Sakalar Dönemi, Alp Er Tunga Destanı

Alp-er Tunga Destanı

Alp Er Tunga Destanı

Sakalar dönemine ait Alp Er Tunga ve şu olmak üzere iki destan tespit edilmiştir.

Alp Er Tunga, M.Ö. VII. yüzyılda yaşamış kahraman ve çok sevilen bir Saka hükümdarıdır.

Alp Er Tunga Orta Asya’daki bütün Türk boylarını birleştirerek hâkimiyeti altına almış daha sonra Kafkasları aşarak Anadolu Suriye ve Mısır’ı fethetmiş ve Saka devletini kurmuştur.

Osmanlı Devleti’nde Askeri Teşkilat Yapısı ve Görevleri

Osmanlı Devleti'nde Askeri Teşkilat Yapısı ve Görevleri

Ordu-yi Hümâyûn :Osmanlı İmparatorluğu’nun ordusudur .

Osmanlı kara ordusu; Kapıkulu askerleri ve Eyalet askerleri olarak ikiye ayrılır.

Kapıkulu Askerleri ve Piyade Birlikleri:

  • Acemi Oğlanlar Ocağı: Devşirme kanununa göre toplanan Hıristiyan çocukları bu ocakta eğitilir ve kabiliyetlerine göre diğer ocaklara gönderilirdi.
  • Yeniçeriler Ocağı: Ocaklar içerisinde en önemlisi olup komutanlarına Yeniçeri Ağası idi. Yeniçeriler savaşta padişahın otağının yanında bulunurlardı. Barış zamanında İstanbul’da şehrin güvenliğini sağlarlardı. Ayrıca yangın söndürme gibi işlere de bakarlardı. Yeniçeri ocakları kendi aralarında; Ağa bölükleri, Sekban bölükleri ve Yaya ortaları olmak üzere üçe ayrılırlardı.
  • Cebeci Ocağı: Ordunun ok, yay, kalkan, kılıç, tüfek, balta, kazma, kürek, kursun, barut, zırh, tolga, harbe gibi savaş aletlerini imal, tamir ve tedarik eden ocağa “Cebeci Ocağı” denirdi. Cebecibaşı en üst rütbeli komutanlarınaverilen addır.

Altın Elbiseli Adam Bir Türk

ALTIN ELBİSELİ ADAM

1970 yılında, Kazakistan’da Alma-Ata’nın 50 km. kuzeyinde bulunan Esik kasabasında, garaj yapmak ve yol açmak için alçak bir tepenin düzeltilmesine karar verildi ve kazı başladı. O tarihe kadar o alçak tepenin bir höyük olduğunu kimse bilmiyordu. Çevrede eski kalıntılar da yoktu.

Kazı yapılırken kullanılan araç büyük bir kayaya çarptı, işçiler, kayayı parçalamak için üzerini örten toprakları kürekle açtılar ve bunun işlenmiş bir kaya olduğunu gördüler.

Durum, ilgili resmî makamlara bildirildi ve inceleme yapan arkeologlar tarihi bir eserle karşılaştıklarını gördüler. O tepe bir höyüktü, büyük bir mezarın üzerine yığılan kum tümsek idi.

Höyüğü açan arkeologlar muhteşem bir mezarla karşılaştılar. Bu, bir lâhid değil, Mısır piramidlerindeki firavun odasını andıran, her tarafı kapalı, süslü kayalarla yapılmış bir oda idi. Bu odayı itina ile açtılar ve asıl şaşkınlık o zaman oldu. Çünkü, bu ölü odasının içi pırıl pırıl altın eşya ile doluydu. Altın olmayan eşyalar da çoktu.

ALTIN ELBİSE

En göz alıcı ve harika nitelikteki eşya, altından yapılmış bir elbise idi. Çizmesinden başlığına, kemerinden

Yakut Türkleri

YAKUT TÜRKLERi

Yakut Türkleri kendileri için Saha adını kullanmaktadır. Yakut adı Tunguzlarda Yako şeklinde, Buryatlarda +t çokluk eki ilavesiyle Yakut şeklinde kullanmaktadırlar. Saha kelimesinin ise *çaka > *yaka (kıyı) kelimesinden ses değişmesiyle ortaya çıktığı ve bu halkın uygarlığın kıyısında veya ülkenin uzak sınırında yaşadığını ifade etmek üzere kullanıldığı yolunda görüşler bulunmaktadır. Böylece Yakut adıyla Saha adı y > s değişikliği ile aynı kökten getirilmektedir. Bu kelimelerin Türk lehçe ve şivelerinde olduğu gibi Moğolca, Buryatça gibi diğer Altay dillerinde de karşılıkları bulunmaktadır.

Yakutlar’ın, Hun Türkleri’nin bir kolu olan Kurıkanlar’dan (Güligan) veya Sakalar’dan geldiği yolunda görüşler vardır.