Osmanlı-Özbek Siyasi İlişkileri

Osmanlı-Özbek Siyasi İlişkileri

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

OSMANLI – ÖZBEK SİYASİ İLİŞKİLERİ (1530-1555)

Türk yüzyılı olarak nitelenen XVI. yüzyıl da, Kanuni Sultan Süleyman devri (1520-1566), Türk Dünyası ile olan ilişkilerimiz açısından aktif olan dönemlerdendir. Bu dönem de özellikle İran’a karşı oluşturulan, Osmanlı Devleti ile Özbek Hanları arasındaki dayanışmayı ortaya koymak gerekir. Yavuz Sultan Selim Han(1512-1520) devrinden sonra Osmanlı Devleti ile Türkistan Hanlıkları ilişkileri kısmen zayıflamıştı.

Ancak bu ilişkiler, Kanuni Sultan Süleyman iktidar da iken, 1530-1555 yılları arasında süren Osmanlı-İran savaşlarında tekrar canlanmıştır. Öteden beri, Türkistan’da bulunan Özbek Hanları, İran’da hüküm süren Safevi Şahları ile sürekli savaş halinde bulunuyorlardı.

Özbek Göçgüncü Han(1510-1530), Safevi hükümdarı Şah İsmail(1501-1524) ve Şah Tahmasb’la (1524-1576) sürekli savaşmış ve bu savaşların çoğu Özbekler lehine sonuçlanmıştı.
Özbekler’in Horasan bölgesini kısmen ele geçirmeleri üzerine, Şah Tahmasb büyük bir ordu ile harekete geçti.

Devamını Oku…

Gentile Bellini Fatih Sultan’ı Çizen Ressam

Gentile Bellini Fatih Sultan Han'ın Resmini Çizen Ressam

Eserin Adı: Fatih Sultan Mehmet
Yapım tarihi: 1480
Orijinal Ebadı: 69,9 × 52,1 cm
Tekniği: Tuval Üzeri Yağlıboya
Bulunduğu Yer: National Portrait Gallery, / Londra – İngiltere

Gentile Bellini (1429-1507), Rönesans döneminde Venedik’te yaşamış İtalyan bir ressamdır. 1478’de Venedik Cumhuriyeti tarafından Fatih Sultan Mehmet’in portresini yapmak üzere İstanbul’a gönderilmiştir.

Devamını Oku…

Mağnisavizade Hakkında Bilgiler

Mağnisavizade Kimdir ?

Fâtih Sultan Mehmed Han devrinin büyük âlimlerinden olan Mevlânâ Muhyiddîn Muhammed, Mağnisavîzâde diye meşhur oldu. 1483 (H. 888) senesinde vefât etti. Zamanının âlimlerinden okudu ve Molla Hüsrev’in ders verdiği Ayasofya Medresesi’ne talebe oldu. Medresenin en üst bölümündeki odasında, bütün gece kandilini yakar, ders çalışır ve çalışması sabah namazına kadar sürerdi.

Fatih Sultan Mehmed Han, ilim yuvalarına ilgisi büyük olduğundan fırsat buldukça medreseleri dolaşır, okutulan dersleri dinler, talebe ile meşgul olurdu. Geceleri kalkar, saray penceresinden zaman zaman medreseleri gözden geçirir, hücrelerde bulunan talebeden hangisinin lâmbası geç vakitlere kadar yanar diye merak ederdi. Molla Hüsrev’in müderris bulunduğu kısımdaki talebelerden birinin, sabaha kadar uyumadığını ve bu hâlin aylarca devam ettiğini gördü.

Devamını Oku…

Otlukbeli Meydan Muharebesi

Otlukbeli Muharebesi

OTLUKBELİ MUHÂREBESİ

Fâtih Sultan Mehmed Han’ın Akkoyunlu sultanı Uzun Hasan ile 11 Ağustos 1473’de, Otlukbeli mevkiinde yaptığı büyük meydan muhârebesi.

