Hazreti Mevlana’dan Dudu kuşu Hikayesi

Hazreti Mevlana'dan Dudu kuşu Hikayesi

Hz.Mevlana Dudu Kuşu  hakkında iki tane ibretlik hikaye anlatmıştır. Her ikisini de yazıyorum.

1-Dudu Kuşu Hikayesi

Bir bakkal vardı, onun bir de dudusu vardı. Yeşil, güzel sesli ve söyler duduydu. Dükkanda dükkan bekçiliği yapar; bütün alış veriş edenlere hoş nükteler söyler, latifeler ederdi. İnsanlara hitap ederken insan gibi konuşurdu, dudu gibi ötmede de mahareti vardı.

Güller Şems Diye Açmıyorsa

Güller Şems Diye Açmıyorsa
Güller Şems diye açmıyorsa, gülün kokusunu neyleyeyim.
Ayrılığı ağlatamayan gecenin karanlığını neyleyeyim…
Şemssiz sofranın balını böreğini neyleyeyim.
Beni kavurmayan acıyı neyleyeyim…
Gözümü yakmayan gözyaşını neyleyeyim.
Karanlığıma Şems olamayan yâri neyleyeyim,
Canını yoluma post eylemeyen dostu neyleyeyim.
Şems gibi bakmayan gözü neyleyeyim.
Yârenin yüreğine merhem olmayan sözü neyleyeyim.
Kır kalemimi ey felek!
Şems yoksa ne diye devran edersin âlemde.
Zerrede âlemi, âlemde aşkı yaşamayan Âdem’i neyleyim.
Sensizliğe alışmak…
Her türlü teselli sözü bir ihanet geliyor kulağıma.

Hazreti Mevlana’dan Şiirler

Mevlana'ca

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.

Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru.
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.

Ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için…
Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.

Mevlana’dan – Aşk Mutribiyiz Biz

Mevlana'dan - Aşk Mutribiyiz Biz

Aşk Mutrîbiyiz Biz
Mevlânâ Celâleddin Rûmî
ما را که به جز توبه شکستن هنری نیست
Mârake be cüz tövbe şekesten hüneri nist
Bizim, ki tövbeyi bozmaktan başka bir hünerimiz yok!

با زاهد بی مایه نشستن ثمری نیست
Bâ zahid-i bî-maya neşesten semeri nist!
Mayasız zâhid ile oturmakta bir yararımız yok!

برخیز جز این چاره نداری که در این حال
Berkhiz cüz in çâre nedâri keder in hâl,
Bu halde kalk ki bundan başka bir çare yok

جز جام می و مطرب و ساقی خبری نیست
Cüz câm-u mey-u mutrib-u sâkî [k]heber-i nist
Mey kadehi, Mutrip ve sâkîden başka bir şey yok!

Hz.Mevlana Diyor ki!

* Men bende-i kur’anem eger can darem
* Men hâk-i reh-i muhammed muhtarem
* Eger nakl kuned cüz İn kes ez güftarem
* Bİzarem ez u vez an suhen bizarem
* Ben yaşadikça kur’an’ın bendesİyİm
* Ben, hz. muhammed mustafa’nin yolunun tozuyum
* Bİrİ benden bundan başkasini naklederse
* Ondan da şikayetçiyim, o sözden de şikayetçiyim

Hz. Mevlana Celaleddin-i Ruminin Eserleri

* Mesnevi

Mesnevi klasik doğu edebiyatında, bir şiir tarzının adıdır. Edebiyatta aynı vezinde ve her beyti kendi arasında ayrı ayrı kafiyeli nazım türüne Mesnevi adı verilmiştir. Uzun sürecek konular veya hikayeler şiir yoluyla anlatılmak istendiğinde, kafiye kolaylığı nedeniyle mesnevi türü tercih edilirdi.

Mesnevi her ne kadar klasik doğu şiirinin bir türü ise de, “Mesnevi” denildiği zaman akla “Mevlâna’nın Mesnevi’si” gelmektedir.

Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi Hakkında Bilgi

Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi Hakkında Bilgi

Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh şehrinde doğmuştur.
Mevlâna’nın babası Belh şehrinin ileri gelenlerinden olup sağlığında “Bilginlerin Sultanı” ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahaeddin Veled’dir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin’in kızı Mümine Hatun’dur.

Sultânü’l-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh’ten ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü’l-Ulemâ 1212 veya 1213 yıllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh’ten ayrıldı.

Mevlana Su Felsefesi

BİR AN İÇİN SEN SU OLDUĞUNU DÜŞÜN;

Su denli özel, su denli yararlı ve su denli çok, tükenmez… İnanıyorum ki gerçekten de öylesin. Ama ister çeşmelerden dökül, ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak; dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın. Yani seni
dinlemeyenlere sesini duyuramazsın. Unutma daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin, gürültünün parçası olursun yalnızca!…

Mevlana Hz.’lerinden Manalı Bir Hikaye

Güzel sesli bir hafız Kur’an okuyordu. Kulağına gelen bu güzel sesten etkilenen Hz. Mevlânâ da gözyaşıyla dinliyordu. Bu sırada elini ağzına kapayarak esneyen bir adam, Mevlânâ’nın bu gözyaşlarına bir mana veremeyerek sordu:

-Efendi Hazretleri niçin ağlıyorsunuz, ağlanacak bir şey mi var ortada?

Mevlânâ esneyen adama anlayacağı dilden cevap verdi: