Antik Mısır’dan Anadolu’ya: Gizemli Sfenksler

 Antik Mısır’dan Anadolu’ya: Gizemli Sfenksler

Antik Mısır’dan Anadolu’ya: Gizemli Sfenksler

Sfenks, kafası koç, kuş veya insan, gövdesi ise uzanan bir aslan biçimini alan efsanevi bir yaratıktır. İlk önce Antik Mısır ‘da rastlanan Sfenks, antik Yunan mitolojisinde büyük kültürel önem taşımıştır ve ismini buradan almıştır (Yunanca: Σφιγξ, Sphinks). Sfenksin en tanınmışı Büyük Gize Sfenksi ‘dir.

Devamını oku

Antik Mısır: Hanedanlık Tarihi ve Bıraktığı Miras

Antik Mısır: Hanedanlık Tarihi ve Bıraktığı Miras

Antik Mısır: Hanedanlık Tarihi ve Bıraktığı Miras

Antik Mısır, dünyanın en eski ve en etkileyici uygarlıklarından biridir. Yaklaşık 3000 yıl boyunca Nil Nehri’nin verimli topraklarında gelişen bu uygarlık, sanat, mimari, bilim, din, yazı ve kültür alanlarında pek çok başarıya imza atmıştır. Firavunlar, piramitler, mumyalar, hiyeroglifler, tanrılar ve tanrıçalar Antik Mısır’ın simgeleri haline gelmiştir. Bu yazıda, Antik Mısır’ın tarihini, devletini, toplumunu ve mirasını inceleyeceğiz.

Devamını oku

Akka Müdafaası veya Akka Kuşatması

Akka Müdafaası veya Akka Kuşatması

Akka Müdafaası, Osmanlı İmparatorluğu’nun Napolyon Bonapart’a karşı kazandığı önemli bir zaferdir. Bu zafer, Osmanlıların Avrupa’ya karşı gücünü ve direnişini gösterdi.

Akka Müdafaası, 1798-1802 Osmanlı-Fransız Savaşı sırasında gerçekleşti. Napolyon Bonapart, Mısır ve Suriye’yi işgal ederek Akdeniz’de egemenlik kurmak ve ardından Avrupa’ya saldırmak istiyordu. Akka, Osmanlı İmparatorluğu’nun Akdeniz’deki en önemli kalelerinden biriydi ve ele geçirilmesi, Napolyon’un planları için önemliydi.

Devamını oku

Kleopatra Kimdir? Kleopatra Hakkında Bilgiler

Kleopatra Kimdir ?

Kleopatra (Ocak MÖ 69 – 12 Ağustos MÖ 30), Antik Mısır’ın son Hellenistik kraliçesidir. Asıl ünvanı VII. Kleopatra olmasına rağmen kendisinden önce gelenler unutulduğu için, kısaca Kleopatra olarak bilinir. 9 dil bilen Kleopatra zeki bir kadındı.

İskenderiye’de doğdu. Aslen Yunan olan Kleopatra, babası XI. Ptolemaios`un vasiyeti üzerine kardeşi ile evlendi. O zamanlar Mısır’da egemen olan Yunanlılar Mısır toplumuna karışmamak için kendi soylarından olan kişilerle evleniyorlardı, bu da akraba evlilikleri sonucu özürlü insanların doğumuna yol açıyordu.

Babası öldüğünde 18 yaşında olan Kleopatra tahta çıktı. Halkın içine girebilmek ve halkın kendisini benimsemesi için kendini Mısır dinine verdi. Kardeşi tarafından iktidardan uzaklaştırılıp sürgüne yollandı.

Devamını oku

Şeyh Şaravi’ den Nasihatler

Şeyh Şaravi' den Nasihatler

Şeyh Şaravi’ den Nasihatler

Mısırlı alim Şeyh Şa’ravi şöyle der:
Ben San Francisco’da iken bir müsteşrik bana sordu:
– Sizin Kuran’ınızda bulunan şeylerin tamamı doğru mu?
Cevap verdim:
– Kesinlikle evet.
Tekrar sordu:
– O halde Allah niçin kâfirlerin müminlere galip gelmesine imkân veriyor?