Uzun Hasan hükümdarlık tahtına geçinceye kadar, Akkoyunlularla Osmanlı Devleti arasında herhangi bir problem yoktu. Fakat onun iş başına gelmesiyle birlikte durum değişti. Çünkü o, Karakoyunlu hükümdarı Cihânşâh ile, Mâverâünnehr hükümeti hükümdarı Ebû Saîd Mirânşâh’ı öldürmeye ve topraklarını da kendi arazisine katmaya muvaffak oldu.

Daha sonra Horasan hükümdarı Hüseyin Baykara’yı yenerek topraklarından bir kısmını zapteden Uzun Hasan, bu suretle Fırat havalisinden Mâverâünnehr’e kadar uzanan büyük ve kuvvetli bir devlet kurmuş oldu. Topraklarının genişlediği nispette gururunun arttığı görülen Akkoyunlu hükümdarının ayrıca cihângir olmak sevdası da vardı.

Nitekim o, Ebû Saîd’i mağlûb ettiği gün atını meydana sürerek; “Bu diyarın serdârları şecaatim âsârını gördüler. Fırsat elverirse, cür’et ve celâdetimi Hüdâvendigâr’a (Osmanlı hükümdarı) da gösterem” demişti.

Ancak Osmanlı Devleti’nin şimdiye kadar mağlup ettikleri ile kıyaslanmayacak kadar güçlü olduğunu bilen Uzun

Devamını Oku…

Fethi Mübin Mübarek Ola

Fethi Mübin Mübarek Ola

Fethi Mübin Mübarek Ola

Atlıların, alnındaki secde izini takip ederek, ilk hücumda Mefsin kalesini yıktığı FATİH, denizin hırkasından o karanlık gemileri kolay bir düğme gibi çözüp atan,

Her sözcüğüyle düşman toprağının dizlerini titreten,

Her duasıyla İstanbul’un gönlünü gülümseten FATİH,

Sen yine de bizi ve İstanbul’u bıraktığın gibi hatırla,

Cennette müjdelendiğin O Güzel Makam Şimdi Seni Bekliyor…

Devamını Oku…

Fatih’in Peygamber Efendimiz ’e yazdığı şiir

Fatih’in Peygamber Efendimiz ’e yazdığı şiir

Fatih Sultan Mehmed (k.s.)’in Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e yazdığı şiir

Sen kokmayan gülü neyleyim,
Neyleyim sensiz baharı?

Sen doğmayan günü neyleyim,
Neyleyim sensiz ben dünyayı?

Senin tenine değmeden gelen yağmuru istemem,meltemi istemem.
Seni parlayacaksa parlasın yıldızlar,Sana yanmayan yıldızı semalarda istemem.

Bülbüller söyleyecekse seni söylesin,
Senden okumayan bülbül olsa dinlemem.

Devamını Oku…

Osmanlı Padişahlarının Valide Sultanları

Osmanlı Padişahlarının Valide Sultanları

Osmanlı Padişahlarının Valide Sultanları

  • 1. Murat (29 Haziran 1326 – 28 Haziran 1389) : Nilüfer Hatun (Bizanslı Horofira)
  • 1. Bayezid (1360 – 8 Mart 1403): Gülçiçek Hatun (Bulgar Marya)
  • 1. Mehmet Çelebi (1382 – 26 Mayıs 1421): Olga Hatun (Bulgar)
  • 2. Murat (1404 – 3 Şubat 1451) Emine Hatun (Dulkadiroğulları Beyliği)
  • 2. Mehmed (30 Mart 1432 – 3 Mayıs 1481): Hüma Hatun (Candaroğulları)

    Devamını Oku…

Emir Sultan Hakkında Bilgi

Emir Sultan Hakkında Bilgi

Emir Sultan 770 (1368-69) yılı civarında Buhara’da doğdu. Asıl adı Şemseddin Muhammed’dir. Seyyid olduğu için “Emir”, çömlekçilik yaparak geçimini sağladığı için “Külal” unvanları verilen ve Emir Külal diye tanınan babası Seyyid Ali Buhara’nın tanınmış mutasavvıflarındandır. Çocukluk yılları hakkında bilgi bulunmamakla birlikte iyi bir tahsil gördüğü söylenebilir.

On yedi on sekiz yaşlarında iken babası vefat eden Şemseddin Muhammed, muhtemelen bir süre çömlekçilik yaptıktan sonra Seyyid Usul, Seyyid Nasır, Seyyid Ni‘metullah, Ali Dede, Baba Zakir gibi mutasavvıflarla hacca gitmek üzere Buhara’dan ayrıldı. Birkaç yıl Medine’de kaldıktan sonra Bağdat’a uğrayarak tezkire müellifi Aşık Çelebi’nin ceddi Seyyid Muhammed en-Natta’nın misafiri oldu. Ardından onunla birlikte Anadolu’ya geçti. Karaman, Niğde, Hamid-ili, Kütahya ve İnegöl yoluyla Bursa’ya gitti.

Bursa’da şöhreti kısa zamanda yayılan Şemseddin Muhammed giderek şehrin en çok saygı gören şahsiyetlerinden biri haline gelir; Emir Sultan veya Emir Seyyid adlarıyla anılmaya, ulema ve meşayih arasında da itibar görmeye başlar. Zahir ilimleri sahasında kendisini imtihana çekmek isteyen Molla Fenari, Molla Yegan, Ali-i Rumi gibi alimlerin onun manevi gücü karşısında bir süre ağız açamadıkları ve onlarla giriştiği tartışmadan başarıyla çıktığı şeklindeki rivayetlerden onun bu alimlerle yakın münasebeti olduğu anlaşılmaktadır.

Emir Sultan’ın Yıldırım Bayezid’in kızı Hundi Hatun ile evlenmesi kaynaklarda farklı şekillerde anlatılmaktadır. Menakıp kitaplarına göre Hundi Hatun rüyasında gördüğü manevi işaretler üzerine, Rumeli taraflarında seferde bulunan babasının rızasını almadan Emir Sultan ile evlenmiş, dönüşte durumu öğrenen padişah gazaba gelerek kızıyla damadını öldürmek üzere Süleyman Paşa maiyetinde kırk kişilik bir kuvvet göndermiş, ancak Emir Sultan’ın kerametiyle bunlar birer “kadid” kesilmiştir.

Bursa’nın Yıldırım semtindeki Kaditler Mezarlığı’nın adının bu olaydan kaynaklandığı rivayet edilmektedir. Bunun üzerine Molla Fenari Yıldırım’a öldürülmesini emrettiği zatın peygamber soyundan bir kişi olduğunu, Anadolu’ya şimdiye kadar böyle değerli bir zatın ayak basmadığını, onun kayınpederi olmasının kendisi için büyük bir şeref vesilesi olduğunu, kendisini öldürmek için gönderdiği adamların bir anda kadide dönüştüğünü belirten, kendisine bir daha tecavüz edilirse bütün şehrin helak olacağını bildiren bir mektup göndermiştir.

Öte yandan Mecdi ve Beliğ, padişahın çok sevip saydığı Emir Sultan’la kızını kendi rızasıyla evlendirdiğini söylerler ki doğrusu da bu olmalıdır.

Murad tarafından 1422’de yapılan İstanbul kuşatmasına Emir Sultan da katıldı. Bu kuşatmanın tarihini yazan Bizans tarihçisi Ioannec Kananoc, Emir Sultan’ın 500 kadar dervişiyle birlikte büyük bir debdebeyle padişahın ordugahına geldiğini, hücum vakti olarak tayin ettiği 24 Ağustos Pazartesi günü öğleden bir saat sonra dervişlerinin başında at üstünde kılıç ve kalkanıyla surlara yaklaşıp kılıcını çekerek üç kere salladıktan sonra hücuma geçtiğini, bu işaret üzerine Türk ordusunun taarruza kalktığını anlatır.

