Aşk Sırrı Kadim

Aşk Sırrı Kadim

“Aşk, akıl için bir sırrı kadim;
Maşuk, aşık için bir ismi azim…
Sekerat girdabındaki bir derviş gibi;
Aşık, maşukun adını tespih eder de eder
Ama ne içinde erir ne sonuna erer
Ne onu geçer ne ondan geçer…
Halkın gözünde değersiz bir derbeder,

Şair İbrahim Tennûrî Hakkında Bilgi

Şair Şeyhî Hakkında Bilgi

Akşemseddin’in öğrencilerinden olan İbrahim Tennûrî Fatih devrinde yaşamış bir tekke şairidir. Doğum tarihi ve doğum yeri tam olarak bilinmemektedir. Fakat Sivas’ta veya Amasya’da dünyaya geldiği söylenmektedir. Bunun sebebi büyük bir ihtimalle Babası Sarrafoğlu’nun Hüseyin Sivas’lı, annesinin ise Amasyalı olmasıdır.

İbrâhim Tennûrî aile çevresinde başladığı öğrenimine Konya’da devam etti. Müderris Sarı Yâkub Efendi’den icâzet aldıktan sonra Kayseri’ye giderek bir süre Huand (Hunda) Hatun Medresesi’nde müderrislik yaptı. Bu yıllarda tasavvufa yönelen İbrâhim kendisine mânevî ilimleri öğretecek bir mürşid aramaya başladı. Önceleri Safeviyye

Yüzünü Bir Çevir Hele-Kısıklı

Yüzünü Bir Çevir Hele-Kısıklı

Mah cemalin aya benzer
Yüzünü bir çevir hele
Yan bağışın beni üzer
Yüzünü bir çevir hele

Her bir söze direnirsin
Menim ile eğlenirsin
Yalnız gezme avlanırsın
Yüzünü bir çevir hele

Aşık Veysel’siz 45 Yıl

Aşık Veysel'siz 45 Yıl

Aşık Veysel Şatıroğlu ; Anadolu da  Yunus Emre, Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal ve  Dadaloğlu’nun zamanımıza devrettiği  aşıklık görevini hakkıyla yerine getiren  son temsilcisiydi. Kördü ama herkesten daha iyi görürdü. İlk şiirini Mustafa Kemal Atatürk’e yazmıştı.

Aşık Veysel Şatıroğlu, 1894 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi.Annesi Gülizar, babası “Karaca” lakaplı Ahmet adında bir çiftçiydi. Veysel’in iki kız kardeşi, yörede yaygınlaşan çiçek hastalığına yakalanarak yaşamlarını yitirdi.

Ardından Veysel de yedi yaşında aynı hastalıktan dolayı iki gözünü de kaybetti.Aşık Veysel, bir dönem yurdu dolaşarak Köy Enstitüleri’nde saz hocalığı yaptı. 1965 yılında özel kanunla maaş bağlandı. 1970’li yıllarda Selda Bağcan, Gülden Karaböcek, Hümeyra, Fikret Kızılok, Esin Afşar gibi bazı

Aşık Paşa Şiirlerinden Örnekler

Aşık Paşa Şiirlerinden Örnekler

Divaneyim aklım kalmadı serde
Bir kaşları keman aldı da gitti
Aşkın deryasına açuben yelken
Bir kıyas ummana daldı da gitti

Yarin şehrine uğrarsa yolum
Yüz şurup payine arzedem halim
Ahdinde durmadı şol kanlı zalim
Beni ferdalara saldı da gitti

Aşık Paşa Kimdir?

Kerim Usta -Yüzyıllara Göre Divan Edebiyatı

Asıl adı Ali olan Âşık Paşa bir büyük İs­lam âlimi ve tasav­vufta ön sıraları işgal eden Horasanlı Şeyh Baba İlyas’ın torunudur. Soy itibarıyla böyle ulu ve köklü bir ocağa mensuptur. Babası Muhlis Paşa’dır. Ancak o babasını iki yaşında kaybetmiştir.
Âşık Paşa ailesinin bü­yük bir dramı vardır. Aile bu acıların içinde kıvranmış ve bu durum 1239 yılından 1274 yılına kadar sürmüştür. Âşık Paşa’nın dedesi Şeyh İlyas, öğrencilerinin çokluğu ile ünü yayılmış bir hocadır. Ancak her gelenin, “Baba İlyas müridiyim” demesi onlara olan hâkimiyetini ve onları görüp gözetmeyi de güçleştirmiştir. Böylece Baba İlyas’ın müritleri ara­sına yabancı ve gayrimillî emeller besleyen Hristi­yanlar da katılmıştır. Baba İshak bunların başında gelmektedir. Aslen Karamanlı veya Kefersudlu

