Dünya Toplumlarına Göre Dünden Bu Güne Nevruz

Dünya Toplumlarına Göre Dünden Bu Güne Nevruz

Nevruz Nedir?
Nevruz ya da yanlış olarak aratılan nevroz; Farsça bir kelime olup yeni gün demektir. Güneşin koç burcuna girdiği miladi martın 22. gününe rastlamakta, Rumi takvime göre ise martın 9. gününe tesadüf etmektedir. Nevruza mart 9’u da denir. Arapça kaynaklarda nevruz adı ile geçen bugün kuzey yarım kürede bahar-yaz başlangıcıdır. Bundan ötürü bahar bayramı kabul edilir. Halk arasında bugün şenlikler yapılarak kutlandığı gibi devletler nezdinde de törenler yapılmıştır. Ve hala yapılmaya devam etmektedir

TÜRK DÜNYASINDA NEVRUZ ADETLERİ
Çeşitli adlarla ve yaygın olarak Nevruz adıyla kutlanan bu bahar bayramıyla ilgili olarak Türk topluluklarında çeşitli gelenekler meydana gelmiştir. Orta Asya’dan, Balkan Türkleri’ne ve hatta Amerika’daki Kızılderililerin yaşatılan âdetlerinde bu gelenekleri ve törenleri tespit edebiliyoruz.

Türkler’in Tarih Sahnesine Çıkışları

Türkler'in Tarih Sahnesine Çıkışları
Türk Tarihinin Başlangıcı

Türk tarihi, günümüzdeki Türk halklar’ın ve yabancı halkların arasında zamanla erimeden önce Türk dilini konuşmuş olan Türk topluluklarının ortak tarihidir. Göktürklerden önce varolmuş Türk dili konuşan topluluklar bazı tarihçiler tarafından, Türk tabiri yerine Ön Türk tabiri ile anılır.

Türkler’in siyasi bir topluluk olarak ilk tarih sahnesine çıkmalarının Hun (Hiung-nu’lar veya Şiongnu’lar) hükümdarlığı ile olduğuna dair iddialar vardır.. Başlangıcı hususunda tartışmalar olsa da Türklerin tarihi, dünya tarihinin önemli bir parçasıdır. Avrasya ve Kuzey Afrika’da ortaya çıkan her halkın tarihi uzaktan veya yakından Türklerin hareketlerinden etkilenmiştir. Türkler doğu kültürlerini batıya ve batı kültürlerini doğuya taşımakla da önemli bir rol oynamışlardır. Kendi dinleri Tengricilik’ten sonra benimsedikleri yabancı dinlerinde çok kez öncüsü ve savunucusu olmuş ve yayılmalarını ve gelişmelerini sağlamışlardır (Mani dini, Musevilik, Budizm, Ortodoks ve Nasturi Hristiyanlığı, İslam).

Dünya üzerinde yaşayan insan topluluklarının milletleşme süreci onların avcı-toplayıclıktan çiftçi-çobancılığa geçimesi ile başlar.. Türkleri oluşturacak insan topluluklarının m.ö 6000 lerde koyun yetiştiriciliğine başladığı

Asya’dan Komik Resimler (44 fоtograf)

Bundan da anlaşılıyor ki dünyanın çivisi çıkmış…

Asya'dan Komik Resimler (44 fotograf)

Arif Nihat Asyayı Rahmetle Anıyoruz

Arif Nihat Asyayı Rahmetle Anıyoruz

Türk Edebiyat Tarihi’ne “Bayrak Şairi” olarak adını yazdıran Arif Nihat Asya, 1904 yılında Çatalca’nın İnceğiz Köyü’nde dünyaya gelmiştir. İlköğrenimine köyünde başlamış, daha sonra İstanbul’a gelir. Önce Haseki Mahalle Mektebi’ne daha sonra Gülşen’i Maarif Rüştiyesi’ne devam eder..

Yatılı olarak girdiği Bolu Sultanisi kapatılınca, Kastamonu Sultanisi’ne aktarılır. Millî Mücadele Dönemi’nde

Türklerin Orta Asya’dan Göçü

orta-asya-goc-haritasi

TÜRKLERİN ORTA ASYA’DAN ÇIKIŞI VE GÖÇLER
Türklerin tarih içerisinde çok geniş bir coğrafyaya yayıldıkları ve göç ettikleri bölgede güçlü devletler kurduklarını biliyoruz. Bu Türk göçleri, atalarımızın ilkel göçebe bir toplum yapısına sahip oldukları gibi, yanlış ve haksız bir iddianın da ispatı olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Halbuki bu göçlerin neden ve sonuçları göz önüne alındığında, Türklerin ilkel göçebe bir anlayışla değil, aksine, kendine özel yüksek bir kültür ve uygarlığın sahibi ve yayıcısı olarak göç ettikleri görülür. Dünya üzerinde atı ilk kez ehlileştiren ve onu binek hayvanı olarak kullanan Türkler, atın sağladığı hız ile yüksek devlet ve toplum oluşumunu geniş coğrafyalar üzerinde egemen kılmıştır. Konar göçer, atlı yaşantının temelinde büyük oranda hayvancılık ve kendine yeterli bir ziraat kültürü yer alır. Dolayısıyla, Türk göçleri bu yaşantıya uygun olan sahalara doğru olmuştur.

