Yüce Allah Niye Biz veya O Diyor?

Yüce Allah Niye Biz veya O Diyor?
Allah niye biz veya o diyor?

Sual: Araf suresinin 11. âyetinde, Allah, biz yarattık diyor. Birden çok ilah mı vardır?

CEVAP: Bu âyet-i kerimenin meali şöyledir:

Sizi yarattık, sonra şekil verdik, sonra meleklere, (Âdem’e secde edin) dedik; İblis’ten başka hepsi secde etti, o secde edenlerden olmadı.” [Araf 11]

Buradaki ve diğer âyetlerdeki, yarattık, şekil verdik gibi ifadeler için, başka yaratıcılar da var sanmak yanlıştır. Büyüklüğünü, her şeye malik, hâkim olduğunu bildirmek için, ben yerine biz diyor. Mesela Resulullah’a hitaben, (Biz sana Kevseri verdik) buyurdu. Verilen şey, verenin büyüklüğüne göre kıymet ve büyüklük kazanır. Verenin ve verilen şeyin kıymetinin büyüklüğünü bildirmek için, (Biz sana Kur’an-ı azimi verdik) buyuruyor. (Hicr 87)

Türkçe ’de bile, bir kişi, (Biz şöyle yaparız, adamın ağzını yırtarız) diyebiliyor. Bunun çoğulla alakası yoktur.

Devamını Oku…

Ben de Gönül Kalmadı Şiiri-İbrahim Şaşma

Ben de Gönül Kalmadı Şiiri - İbrahim Şaşma

Ben de Gönül Kalmadı

Vuslata parmak izin, ne de bir rızan düştü,
Kaç bahar geldi geçti, nasibe hazan düştü,
Yağmur dedim ruhuma, ateş-i suzan düştü,
Sakın bana sev deme, ben de gönül kalmadı.

Bal bıçağı oldum da, geldim sana sarıldım
Ne naz ettim ne cilve, ne küstüm ne darıldım
Ocağında çalıydım, kırk parçayla kırıldım
Sakın bana sev deme, ben de gönül kalmadı.

Devamını Oku…

Hz. Mevlana’nın Vuslatı

Hz.Mevlana'nın Vuslatı

Hz.Mevlana’nın Vuslatı

ŞEB-İ ARUS

Mevlevilikte, “Hamdım, Piştim, Yandım” diyerek üç kelimeyle hayatını özetleyen Mevlânâ Celaleddin-i Rumi’nin öldüğü geceyi anmak için Konya’da düzenlenen törenlerdir. Mevlânâ Celaleddin-i Rumi‘nin ölüm yıl dönümlerinde 7-17 Aralık tarihlerine denk gelen haftalarda yapılan ve “Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri” olarak isimlendirilmeye başlanılan törenler, halk arasında Şeb-i Arus Törenleri olarak da anılmaktadır.

Devamını Oku…

Ey Aşk İçin Aldığım Abdestim

ey aşk İçin aldığım abdestim

Ey aşk…!
Abdest İçin üç sefer yüreğime çektiğim bezmi elestten tanıdığım yâr.
Her sözünü mesh ederim başıma,
Şükür derim hamdederim,
Kelamlarımın, şiirlerimin aşk aşk diye en güzelini okurum.
Niyet ettim rabbimin rızası İçin seni sevmeye.
Haya kapısından İçeri girmeye,
Edeple aşk İle “İnnî ühibbüke fillâh”
Allah İçin seviyorum ey benim nasibime düşen yâr.

Devamını Oku…

Vuslat Aşk’ın En Acıyanıdır

Vuslat Aşk'ın En Acıyanıdır

Kalbim ağır geliyor bedenime, taşıyamıyorum…
Çok defa tövbe ediyorum onun adını yazan kalemlere…
Olmuyor…!
İçim öyle dolu ki onunla dolup taşıyor kağıtlara…
Milyonlarca kelime harcıyorum uğruna…
Bu günlerde takvimler hangi günü düşüyor,
Hangi sevdaya çizik atıyor, hangi vuslata gün saydırıyor bilmiyorum…
Yazının kendisini okuyan gözlere kavuşamadığı,
Kelimelerin bittiği, kağıdın kaleme, kalemin kağıda küstüğü yerdeyim…
Kaybedilmiş günlerin güncesini tutmuyorum…
Yorgun ve bezgin yılların rüzgarına kapılmışım sürüklenip gidiyorum…
Ve ben İlk defa bu kadar doluyum…
İlk defa kendimi yazmak zorunda hissediyorum…

Devamını Oku…

Büyük Düşünür Mevlana’yı Anıyoruz

Büyük Düşünür Mevlana'yı 743.Yılında Anıyoruz

Gel ne olursan ol yine gel” ve “Umutsuzluk kapısı değil bu kapı, nasılsan öyle gel” sözleriyle akıllara kazınan büyük düşünür ve alim Mevlana’yı  yıl dönümünde rahmetle anmaya ve anlamaya çalışıyoruz.

Mevlânâ’da Yanma ve Olma Davası: AŞK

Yanmak ve olmak gönüller sultanı Mevlânâ”nın ilâhi aşka pervaz için öngördüğü iki önemli haslettir. Yanmada aşkın kavurucu harareti ve olgunlaştırıcı iksiri vardır. Mevlânâ bu yüzden eğitimini tamamlayıp medresede müderris ve camide vâiz olduğu dönemden sonraki hâlini: “Hamdım, piştim ve yandım” ifâdeleriyle anlatır. Mevlânâ”ya göre bilgi yükü olan kitaplar sadece taşınmak için değildir. Mutlaka gönül dünyasında insanın her

Devamını Oku…

Şeb-i Aruz Hakkında Bilgiler

Şeb-i Aruz Hakkında Bilgiler

Şeb-i Aruz

Her gün bir yerden göçmek ne iyi bulanmadan donmadan akmak ne hoş. Her gün bir yere konmak ne güzel. Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar laf varsa düne ait simdi yeni şeyler söylemek lazım.

Yaşamını “Hamdım, piştim, yandım” sözleri ile özetleyen Hz. Mevlâna, 30 Eylül 1207 yılında, Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh şehrinde doğmuş, 17 Aralık 1273 günü Hakk’a kavuşmuştur.

739’üncü olum yıldönümü sebebiyle düzenlenen çeşitli etkinliklerle anılıyor. “Ölüm günüm, düğün günümdür” tabirini kullandığı, dostuna kavuştuğunu ve ebedi vuslata erdiğini belirtmek için düğün gecesi anlamına gelen “Şeb-i Arûz“, anma törenleri olarak adlandırılmaktadır. Onun düşüncesinde ve fikirlerinde ölüm hiçbir zaman yokluk olarak kabul edilmemektedir.

Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir” diyerek gönüllerdeki ölümsüzlüğe ve kalbe dikkat çekmiştir.

Hz. Mevlâna, “Herkes ayrılıktan bahsetti, bense vuslattan” ifadesiyle de ölümün ayrılık değil kavuşmak olduğuna dikkat çekmiştir. Allah Kuran’da haber veriyor. “Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra ancak bize döndürüleceksiniz

Allah’a, yani özüne döndürülen bir ruh için yokluk manasında kullanılan ölüm ifadesi, nasıl bağdaştırılabilir ki?

Şems’ten ayrılık onu çok üzmüştü, ama sonunda Onu kalbinde bularak arayışını terk etti. Bu halini şu beyitle dile getirerek sevgi ile ulaşılacak mertebelerden haber vermiştir.

Beden bakımından ondan ayrıyım ama bedensiz ve cansız ikimiz de bir nuruz.

Ey arayan kişi! İster Onu gör, ister Beni. Ben O’yum, O da Ben.” Burada tarif edilen hal, tasavvuf edebiyatında sevenlerin birbirinde yok olma hali olan “fenâ halidir. Hz. Mevlâna, şikâyet edilen ayrılıkların çaresinin, “aşk” olduğunu da haber vermiştir.

Mevlana Celaleddin Rumi değişimin önemini su sözlerle ifade etmiş:

Her gün bir yerden göçmek ne iyi,

Bulanmadan donmadan akmak ne hoş,

Her gün bir yere konmak ne güzel.

Dünle beraber gitti cancağızım,

Ne kadar laf varsa düne ait

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

Hz. Mevlâna’nın çağrısı:

Allah’ın kulları için sürekli açık tuttuğu tövbe kapısınadır. Başka mana aramaya gerek yoktur. Ve Mevlâna’nın o güzel çağrısı:

Gel! Ne olursan ol, yine gel…

İster kâfir ol, ister ateşe tap, ister puta…

İster yüz kere tövbe etmiş ol, ister yüz kere bozmuş ol tövbeni…

Bizim kapımız umutsuzluk kapısı değil, nasılsan öyle gel.

Onun çağrısı Hakka, Hakikate, Doğruluğadır. “Geçmişteki halin ne olursa olsun, bu hal seni ümitsizliğe düşürmesin, tövbe etmek kaydıyla, yani eski haline dönmemek üzere gelmek istersen bu kapı sana açıktır” mesajını vermiştir.

Onun büyük bir İnsanı Kâmil olduğu anlatılmalıdır. Hz. Mevlâna’nın “Şeb-i Arûz” günü vesilesiyle, onun dünya görüşleri insanlığa aktarılmaya çalışılsa da, daha çok çalışmaların ve projelerin yapılması, çocuklarımıza küçük yaştan başlayarak tanıtabilmemiz, anlatabilmemizin yollarını bulabilmeyi diliyorum gönüllerimize. Tanıdıkça, onu anlamamız belki daha kolaylaşacaktır.

Hz. Mevlana’nın vasiyeti:

Ben size, gizli ve aleni, Allah’tan korkmanızı,

az yemenizi, az uyumanızı, az söylemenizi,

günahlardan çekinmenizi,

oruç tutmaya ve namaz kılmaya devam etmenizi,

daima şehvetten kaçınmanızı,

halkın eziyet ve cefasına dayanmanızı avam ve

sefihlerle düşüp kalkmaktan uzak bulunmanızı,

kerem sahibi olan salih kimselerle

beraber olmanızı vasiyet ederim.

Hayırlısı, insanlara faydası dokunandır.

Sözün hayırlısı da az ve öz olanıdır.

Hamd, yalnız tek olan Allah’a mahsustur.

Tevhid ehline selam olsun.”