Semendire Sancakbeyi Malkoçoğlu Gazi Bali Bey

Semendire Sancakbeyi Malkoçoğlu Gazi Bali Bey

Semendire Sancakbeyi Malkoçoğlu Gazi Bali Bey

Gazi Bali Bey, Osmanlı İmparatorluğu’nun en cesur savaşçılarından biri olarak tarihe geçmiştir. Malkoçoğulları ailesinin bir ferdi olan Bali Bey, Bosna ve Rumeli Beylerbeyliği yapmış ve Aynışah Sultan ile evlenerek Sultan İkinci Bayezid Han’ın damadı olmuştur. Belgrad’ın fethi ve Mohaç Meydan Muharebesi gibi önemli askeri başarılarıyla tanınır.

Bali Bey’in liderliği, Semendire sancakbeyliği ve Budin beylerbeyliği gibi yüksek rütbeli görevlere atanmasına yol açmıştır. Ayrıca, akıncı beyi olarak görev yaptığı bölgelerde cami ve medrese gibi birçok hayır eseri yaptırarak sosyal ve kültürel alanda da iz bırakmıştır. Bu da onun sadece askeri değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel alanda da iz bırakan bir lider olduğunu göstermektedir.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Bali Bey’in iki tuğunu üçe çıkarma talebi, onun savaş meydanındaki başarılarının bir simgesi olarak kabul edilir ve bu talebi, 1532 yılında Kanuni Sultan Süleyman’a yazdığı mektupla dile getirmiştir. Gazi Bali Bey’in cesareti, liderliği ve hayırseverliği, onu Osmanlı tarihinde saygın bir figür haline getirmiştir.

Bali Bey’in hayatı ve başarıları, Osmanlı tarihinin en renkli sayfalarından birini oluşturur ve onun hikayesi, bugün bile birçok popüler kültür eserinde yaşamaya devam etmektedir. Örneğin, Cüneyt Arkın ve Burak Özçivit gibi ünlü aktörler tarafından canlandırılmıştır. Bali Bey’in mirası, Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşçı ruhunu ve kültürel zenginliğini yansıtan önemli bir parçası olarak görülebilir.

Gazi Bali Bey’in savaş stratejileri, Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri başarılarında önemli bir rol oynamıştır. Akıncılık geleneği içinde yetişen Bali Bey, düşman hatlarının arkasına sızarak ani baskınlar yapma ve düşmanı şaşırtma taktiklerini uygulamıştır. Özellikle, Belgrad’ın Fethi ve Mohaç Meydan Muharebesi’nde bu taktiklerle dikkat çekmiştir.

Belgrad’ın fethinde, Bali Bey kale muhafızı olarak atanmış ve savunma stratejilerinde de etkili olmuştur. Mohaç Muharebesi sırasında ise, 5 bin süvari birliğiyle öncü bir vazife alarak, Macar ordusunu arkadan çevirip hezimete uğratmakta büyük gayretler göstermiştir. Bu hareket, savaşın seyrini değiştiren ve Osmanlı zaferini sağlayan kritik bir hamle olarak kabul edilir.

Bali Bey’in stratejileri, sadece savaş meydanında değil, aynı zamanda fethedilen bölgelerin idaresinde de görülür. Yaptırdığı cami ve medreseler ile yeni fethedilen bölgelerin sosyal ve kültürel yapısını güçlendirmeyi hedeflemiştir. Bu yaklaşım, onun sadece bir savaşçı değil, aynı zamanda bir devlet adamı ve toplum lideri olduğunu göstermektedir.

Bali Bey’in savaş stratejileri, cesareti ve liderliği, onun Osmanlı tarihindeki saygın yerini pekiştirmiş ve akıncı beyi olarak efsanevi bir statü kazanmasını sağlamıştır.

