II. Osman: Farisi’nin Gölgesinde Bir Padişah

II. Osman: Farisi'nin Gölgesinde Bir Padişah

II. Osman, Divan edebiyatındaki mahlasıyla Farisî (d. 3 Kasım 1604, İstanbul – ö. 20 Mayıs 1622, İstanbul), 16. Osmanlı padişahı ve 95. İslam halifesidir.

Sultan I. Ahmed’in ilk oğlu olan II. Osman, annesi Mahfirûz Sultan ve beş ay küçük kardeşi Şehzade Mehmed ile birlikte büyüdü. Ömer Efendi’nin gözetiminde iyi bir eğitim aldı ve on yaşına geldiğinde babası tarafından törenlere katılma ve ata binme izni verildi.

Babasının vefatı sonrasında, tahtın geleneklere uygun şekilde en büyük oğlu Şehzade Osman’a geçmesi beklenirken, amcası I. Mustafa’nın tahta çıkması kararı alındı. I. Mustafa’nın kısa süreli saltanatı delilik düzeyindeki davranış bozuklukları nedeniyle sona erdi, ve II. Osman, 14 yaşında iken 26 Şubat 1618’de tahta çıkartıldı.

II. Osman, tahta oturur oturmaz geleneği devam ettirerek kapıkullarına cülusiye dağıttı. Üç ay süre ile iki kez, üçer bin kese cülusiye dağıtılması hazineyi sarstı. Yaşı çok genç ve tecrübesizdi. Bu sebeple Bostanzade Yahya Efendi, hocası Ömer Efendi, Darüssaade Ağası Süleyman Ağa,
Hekimbaşı Musa-yı Naşi gibi niteliksiz dar bir çevrenin etkisi altına girdi. Zafer kazanma hırs ve arzusu baskın olan padişah, çevresindekilerin
telkinleriyle Lehistan’a sefere çıkmaya karar verdi.

Sefere çıkmadan önce sefer esnasında fitneye sebep olacağını düşünerek kardeşi Şehzade Mehmed’i katletmek istedi. Bunun için Şayhülislam Es’ad Efendi’den fetva almaya çalıştı. Es’ad Efendi fetvayı vermeyince Rumeli Kazaskeri Kemalüddin Efendi’den fetvayı aldı ve infazı yaptırdı. Rivayete göre, öldürüleceğini anlayan masum ve günahsız şehzade Mehmed; “Osman! Allah’tan dilerim ki ömr ü devletin berbâd olup beni ömrümden nice mahrum eyledin ise sen dahi behremend olmayasın.” diye beddua etmiştir.

Şehzade Mehmed’in ölümü halkta derin bir iz bırakırken halkı sıkıntıya sokan, hayatı zorlaştıran felaketler de peş peşe gelmeye başlamıştır. Şiddetli soğuktan önce Haliç, sonra boğaz donar. Şiddetli kış yüzünden gemiler İstanbul limanına giremezler; fiyatlar yükselir, kıtlık başlar. Halk bütün bu olumsuzlukları Şehzade Mehmed’in boğdurulmasına bağlar, dolayısıyla padişahı suçlarlar.

Halk bu sıkıntılar içindeyken padişah, Lehistan üzerinden Baltık Denizi’ne açılmayı, bu denizde bir donanma oluşturarak Atlas Okyanusu’na geçmeyi ve hıristiyanların arasındaki mezhep çekişmelerinden yararlanarak Avrupa’yı ele geçirmeyi düşünür ve Lehistan seferine çıkmaktan vazgeçmez.

21 Mayıs 1621’de başlayan sefer, şiddetli çarpışmalara rağmen istenilen hedefe ulaşamaz; ancak bu sırada gelen barış teklifi Osmanlılar lehine olduğundan kabul görür ve Hotin Kalesi Osmanlı Devleti’ne tâbi olan Boğdan Voyvodalığı’na bırakılır. 6 Ekim 1621’de ateşkes antlaşması imzalanır. İstenilen hedefe ulaşılamamasına rağmen sefer, bir zafer olarak ilan edilir ve padişah da İstanbul’a döner. Hotin seferinde istediği sonucu alamayan II. Osman içerde yapısal değişikliklere gitmeye karar verdi, ancak toplum ve genç padişah bu değişime hazır değildi.

Yapılan baskılardan ve arpalıkların kesilmesinden dolayı kırgın olan ulema sınıfı ile tehdit altında hisseden yeniçeriler birleşerek Osmanlı tarihinde ilk darbenin fitilini ateşledi. İsyancılar, padişahı yanlış yönlendirdiklerine inandıkları hocaları ve devlet adamlarının idamını talep ettiler. II. Osman’ın direncine rağmen, 19 Mayıs 1622’de isyan başladı ve isyancılar saraya girerek amcası I. Mustafa’yı padişah ilan ettiler.

Olayların kontrolü ele geçtiği sırada II. Osman, hacca gitmekten vazgeçtiğini açıkladı, ancak isyancılara teslim edilen devlet görevlileri arasında yer aldı. 20 Mayıs 1622’de, padişah ağır hakaretlerle I. Mustafa’nın bulunduğu Orta Cami’ye götürülerek orada boğdurularak öldürüldü. II. Osman, 18 yaşında iken padişahlığının dördüncü yılını yeni bitirmişti. Cenaze namazı şeyhülislamlığa atanan Yahya Efendi tarafından kılınarak babası I. Ahmed Türbesi’ne defnedildi.

Divan edebiyatında “Farisî” mahlasını kullanan Padişah II. Osman’ın bir şiiri;

Zülfüñ kemendi bí-emān
Aġzuñ şarāb-ı erġuvān

Sen gibi bir tāze cüvān
Yoķ şimdi bir sensüñ hemān

Ķaddüñ ķıyām itse ķaçan
Olur ķıyāmet ol zemān

Kirpigüñ oķın atmaġa
Ķaşuñ aña olmış kemān

Fārisí baķup ĥüsnüñe
İtdi fidā yoluñda cān

Kaynak:

  • Sultan II. Osman (Fârisî) ve Dîvânçesi-Avni ERDEMİR

Yorum yapın

Kerim Usta sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et