Etiket: osmanlı

Siyakat Hakkında Bilgi -Siyakat Yazısı

Siyakat Hakkında Bilgi -Siyakat YazısıSözlükte “siyakat; genellikle devlet dairelerinde kullanılmış bir yazı türü”olarak belirtilmiştir.Arapçadan gelme bir kelime olup sanat eseri olmayan yazılardır.Devletin güvenliği nedeniyle önemli bilgiler şifreli olarak yazılmışlardır.Genellikle her dönemde katibin özelliğine göre şekillenmiş olan bu yazılara anahtar kelimelerle şifreler konulmuştur.

Yerine göre nesih, nesta‘lik, ince divanî ve rik‘a kırması, kûfî hurdesine benzer bazı yazıların harfleri karıştırılmış olmasına rağmen yeterli olmamakla beraber harflerin müfred ve birleşik şekillerini gösteren siyâkat elifbâsı düzenlenmiştir. Yazıda sürat ve ihtisarı sağlamak için satırlar, kelimeler ve harfler kalemin süratli, tabii akışının sonucu birbirine yaklaşmış, ilişmiş, harfler küçülmüş, bazı ayrıntıları çıkarılmış, uzantılar, dik hatlar kısaltılmış, genellikle pe, çe, şîn ve bazan nûn harfi dışındaki noktalı harflere nokta konmamıştır. Nokta bazı harflerde sona birer işaret şeklinde takılmış, med yalnız elif harfinin üstüne konmuş, çoğu kere şedde konmamıştır. Genelde imlâ bakımından kendinden sonra gelen harfe bitişmeyen harfler resim ve sürat için bazan diğer harfe bitişmiş, zamanla girift bir biçimde şifre haline gelen anahtar (miftah) kelimeler oluşmuştur. Hatta bir kelimenin birkaç şifre yazılışı ortaya çıkmıştır. Kef gibi keşîdeye uygun harfler sonra gelen kelimelerin altında bir çizgi şeklinde devam etmiş, râ harfi keskin köşeli bir dâl harfine, dâl harfi tabanı sola çıkıntılı bir üçgene dönüşmüştür. Siyâkat yazısı ile beraber kullanılan rakamların da özel bir sistemle yazılış biçimleri vardır. Hint rakamları yerine Arapça sayı isimlerinin harfleri kısaltılarak şifreleştirilmiş, siyâkat-i Arabî, erkām-ı Arabiyye, divanın malî ve muhasebe kayıtlarında Daha Fazlasını Oku

Osmanlı Sadrazamları

Daha önce 2012 yılında açılan konu üzerindeki hatalar giderilerek mobil uygulamalarda da rahat okunabilecek şekilde tekrar güncelleme yapılmıştır.Kerim Yarınıneli

  • Hacıkemaleddinoğlu Alaeddin Paşa 1320 1331 Türk
  • Mahmudoğlu Nizamüddin Ahmed Paşa 1331 1348 Türk
  • Hacı Paşa 1348 1349 Türk
  • Sinanüddin Fakih Yusuf Paşa 1349 1364 Türk
  • Çandarlı Kara Halil Hayrettin Paşa 1364 1387 Türk (Ankara’nın Nallıhan İlçesi Cendere köyü’nden; Çandarlı ailesinden)
  • Çandarlı Ali Paşa 1387 1406 Türk (Çandarlı ailesinden)
  • Osmancıklı İmamzade Halil Paşa 1406 1413 Türk (Osmancıklı)
  • Amasyalı Beyazıt Paşa 1413 1421 Türk (Amasyalı)
  • Çandarlı (1.) İbrahim Paşa 1421 1429 Türk (Çandarlı ailesinden)
  • Osmancıklı (Amasyalı) Koca Mehmed Nizamüddin Paşa 1429 1439 Türk (Osmancık veya Amasyalı)
  • Çandarlı (2.) Halil Paşa 1439 1453 Türk (Çandarlı ailesi). İdam edilen ilk sadrazamdır.
  • Veli Mahmud Paşa (1. sadareti) 1453 1466 Pomak (Yeniçeri Ocağından yetişme ilk sadrazam); 2 dönem sadrazamlık yapmıştır.
  • Rum Mehmed Paşa 1466 1469 Rum devşirme
  • İshak Paşa (1. sadareti) 1469 1472 Pomak
  • Veli Mahmud Paşa (2. ve son sadareti) 1472 1474 Pomak devşirme. İdam edilmiştir.
  • Gedik Ahmed Paşa 1474 1477 Arnavut. İdam edilmiştir.devşirme
  • Karamanlı Mehmed Paşa 1477 1481 Türk (Karamanlı)

Daha Fazlasını Oku

Karaman Tarihi

BEYLİKLER DÖNEMİNDE KARAMAN

Oğuzların Afşar boyuna mensup olan Karamanlıların Anadolu’ya ne zaman ve hangi yoldan geldikleri çok kesin olarak bilinemiyor. Oğuz boylarının muhtelif tarihlerde Anadolu’ya geldikleri ve yerleştirildikleri malumdur. Tarihçi Reşidüddin, Karaman ve Menteşeogullarının 20.000 çadır kadar kalabalık bir kütle halinde Tuğrul Bey ile birlikte Anadolu’ya geldiklerini, Tuğrul Beyin geri dönmesinden sonra burada kaldıklarını söyler. Karaman boylarının tarihini yazan Yercani, Anadolu’ya göçmeden önce Amu-Derya civarında yaşayan Karamanlıların, Şirvan yoluyla Anadolu’ya geldiğini anlatır. Anlaşılan odur ki Karaman boyu, diğer Oguz boyları gibi 13.yüzyılın başlarından itibaren etkisini gösteren Mogol istilası sırasında yaşadıkları bölgeleri terk ederek, Azerbaycan taraflarına gelmişler, bir kısmı buralarda kalmış, büyük bir ekseriyeti ise Anadolu’ya geçmiş ve bunlar Anadolu Selçuklu Sultanı I.Alaeddin Keykubad tarafından 1228’ lerde Kamereddin İli adı verilen Ermenek taraflarına
yerleştirilmişlerdir. Burası daha önceleri Ermenilerin elinde iken Alaeddin Keykubad tarafından fethedilmiştir. Nûre Sûfî: Ermenek civarına yerleşen Karaman boyunun başında Nűre Sűfî vardır. Nűre Sűfî, bu tarihlerde Anadolu’da meydana gelen Türkmen eylemleri içerisinde aktif olarak bulunmuş ve Türkmenler arasında büyük bir şöhret kazanmıştır. Çevresinde topladığı güçlerle(özellikle Babaîler) Kilikya Kralı Heytum’un idaresinde olan Hıristiyan bölgelere akınlar düzenlemiş ve aralarında Silifke ve Ereğli’nin de bulundugu bir kısım yerleri ele geçirmiştir. Daha Fazlasını Oku

Osmanlı Kronolojisi

Daha önce 2013 yılında açılan konu üzerindeki hatalar giderilerek mobil uygulamalarda da rahat okunabilecek şekilde tekrar güncelleme yapılmıştır.Kerim Yarınıneli

1299 – Söğüt’de Osmanlı’nın Osman Gazi tarafından kurulması
1300 – Yondhisar ve Yenişehir kalelerin fethi.
1300 – Yenişehir’in başşehir yapılması.
1302 – Koyunhisar Muharebesi Osman’ın bölgede karizmatik lider olması. Osmanlı İmparatorluğunun
kuruluşu (Devlet-i Aliyye, Halil İnalçık)
1302 – Köprühisar’ın Fethi
1303 – İznik kuşatması
1303 – Marmaracık Kalesi’nin Fethi
1306 – Dinboz Savaşı sonucunda Kestel, Kete ve Ulubad kalelerinin ferthi.
1306 – İlk askeri antlaşma
1307 – İznik’in sıkıştırılması ve Yalova akını.
1308 – İmralı Adası’nın Fethi ve Osmanlıların Marmara Adası’na dayanmaları.
1308 – Koçhisar’ın Fethi
1313 – Harmankaya Tekfuru Köse Mihail’in Müslüman olması, kalesi ve taraftarları ile birlikte Osmanlılara katılması.
1326 – Orhan Gazi’nin tahta geçişi
1326 – Bursa’nın Osmanlılar tarafından alınışı
1331 – İznik’in Osmanlılar tarafından alınışı
1331 – İlk Osmanlı medresesinin İznik’te Orhan Gazi tarafından kurulması
1334 – Karesi Beyliği’nin ilhakı
1337 – Kocaeli’nin Fethi
1346 – Orhan Gazi’nin Kantakuzenos’un kızı ile evliliği ve Bizans ile ittifakı
1349-1352 – Bizans’a yardım için Süleyman Paşa’nın Rumeli’ye geçişi ve Çimpe Kalesi’nin Osmanlılar tarafından üs olarak alınışı
1352 – Osmanlılar’ın Cenevizliler’e Osmanlı topraklarında serbest ticaret yapma imtiyazı vermeleri Daha Fazlasını Oku

Çaldıran Muharebesi

Çaldıran Muharebesi

Osmanlı pâdişâhı Yavuz Sultan Selîm Han ile İran şahı İsmâil arasında, 23 Ağustos 1514’de, Çaldıran ovasında yapılan târihin en büyük meydan muhârebelerinden biri.

Akkoyunlu Devleti’ni ortadan kaldıran, Azerbaycan, Irak-ı Acem, Irak-ı Arab ve İran’ı ele geçirerek Ceyhun nehrine kadar hududunu genişleten Şâh İsmail, 1510’da doğudaki sünnî Özbekleri de yendikten sonra Anadolu’ya yönelmişti. Gönderdiği dâî ve halîfeleri vasıtasıyla Osmanlı hududları içinde yaşayan şiîleri kendisine bağlamaya, fırsat buldukça da isyânlar çıkarmaya başlamıştı.

Daha Fazlasını Oku

Osmanlıda Hariciye Nezareti

Osmanlıda Hariciye Nezareti

Hariciye Nezâreti
Hariciye Nazırlığı ya da Hariciye Nezareti Son dönem Osmanlı Hükümetlerinde devletin dış siyasetini yürütmekle görevli, günümüzdeki Dışişleri bakanlığı’na karşılık gelen kurumdur. İstanbul’da günümüzde İstanbul Valiliği işlevini gören Babıali binasında sadrazamlıkla aynı binayı paylaşmıştır.

19. yüzyıla kadar Osmanlı Devleti’nde dışişleri Reis-ül Küttablar tarafından yürütülürdü. Dış ülkelerle yapılan yazışmalardan ise Babıali Tercüme Odası sorumluydu. Osmanlı Devleti’nin Avrupa’dan aldığı borçların artması, Avrupa ülkelerinin Yunan Bağımsızlık Savaşında gözlendiği gibi Osmanlı Devleti’nin içişlerine karışmaya

Daha Fazlasını Oku

Osmanlıda Tarikatlar

Osmanlıda Tarikatlar

Sofi adını ilk kullanan Küfeli Ebu Haşim (S.57-58)
Diğer taraftan tasavvufî faaliyetlere İslâmiyet’in ilk. yıllarında hiç rastlanmazken, yukarıda da sebeplerine işaret edildiği tarzda sofî adını ilk kul­lanan ve ilk zaviyeyi kuran kişi’nin Kûfeli Ebû Haşim olup, bu zat’ın H. II. yüzyılla (H. 150’lerde) öldüğü sanılır.

Bundan sonra Süfyan Sevrî gelir ki bu zat da H. 168, Milâdî 784-785’lerde yaşamıştır. (116)

Yine bu cümleden olmak üzere, eski Hıristiyan keşişlerinin yetiştiği Mısır’da H. 245,-M. 859-860 tarihlerinde yaşamış olan Zünnûn (1-17), (Bu zât Zünnûn-u Mısrî adîle de meşhurdur) H. 261, M. 874-875’lerde yaşamış

Daha Fazlasını Oku

Osmanlı Sultanlarının Ehl-i Beyt Sevgisi

Osmanlı Sultanlarının Ehl-i Beyt Sevgisi
Osmanlı Sultanlarının Ehl-i Beyt sevgisi

Sultan İkinci Abdülhamid Han, Peygamber efendimize olan tazim ve muhabbetini, Onun kutsal beldesine hizmetler götürerek ve İslam Birliği gayesini gerçekleştirmeye çalışarak göstermiştir. Hicaz bölgesiyle münasebetleri kuvvetlendirmek ve mukaddes topraklarla aradaki mesafeyi kaldırmak niyetiyle yaptırdığı Hicaz ve Bağdat Demir yolu, bunun en güzel örneği olmuştur. Demiryolu yapımının Medine’ye ulaştığı esnada, Sultanın

Daha Fazlasını Oku

Gazzenin Tapusu

Gazzenin Tapusu
Murat Bardakçı, Gazze’nin tapusunun Sultan Abdülhamit’de olduğunu tarihi belgelerle ortaya koydu. Bardakçı’nın verdiği bilgilere göre, Gazze Osmanlı’da Hazine-i Hassa’nın üstündeydi sonra Abdülhamit kendi üzerine geçirdi ve şahsi mülkü olarak tapuluydu. 1924 sonrası Abdülhamit’in torunları dava açtılar.
Gazze dedemizin mülküdür diye. İşin ilginci kazandılar ve mahkeme Gazze’nin Sultan Abdülhamit’in torunlarına iadesine karar verdi. Fakat o dönem İngiliz mandası olduğu için dava Londra’ya temyize gönderildi ve bozuldu. Daha Fazlasını Oku