Onlarca kale fethetmiş, muharebelerde fevkalade cesaretler göstermiş olan Bali Bey, sancakbeyliği alameti olarak kendinde mevcud olan iki tuğun üçe çıkarılmasını rica için 1532 yılında Kanuni Sultan Süleyman’a bir mektup yazmıştı. Gazi Balı Bey’in tuğ talebi reddedilir. Padişah, Gazi Balı Bey’e daha önce “Emirü’l-mü’minin” hitabı ile hitap ettiklerini, “hil’at-ı fahire” gönderdiklerini ve Hz. Muhammed’in tuğunu verdiklerini hatırlatarak, bu üç nesnenin tuğdan daha değerli olduğunu belirtir.

Padişahtan aldığı bu maniadar cevap şöyledir:

Muhatap: İftiharu’l-havassi’l-mukarrebın mu’temedü’l-mülüki ve’s-selatın katilü’l-kefereti ve’l-müşrikın itibar sahibi Lalam Gazi Balı Bey
Gönderen: Osmanlı Padişahı (Kanuni Sultan Süleyman)
Tarih: 1532 (Hicri 938)

İftiharu’l-havassi’l-mukarrebın mu’temedü’l-mülüki ve’s-selatın katilü’l-kefereti ve’l-müşrikın itibar sahibi Lalam Gazi Balı Bey;

Ferman-ı şerifim vasıl olunca malum ola ki, tarafınızdan gönderilen mektubu alıp okuduktan sonra anlattıklarınız malumumuz olmuştur. On sekiz pare kale fethetmişsin, otuz bin kızak Tershane-i Amire’me gönderip, altmış bin baş göndermişsin. Berhüdar olasın. İki cihanda yüzün ak, ekmeğim sana helal olsun. Bir tuğ rica eylemişsin.

Ya Gazi Balı Bey, daha bir tuğ zamanı değildir. Gerçi sen bize bu hizmeti ve iyiliği eyledin. Biz dahi senin iyiliğin karşılığında sana üç iyilik ettik:

Birincisi sana “Emirü’l-mü’minin” hitabıyla hitab eyledik. İkincisi; sana ‘hil’at-ı fahire‘ gönderdik. Üçüncüsü ise sana Hazret-i Resul-i Ekrem sallAllahü aleyhi vesellem Efendimiz’in tuğunu verdik.

Seni bu üç nesne ile tazım ve tekrim eyledik. Bunların üzerine asla bir ihsan olmaz. İmdi sen dahi bu iyiliklerin şükrünü yerine getirmeye gayret eyleyesin ve her işi Allah’tan bilesin ve zinhar nefsine gurur getirmeyesin. Kendi kılıcım ile ‘Bu kadar memleket fetheyledim!’ demeyesin. Memleket Allah’ındır. İkinci olarak Hazret-i Peygamber’indir. Üçüncü olarak Cenab-ı Hakk’ın izni ile ben halifenindir.

Ve bey olmak iki kefeli bir terazidir. Bir kefesi cennet, bir kefesi cehennemdir. Şunlardan ola gör ki gözleri uyur ise kalpleri uyanıktır. Her işin başı adalettir. Adaletli ol ki her günün ibadete sayılsın. Hakk Sübhanehü ve Teala cümlemizi adil kullarından eyleye.

Serasker olman ve beyliğin hasebiyle hükmünün geçtiği yerlerde olan zulüm için mahşer günü bize sual olunur ise senin yakana yapışırım. Ola ki o günde mahcup olmayıp yakanı benden selametle kurtarasın.
Bir kişiyi hizmette kullanmak murad edersen zinhar o kişinin dış görünüşüne itimad eylemeyesin. Çok kimseler var ki elinde fırsat olmadığı zaman sevimli yüzünü gösterirler. Eline fırsat geçtiği anda Nemrud olurlar. Velhasıl insanları tecrübe edesin ve sonra aldanmayasın. Göz kulak açasın.

Eğer beyler ve vekiller iyi insan olsa halkın hakkı ve hali iyi olur. Halk beylerin çerağı (otlağı) gibidir. Her kim çerağına bakmazsa hali yaman olur. Bazı kimseler vardır ki, gündüz oruç tutar, gece namaz kılarlar. Amma putperest odur ki mala muhabbet edenlerdir. Halkı mal sevmekten başka hiçbir şey azdıramaz.