Asya Kıtası

Asya Kıtası

ASYA KITASI
Genel Özellikleri

Dünyanın en büyük kıtası. Doğuda Pasifik Okyanusu, kuzeyde Kuzey Buz Denizi, güneyde Hint Okyanusu, batıda Avrupa kıtası ile çevrilidir. Avrupa kıtası ile olan sınırı kesin tespit edilmiş değildir. Eskiden Don Nehri, Asya ile Avrupa arasında sınır olarak kabul edilirdi. Daha sonra Ural Dağları sınır olarak kabul edilmeye başlandı.

Asya Kıtası, Avrupa kıtası ile çevrilidir. Eskiden Avrasya olarak bilinen eski dünya kıtasının batısındaki büyük yarımada olan Avrupa, Sami dillerde Erep (yahut Irib) Güneşin Battığı taraf anlamına gelir. Fenikelilerden

Yaratılış Destanı

Yaratılış Destanı

Orta Asya’da yaşayan Türk toplulukları arasında dünya ve insanın yaratılışı hakkında birçok efsane saptanmıştır. Bu efsaneler yakın çağlarda derlendikleri için İslamlık, Hıristiyanlık, Budizm, Maniheizm gibi dinlerden etkiler taşımaktadırlar. Ancak bunlar genel yapısıyla erken dönem Türk mitolojisinin izlerinin görüldüğü önemli ürünlerdir.

Usta Oyuncu Zeki Alasya Hayatını Kaybetti

Usta Oyuncu Zeki Alasya Hayatını Kaybetti

Usta oyuncu Zeki Alasya hayatını kaybetti. Alasya, karaciğer hastalığı sebebiyle 22 Nisan 2015 tarihinden beri özel bir hastanede tedavi görüyordu. Sanatçı bugün saat 10:30 sularında vefat etti. Alasya’nın cenazesi Pazar günü

Asya Hunları

Asya Hunları
Türk göçlerinin doğu yönünde devam ettiği asırlarda Çin’de kurulan Chou devletinin (M.Ö. 1050-256) Türklerle ilgisi üzerine dikkat çekilmiş, hükümdar sülalesinde Gök dini, Güneş ve yıldızlann kutlu sayılması gibi inançlarla, askerî kuvvette harp arabalannın bulunması ve devletin daha çok Türklerle meskün bölgede (Şensi, Batı Şansi, Kansu) kurulmuş olması çeşitli ilim dallarından bazı bilginleri (F. Hirth, B. Karlgren, Ed. Chavannes, J. C. Anderson, R. Wilhelm, W. Eberhard vb.) bu hanedanın aslen Türk olabileceği, veyahut devlette Türk unsurunun hakim bulunduğu düşüncesine sevk etmiştir (61) Bununla beraber, aslında daha ziyade Türk kültürü tesiri fazla belirli bir Çin devlet ve cemiyeti gibi görünen Chou devletine ait bu faraziye kesinlik kazanıncaya kadar Asya Türk tarihini Hunlaria başlatmak yerinde olacaktır.

Kut İnancı

Kut İnancı

KUT İNANCI
Kut inancı günümüz modern dünyasına ulaşamasa da Türk töresinin en asli unsurudur. Bir gerçekliktir, bir düştür, kamların tebrikleriyle Kağan’ın Göktanrı tarafından müjdelenmesidir. Yalnızca Türklerin değil Moğolların inançlarında da geçmektedir. Bildiğimiz anlamda 1200 yılına kadar Orta Asya’da uygulanmış ve hatta bazı yöntemlerle Türk-İslam devletlerinde de kendini korumayı başarmıştır.

Örneğin Osmanlı, Selçuklu, Harezmşah, Timurlu ve birçok Türk İslam devleti bu geleneği koruyarak hükümdar, padişah yada emir’ini bu yöntemle belirlemiştir. Örneğin Ertuğrul Gazi Şeyh Edebali ile otururken büyük oğlu Gündüz Alp’i değilde o günkü adıyla küçük Osmancığı seçmiştir. Timur kendi kutunu aldığını savunarak tahta oturmuştur keza Şah İsmail, Safevi devletini kurarken tek başına tahta oturmuş ve bunuda Tanrı’nın izniyle yapmıştır. Belgelemek gerekirse Osmanlı padişahları Allah tarafından seçildiğine inanır ve kendilerine “Zilullah” ünvanını verirlerdi. Sırf bu yüzden padişahların kanı akıtılmaz yayların ipiyle boğulurlardı. İslamda olmayan bu inanç Tengrici’likten geçmiştir.