18 Mart Çanakkale Zaferi

Yayım tarihi

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 28 Eylül 2021 Kerim Usta

18 Mart Çanakkale Zaferi

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

Çanakkale Zaferi, 18 Mart 1915 bütün imkansızlıklara rağmen kazanılmış bir savaş olarak tarihimize geçmiştir. Çanakkale, savaştan çok bir destan olarak müteala edebileceğimiz Müslüman Türk Milleti’nin, tarihe kendisini bir kez daha perçinlediği yer olmuştur.   103 yıl önce göğsündeki iman ile, güçlü görünen düşmana, unutamayacağı bir ders veren Mehmetçiklerimiz, Allah’ın kendilerine bahşettiği şehitliğe severek  kucak açmışlar  ve bir gül bahçesine girercesine kara toprağa girmişlerdir. Fiilen bir yıldan fazla süren Çanakkale savaşlarının seyrine ve yer  yerde kesitlerine bir göz atalım;Savaş başlamadan önce durum şöyledir: İngiltere’nin toplam 711 bin askeri, 250 savaş gemisi, denizaltı ve kruvazörü bulunmaktadır.

Fransa’nın toplam 3.5 milyon askeri, 105 savaş gemisi, denizaltı ve kruvazörü vardır. Rusya’nın toplam 4.400 bin askeri, 65 savaş gemisi, denizaltı ve kruvazörü mevcuttur. Türklerin bütün cephelerinde toplam 2.300 bin askeri var. Kayda değer savaş gemisi, denizaltı ve kruvazörü yoktur. Bir tarafta dünyanın en güçlü devletleri ve donanmaları öbür tarafta bütün cephelerde saldırıya uğramış bir Osmanlı devleti vardır. Çanakkale dünya tarihinin en büyük savunma savaşıdır.

3 Ocak 1915’de İngiliz Bahriye Nazırı Çörçil, Çanakkale önündeki müttefik İngiliz-Fransız filosu Başkomutanı Amiral Karden’den Çanakkale’yi yalnız deniz kuvvetleriyle zorlamanın başarılı olup olmayacağını sordu.

Amiral Karden buna 5 Ocak’ta, Çanakkale’nin bir vuruşla değil, çok sayıda gemi ve geniş ölçüde bir harekatla ele geçirilebileceği cevabını verdi. 8 Ocak’taki toplantıda Harbiye Nazırı Lord Kicner, Çanakkale için 150 bin kişilik kara ve deniz kuvvetlerinin bulunması gerektiğini belirtti. Amiral  Karden, 11 Ocak 1915’te bu harekatın dört aşamada yapılması gerektiğini bildirdi.

  • Boğazın ağzındaki savunma tesislerinin tahribi.
  • Boğazın içindeki savunma tesislerinin tahribi.
  • Çanakkale dar geçidindeki savunma tesislerinin tahribi.
  • Mayın hattından açılacak bir gedikten ilerlenerek, yukarıda bulunan savunma tesislerinin tahribinden sonra, Marmara Denizi’ne ve İstanbul’a girilmesi.

13 Ocak’ta toplanan İngiliz Harp Meclisi; siyasi durumun Rusya’ya yardım etmek, Bulgaristan’ın merkezî devletlere katılmasını önlemek, Doğu’da bir şeyler yapılmadıkça Almanlara kesin bir darbe indirilemez, İstanbul hedef olmak üzere Gelibolu yarım adasını ele geçirmek fikri üzerine karar aldı. Şubat ayının içerisinde yapılacak deniz harekatı ile birkaç hafta içinde kesin sonuç almayı hesaplamışlardı. Fransa Bahriye Nazırı ile yapılan görüşmeden sonra İngiltere Bahriye Nezareti 15 Ocak’ta tasarlanan harekattan Rus Başkomutanlığını haberdar etti. Rus Hükûmeti, Karadeniz  boğazı önünde yapılacak harekatta müttefikleri destekleyeceğini ve Rus  kara kuvvetlerinin de hazırlanacağını belirtti.

28 Ocak tarihli harp meclisinin ikinci toplantısında Çörçil’in ısrarlı tavırları ile İtilaf devletleri, Çanakkale’de savaşa karar verdiler.

3 Kasım 1914’te Çanakkale boğazı ağzındaki tabyaların kısa bir bombardımanından sonra bu cephede üç buçuk aylık bir durgunluk olmuştu. Bu esnada İtilaf devletleri Çanakkale’ye sefer açılmasını tartışıp kararlaştırmışlardır. Türkler de Çanakkale savunmasını pekiştirmişlerdir.

12 ve 13 Şubat’ta boğaz önündeki düşman filosu atış eğitimleriyle meşgul oldu. 14 Şubat’ta, Midilli Adası’nın bir haftadan beri İngiliz işgalinde olduğu öğrenildi. Fransızlar müttefik filonun Amiral Karden emerine verilmesini kabul ettikten sonra Karden’in yanına ikinci komutan olarak de Robek ve Komodor Keysi’ye de kurmay başkanı olarak verdiler. Fransızlar da Şubat başlarında Çanakkale üzerine geldiler. 15 Şubat’ta yapılması kararlaştırılan taarruz deniz uçakları ve mayın arama tarama gemilerinin henüz hazır olmamasından dolayı 19 Şubat’a bırakılmıştı.

