Etiket: destan

Segrek Destanı

Segrek Destanı
UŞUN KOCA OĞLU SEGREK DESTANI
OĞUZ zamanında Usun Koca derler bir kişi var idi, ömründe iki oğlu var idi. Büyük oğlunun adı Eğrek idi. Cesur, deli, güzel yiğit idi.Bayındır Han’ın sohbetine ne zaman istese getirdi. Beyler beyi olan Kazan’ın divanında buna hiç kapı baca yoklu. Beyleri çiğneyip Kazan’ın önünde otururdu.Kimseye iltifat eylemezdi.Meğer hanım gene bir

Daha Fazlasını Oku

Türkülerden Destanlara

Türkülerden Destanlara

TÜRKÜLERDEN DESTANLARA
Türküsüz millet olmaz. Oyunsuz, efsânesiz, masalsız, destansız, şiirsiz, şâirsiz, müziksiz bir millet olmaz. Olur diyenler, millet gerçeğini hiç bilmeyenlerdir. Olur diyenler susuz, tuzsuz, yağsız, baharatsız, malzemesiz yemek yapılacağını sananlardır.

Biz çocuklarımızı ninnilerle, laylalarla büyüten, onları türkülerle evlendiren, türkülerle askere gönderen, gurbette kalanlara türküler yakan, türkülerle sevinen, hüzünlenen, Rahmet-i Rahman’a kavuşanların arkasından türküler, ağıtlar söyleyen bir milletiz. Türkülerimiz, Türkçemizin elvan-elvan açıldığı, güzelleştiği çiçek bahçelerimizdir. Efsânelerimiz, masallarımız, destanlarımız da öyle. Millet hayatımızda onların güzelliğini ve büyük önemini anlatmak için saatler lâzım. Daha Fazlasını Oku

Ulubatlı Hasan Destanı

Ulubatlı Hasan Destanı

Ulubatlı Hasan Destan’ı

Ak Şemsettin çıkar bir gün huzura
Mehmet yeni doğmuş
Dişleri süt kokan bebe
Hümâ Hatun’un oğlu Mehmet…
Babası Murat’ın naşı gelir Varna’dan
Oğlum Sultan Mehmet
14 yaşında
Sağ yanında Ak Şemsettin
Sol yanında Molla Hüsref…
Edirne üzerinden akın akın
Şehr-i İstanbul’a akar
Daha Fazlasını Oku

Türk Kültüründe Bozkurt İnanışı

Türk Kültüründe Bozkurt İnanışı
Bozkurt’un Türk destanlarındaki, dolayısıyla Türk Milleti’nin inanışlarındaki rolü üç şekildedir:

– Ata olarak Bozkurt
– Rehber olarak Bozkurt
– Kurtarıcı olarak Bozkurt

Bozkurt’tan türemiş olmak inancı Türklere uzun zaman boyunca büyük bir gurur, emniyet ve geleceğe güvenle bakma duygusu vermiştir. Bazı Türk destanlarında ana, bazı Türk destanlarında baba olarak görülen Bozkurt Daha Fazlasını Oku

Ilıca Kaplıcaları ve Sarıkız Efsanesi

Ilıca Kaplıcaları ve Sarıkız Efsanesi

Tarihi ve mistik yörelerimizde halk arasında dilden dile konuşulan kuşaktan kuşağa aktarılan efsaneler vardır. Ilıca kaplıcalarındaki sarıkız efsanesi de bunlardan biridir.

Bir zamanlar ılıca kaplıcalarında eski erkekler hamamı ve mağarası o dönemler herkesin ilgi odağı idi, banyolar yapılır havlusunu bornozunu giyen dinlenmeye çekilir, sağlık sular şifalar olsun temennilerinin ardından tatlı sohbetler yapılırdı…

Böylesine tabii ve doğal bir hamam daha sonra hangi mantıkla bilinmez mağara kısmı kapatıldı. Hamam yenilendi ama orijinalliği kayboldu.

Bu notu aktardıktan sonra yine efsaneye dönelim, efendim kayınpederimin anlattığı şekliyle hamamın bulunduğu mağara saman ahiri olarak kullanılıyormuş. Orada yaşayan sarıkızda hergün hayvanlarına yem almak için mağaraya gelirmiş, bir gün mağaradan bir ses duymuş harlayarak mı gürleyerek mi geleyim diye bir ses duymuş ve bunu anne babasına anlatmış. Onlarda bir daha duyarsan harlayarak gelmesini şöyle demişler, sarıkız ertesi gün aynı sesi duyunca harlayarak gel demiş ve Daha Fazlasını Oku

Yaratılış Destanı

Yaratılış Destanı

Orta Asya’da yaşayan Türk toplulukları arasında dünya ve insanın yaratılışı hakkında birçok efsane saptanmıştır. Bu efsaneler yakın çağlarda derlendikleri için İslamlık, Hıristiyanlık, Budizm, Maniheizm gibi dinlerden etkiler taşımaktadırlar. Ancak bunlar genel yapısıyla erken dönem Türk mitolojisinin izlerinin görüldüğü önemli ürünlerdir. Daha Fazlasını Oku

