Tarihteki En Büyük Toplu İntihar (10 Fotograf )

Tarihteki En Büyük Toplu İntihar (10 Fotograf )

Dünya tarihinde bilinen en büyük toplu intihar 18 Kasım 1978 yılında Guyana’da meydana gelmiştir. 1970 yılında Amerika’nın San Fransisco şehrinde kurulan tarikat daha sonra Guyana’da bir arazi üzerine kurulmuştur. “Halkın Tapınağı” adlı tarikatın lideri Jim Jones adındaki kişi müritlerine verdiği emirle 912 kişi siyanürlü üzüm suyu içerek hayatlarına son verdiler. Ölenlerin 276’sı ise henüz bir çocuktu…Müritlerinin öldüklerini sonuna kadar

Tarihin En Büyük Yanardağ Patlaması ve Yazsız Yıl

tambora_yanardag-kerimustacom

17 Nisan 1815 yılında, Endonezya’nın Tambora Yanardağı patlayarak son yılların en büyük tarihi felaketi gerçekleşmiştir. Patlama o kadar şiddetli olur ki 3900 metre  olan dağın yüksekliği patlama sonrasında 2851 metre’ye düştü. Yanardağ 44 km yüksekliğe kadar magma püskürtürken çıkardığı gürültü 2 bin 600 km uzaklıktan duyuldu.

Kaç kişinin öldüğü ise halen tam olarak belli değildir. Global Volcanizm Program’a göre 60.000 kişi hayatını kaybetti.Birleşmiş Milletler Jeoloji İncelemeleri ise açlıktan ölenler dahil sayıyı 92.000 olarak belirtmişlerdir.

Yanardağın külleri ve atmosfere salgılanan gazlar neticesinde dünya aniden soğuduğu için 1816 yılı “Yazsız Yıl”

Türk-İslam Edebiyatında Mitolojik Hüma Kuşu

Türk ve İslam Edebiyatında Mitolojik Hüma Kuşu

Menşei Mezopotamya’daki daha eski devrelere uzanmakla birlikte, bilhassa Asur Hüma: Hüma devrinden beri fırtına ve gök gürültüsü, yağmur, aynı zamanda bitki ve bereketlilik tanrısıyla özdeşleşen güneş tanrısının, dolayısıyla tanrının yeryüzündeki temsilcisi olan hükümdarın da sembolü olur. Bu sembol bir daire içinde kanatlı bir insan figürüdür. Veya sadece bir kuşun kanatları ve kuyruğu ile süslü bir disktir. Bu sembol Asur’daki kabartmalarda savaş sırasında veya savaştan zaferle dönerken Asur kralının başı üzerinde görülür. Aynı sembol, İranlılarda Hürmüz’ün sembolüne benzemektedir.

İslâmiyet’te devlet ve iktidarla, baht ve talihle birleştirilmiş ve İslâm edebiyatın da Hüma kuşu,

18 Mart Çanakkale Zaferi

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

Çanakkale Zaferi, 18 Mart 1915 bütün imkansızlıklara rağmen kazanılmış bir savaş olarak tarihimize geçmiştir. Çanakkale, savaştan çok bir destan olarak müteala edebileceğimiz Müslüman Türk Milleti’nin, tarihe kendisini bir kez daha perçinlediği yer olmuştur.   103 yıl önce göğsündeki iman ile, güçlü görünen düşmana, unutamayacağı bir ders veren Mehmetçiklerimiz, Allah’ın kendilerine bahşettiği şehitliğe severek  kucak açmışlar  ve bir gül bahçesine girercesine kara toprağa girmişlerdir. Fiilen bir yıldan fazla süren Çanakkale savaşlarının seyrine ve yer  yerde kesitlerine bir göz atalım;Savaş başlamadan önce durum şöyledir: İngiltere’nin toplam 711 bin askeri, 250 savaş gemisi, denizaltı ve kruvazörü bulunmaktadır. Fransa’nın toplam 3.5 milyon askeri, 105 savaş gemisi, denizaltı ve kruvazörü vardır. Rusya’nın toplam 4.400 bin askeri, 65 savaş gemisi, denizaltı ve kruvazörü mevcuttur. Türklerin bütün cephelerinde toplam 2.300 bin askeri var. Kayda değer savaş gemisi, denizaltı ve kruvazörü yoktur. Bir tarafta dünyanın en güçlü devletleri ve donanmaları öbür tarafta bütün cephelerde saldırıya uğramış bir Osmanlı devleti vardır. Çanakkale dünya tarihinin en büyük savunma savaşıdır.