Türk tarafı, bu taarruz karşısında; Barbaros ve Turgut muharebe gemileri ile boğazdaki mayın engelleri gerisinde yer alarak düşmanı karşılayacaklar ve kendilerini feda edercesine karşı koyacaklardı. Yavuz ve hafif kuvvetler, İstanbul boğazını savunacaklardı. Sarayburnu-Kız Kulesi arasında mayın engelleri kurulacak ve bunlar, harp gemileriyle kıyı topları tarafından korunacaktı. Torpidobotlar, Marmara’da gece hücumları yapacak, buna rağmen düşman  İstanbul boğazına girerse sonuna kadar çarpışılacaktı.

Düşman kuvvetleri, vaktiyle 19 Şubat 1807’de Marmara’ya girmiş olan bir İngiliz filosunun bu hareketinin tam 108. yıldönümü günü olan 19 Şubat 1915’i boğaza yapacakları büyük taarruzun başlangıç günü olarak seçmişlerdi. Saat 09:35’de Kumkale ve Orhaniye   tabyalarına ateş açılmasıyla başlayan bombardımandan, sonra Ertuğrul ve Seddülbahir’ide  içine aldı. Menzil 1700 metrenin üstünde olduğu için tabyalar bir karşılık veremediler. O gün akşama kadar bombardıman sürmüştür. İki üç gün boyunca fırtına olmuştu. 24 Şubat’ta  öğleden önce sekiz İngiliz dört Fransız savaş gemisi, Çanakkale boğazı girişine yaklaşıp geri çekilmişlerdir. 25 Şubat’ta yeniden bombardımana başlamışlardır. Donanma başarılı olmadıkça kara biriliği kullanılmayacaktı. 25 Şubat saat 11’de bütün boğaz ağzındaki tabyalar düşmanın şiddetli ateşi altındaydı. İlk hücum Amiral de Robek tarafından yapılmıştı. Akşam düşman gemileri Bozcaada’ya doğru çekilip giderken, Boğazı zorlama planının birinci safhası sona ermiş ve bu iş bir hafta içinde tamamlanmıştı.

Boğaz ağzındaki dört tabya tahrip olmuş, düşmana boğaza giriş yolu açılmış oluyordu. 26 Şubat’ta harekete geçen düşman Çanakkale-Kilitbahir bölgesine kadar bulunan bataryaları tahrip edecekti. 28 Şubat şiddetli poyraz fırtınasıyla başladı. Mart ayı da kötü hava ile girmişti. Düşman gemileri, Türk savunma hattına yaklaşınca şiddetli karşılık alıyordu. Anadolu ve Rumeli kıyılarında ki, bataryalar ile 3-6 km’den savaşa başladılar. Düşman her iki kıyıdaki bataryaların tedirgin edici ateşine uğradı.

İngilizler: Kuin Elizabet, Infıleksıbıl, Agamemnon, Lord Nelson, Vencens, Oşın, Irizistıbıl, Macestik, Konopaş, Kornvolis, Suviftşur, Albion, Tiriyamf ve Prens Corc muharebe gemileri ve Dablin Safir, Minevra, Ametist kruvazörleri ile, Fransızlar: Sufren, Golva, Buve ve Şarlman muharebe gemileriyle gelmişlerdi. İngilizler aynı tarihlerde Limni’ ye iki deniz piyade taburu ile gelmişti. 3. Avusturalya Tugayı’da İskendenderiyye’den Çanakkale’ye hareket etmişlerdi. Fransızlar, Yakındoğu seferi kuvveti adı altında bir tümen göndermişlerdi.

Deniz uçakları şu ana kadar bir iş görmemişlerdi. Kara birliklerine şiddetle ihtiyaç vardı. 4 Mart’ta düşmanlar, Kumkale ve Yenişehir ile Ertuğrul ve Orhaniye’yi tahrip etmişler ve buraları dörder makinalı topla donatmış, birer deniz piyade bölüğü çıkarmaya karar vermişlerdi. Bu arada yukarıda adı geçen gemiler devamlı takviyeli bombardımana devam ediyorlardı.

6-7 Mart günleri boğaza giren gemilerinin mayın tarama ekibi, bu aramada Mesudiye, Soğanlı, Muinizafer, Havuzlar ve Kepez bataryalarının şiddetli ateşi karşısında hiçbir şey yapamadılar. 8 Mart günü, Nusret Mayın Gemisi’nin Erenköy Koyu’na yaptığı bir mayınlama hareketi tarihi bir önem taşır. Nusret Mayın Gemisi’ni ve O’nun yürekli personelini burada anmak bir minnet borcumuzdur. Elimiz’de 46 adet mayın vardır. Öyleyse Çanakkale’nin güneyinde 400’den fazla mayın denize nasıl serpilmişti? Rus savaş gemileri sık sık Karadeniz boğazına mayın döşüyorlardı. Bunların bir kısmı akıntıya kapılarak boğaza geliyor ve toplanıyordu. Diğerleri de, Alman ve Türk mayın tarayıcı gemiler aracılığı ile birer birer toplanıp Çanakkale’ye getiriliyordu.

19 Şubat’ta başlayan yoğun bombardıman 18 Mart’a kadar bütün şiddeti ile devam etmiş, sürekli Kum kapı ve Gelibolu ile boğazın içindeki Türk tabyaları İngiliz-Fransız savaş gemileri ve uçakları tarafından bombalanıyordu. Bu durum bir ay sürmüştür.

Konuyu okumaya devam et.  Sayfa 2

Yazar: Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir