Akçe Hakkında Bilgiler

Akçe Hakkında Bilgi

Osmanlı Devleti’nin ilk zamanlarından itibaren bastırılan ve kullanılan gümüş para birimi. İlk sikkesi gümüşten îmâl edildiği için Ak (beyaz, temiz, parlak) para mânâsında akçe denilmiştir. Ayrıca ak kelimesi müsbet yönde bir mânâya sahiptir. “Alnı ak” gibi. Nitekim renginden dolayı altına kızıl ve sarı denildiği bilinmektedir. “Ak akçe kara gün içindir” atasözü de bu paranın beyaz gümüşten îmâl edildiğini ifâde ettiği gibi, geçerliliğini de belirtmektedir. İlk zamanlar gümüş para mânâsında kullanılan akçe, on beşinci yüzyıldan sonra umûmî mânâda Osmanlı parası karşılığı olarak kullanılmıştır. Osmanlı para birimi olan Akçe-i Osmânî adıyla kullanıldığı gibi, pâdişâhların zamanlarına göre değişik isimler almıştır. Bu para Osmanlılara mahsus olup, Selçuklu ve diğer İslâm devletlerinin paralarıyla ilgisi yoktur.

Osmanlı İmparatorluğunda Öldürülen Hanedan Üyeleri

Osmanlı İmparatorluğunda Öldürülen Hanedan Üyeleri

Babadan oğluna geçen ve veliahtlığın hükümdarın büyük oğluna ait olduğu bir hanedan modeline sahip olan Osmanlılar bu özelliği ile tahtın el değiştirmesi konusunda, eski Türk geleneğinin de devamı olarak ortaya atılan belirli bir kuralı benimsemiş bulunuyorlardı. Hanedan üyeleri arasında tahta geçme konusunda ortaya çıkan bütün sorunlara rağmen imparatorluğun kurucusu Osman’ın aşiretin başı olması ve sonrasında büyük oğluna geçmesinden hareketle, tahtın el değişimi beyin/hükümdarın büyük oğlu lehine yazılı olmayan bir kural haline gelmişti. I. Ahmet’e(1603-1617) kadar tahtın babadan büyük oğluna geçmesi kuralı, bundan sonra köklü bir değişikliğe uğramış ve artık hanedana

Ölçü Değişim Tablosu

Ölçü Değişim Tablosu

Günümüzde ve öncesinde kullandığımız ölçü birimlerini tablolar halinde bir araya getirdim. Sırayla ölçü birimleri başlığına veya sayfalarına giderek inceleyebilirisiniz. Belki lazım olur.

Uzunluk Ölçüleri
Metre (m)1m
Dekametre (Dm)10 m
Hektametre (hm) = 10 Dm100 m
Kilometre (Km) = 10 Hm = 1001.000 m
Desimetre (dm)1/10 m
Santimetre (cm)1/100 m
Milimetre (mm)1/1.000 m
Mikron (mu)1/1.000.000 m
Inch2,540 cm
Ayak (Foot = Kadem)30,48 cm
Yarda (Yard) = 3 Ayak91,44 cm
İngiliz Mili (Kara) = 5380 Ayak1.609,3 m
İngiliz Mili (Deniz) = 6080 Ayak1.853 m
Türk Mili1.895 m
Fransız Mili7.852 m
Alman Mili7.500 m
Rus Mili7.467 m
Yunan Mili10.000 m
Coğrafi Mil7.200 m

Osmanlı Padişahlarının Valide Sultanları

Osmanlı Padişahlarının Valide Sultanları

  • 1. Murat (29 Haziran 1326 – 28 Haziran 1389) : Nilüfer Hatun (Bizanslı Horofira)
  • 1. Bayezid (1360 – 8 Mart 1403): Gülçiçek Hatun (Bulgar Marya)
  • 1. Mehmet Çelebi (1382 – 26 Mayıs 1421): Olga Hatun (Bulgar)
  • 2. Murat (1404 – 3 Şubat 1451) Emine Hatun (Dulkadiroğulları Beyliği)
  • 2. Mehmed (30 Mart 1432 – 3 Mayıs 1481): Hüma Hatun (Candaroğulları)

Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Seferi

Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Seferi ve SonrasıProf. Dr. Remzi KILIÇ

Yavuz Sultan Selim’in (1512-1520) iktidarına kadar, Osmanlı Devleti bir Balkan veya Avrupa Devleti olarak görülmekteydi. Osmanlı Devleti, Sultan Selim devrinde çok ciddi olarak Doğu’ya yönelmiş, Asya ve Afrika kıtalarında geniş topraklar elde etmiştir. Bu değişikliğin sebebi İran’daki Safevîlerin Anadolu’nun Doğu ve Güneydoğu bölgesi için tehlikeli bir politika izleyerek, Anadolu’yu istilâ etmeyi amaçlaması ve Osmanlı Devleti’ni parçalamak istemesidir.

Ayrıca, Sultan Selim’in Sünnî akideyi güçlendirerek, İslam dünyasının birliği siyasetini gütmesidir, diyebiliriz. Yine Sultan Selim, Anadolu’nun birliğini ve bütünlüğünü korumayı düşünerek Safevî hanedanı tarafından tehdit edilen Doğu hudutlarını sağlamlaştırmak ve Safevî tehlikesini tamamen ortadan kaldırmak istemiştir.

Şeyhülislam’lar Neden Mavi Ayakkabı Giyerlerdi?

Şeyhülislam'lar Neden Mavi Ayakkabı Giyerlerdi?
Osmanlı Devleti’nde ilmiye mensuplarının mavi renkli ayakkabı giymeleri yolundaki resmî uygulama, ilme verilen büyük değerin bir sembolüdür. Bu değer vermenin ifadesi olarak Şeyhülislâm, Kazasker ve Kadı gibi ilim sahiplerinin çizme ve ayakkabıları gökyüzü rengi olan

Osmanlıda Hariciye Nezareti

Osmanlıda Hariciye Nezareti

Hariciye Nazırlığı ya da Hariciye Nezareti Son dönem Osmanlı Hükümetlerinde devletin dış siyasetini yürütmekle görevli, günümüzdeki Dışişleri bakanlığı’na karşılık gelen kurumdur. İstanbul’da günümüzde İstanbul Valiliği işlevini gören Babıali binasında sadrazamlıkla aynı binayı paylaşmıştır.

19. yüzyıla kadar Osmanlı Devleti’nde dışişleri Reis-ül Küttablar tarafından yürütülürdü. Dış ülkelerle yapılan yazışmalardan ise Babıali Tercüme Odası sorumluydu. Osmanlı Devleti’nin Avrupa’dan aldığı borçların artması, Avrupa ülkelerinin Yunan Bağımsızlık Savaşında gözlendiği gibi Osmanlı Devleti’nin içişlerine karışmaya

Osmanlıda Tarikatlar-Padişahların Tarikatları

Osmanlıda Tarikatlar-Padişahların Tarikatları

Sofi adını ilk kullanan Küfeli Ebu Haşim (S.57-58) Diğer taraftan tasavvufî faaliyetlere İslâmiyet’in ilk. yıllarında hiç rastlanmazken, yukarıda da sebeplerine işaret edildiği tarzda sofî adını ilk kul­lanan ve ilk zaviyeyi kuran kişi’nin Kûfeli Ebû Haşim olup, bu zat’ın H. II. yüzyılla (H. 150’lerde) öldüğü sanılır.

Bundan sonra Süfyan Sevrî gelir ki bu zat da H. 168, Milâdî 784-785’lerde yaşamıştır.

Yine bu cümleden olmak üzere, eski Hıristiyan keşişlerinin yetiştiği Mısır’da H. 245,-M. 859-860 tarihlerinde yaşamış olan Zünnûn , (Bu zât Zünnûn-u Mısrî adîle de meşhurdur) H. 261, M. 874-875’lerde yaşamış

Osmanlı Sultanlarının Ehl-i Beyt Sevgisi

Osmanlı Sultanlarının Ehl-i Beyt Sevgisi
Sultan İkinci Abdülhamid Han, Peygamber efendimize olan tazim ve muhabbetini, Onun kutsal beldesine hizmetler götürerek ve İslam Birliği gayesini gerçekleştirmeye çalışarak göstermiştir. Hicaz bölgesiyle münasebetleri kuvvetlendirmek ve mukaddes topraklarla aradaki mesafeyi kaldırmak niyetiyle yaptırdığı Hicaz ve Bağdat Demir yolu, bunun en güzel örneği olmuştur. Demiryolu yapımının Medine’ye ulaştığı esnada, Sultanın

Gazzenin Tapusu Sultan Abdülhamit’de

Gazzenin Tapusu
Murat Bardakçı, Gazze’nin tapusunun Sultan Abdülhamit’de olduğunu tarihi belgelerle ortaya koydu. Bardakçı’nın verdiği bilgilere göre, Gazze Osmanlı’da Hazine-i Hassa’nın üstündeydi sonra Abdülhamit kendi üzerine geçirdi ve şahsi mülkü olarak tapuluydu. 1924 sonrası Abdülhamit’in torunları dava açtılar.

Gazze dedemizin mülküdür diye. İşin ilginci kazandılar ve mahkeme Gazze’nin Sultan Abdülhamit’in torunlarına iadesine karar verdi. Fakat o dönem İngiliz mandası olduğu için dava Londra’ya temyize gönderildi ve bozuldu.