni Bir Soluk

Bekir Sıtkı Erdoğan, 9 Eylül 1926 yılında Karaman’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Karaman’da tamamladıktan sonra Kuleli Askeri Lisesi’ni ve Harp Okulu’nu bitirdi. Kıta subaylığı yaptıktan sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nden mezun oldu.

Erdoğan, şiir hayatına 1949 yılında yayımlanan “Binbirinci Gece” şiiriyle başladı. Daha sonra “Çağrı“, “Hisar” gibi dergilerde şiirleri yayımlandı. “Marya“, “Kışlada Bahar” gibi şiirleriyle adını duyurdu.

Erdoğan, şiirlerinde halk şiiri geleneğini sürdürdü. Ancak, bu geleneğe yeni ve canlı temler, biraz bohem hatta derviş duygular kattı. Bu, onun Mehmetçiğin ve halkın iç duygularına yatkınlığından da ileri geliyordu.

Öyle ki, Erdoğan, saz şiirlerimizin aşık ve hasretli halk dilini ustaca kullanabiliyordu. Aşık Ömer tarzının sevilmiş, oturmuş ahengiyle aruzun iç musiki değerlerini kaynaştıran bu şair, Rıza Tevfik ile Faruk Nafiz’in yenilenmiş dünyalarını hatırlatıyordu.

Erdoğan’ın şiirlerinde, halk ile aydını, er ile subayı ortak duyarlılıkta kaynaştıran bir özellik göze çarpar. Bu şiirlerde Anadolu halk adamının ekmek ötesi, sıla, aşk, ölüm gibi sevinç ve kaygıları yer alır. Şairin kendisini de çağdaş bir “rint” olarak, aşık bir genç veya garip bir aydın olarak bu şiirlerin nakışında yer alır.

Erdoğan’ın şiirleri, Türk şiirine yeni bir soluk getirdi. Halk şiiri geleneğini sürdürmekle birlikte, bu geleneğe yeni ve canlı temler katarak, şiire yeni bir renk ve tat kazandırdı.

Erdoğan’ın Şiirlerinde Halk Şiiri Geleneğinin İzleri

Erdoğan’ın şiirlerinde halk şiiri geleneğinin izlerini görmek mümkündür. Bu izler, şu noktalarda kendini gösterir:

  • Erdoğan, hem aruz hem de hece vezniyle şiirler yazmıştır. Ancak, şiirlerinde ağırlıklı olarak aruz veznini kullanmıştır.
  • Erdoğan, şiirlerinde halk dilini ve ağızlarını kullanmıştır.
  • Erdoğan, şiirlerinde halk şiiri nazım şekillerini kullanmıştır.

Bekir Sıtkı Erdoğan’ın şiirleri, halk şiirinin geleneksel özelliklerini taşır. Ancak, Erdoğan, bu geleneksel yapıya yenilikler de katmıştır.Yenilikler ise;

“Erdoğan’ın şiirlerinde yeni temler ve imgeler kullanmasıdır.” Örneğin, “Kışlada Bahar” şiirinde, askerin kışladaki duygularını anlatırken, “Marya” şiirinde, bir aşk hikayesini anlatırken, yeni temler ve imgeler kullanmıştır. Bu durum, onun halk şiiri geleneğini yenilikçi bir şekilde yorumladığını gösterir.

Erdoğan’ın şiirlerinde yer verdiği bir diğer yenilik ise, “bohem ve derviş duygularıdır.” Örneğin, “Hancı” şiirinde, bir hancının duygularını anlatırken, bohem duygulara yer vermiştir. “Birincigece” şiirinde ise, bir askerin duygularını anlatırken, derviş duygularına yer vermiştir. Bu durum, onun halk şiiri geleneğine yeni bir renk ve tat kazandırdığını gösterir.

Bekir Sıtkı Erdoğan, Türk şiirine yeni bir soluk getiren bir şairdir. Halk şiiri geleneğini sürdürmekle birlikte, bu geleneğe yeni ve canlı temler katarak, şiire yeni bir renk ve tat kazandırmıştır. Şiirleri, halk ile aydını, er ile subayı ortak duyarlılıkta kaynaştıran bir özellik taşır. Erdoğan, şiirlerinde Anadolu halk adamının ekmek ötesi, sıla, aşk, ölüm gibi sevinç ve kaygılarını dile getirmiştir.

Kerimusta.com/Kerim Yarınıneli

Kaynaklar:

  • Erdoğan, Bekir Sıtkı. Kışlada Bahar. Ankara: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2014.
  • Gündüz, Ahmet. Bekir Sıtkı Erdoğan’ın Şiir Dünyası. Ankara: Akçağ Yayınları, 2002.
  • Resim: Kerim Yarınıneli tarafından tasvir edilmiştir.

Karaman ve Konya’da şiirlerini konunun devamında okuyabilirsiniz. (Aynı yöre insanı olduğumuz için harika şiirler olduğunu belirteyim.

KARAMAN
Karaman’a hasretliğim,
Üzüle üzüle bitmez;
Yollar bir ip, dağlar düğüm
Çözüle çözüle bitmez.

Sabah erkekler işine,
Döner akşamın beşine,
Güğümler çeşme başına,
Dizile dizile bitmez…

Biçim biçim fistanları,
Dile gelmez destanları,
Güz gelince bostanları,
Bozula bozula bitmez…

Kalesi tek bir şaheser!
Hatunya dilsizdir, susar,
Mansur dede, Abbas, Hisar
Gezile gezile bitmez…

Kırmale yollarının sonu,
Şamkapı’ya bakar yönü,
Kırmale’den öte yanı,
Kazıla kazıla bitmez…

Git, gör imareti aman!
Kimler geçmiş zaman zaman…
Velhasılı şu Karaman
Yazıla yazıla bitmez…

KONYA’ DA
Benim yarim bezden kilim
Dokur Konya`da Konya`da
Bülbül olmuş dertli dilim
Şakır Konya`da Konya`da

Kardeşim kendinden geçmiş
Nur çeşmesinden su içmiş
Hasret kitabını açmış
Okur Konya`da Konya`da

Gurbet ekmek ben katığım
Nişansız düşmüş tetiğim
Yazılmış nüfus kütüğüm
Şükür Konya`da Konya`da

Mevlana`nın sezmediği
Mantıkları çözmediği
Kitapların yazmadığı
Fikir Konya`da Konya`da

Ayrılıktan yemiş tekme
Yakma gurbet onu yakma
Burda gezdiğine bakma
Bekir Konya`da Konya`da

Yorum yapın