3 Ocak 1915’de İngiliz Bahriye Nazırı Çörçil, Çanakkale önündeki müttefik İngiliz-Fransız filosu Başkomutanı Amiral Karden’den Çanakkale’yi yalnız deniz kuvvetleriyle zorlamanın başarılı olup olmayacağını

Osmanlı İmparatorluğunda Öldürülen Hanedan Üyeleri

Osmanlı İmparatorluğunda Öldürülen Hanedan Üyeleri

Babadan oğluna geçen ve veliahtlığın hükümdarın büyük oğluna ait olduğu bir hanedan modeline sahip olan Osmanlılar bu özelliği ile tahtın el değiştirmesi konusunda, eski Türk geleneğinin de devamı olarak ortaya atılan belirli bir kuralı benimsemiş bulunuyorlardı. Hanedan üyeleri arasında tahta geçme konusunda ortaya çıkan bütün sorunlara rağmen imparatorluğun kurucusu Osman’ın aşiretin başı olması ve sonrasında büyük oğluna geçmesinden hareketle, tahtın el değişimi beyin/hükümdarın büyük oğlu lehine yazılı olmayan bir kural haline gelmişti. I. Ahmet’e(1603-1617) kadar tahtın babadan büyük oğluna geçmesi kuralı, bundan sonra köklü bir değişikliğe uğramış ve artık hanedana

Çin Kaynaklarında Büyük Hun İmparatoru Mete Han

Çin Kaynaklarında Büyük Hun İmparatoru Mete Han

Bu çok önemli vesika, Çin’in ilk resmi tarihi sayılan Shih-chi adlı tarihin 110. bölümünde bulunur. Bu belgeden de anlaşılıyor ki Hunlar o çağda, Asya’nın en cins ve en uzun koşan atlarını yetiştiriyorlardı. Cins atına binerek kaçan Mete’yi Yüe-çi’ler tutamamışlardı. Hunların doğusunda bulunan milletler de onlardan cins bir atı almak için can atmışlardı. Mete yalnızca bir imparator veya komutan değil; aynı zamanda silâh icat eden ve yaptıran bir askerdi. Bu sebeple Çin kaynaklarının hepsi, vızlayan okun Mete tarafından icat edildiğine inanırlardı. Vızlayan oklar, kemik bir ok ucuna delikler açmak sureti ile yapılırdı. Osmanlılar bu oka Çavuş oku derlerdi. Bu oku daha ziyade, işaret vermek ve yön göstermek için komutanlar kullanırlardı.

Çin kaynaklarında Hun İmparatoru Mete Han hakkında bilgilerin özeti

Tung-hu’Iar kudretli ve Yüe-çi’ler ise en güçlü çağlarında idiler. Hun’ların Şan-yü (unvanını taşıyan) hükümdarlarının adı ise; Tuman (Tou-man) idi. Tuman’ın veliaht olan bir oğlu vardı. Adı da Mao-tun (Mete veya Bahadır) idi. Tuman’ın ayrıca çok sevdiği bir Hatunu vardı. Bu

Lügat-i Tarihiyye ve Coğrafiyye’de Karaman Eyaleti

Lügat-i Tarihiyye ve Coğrafiyye'de Karaman Eyaleti
Karaman – Bugün Konya Vilâyeti dahilinde olup evvelce Pizidi kıt’a-sını teşkil eden ve sonra bir müddet emirlik halinde idare olunan Larende, Niğde, Ermenek, Konya, Kayseriyye, Akşehir, Beyşehri, Seydişehri ve Karahisar sancak ve kazalarını toplayan eyaletin ismidir.

Bu eyaletin çok yeri dağlık ise de güzel üzüm ve afyon ve tuzlaları vardır. Karaman Eyaleti Rum Selçukileri tasarrufunda iken 676 H.

Sülfirik Asit’in Tarihi Gelişmesi

Sülfirik Asit'in Tarihi Gelişmesi
Sülfürik asit 18. yy’ın ikinci yarısında kimya sanayiinin ilgi alanına girmiştir. 1744 yılında indigonun sülfürlenmesiyle yün boyamacılığında kullanılabilen yeni bir ürün elde edilmesi, sülfürik asit için ticari ölçekte bir istem doğurmuştur. Sülfürik asit ayrıca ağartma işlerinde de kullanılıyordu.

Daha önceleri, olasılıkla İtalya’da, bir cam fanus alünda, su buharının varlığında kükürtün yakılmasıyla sülfürik asit üretimi için yeni bir yöntem bulunmuştu. Burada sülfüröz asit oluşuyor ve bekletildiğinde havanın etkisiyle sülfürik asite oksitleniyordu.

Londralı eczacı Joshua Ward (1685-1761), 1736’da az miktarda su içeren büyük cam küreler içinde kükürtü az miktarda güherçile ilebirlikte yakarak, ticari olarak büyük ölçekte ilk sülfürik

Türgişler Hakkında Bilgi

Türgişler Hakkında Bilgi

TÜRGİŞLER (634-766)
630 yılında Batı Gök-Türk ülkesinde T’ung Yabgu’nun öldürülmesi üzerine ülke iç karışıklığa sürüklenmişti. Başıboş kalan çeşitli boylar, 635 yılında kendi aralarında teşkilatlanarak Türgişler denilen halkı meydana getirmişlerdir. Buna rağmen başlarında daima Batı Gök-Türk hanedanından gelen beyler bulunmuştur. Aslında 634 yılında Batı Gök-Türk hanedanından Işbara ülkesini on boya bölmüş, her boya birer ok vermiş bundan sonra unvanları On Şad ve On Ok şeklinde söylenmeye başlamıştır. Türgişler bunlardan birinin adıdır. Yazılı belgelere göre ilk defa 651 yılında tarih sahnesinde görülen bu Türk boyu, Batı Gök-Türk Devleti’ni (581-659) meydana getiren On-Ok konfederasyonuna bağlı beş Tou-lu grubunun dördüncü boyu olarak Barotala nehri boylarında tarih sahnesinde yer