Anadolum Şiiri- Ulvi Emre

gokturk-okcu-kerimustacom
Tanrı dağlarından çıktık yola,
Anadolu’da verdik mola,
Ayrıldık yirmidört kola,
Yayıldık dört bir yana.

Yurt oldu Türklere Anadolu,
Toprağın altı şehit, üstü gazi dolu,

Türkü ve Türkülerin Doğuşu

Türkü ve Türkülerin Doğuşu

Türküler, doğal olarak Türklere aittir, diğer milletlerin halk yaratmaları da vardır elbette, bunlar genel bir ifadeyle “folk music” başlığı altında toplanır. “Sözlü folklor ezgilerinin her çeşidi için en çok kullanılan terim, türküdür. Türkü söylemek ruhî bir ihtiyaç olduğundan, yeryüzündeki her halk, türkü (halk şarkısı) söyler.

Türkü teriminin kaynağının Türk sözcüğü olduğu bugün artık kesindir. Böylece Türkü, Türk halkının ortaklaşa yarattığı sözlü ve ezgili ürünlerdir. Türküler insanoğlunun başına gelen olayları, bunun toplum içindeki iz ve akislerini, aşkı, hasret, gurbet gibi yeryüzünün

Dünya Toplumlarına Göre Dünden Bu Güne Nevruz

Dünya Toplumlarına Göre Dünden Bu Güne Nevruz

Nevruz Nedir?
Nevruz ya da yanlış olarak aratılan nevroz; Farsça bir kelime olup yeni gün demektir. Güneşin koç burcuna girdiği miladi martın 22. gününe rastlamakta, Rumi takvime göre ise martın 9. gününe tesadüf etmektedir. Nevruza mart 9’u da denir. Arapça kaynaklarda nevruz adı ile geçen bugün kuzey yarım kürede bahar-yaz başlangıcıdır. Bundan ötürü bahar bayramı kabul edilir. Halk arasında bugün şenlikler yapılarak kutlandığı gibi devletler nezdinde de törenler yapılmıştır. Ve hala yapılmaya devam etmektedir

TÜRK DÜNYASINDA NEVRUZ ADETLERİ
Çeşitli adlarla ve yaygın olarak Nevruz adıyla kutlanan bu bahar bayramıyla ilgili olarak Türk topluluklarında çeşitli gelenekler meydana gelmiştir. Orta Asya’dan, Balkan Türkleri’ne ve hatta Amerika’daki Kızılderililerin yaşatılan âdetlerinde bu gelenekleri ve törenleri tespit edebiliyoruz.

Kuyruksuz Tilki Masalı-Türk Masalları

Kuyruksuz Tilki Masalı-Türk Masalları

Bir varmış, bir yokmuş. Bir koca nine varmış. Bu ninenin bir tek ineği varmış. Bu inekten sağdığı sütü satar, geçinirmiş nine.

Bir gün koca nine sütünü sağmış, süt kovasını avlunun ortasına koymuş, işine gitmiş. Az sonra döndüğünde bakmış ki kova yerinde duruyor ama içinde süt yok. Bir böyle, beş böyle, bunun sebebini bir türlü anlayamamış. Bir sabah sütü sağdıktan sonra, süt kovasını gene avlunun ortasında bırakıp bir köşeye gizlenmiş, beklemeye başlamış. Bakmış ki bir tilki kovaya yanaşıp sütü içiyor. Hemen satırı kapmış nine, tilkinin kuyruğuna indirmiş ve tilkinin kuyruğunu koparmış.

Tilki koca nineye yalvarmış:

– Nine kuyruğumu veer – Nine de:

Anadolu Çocukları Şiiri- Mestan Karabacak

Anadolu Çocukları Şiiri- Mestan Karabacak

Ekine tırpan atarlar
Tarlada orak tutarlar
Harman yerinde yatarlar
Anadolu çocukları.

Ata, eşeğe binerler
Günün alnında yanarlar
Tipide, karda donarlar
Anadolu çocukları.

Selçuklular Döneminde Kurulan Medreseler

İnce Minareli Medrese-Kerimustacom

İslam dünyasının Doğusunda camilerden ayrı olarak öğretim yapmak, öğrencilerin maddi sıkıntılarını karşılamak ve Şiî propagandasına karşı halkı aydınlatmak için medrese adı ile anılan müesseseler kurulmuştur. Medreselerin resmi bir teşekkül olarak devlet eliyle kurulması X. Yüzyılda Karahanlılar Devleti (840-1212) zamanına rastlamaktadır. İslam tarihçileri medreselerin ilk kurucusu olarak Selçuki veziri Nizâmü’l-Mülk üzerinde dururlar. Ancak bundan önce de pek çok medrese yapılmıştır.