İmdi sen dahi fani olan şeye meyl ve muhabbet eylemeyesin. Nimetleri Allah’ın kulları üzerine harcayasın. Kerem elini açasın. Hased üzere olmaktan uzak durasın. Mal eksilir diye huzursuz olmayasın. İhtiyaç ve zaruret hasıl olunca buraya bildiresin. Mevcut olan hazineden sana üç dört yüz kese harçlık vermeye aczim yoktur.

Fetholunan kalelerin mal ve erzaklarının tamamını beytülmal için almayasın. Zinhar rıza-yı hümayunum yoktur. Beytülmal için beşte birini alıp gerisini İslam askerine dağıtasın.

İslam askerine riayet eyleyesin. İhtiyarlarını baba bilesin. Daha küçüklerini kardeş bilesin. Daha küçüklerini oğul bilesin. Oğullarına merhamet ve şefkat edesin. Karındaşlarına ikram eyleyesin. Babalarına tazım ve ihtiram eyleyesin. İslam askerine hiçbir surette zorluk ve sıkıntı çektirmeyesin.

O diyarlarda bulunan Allah’ın fakir kullarını gözleyesin. Sadakaya muhtaç bulunanların beytülmalden elbiselerini ve ihtiyaçlarını göresin. Fakirler Hakk Teala’nın kullarıdır. Beytülmal-i Müslimın Allah’ın kullarının hakkıdır.

O diyarlarda seyyidlerden yaşayan var ise ismi ve resmi ile tarafımıza arz edip bildiresin. Devlet tarafından maaş tayin olunup Resulullah’ın evlatlarına bir vechile sıkıntı çektirmeyesin.

Reaya fukarasının, vergi olarak alınan zahirelerden başka yarım akçelik bir vergi ile dahi olsa rencide olunmasına katiyyen rızam yoktur ki, bizim reayamızın rahat halini kafirlerin reayası görüp gıbta eylesinler. Meyl ve muhabbetleri bizim tarafımıza olsun.

Ve mümtaz kadılardan fazilet sahibi Mevlana Mustafa Efendi’yi ordu kadısı tayin edip gönderdim. Vardığında en güzel şekilde Şer’-i Şerıf’e itaat edesin. “Ulemanın eti zehirlidir. ” 1 hadisi gereğince hatırını rencide eylemekten çokça sakınasın. Zira “Alimler peygamberlerin varisleridir”

Bazı köyler vakfetmeyi murad etmişsin, Allah’a yemin ederim ki fetholunan köylerin cümlesini vakfedersen makbulümdür. Vakfı arzu edilen köylerin müfredat defterlerini gönderesin. Senden sonra, Osmanlı ailesinden gelen padişahlar ve vezirler ve beylerbeyiler ve sancakbeyleri ve kadılar ve bilcümle Ehl-i İslam’dan her kim senin evladına riayet eylemez ise Allah’ın laneti onların üzerine olsun! Mahşer günü davacısı olup düşmanlık ederim.

İmdi ya Gazi Bali Bey!

Sen dahi canla başla çalışıp din-i mübin uğrunda ve sahanat işlerine bağlılıkta gayret sarf edesin. Yiğitlerin bahadırlarını saklayasın. Atın sağlam ve kuvvetli olanını besleyesin. Ve kılıcını muhafaza edesin. Cömertlik kapısını açık tutasın.

Ni’me’l-mevla ve ni’me’n-nasir (O ne güzel Mevla, ne güzel yardımcıdır) zikrini tekrardan hali olmayıp zahir ve batın erenlerinin himmetlerini yoldaş kılıp “Üd’u rabbekum tazarru’an … ” (Rabbinize yalvararak dua edin) ayetini boynuna hamail edip ve benim hayır duamı alasın. Hakk Sübhanehü ve Teala uğrunu açık, kılıcını keskin eylesin ve din düşmanları üzerine seni İslam askeri ile daima muzaffer kılsın! İki cihanda yüzün ak olsun!

Şöyle bilip bu emr-i şerifimle amil olasın! Sene 938 (1532)2

Kaynak: 

Yorum yapın

Kerim Usta sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin