Şemsi Tebrizi’den Güzel Sözler (5 Sayfa)

Şemsi Tebrizi'den Güzel Sözler

  • Anlatılarak dile düşen mi, anlatılmayıp yürek deşen mi?
  • Dağı bile taşır, insan âşık olup inanınca.
  • Olurda bir gün mesafeleri aşıp bana gelirsen, yüreğinde rengârenk açan aşk ile gel.
  • Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi yada cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk’ın ise hiçbir sıfata ya da tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde…
  • Bütün kapılar kapansa bile sonunda “o” kimsenin bilmediği patikalar açar.
  • Ne kadar okursan oku bilgine yakışır şekilde davranmıyorsan cahilsin demektir.
  • Gökleri bir mendil gibi dürüp avucuna almalı.. Sonsuz zevalsiz çerağı, bir kandil gibi gök kubbesine asmalı.
  • Yaşamın tek bir anahtar cümlesi var. Kul inşaAllah der, yaradan İnşa eder!
  • Ne diye böbürlenip büyükleniyorsun? Doğumun bir damla su, ölümün bir avuç toprak değil mi?
  • Yaşarken anlayamadıkları değerleri, öldükten sonra anlamanın kimseye faydası yok. Sevdiğinizi dirileştirmenin yolu, hayatın tazeliğinde itiraf ve ifade etmektir.

Susarak Yanmak, Yanarak Yazmak

susarak yanmak

Mezarıma bir ferace sersinler.

Taşımın üzerine ‘Şems’in Kimya’sı yazsınlar.

Bin ömürlük nefesim olsa,hepsi de Şems’ime feda olsun.

Günü gelir beni sorarlarsa, kimdi Kimya derlerse

Size Allah’ın sevgili bir kulu olabilmek için çabaladı hayatı desinler.

İlahi aşk ile tutuştu ve bir secde anı can verip gitti bu dünyadan,

Şems’in dizinde secdesini yaptı diye anlatsınlar.

Güller Şems Diye Açmıyorsa

Güller Şems Diye Açmıyorsa
Güller Şems diye açmıyorsa, gülün kokusunu neyleyeyim.
Ayrılığı ağlatamayan gecenin karanlığını neyleyeyim…
Şemssiz sofranın balını böreğini neyleyeyim.
Beni kavurmayan acıyı neyleyeyim…
Gözümü yakmayan gözyaşını neyleyeyim.
Karanlığıma Şems olamayan yâri neyleyeyim,
Canını yoluma post eylemeyen dostu neyleyeyim.
Şems gibi bakmayan gözü neyleyeyim.
Yârenin yüreğine merhem olmayan sözü neyleyeyim.
Kır kalemimi ey felek!
Şems yoksa ne diye devran edersin âlemde.
Zerrede âlemi, âlemde aşkı yaşamayan Âdem’i neyleyim.
Sensizliğe alışmak…
Her türlü teselli sözü bir ihanet geliyor kulağıma.

Hazreti Mevlana’dan Şiirler

Mevlana'ca

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.

Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru.
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.

Ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için…
Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.

Büyük Düşünür Mevlana’yı Anıyoruz

Büyük Düşünür Mevlana'yı 743.Yılında Anıyoruz

Gel ne olursan ol yine gel” ve “Umutsuzluk kapısı değil bu kapı, nasılsan öyle gel” sözleriyle akıllara kazınan büyük düşünür ve alim Mevlana’yı  yıl dönümünde rahmetle anmaya ve anlamaya çalışıyoruz.

Mevlânâ’da Yanma ve Olma Davası: AŞK

Yanmak ve olmak gönüller sultanı Mevlânâ”nın ilâhi aşka pervaz için öngördüğü iki önemli haslettir. Yanmada aşkın kavurucu harareti ve olgunlaştırıcı iksiri vardır. Mevlânâ bu yüzden eğitimini tamamlayıp medresede müderris ve camide vâiz olduğu dönemden sonraki hâlini: “Hamdım, piştim ve yandım” ifâdeleriyle anlatır. Mevlânâ”ya göre bilgi yükü olan kitaplar sadece taşınmak için değildir. Mutlaka gönül dünyasında insanın her

Hamuş ve Bişnev-Sus ve Dinle

Hamuş ve Bişnev ''Sus ve Dinle''

Hamuş!.. Dedi Mevlana kendisine Hamuş!… Yani Suskun!… Sustuğu yerde açıldı kapılar, önüne serildi ışıltılı kelimeler, kalbi duygular… Hamuş!.. dedi sustu Mevlana… Sustu ve kapandı karanlıklara… Karanlıklara Şems doğdu sonra… Baktı… Gördü… Adına Aşk dedi… Candan özge candan öte olana… Yaprakta tohumu, damlada okyanusu gördü sonra…

Hz. Şems’te-Ölüm Deryasının Dönüşü Olmaz

Hz. Şems'te
Ölüm deryasının dönüşü olmaz,
Bu işler Alüret’e hiç kalmaz,
Ehli dil olmayanın aklı almaz,
Yürü git deryayı ölüme hayat bul.
Ne istersin bu alemde Allah’tan başka,
Yapış o anladığın ilahi aşka,
Gördüğün nedir? Allah’tan başka,

Hz.Mevlana’nın Şems’e Mektupları

Hz.mevlana'nın Şems'e Mektupları

HZ.MEVLANA’NIN ŞEMS’E MEKTUPLARI

(1.Mektup)
Seni ne huzuru arayanlara, ne huzuru bulanlara, ne de huzurdan kaçanlara sordum. Güneşin sıcaklığını en iyi kim anlatabilir? Sıcaktan düşüp bayılan mı? Hayır, onun aşkı zayıftır. Güneşe yolculuk yapan mı? O da değil, gitse gitse nereye kadar gidebilir ki? Gölgeye sığınanlara ise güneşi hiç sormamalı…

Aşk mabedim… Efendim… Söyler misin? Nedir bu çektiğim acıların manası? Bu ayrılığın esrarengizliği yüreğime saldığın alevlerin lavlaşması içinse yeterince erimedim mi ateş toplarında? Öyle yandım ki;

Sen yandıkça, ben yanayım!

Sen dondukça, ben de donayım!

Şeb-i Aruz

Her gün bir yerden göçmek ne iyi bulanmadan donmadan akmak ne hoş. Her gün bir yere konmak ne güzel. Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar laf varsa düne ait simdi yeni şeyler söylemek lazım.

Yaşamını “Hamdım, piştim, yandım” sözleri ile özetleyen Hz. Mevlâna, 30 Eylül 1207 yılında, Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh şehrinde doğmuş, 17 Aralık 1273 günü Hakk’a kavuşmuştur.

739’üncü olum yıldönümü sebebiyle düzenlenen çeşitli etkinliklerle anılıyor. “Ölüm günüm, düğün günümdür” tabirini kullandığı, dostuna kavuştuğunu ve ebedi vuslata erdiğini belirtmek için düğün gecesi anlamına gelen “Şeb-i Arûz“, anma törenleri olarak adlandırılmaktadır. Onun düşüncesinde ve fikirlerinde ölüm hiçbir zaman

Şems’in 40 Kuralı

Şems’in 40 kuralı varmıdır? Yokmudur? Çok tartışılan ihtilafa düşülen bu konu hakkında birçok yorum vardır. Bunlardan bir kısmı Şems’in kurallara sığmayan kuralları alt üst eden bir adamın nasıl olur da 40 kuralı olabilir düşüncesidir. Bir kısım düşüncede ise Şems’in 40 kuralı olduğudur. Var veya yok olması çok tartışılan bir konu fakat şu bir gerçek ki; Şems’in düşünceleri tam manasıyla bugün bile çözülememiştir. Önemli olan Şems’in düşüncelerini anlamak ve hayata geçirebilmektir. Eğer Şems’in 40 kuralı var ise işte bu 40 Kural :