Astronom Hükümdar Uluğ Bey Hakkında Bilgi

Yayım tarihi

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 28 Mart 2021 Kerim Usta

Astronom Hükümdar Uluğ Bey Hakkında Bilgi
1394 yılında dünyaya gelen ve asıl adı Muhammed Taragay olan Uluğ Bey, 1409 yılı itibariyle Maveraünnehir’in hâkimi, 1447 yılı itibariyle ise imparatorluğun resmen hükümdarı olarak siyasî tarih sahnesinde yerini almıştır. Siyasî kimliğinin yanında kendisinden sonraki dönemde astronomi çalışmalarına ilham olmuş mühim bir Orta çağ İslam âlimi olmasıyla da dikkat çekmiştir.

Asıl adı Muhammed Taragay olan Uluğ Bey, H. 19 Cemaziyülevvel 796 / M. 22 Mart 1394 tarihinde Sultaniye’de dünyaya geldi. Dedesi dönemin en büyük hükümdarlarından biri olan Emir Timur, babası imparatorluğun ikinci hükümdarı Şahruh, annesi ise Çağatay asilzadelerinden Gıyaseddin Tarhan’ın kızı Gevherşad’dır. Uluğ Bey’in doğduğu aynı yıl kardeşi İbrahim de dünyaya gelmiştir. Her iki kardeşin doğum yılından anlaşıldığı üzere Şahruh’un Gevherşad haricinde başka bir hanımı ve İbrahim’in annesinin farklı olduğu görülmektedir. Aile geleneklerine göre, doğan çocuklar bir atabeg veya büyük bir hanım tarafından yetiştirilir. Uluğ Bey de Timur’un büyük eşi Saray Mülük Hanım tarafından yetiştirilmiştir. Kendisine Muhammed Taragay adı verilmesine rağmen Timur’un torununa bağlılığından dolayı saray erbabı tarafından ona “Uluğ Bey” denilmiştir. Sürekli bu isimle zikredildiği için asıl isminin unutulduğu söylenir.

Timur, sefer yapacağı zamanlarda ailesini başkent Semerkant’ta bırakmaz, ailesi de ona eşlik ederdi. Timur, torununun doğduğu dönemde, kaynaklarda “Beş Yıllık Sefer (1392-1397)” olarak adlandırılan İran ve Ön Asya seferindeydi. Altın Orda Hanı Toktamış’a yaptığı sefer sırasında İran’daki bazı yerel hakimlerin Timur’a yüz çevirmesi, Timur’un bu sefere çıkmasındaki temel sebep olmuştur.

Timur’un 1392’de Buhara’dan Mâzenderan’a gelmesi ile Sâri hâkimi Seyyid Kemâleddin, Timur’a boyun eğmek zorunda bırakılmıştır. Bu dönemde Anadolu’da Osmanlı Devleti siyasi hâkimiyeti tam olarak elde edememiştir. Sivas-Kayseri bölgesine Kadı Burhaneddin, Doğu Anadolu’ya Erzincan emîrliği, Maraş dolaylarına da Dulkadiroğluları hâkimdi. Anadolu’ya bir diğer hâkim güç ise sınırları Malatya’ya kadar uzanan Memlûk Devleti’dir.

Timur, Memlûk Sultanı Berkuk’a elçiler göndererek ona itaat etmesini istemiş, karşılığında sultan, Timur’u elçileri öldürmekle tehdit etmiştir. Bunun üzerine Timur, Anadolu’ya yönelerek Erzurum’a kadar gelmiş, fakat ani bir karar vererek Toktamış üzerine yönelmek için Erzurum’dan geri dönmüştür. Timur’un bu ani kararının sebebi olarak, yapacağı büyük bir Anadolu seferinde karşısında birbiri ile ittifak yapma ihtimali olan iki düşmanını, yani Altın Orda ve Memlûkleri görebiliriz.

Uluğ Bey’in çocukluğu atlı araba ile bir harabe şehirden başka bir harabe şehre giderek, dedesinin seferlerinde geçmiştir. Hatta Timur, Hindistan seferine o zaman dört yaşında olan torunu Uluğ Bey’i de götürmek istemiş, fakat farklı iklimin torunun sağlığını etkileyeceğini düşünerek bu kararından vazgeçmiştir.

Dedesinin gittiği seferlerden birinde Uluğ Bey’in Meraga’da gördüğü harabe ev hakkında öğrendiği bilgiler, hayatı boyunca aklından çıkmayacak ve ileride onu bir astronom olarak görmemize vesile olacaktır.

Uluğ Bey, gençliğinde devletin şehzadelerinden biri olarak görünse de aslında erken yaşlardan itibaren devlet yönetiminde söz sahibiydi. Dedesi Timur’un 1405 yılındaki vefatından sonra Miran Şah’ın oğlu Halil Sultan’ın diğer aile üyelerinden habersiz tahta oturulması ve ardından başşehir Semerkant’ın ele geçirilmesi, devlet içerisinde taht mücadelelerinin başlamasına neden olmuştur. Uluğ Bey’in babası Şahruh, başlarda Halil Sultan’ın hakimiyetini kabul etse de Pîr Muhammed’in Kandehar’dan gelmesi ile ona destek vermeye başladı. Pîr Muhammed’in 1407 yılında öldürülmesi ile Şahruh, öç almak için Halil Sultan ile mücadeleye girişti.

Kerim Usta Yayımladı.

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir