Şemsi Tebrizi’den Güzel Sözler (5 Sayfa)

Şemsi Tebrizi'den Güzel Sözler

  • Anlatılarak dile düşen mi, anlatılmayıp yürek deşen mi?
  • Dağı bile taşır, insan âşık olup inanınca.
  • Olurda bir gün mesafeleri aşıp bana gelirsen, yüreğinde rengârenk açan aşk ile gel.
  • Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi yada cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk’ın ise hiçbir sıfata ya da tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde…
  • Bütün kapılar kapansa bile sonunda “o” kimsenin bilmediği patikalar açar.
  • Ne kadar okursan oku bilgine yakışır şekilde davranmıyorsan cahilsin demektir.
  • Gökleri bir mendil gibi dürüp avucuna almalı.. Sonsuz zevalsiz çerağı, bir kandil gibi gök kubbesine asmalı.
  • Yaşamın tek bir anahtar cümlesi var. Kul inşaAllah der, yaradan İnşa eder!
  • Ne diye böbürlenip büyükleniyorsun? Doğumun bir damla su, ölümün bir avuç toprak değil mi?
  • Yaşarken anlayamadıkları değerleri, öldükten sonra anlamanın kimseye faydası yok. Sevdiğinizi dirileştirmenin yolu, hayatın tazeliğinde itiraf ve ifade etmektir.

Şair Neşri Hakkında Bilgi

Şair Neşri Hakkında Bilgi
Neşrî mahlası olup asıl adı bilinmemektedir. Karamanlı ve Sultan Selim’in hizmetlilerinden olduğu bilinmektedir. Bursa şer‘iyye sicillerine dayanarak tam adının Hüseyin b. Eyne Bey olabileceği belirtilir. Şuarâ tezkirelerinde sadece Neşrî diye geçen müellif kaynaklarda bazan Mevlânâ Neşrî ve XIX. yüzyıldan itibaren Mehmed Neşrî adıyla zikredilir. Tahsilini Bursa’da tamamladığı ve uzun yıllar burada ikamet ettiği kesindir. Mevlânâ sıfatı ilmiye mensubu olduğunu gösterir.

II. Murad döneminde Bursa subaşılığı yapan Koca Nâib’in meclislerinde bulunduğu ve 1481’de Fâtih Sultan Mehmed’in ölümünün ardından çıkan hadiselere şahit olduğu anlaşılır. Eserinden,

Ekmeleddin Müeyyed-i Nahçıvânî Hakkında Bilgi

Ekmeleddin Müeyyed-i Nahçıvânî Hakkında Bilgi

Tabib olup, hangi tarihte doğup öldüğü bilinmemektedir. İbn-i Sînâ’nın tıbba dair kaleme aldığı Kanûn adlı eserine şerh yazmıştır. Sultan Veled’in hakkında yazdığı müveşşah kasidesine göre Ekmeleddin Tabib’in tam adı, Ekmeleddin Müeyyed en-Nahçıvânî’dir. Mevlâna’nın Fîhi mâ Fîh’inde bir yerde adı geçtiği gibi yine Mevlâna’nın Mektûbât’ında bir ve Konyalı Ebûbekir b. Zekî’nin Ravzatü’lküttâb ve Hadîkatü’l-elbâb adlı Farsça münşeât mecmuasında hakkında yazılmış üç mektup vardır. Ölüm döşeğinde bulunan Mevlâna’ya ilaç yaptığına bakılırsa, onun Mevlâna’dan

Hazreti Mevlana’dan

Hazreti Mevlanadan

Biz bakardık ve sen yürürdün şeyhim,
Sen yürürdün ve dağlar yürürdü..
Öksüz bir kırlangıç olurduk sen görünmeyince,
Sen görünmeyince görmezdik bulutları…
Yağmurları kuşanıp yollarda bahara durmazdık,
Kapının önünde iki büklüm bekler,
Acıyı keşfeden bu çocuk yürekler,
Nasıl selam verilir bilmez…
Ne açar kapıları bilmezdik şeyhim…

Ey Sevgili

Ey Sevgili

Ey Sevgili, Ey Sevgili..!
Ey insafı olmayan Sevgili..!
Ey gönlümü alan..
Ey bana mahrem olan..
Gamımı paylaşan güzel..!
Ey yeryüzünde bana ay..!
Ey gece yarısında seher olan Sevgili..!
Ey tehlike anında benim siperim..!
Ey benim şekerler bulutum..!