Kaynaklarda uzun boylu, güzel yüzlü, seyrek sakallı olarak tanıtılan Emir Sultan’ın on iki terkli taç üstüne yeşil imame sardığı, ömrünü derin bir zühd ve takva içinde ibadet ve irşadla geçirdiği rivayet edilir.

Emir Sultan’ın vefat tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte en kuvvetli ihtimal 833 (1429) tarihidir. Eski kaynaklar onun Bursa’da çıkan bir veba salgınında öldüğünü kaydetmekle yetinirler. Cenaze namazı o sırada Bursa’da bulunan Hacı Bayram-ı Veli tarafından kıldırılan Emir Sultan bugün türbesinin bulunduğu yere defnedildi.

Bütün kaynaklar Yıldırım Bayezid, Çelebi Mehmed ve II. Murad’ın Emir Sultan’a saygı gösterdiklerini, sefere giderken onun eliyle kılıç kuşanıp duasını aldıklarını belirtir. Padişahlara kılıç kuşatma geleneği, Emir Sultan’ın Hammer’e göre Yıldırım Bayezid’e, Ata Bey’e göre ise II. Murad’a kılıç kuşatmasıyla başlamıştır.

Osmanlı padişahları Emir Sultan’ın vefatından sonra da ona hürmet göstermeyi sürdürmüşler, Bursa’ya geldiklerinde türbesini mutlaka ziyaret etmişlerdir. II. Bayezid ile Yavuz Sultan Selim’in Emir Sultan’ın sandukasının örtüsü altına girip uzun süre dua ettikleri bilinmektedir.

Emir Sultan ölümünden sonra müridleri tarafından çeşitli menakıbnameler kaleme alınmıştır. Bunların en çok bilinenleri;

  • Müzilü’ş-şükuk
  • Cenahu’s-salikin
  • İbrahim b. Zeynüddin,
  • Vesiletü’l-metalib fi cevahiri’l-menakıb
  • Yahya b. Bahşi,
  • Ni‘metullah
  • Müdami,
  • Hüsameddin,
  • Senai
  • Şinasi

Kaynak:

  • Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi- Emir Sultan

Senden Gayrı Bir Aşka Ben Kalemi İstemem

İstemen

Senden Gayrı Bir Aşka Ben Kalemi İstemem

Sen kokmayan gülü neyleyim,
Neyleyim sensiz baharı?
Sen doğmayan günü neyleyim,
Neyleyim sensiz ben dünyayı?

Senin tenine değmeden gelen yağmuru istemem,
meltemi istemem.
Seni parlayacaksa parlasın yıldızlar,
Sana yanmayan yıldızı semalarda istemem.

Bülbüller söyleyecekse seni söylesin,
Senden okumayan bülbül olsa dinlemem.

Devamını Oku…

Abdulhamid’in Bidar Sultan’a Şiiri

Abdulhamid'in Bidar Sultana Şiiri

Abdülhamid Han’ın Bidar Sultan’a okuduğu Eşrefoğlu Rumî’nin yazmış olduğu şiir..

Cihanı hiçe satmakdur adı ‘ışk
Döküp varlığı gitmekdür adı ‘ışk

Elinde sükkeri ayruga sunup
Aguyı kendü yutmakdur adı ‘ışk

Bela yagmur gibi gökden yagarsa
Başını ana dutmakdur adı ‘ışk

Bu ‘alem sanki oddan bir denizdür
Ana kendüyi atmakdur adı ‘ışk

Var Eşrefoğlı Rûmî bil hakikat
Vücudı fani itmekdür adı ‘ışk

Devamını Oku…

1 2 9