Karaman’lı Aşık Gufrani ve Eserleri

1

Aşık Gufrani(1864-1926)

Karaman’a bağlı Başkışla köyünde 1864 yılında dünyaya gelen Gufrani’nin asıl adı Durmuş Ali’dir. Babası köyün ağalarından, Ferhat oğullarından Mehmet Ali Ağa’dır. İlkokul tahsilini , köyündeki “Sıbyan Mektebi’nde” yapmıştır.

1879 yılında Gufrani 15 yaşındadır.O yıl kış mevsimidir ve gece başlayan kar,gece yarısına kadar yağmıştır. Kar dindikten sonra her tarafı kaplayınca dolunayın ışığ ile ortalık sabah gibi aydınlanır.Gufrani bir ara uykusundan uyanır ve pencereden dışarı bakınca sabah olduğunu sanarak elbisesini giyerek okulun yolunu tutar.Kapıyı açıp içeri girdiğinde öğretmenin makamında üç hocanın oturduğunu görür.Hocalar Gufraniye yanlarına gelmesini söylerler.Gufrani yanlarına yaklaşınca hocanın birisi diğer hocaya;

-Doldur ver; der…

Aşık Edebiyatı

Âşık,Türk Halk Edebiyatında XVI. yy’ın başından itibaren görülen şair tipidir.Âşığın şairlik gücünü rüyasında pirin sunduğu “âşk badesini” içmekle ve “sevgilisinin hayalini” görmekle kazandığına inanılır. Rüya da genellikle âşık adayının karşısına bir sevgili veya saz çıkmaktadır.Rüyaların süsü ak sakallı bir derviş ve bazen bir bazen üç dolu bardaktır.Bardağın rüyada tas halinde görülmesine de sık sık rastlanır.Ozanlara rüyada sunulan tasların içindeki mayilere aşk dolusu denir. Fars Edebiyatı’nın etkisiyle bâde adını da almaktadır.Bunlar;erlik, pirlik ve âşk badesi diye adlandırılırlar.

Âşıklarımız genellikle bir usta âşığın yanında yetişirler.Ondan hem usta deyişlerini hem de sanatın icrasına ilişkin yol ve yöntemleri öğrenirler.Âşık meclislerinde,kahvelerde bu ustaların sanatlarını icra ediş biçimlerini yeterince

Tasavvuf Şairleri

YUNUS EMRE (13. yy)

* Tasavvuf düşüncesini benimseyen şair Allah aşkını ve insan sevgisini dile getirmiştir.
* Tekke edebiyatının en lirik şairidir.
* Halkın konuştuğu Türkçeyi bir edebiyat dili haline getirmiştir.
* Yalın ve içten bir söyleyişi vardır.
* Zaman zaman aruz ölçüsüyle ve Divan edebiyatı anlayışıyla da şiirler yazmıştır.
* Tüm insanların eşit ve kardeş olduğuna inanmış; dil, din, ırk ayrımı yapılmasına karşı çıkmıştır.
* Türkçe divan sahibi ilk şairdir. Ayrıca Risaletü’n – Nushiyye adlı öğretici bir mesnevisi vardır.

HACI BEKTAŞ-I VELİ (1209 – 1270)

* 13.yy’da yaşamıştır, Türkistan’ın Nişabur şehrinde doğmuştur. Ahmet Yesevi’nin isteğiyle Anadolu’ya gelmiştir.
* Bilinen en önemli eseri ‘’Makâlât’’tır.
* Bektaşilik tarikatının kurucusudur.

Gülmek Sana Yakışıyor

Ressam çocuğun resmini yaparken mutluluğu çok güzel resimlemiş…İnsan çocukluğunda bari mutlu olmalı fakat  zamanımızda yük artık çocukların omuzuna zamansız olarak yüklenmiş vaziyette.

Gülmek Sana Yakışıyor