Horasan ve Maveraünnehir’in çeşitli bölgelerinde Fıkıh ve Hadis ile ilgili olarak, Gazneli Mahmud, Gazne’de kardeşi Nasır b. Sebüktigin Nişabur’da birer medrese inşâ etmişlerdir, fakat bu medreseler uzun ömürlü olmamıştır. Ancak Nizâmü’l-Mülk’ün gayreti medrese için yeni bir başlangıç olmuştur. Geçekten medreselerin

Anadolu Parsı

anadolu-parsi

Anadolu parsı, Orta Doğu ve Batı Asya’da yaygın olan İran parsının (Panthera pardus saxicolor) Anadolu’da yaşayan bir ırkıdır. Uzun süre ayrı bir pars alt türü olarak kabul edilmiş ve Panthera pardus tulliana adı verilmiş, ancak modern genetik araştırmaların bu türün diğer batı ve orta Asya pars türlerinden genetik olarak çok az farklılık gösterdiğini kanıtlaması üzerine İran parsı alt türlerine eklenmesi görüşü hakim olmuştur.

Anadolu parsı Anadolu’da hâlâ yaşamaktadır. 2013 Kasım ayından önce en son bireyinin 1974’de ANKARA

Anadolu’nun Türkleşmesi

Anadolu'nun Türkleşmesi

Bizans İmparatoru II. Basil 1025’te öldüğünde doğuda Büyük Ermenistan ve Gürcistan’dan batıda Hırvatistan’a kadar uzanan bir imparatorluk bıraktı. Bizans Kralı Basil’in imparatorluğunu genişlettiği dönemlerde bazı Türk aşiretleri Batı’ya doğru göç etmekteydi. Bunlar Selçuklu Hanedanlığını Kurup ve Bağdat Halifesi ile politik ilişkiler kurup, Arap İslam dünyasına da yön verenler olmuşlardır. 1048`de Erzurum yakınlarındaki Pasinler Ovası`nda

Kaşkayiler -Kaşkay Türkleri

Kaşkayiler ''Kaşkay Türkleri''
Tasarladığımız araştırma plânını atlı göçebe Türk medeniyeti zemininde ele alacağız. Bu itibarla Anadolu’dan yapabileceğimiz tespitleri İran’dan Kaşkaylar; Gürcistan, Azerbaycan, İran ve Anadolu’dan Karapahları; İran coğrafyasından Hazara Türkleri ile birlikte alıyoruz. Böylece Vatan – İran-Turan hattında başlattığımız Türk halk inançları çalışmalarına bir ilmek daha eklemiş olacağız. Küreselleşen dünyada medeniyetler çatışması yaşanırken Türk bozkır medeniyetinin Türk dünyasının bu kültür savaşında çıkış noktası olabileceğini düşünüyoruz. Türk dünyasının yegâne ortak paydası bu medeniyetin kalıntıları ve ümidi de bize göre medeniyetin çağımıza taşınmasıdır.

Bu itibarladır ki, rahmetli İbrahim Kafesoğlu’nun ve rahmetli Osman Turan’ın yaptığı tespitlerden yararlanacağız. Bozkır kültürü diye ifade ettiğimiz kültür tipi, atlı göçebelikten ibaret değildir. Merkezinde at yetiştiriciliği ve çobanlık vardır. Faaliyet alanı Karadeniz’in kuzey düzlüğü ile Kuzey Türkistan arasındaki İskit sahasıdır. Göçebe sanat türü olan hayvan uslûbü burada doğup gelişmiştir. Bu kültür M.Ö. 5-9 asırda teşekkül etmiş, Avrasya’ya buradan yayılmıştır. Avrasya bozkırlarında M.Ö. 1. yüzyıl başlarında yaşayan atlı kavimlerin, İskitlerdeki kültür belirtilerini Türklerden alınmış olabileceği belirtilmiştir.

Alp-Er Tunga Destanı

Alp-er Tunga Destanı

Alp Er Tunga Destanı

Sakalar dönemine âit Alp Er Tunga ve şu olmak üzere iki destan tesbit edilmiştir.

Alp Er Tunga, M.Ö. VII. yüzyılda yaşamış kahraman ve çok sevilen bir Saka hükümdarıdır.

Alp Er Tunga Orta Asya’daki bütün Türk boylarını birleştirerek hâkimiyeti altına almış daha sonra Kafkasları aşarak Anadolu Suriye ve Mısır’ı fethetmiş ve Saka devletini kurmuştur.