Kağan Şu Destanı

Kağan Şu Destanı
Şu Destanı, Türkler’in en eski destanlarından biridir. Destanın kahramanı olan Şu, bilginlerin tahminlerine göre MÖ dördüncü yüzyılda yaşamış bir Türk kaganıdır. Şu Destanı’nın konusu, Makedonyalı İskender’in Asya içlerine doğru ilerlerken Türkler’le yaptığı savaşlardır (?). Ama, türkolog Zeki Velidi Togan’a göre, destanda adı geçen İskender’in Makedonya’lı İskender ile bir ilgisi yoktur ve Şu Destanı’nın konusu Makedonyalı İskender’in istilası değil daha önceki yüzyıllarda oluşmuş bir Aryani istilasıdır. Daha Fazlasını Oku

Göç Destanı

Göç Destanı
Bugün Orkun ırmağının kıyısında bir kent kalıntısı ile bir saray yıkıntısı vardır ki çok eskiden bu kente Ordu-Balıg denildiği sanılmaktadır. Göç Destanı, bu kentteki saray yıkıntısının önünde bulunan anıtlardan birinde yazılıdır. Bu yazıtlar, Hüseyin Namık Orkun’a göre, Mogol hanı Ögedey döneminde Çin’den getirilen uzmanlara okutturulup tercüme ettirilmiştir.Göç Destanı’nın Çin ve İran kaynaklarındaki kayıtlara göre iki ayrı söyleniş biçimi vardır. Bu iki ayrı söyleyiş biçimi birbirine ters düşer nitelikte değil birbirini bütünler niteliktedir. İran Daha Fazlasını Oku

Alp-Er Tunga Destanı

Alp-er Tunga Destanı

Alp Er Tunga Destanı

Sakalar dönemine âit Alp Er Tunga ve şu olmak üzere iki destan tesbit edilmiştir.

Alp Er Tunga, M.Ö. VII. yüzyılda yaşamış kahraman ve çok sevilen bir Saka hükümdarıdır.

Alp Er Tunga Orta Asya’daki bütün Türk boylarını birleştirerek hâkimiyeti altına almış daha sonra Kafkasları aşarak Anadolu Suriye ve Mısır’ı fethetmiş ve Saka devletini kurmuştur. Daha Fazlasını Oku

Mihrali Bey (Destanlaşan Yiğit)

BİR DESTAN KAHRAMANI: MİHRALİ BEY (1844-1906)

Mihrali Bey (Destanlaşan Yiğit)

Birkaç Söz
Mihrali Bey’in köyünden (Acıyurt-Sıvas) olmam dolayısıyla çocukluğum, hep bu yüce kişinin kahramanlıklarını dinlemekle geçti. Halkımızın, “İkinci Köroğlu”, “İkinci Battal Gazi” olarak vasıflandırdığı Mihrali Bey’i inceleyip yazmak fikri de bundan kaynaklanmıştır.

1971 yılından itibaren bu konuda bilgiler toplamaya başladım. Malzemeleri toplarken gördüm ki; Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın Hatırat ve Mehmet Arif Bey’in Başımıza Gelenler’i haricindeki yazılar (Bkz. Bibliyografya 2, 5, 10, 11, 13) hep bu eserleri tekrardan ibaret. Duyduklarımın ve bildiklerimin pek çoğu yazılmamıştı. Araştırmalarımı derinleştirdim. Halen sağ olan torunları ve bu sahada derlemeleri bulunan amcam Beşir Sönmez ile irtibata geçtim. Eksik bir kısım kalmaması için on üç yıl bekledim. Saygıdeğer dostum Ali Birinci’nin de teşvikiyle nihayet yazmaya karar verdim. Daha Fazlasını Oku

Köroğlu (Ali Ruşen)

Köroğlu (Ali Ruşen)Köroğlu veya asıl adıyla Ali Ruşen 16. yüzyılda Anadolu’da yaşamış ve adına destanlar yazılmış (Köroğlu Destanı) bir halk ozanıydı. Köroğlu (16. yüzyıl) Halk şairlerimiz içerisinde kavganın, özgürlüğün sembolü. Doğum, ölüm tarihleri bilinmeyen, bir eski efsane kahramanı olan Köroğlu’nun adını alan bir şairimizdir. Bu şairin, Sultan III. Murat zamanında (1574-1595) Osmanlı ordusuyla İran savaşlarına katıldığı (1578-1584) bilinmektedir. Bolu Beyi’nden babasının intikamını almak üzere dağlara çıkan, yiğitlik ve iyilikseverliği destanlaşan eşkıya Köroğlu ile şair Köroğlu halk zihninde kaynaşmış durumdadır. Köroğlu; halk şairlerimiz içerisinde kavganın ve özgürlüğün sembolüdür. Şiirlerinde coşkun bir seslenişle yiğitlik,dostluk, aşk, doğa sevgisi çok sade bir dille anlatılır.Bu şiirler, hikâyeci aşıkların nesirle anlatılan hikâyeleri arasına serpiştirilmiştir. Yirmi dördü bulan bu hikâyeler, Türklük dünyasına yayılan bir Köroğlu destanının doğuşunu hazırlamıştır.Köroğlu; yiğit,adaletli, inançla dolu ideal bir Türk’tür. Köroğlu destanımız ise Anadolu Türklüğünün yüreğinde yaşayan tutkularla, isteklerin, değerlerle inançların sembolüdür.Bu destana göre Köroğlu’nun asıl adı Ruşen Ali’dir. Babası Yusuf, Bolu Beyi’nin seyisidir.( Bolu Erzurumla Erzincan illeri arasında bulunan bir mevkiinin adıdır. Bu günkü Bolu ilimizle bir alakası yoktur.) At meraklısı olan Bolu Beyi, seyisi Yusuf’u cins bir at almaya gönderir; fakat Yusuf’un Daha Fazlasını Oku