(Hâlbuki Kuran diyor ki:
“Allah kâfirlerin müminlere galip gelmesine asla imkân vermez.” Nisa: 141)
Dedim ki:
– Çünkü bizler müslümanız, mümin değiliz de ondan.
– Müminlerle Müslümanlar arasındaki fark nedir?
Şeyh Şa’rafi şöyle cevap verdi:
– Günümüzde Müslümanlar ,
namaz, zekât, hac ve Ramazan orucu gibi İslam’ın ibadet cinsinden bütün sembollerini yerine getiriyorlar fakat onlar tam bir sıkıntı ve yokluk içindedirlerİlmi, iktisadi, sosyal ve askeri sıkıntılar… vs.
Bu yokluk ve sıkıntıların sebebi nedir?

● Kuran’da geçen bir ayette şöyle denilir:
“Göçebe Araplar biz iman ettik, diyorlar. Onlara de ki: Siz iman etmediniz. Fakat Müslüman olduk, deyin. Çünkü iman henüz kalplerinize girmedi.” (Hucurat: 14).

● Bana sordu: O halde onlar niçin sıkıntı ve yokluk içindedirler?
– Bunu Kur’an-ı Kerim açıklıyor. Çünkü Müslümanlar müminler merhalesine yükselemediler. Şunları iyi düşün:

● Onlar gerçek mümin olsalardı Allah onlara mutlaka yardım ederdi.
Bunun delili Allah’ın şu ayetidir:
“Biz müminlere yardım etmeyi üzerimize borç kıldık” (Rum 47).

● Eğer mümin olsalardı diğer ümmetler ve halklar arasında daha önemli ve saygın bir konumda olurlardı. Bunun delili Allah Teala’nın şu ayetidir:
“Gevşemeyin / yılgınlık göstermeyin ve üzüntüye kapılmayın. Eğer (gerçekten) inanıyorsanız üstün gelecek olan sizsiniz.”

● Eğer mümin olsalardı Allah Teâlâ diğer milletlerin onların üzerinde herhangi bir hakimiyet kurmalarına izin vermezdi.
Bunun delili Allah Teâlâ’nın şu ayetidir:
“Allah kâfirlerin müminlere galip gelmesine asla imkân vermez.” Nisa: 141)

● Eğer mümin olsalardı Allah Teâlâ onları bu hor ve hakir durumda bırakmazdı.
Bunun delili Allah Teâlâ’nın şu ayetidir:
“Allah müminleri içinde bulunduğunuz durumda bırakacak değildir.” (Âli İmran: 189).
● Eğer mümin olsalardı Allah Teâlâ her durumda onlarla beraber olurdu.

Bunun delili Allah Teâlâ’nın şu ayetidir:
“Muhakkak ki Allah müminlerle beraberdir.” (Enfal:19).
● Fakat onlar Müslümanlık aşamasında kaldılar, müminlik aşamasına yükselemediler. Allah Teala buyuruyor ki:
“Onların çoğu mümin değildirler.”
● O halde müminler kimlerdir?

Onlar:
“Günahlarından uzaklaşan tövbekârlar,ibadetlerine devam eden âbidler,
Allah’a hamd edenler,
lezzetlerden uzaklaşarak oruç tutan zahitler,rükû ve secdeleriyle Rablerine boyun eğenler, iyiliği emredip, kötülüğü engelleyenler
ve Allah’ın belirlediği sınırları aşmayanlardır

(Tevbe 112)
Yani Allah Teâlâ zaferi galibiyeti, hâkimiyeti ve yüksek bir durumda bulunmayı müminlere vaat etmiştir, Müslümanlara değil..

Fatih’in Esbal Şah’a Gönderdiği Fetihname

Fatihin Mısır Azizi Esbal Şaha Gönderdiği Fetihname

Fatih’in Esbal Şah’a Gönderdiği Fetihname

Bismillahirrahmanirrahim

Allah’a (c.c) hamd olsun, seçtiği kullarına selâm olsun. Resulullah Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve tealaya salat olsun. (Allahümme salli ala seyyidina Muhammed) Osmanlı Padişahı İstanbul Fatihi Sultan Mehmed Han bin Murad Han’ım.

Allah yolunda cihad yapmak “Ayıplayanların ayıplamasından korkmamak (Maide Suresi 54. ayet) şanlı ecdadımızın güzel adetlerinden idi. Biz de o adet üzere yürüyor ve o gayelerle Allah (c.c.)ın “Allah’a iman etmeyenlerle harp ediniz” (Tevbe Suresi 29. ayet) sözüne sarılarak, Peygamber (s.a.v.)’in “Kimin ayağı Allah yolunda tozlanırsa Allah o kişiyi cehenneme haram kılar”(Buhari) hadisine tutunarak devam ediyoruz.

Bizim bu yıl ki arzumuz: Allah (c.c.)ın ipi olan Kur’ana sarılarak, her şeyi bilen Melik’in fazlü keremine tutunarak “Sizin yakınınızda olan kafirlerle harp edin”(Tevbe 23. ayet) emri üzerinde toplanarak İslam’da farz olan gaza (İslam için savaş) görevini yerine getirmektir.

Allah bu yılın tamamında bereket ve nimetlerini bol eylesin. İslam memleketlerinin ortasında kalan, kafirliğiyle öğünen, içi küfür ve fitne fücurla dolu olan şehri fethetmek için karadan ve denizden mücahidlerle gazi askerlerimizi donattık. İslam dünyasının ortasındaki bu küfür merkezi “Sanki sevgilinin gül yanağındaki çıban gibiydi. Sanki o, dolunayın ortasındaki kara leke gibiydi.”

Bu şehir ulaşılması zor, zafer takları yüksek, binaları sağlam, içi müşrik savaşçılarla doluydu. Allah hepsini yardımsız bıraksın. İman ehline karşı kibirleniyor, Rodos, Venedik, Katalan, Ceneviz gibi batıdaki adalardan ve diğer müşrik ve korsanlardan yardım alıyorlardı.

Ardarda dizilmiş düzenli kaleler, surlar ve burçlarla korunmuş bir şehir. Yüce ecdadımız, Allah yolunda hakkıyla cihad etmelerine rağmen zafere ulaşamadılar ve bir şey elde edemediler. Burası bütün dünya dillerinde Konstantiniyye diye meşhur olan büyük bir kaledir. Peygamber (s.a.v.)in sahih hadislerinde bahsettiği şehrin burası olması uzak değildir.

Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur: “Onlar Konstantiniyye yi fethederler. Kılıçlarını zeytin dallarına asarlar da ganimetleri taksim ederler.” Bu hadis ve diğer meşhur hadislerin bahsettiği bir tarafı kara, bir tarafı deniz olan şehirdir. Biz, Allah (c.c.)in “Onlar için gücünüz yettiğince hazırlık yapın” emrine uygun olarak yapılması gereken bütün hazırlığı mancınık, top, gülle, taş, berk ve ra’d gibi tüm silahları kara tarafından hazırladık. Denizde dağlar gibi görünen içi dolu gemileri deniz tarafından hazırladık ve 857 yılı görünen Rabiulevvel ayının yirmi altısında hücum ettik. “Kendime dedim: “Çalış. Bu an çalışma anıdır.

Gayret et ve bana yardım et. İşte bütün arzu ettiğim budur.” O kafirler, Allah’ın hak dinine her çağrılışta küfürlerinde ısrar ettiler, kibirlendiler ve kafirlerden oldular. Onları çepeçevre kuşattık. Karşılıklı harb ettik, öldürdük, öldürdüler. Aramızdaki harp elli dört gün gece ve gündüz sürdü: “Allah’ın yardımı ve fethi geldiğinde, (7 K.Kerim Nasr 1)

Kişiye işlerin en zoru da en ateşlisi de kolay gelir.” Yirmi Cemaziyel evvel (Cumadel ula)in Salı günü, yıldızların şeytanların üzerine saldırdığı gibi Konstantiniyye üzerine hücum ettik. Sıddık Ebubekir’in hikmeti, Faruk Ömer’in adaletinin bereketi Haydar Ali’nin vuruşu gibi bir vuruşla Allah, Konstantiniyye’yi Osmanoğullarının emrine verdi. Güneş doğudan doğmadan Allah fethi bize lütfetti. “Yakında topluluk hezimete uğrar, sırt dönüp kaçarlar. Asıl onların zamanı, vadolunan saati.

Bu saat daha acı ve daha dehşetli.” (8 K.Kerim Kamer 45) İlk önce başı kesilip öldürülen, onların inad ve lanetli Tekfurudur. Ad ve Semud kavmi gibi helak edildiler. Azab melekleri onları aldı ve cehenneme doldurdu. Orası ne kötü bir yerdir. Öldürülenler öldürüldü geri kalanlar esir edildi. Hazinelerine el konuldu. Altınları ve defineleri yerlerinden çıkarıldı. “Onlara öyle bir zaman geldi ki sanki daha önce hiçbir şey değillermiş gibi oldular”( 9 K.Kerim İnsan 1) “Zulmeden toplumların sonu kesildi.

Alemlerin Rabbine hamdolsun” (10 K.Kerim En’am 45) “O gün müminler Allah’ın yardımı ve zaferiyle sevinirler. Allah dilediğine yardım eder.” (11 K.Kerim Rum 4-5) Maddi ve manevi pislikler içinde olanlara karşı zaferi elde edince kiliseleri papazlardan temizledik. Oralardan çanı da, haçı da çıkarıp attık. Puta tapanların tapınaklarını ehli İslam’ın mescidleri yaptık. Buralar Padişahın sikkesi, İslam’ın hutbesiyle şereflendiler. “Allah’ın emri meydana geldi ve onların yaptıkları boşa çıktı”(1212 K.Kerim A’raf 118) Daha sonra Konstantiniyye’nin Kuzeyinde, Haliç’in kenarında Cenevizli’lere ait bir kale vardı. Bu kaleye “Galata” denirdi. Konstantiniyye’ye bitişikti. Ve içi alçak müşriklerle doluydu. Biz Konstantiniyye’yi kuşatınca Galata ahalisi bize geldiler. Antlaşma yaptılar. Antlaşmalarını yenilediler. Biz de onlara, Konstantiniyye’ye yardım etmemek şartıyla oldukları gibi kalmalarını söyledik. Şartlarımızı kabul ettiler. Emrimize itaat ettiler.

Konstantiniyye’nin başına gelenler gelince, ölüler ve esirler arasında Galata halkından da bulundu. Onlar da bizimle harb etmişler. Antlaşmalarını bozmuşlar. İki yüzlülüklerini ortaya koymuşlar. Diğerine yaptığımızı bunlara da yapmak isteyince boyunlarını bükerek, ağlayıp sızlayarak “Eğer bize acımazsanız biz hüsranda oluruz”(13 K.Kerim A’raf 23) dediler. Biz de onları affettik. Çünkü Allah (c.c.) çok affedicidir, günahları gizleyicidir.

Biz de onlara her şeye gücü yeten, zalimlerin belini büken bir tek Allah adına iyilikte bulunduk ve mallarının ellerinde kalmasına karar verdik. Ancak kalelerini yerle bir ettik. Arazilerini sularını kendilerine verdik. “Alçalmış olarak elleriyle cizyelerini verinceye kadar onlarla savaş” (14 K.Kerim Tevbe 29) ayetine uygun olarak isimlerini cizye verecekler arasına yazdık. “Bize doğru yolu gösteren Allah’a hamd olsun. Eğer bize yol göstermeseydi biz doğru yolu bulamazdık.” (15 K.Kerim A’raf 43): “Zaman onu mutlu etti, talihi yar oldu.

Temenniler yaklaştı, arzular gerçekleşti.” Allah (c.c.) bu kulunda, saltanat koltuğunun kanununu düzenlemek, ülkeyi korumak ve gözümüz nuru Şeriatın farz kıldığı cihadı ihya gibi iki büyük mutluluğu toplayınca bu kul saltanat ahkamının icrasıyla mübarek kıldığı mukaddes topraklara doğru yüceliklerin iftihar ettiği güzellikler hazinesi Emir Celaleddin Kabuni’yi hediye, esirler, köleler, kumaşlar ve diğerleriyle selam, dua ve sena dolu mektupla gönderdi. (Allah onun dönüşüyle bizi rızıklandırsın)

Bir başka mektupla bunlar etraflıca açıklandı. Hediyelerimiz bizim üzerimize düşene oranla, denize oranla damla gibi kalırsa da, hüsnü kabul göreceği umulur. Allah, hilafet makamını öpmekle ve saltanatın güzel haberleriyle şereflenmeyi size kolaylaştırırsa Allah o hilafeti adaletle ve zaferle gücünü artırsın. temiz zatımızı sıhhat, selamet ve güzelliklerle mutlu bir şekilde karşılanacağınız umulur ve temenni olunur.

Allah zatınızın devletini dini ve dünyevi yönden devamlı eylesin. Bizde sizin yüce makamınızı görmek güzel meclisinizde bulunmaktanşeref duyarız. O güzel yerlerin güzel dualarını bekleriz. Duaları Nebiyyi müctebanın bereketiyle kabul eden Allah’tır. Selamların en güzeli ona olsun. Nimetleri için Allah’a hamd olsun, Salat, Muhammed (s.a.v.)e ve aline olsun. Her şeyin doğrusunu bilen Allah’tır ve dönüş Onadır.

Eyyubiler Hakkında Bilgi

Eyyubiler Hakkında Bilgi

Ünlü kumandan ve siyaset adamı Selâhaddin Eyyûbî tarafından, Suriye, Filistin, Mısır ve Yemen’de kurulan devlet.

Başkent: Kahire (1171-1174), Şam (1174-1218), Kahire (1218-1250), Şam (1250-1260), Hama (1260-1341)

Resmi dil: Arapça

Din: Sünni İslam

Devamını oku

Hz. Yusuf’tan Bir Hikaye

Hz. Yusuf'tan Bir Hikaye

HZ YUSUF’TAN BİR HİKAYE

Bildiğimiz sebeplerle Kenan diyarından Mısır’a getirilen Hz. Yûsuf, Yâkup aleyhisselâmın oğludur. Dedesi Hz. İshak, büyük dedesi de Hz. İbrâhim’dir. Hepsi de şirke karşı tevhîdi, küfre karşı îmânı tebliğ etmiş, Allâh’ın nûrunu kalplere nakşetmek için mücâdele etmişlerdir.

Devamını oku

Ay-Atam Türk Efsanesi

Ay - Atam Türk Efsanesi

Ay-Atam Efsanesi, Memlükler döneminde Mısır’da yaşamış olan Türk tarihçisi Aybek üd Devâdârî tarafından kayda geçirilmiş bir Türk efsanesidir. Aybek üd Devâdârî’nin verdiği bilgilere göre bu efsaneyi halk dilinden yazıya aktaran ilk kişi Ulug Han Ata Bitikçi adlı eski bir Türk bilginidir.

Ulug Han Ata Bitigçi’nin içinde Ay-Atam Efsanesi’nin de yer aldığı bir kitabını ele geçiren Cebrail bin Bahteşyu adlı İranlı bir tarihçi, Ay-Atam efsanesi’ni Türkçe’den Farça’ya tercüme etmiştir. Bu farsça tercümeyi bulan Aybek üd Devâdârî efsaneyi olduğu gibi kendi kitabına aktarmıştır.

Devamını oku

Fatih Sultan Mehmet Han’ın Esbal Şaha Mektubu

Fatih Sultan Mehmet Han'ın Esbal Şaha Mektubu

Fatih Sultan Mehmet Han’ın Esbal Şaha Mektubu

Bismillahirrahmanirrahim

Allah’a (c.c) hamd olsun, seçtiği kullarına selâm olsun. Resulullah Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve tealaya salat olsun. (Allahümme salli ala seyyidina Muhammed) Osmanlı Padişahı İstanbul Fatihi Sultan Mehmed Han bin Murad Han’ım.

Devamını oku

1 2 3