Goparmağa Ne Gerek Şiiri-Kısıklı

Goparmağa ne Gerek Şiiri-Kısıklı
Çiçehlerin gah gahına mat galdım
Her birini kokladıkça zevk aldım
Menekşe den razı oldum haz aldım
Gülü saptan goparmağa ne gerek

Türlü türlü rengi veren ışığım
Men onlarla her daim barışığım
Çiçeklerin kokosuna aşığım
Gülü dipten goparmağa ne gerek

Burcu burcu kokan güllerimiz vardı bizim


Burcu burcu kokan güllerimiz vardı bizim
Kokusu ta seherde başlar.
Ezanlarımız vardı
En derin uykulardan uyandıran.
Günlerimiz vardı bizim
Güneşin imrendiği
Pırıl pırıl parlayıp, sımsıcak sardığı.
Hele bir yuvalarımız vardı ki…
Duvarlarından nur saçılan.
Her gece meleklerin, içinde
Bayram ettiği yuvalarımız vardı.

Güller Şems Diye Açmıyorsa

Güller Şems diye açmıyorsa, gülün kokusunu neyleyeyim. Ayrılığı ağlatamayan gecenin karanlığını neyleyeyim… Şemssiz sofranın balını böreğini neyleyeyim. Beni kavurmayan acıyı neyleyeyim…

Gözümü yakmayan gözyaşını neyleyeyim. Karanlığıma Şems olamayan yâri neyleyeyim, canını yoluma post eylemeyen dostu neyleyeyim. Şems gibi bakmayan gözü neyleyeyim. Yârenin yüreğine merhem olmayan sözü neyleyeyim.

Kır kalemimi ey felek! Şems yoksa ne diye devran edersin âlemde. Zerrede âlemi, âlemde aşkı yaşamayan Âdem’i neyleyim.

Güllerin Ağladığı Saat

Güllerin Ağladığı Saat

Güllerin ağladığı bir saat vardır hani
Büyür o saatte yalnızlığı bahçelerin
Düşer korkusu kalbe yaklaşan gecelerin
Bir dev uzatır gökten o çirkin ellerini

Güllerin ağladığı bir saat vardır hani
Her şey o saatlerde merhametsiz ve soğuk
Gitgide uzaklaşır batan güneşle sesin
Bir bakarım ki benden en uzak çizgidesin

Başlar geceye doğru upuzun bir yolculuk
Her şey o saatlerde merhametsiz ve soğuk
Yüzünü hatırlatır gökyüzüde ne varsa
Gözlerin bu saatte kopkoyu elemlidir
Dudakların kimbilir şimdi nasıl nemlidir