Hz.Mevlana’nın Vuslatı

Hz.Mevlana'nın Vuslatı

TARİHTE BUGÜN: HZ. MEVLANA NIN 746. VUSLAT(ÖLÜM) YILDÖNÜMÜ (ŞEB-İ ARUS)Mevlevilikte, “Hamdım, Piştim, Yandım” diyerek üç kelimeyle hayatını özetleyen Mevlânâ Celaleddin-i Rumi’nin öldüğü geceyi anmak için Konya’da düzenlenen törenlerdir. Mevlânâ Celaleddin-i Rumi‘nin ölüm yıl dönümlerinde 7-17 Aralık tarihlerine denk gelen haftalarda yapılan ve “Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri” olarak isimlendirilmeye başlanılan törenler, halk arasında Şeb-i Arus Törenleri olarak da anılmaktadır.

Susarak Yanmak

susarak yanmak

“Mezarıma bir ferace sersinler.
Taşımın üzerine ‘Şems’in Kimya’sı yazsınlar.
Bin ömürlük nefesim olsa,hepsi de Şems’ime feda olsun…
Günü gelir beni sorarlarsa,kimdi Kimya derlerse size Allah’ın sevgili bir kulu olabilmek için çabaladı hayatı desinler.
İlahi aşk ile tutuştu ve bir secde anı can verip gitti bu dünyadan,Şems’in dizinde secdesini yaptı diye anlatsınlar.”

Hamzavi Hakkında Bilgi

Kerim Usta -Yüzyıllara Göre Divan Edebiyatı
(MEVLÂNÂ) HAMZAVÎ

Süleyman’ın müsâhiplerinden biri olarak bilinen Hamzavî’nin asıl adı hakkında bilgi mevcut değildir. (ö. 815/1412-13) Dîvân şairi Ahmedî’nin kardeşi olduğu bilinmektedir. (İsen, 1994: 106) Cilt cilt oluşturulmuş olan Hamza-nâme adlı eserin müellifidir.
Halk tarafından büyük bir ilgiyle okunan bu eserden dolayı Hamzavî mahlasını almıştır. (Kurtçu, 2006: 16-17; İsen, 1994: 106) Âşık Çelebi, Kâtip Çelebi ve Evliya Çelebi; Hamzavî’nin Hamza-nâme metinlerinin ilk müellifi

Sultan Veled Hakkında Bilgi

Kerim Usta -Yüzyıllara Göre Divan Edebiyatı
Mevlâna Celâleddin-i Rûmî’nin büyük oğlu olan Sultan Veled, 24 Nisan 1226 (25 Rebîülâhir 623) tarihinde şimdiki Karaman vilayeti Larende’de dünyaya gelmiş ve 11 Kasım 1312 (10 Recep 712) yılında Konya’da vefat etmiştir.

Sultan Veled, Hüsâmeddin Çelebi’nin ölümünden sonra babasını temsil etmeye başlamış; henüz kurulmamış olan Mevleviliği babası adına kurup etrafa halifeler göndermiş; sema meclislerini idare etmiş ve semayı birtakım kurallara bağlamıştır.

Sultan Veled, babasını takip ederek, onun divanının yarısı kadar bir Divan, Mesnevi’sinin yarısı nisbetinde

Mevlana Hazretlerinin Oğluna Mektubu

Mevlana Hazretlerinin Oğluna Mektubu

Mevlana Hazretlerinin Oğluna Mektubu

Mevlâna Celâleddin-i Rûmî hazretlerinin mektuplarının belli bir kısmı günümüze ulaşmıştır. Bu mektupların bir kısmı yöneticilere, bir kısmı âlimlere, bir kısmı da müridlerine ve oğullarına yazılmıştır. Büyük velinin oğullarına yazdığı mektuplarda hem bir babanın merhamet ve şefkatini, yanlışa düşen oğluna karşı yürek burukluğunu hem de bir Allah dostunun rehberliğini görürüz.

“Gozlerin ışığı, oğulların övüncü aziz oğul! Allah onu korusun, katından bir ruhla kuvvetlendirsin. Babandan selam ve duadan sonra şunu bil ki, evinden dışarıda gecelemen, o sana muhtaç ev halkının gönüllerini almaman