Mihri Hatun Kimdir?

MIHRI HATUNOsmanlı divan edebiyatının ilk kadın şairlerinden biri olan Mihrî Hatun, 1460’da şehzadeler sancağı Amasya’da dünyaya gelmişti. Babası Belayî mahlası ile şiirler de yazmış olan kadı Hasan Amasyevî, dedesi ise Halvetî şeyhlerinden Şücaeddin Pir İlyâs idi.

Ailesinin imkanları sayesinde daha kız mekteplerinin bile olmadığı bir zamanda konak terbiyesi, görmüş çok iyi bir eğitim almıştı. Babasından Arapça ve Farsça öğrenmiş şiir için gerekli altyapısını oluşturmuştu. Dönemin bütün ilimleri ile yakından veya uzaktan bir şekilde ilgili olan Mihrî’nin eğitimi hakkında Evliya Çelebi “yetmiş cild kitâb-ı muteberi hıfzedüp cümle ulemayı mübahase-i ulüm ve fünunda aciz bırakmış.” (yetmiş cilt önemli kitabı okuyup bütün bilginleri bilim ve fende aciz bırakmıştır) diyerek iltifat etmiştir. Bu donanımı Mihrî Hatun’a daha II. Bayezid’in şehzadeliği döneminde sarayın kapılarını ardına kadar açmıştır.

Saray demek güvence demekse de O bu rahatlığı hiçbir zaman yaşayamamıştı zira Mihrî Hatun aldığı eğitim ve söylediği şiirler kadar dillere destan güzelliği ile de dikkatleri çekmiş bir kadındı. Bu güzelliğinin farkında olan babası ona Mihrî ismini verirken bazı kaynaklarda ismi Mihrünnisa (kadınlığın güneşi) veya Fahrünnisa (kadınlığın övüncü) olarak anılmaktadır.

Figani Kimdir?

Trabzon’da dünyaya geldi. Asıl adı Ramazan olup 1505 yılı dolaylarında doğduğu tahmin edilmektedir. Çocukluk ve ilk gençlik yılları hakkında bilgi yoktur. Bazı kaynaklara dayanarak ve bir kısım şiirlerindeki ipuçlarından hareketle delikanlılık çağlarında İstanbul’a gidip yerleştiği, sürekli olmamakla birlikte ciddi bir öğrenim gördüğü, özellikle gramer, edebiyat ve hekimlikte bilgisini geliştirdiği söylenebilir.

Figânî’nin daha gençlik yıllarından başlayarak düzensiz bir hayat sürme eğiliminde olduğu ve çevresindeki baskı*lardan kurtulma çabası içinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu avareliğine rağmen güçlü hafızası sayesinde Arapça ve Farsçayı öğrendiğine, kendi ifadelerindeki bazı benzetmelerle çağının şuarâ tezkireleri tanıklık etmektedir

Arif Nihat Asya Kimdir?

ARİF NİHAT ASYA

Arif Nihat Asya (1904 – 1975)

Türk Edebiyat Tarihi’ne “Bayrak Şairi” olarak adını yazdıran Arif Nihat Asya, 7 Şubat 1904 yılında Çatalca’nın İnceğiz Köyü’nde dünyaya geldi. Babası Tokatlı Zîver Efendi, annesi Tırnovalı Fatma Hanımdır. Nihat Asya bir aylıkken babasının ölümü üzerine, akrabalarının himayesinde büyümek zorunda kaldı. İlköğrenimine köyünde başladı fakat daha sonra İstanbul’a geldi. Önce Haseki Mahalle Mektebi’ne daha sonra Gülşen’i Maarif Rüştiyesi’ne devam etti. Yatılı olarak girdiği Bolu Sultanisi kapatılınca, Kastamonu Sultanisi’ne aktarıldı. Liseyi bitirdikten sonra, İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu’nun Edebiyat Bölümü’nden mezun oldu.

Milli Mücadele Dönemi’nde Ankara’da bulundu. Bu dönem onun şiire başladığı, Türklük ve vatan aşkı ile şiirler kaleme aldığı tarihlerdir. 1928 yılında Darülmuallimin’i Aliye’den edebiyat öğretmeni olarak mezun oldu ve Adana kolej ve öğretmen okullarında edebiyat öğretmenliği ve yöneticilik yaptı. 1948 yılında Edirne’ye tayin edildi. 1950-54 döneminde Adana Milletvekilliği, 1954 yılında Eskişehir milletvekilliği yaptı. 1962 yılında ise Ankara Gazi Lisesi’nden emekli oldu. 5 Ocak 1975 tarihinde Ankara’da vefat etti.

Gültekin Samanoğlu (Samancı) Hakkında Bilgi

Gültekin Samanoğlu 2 Kasım 1927’de Konya’da dünyaya geldi.Asıl soyadı “samancı” olan şair,edebiyatta hep samanoğlu soyadını kullanmıştır.İlkokula babasının memuriyeti sebebi ile Çumra’da Altınçeşme İlkokulunda başlar.Daha sonra ilkokulun son üç yılını konya’da tamamlar.1940 yılında ortaokula bir yakının evinde kalarak konya’da devam eden ikinci yılda istanbul’da okumaya devam etmiştir.Konyaya gezmeye geldiğinde tesadüf eseri askeri sınava girerek askerlik hayatına başlamıştır.Konyada kuleli lisesini 1947 yılında bitirdikten sonra

Ankara’da Ordudonatım asteğmeni olarak askerliğe başlar. 1959 yılında mecburi hizmeti tamamladıktan sonra kendi isteğiyle ordudan ayrıldı.

Basın Yayın Turizm Bakanlığı’na girdi. Bir yıl sora İç Basın Müdürü oldu. 1961’de, 195 sayılı Kanun gereği, Basın İlân Kurumu’nun ilk kuruluş işlemlerini yapmak üzere, Bakanlar Kurulu’nca teşkil edilen beş kişilik kurula

Necip Fazıl Kısakürek’ten Güzel Sözler

* Kapıları yıkarcasına tekmeleyeceğim,limandaki bütün vapurların ve şehirdeki bütün fabrika bacalarının canavar düdüklerini öttüreceğim, trafiği durduracağım, insanları oldukları yerde mıhlayacağım ve gök tavanını yıkan bir sesle haykıracağım geliyor:- İnsanlar! Allah var! O’nu düşünmekten başka her işe paydos!…Bana “deli” mi diyecekler?Canım kurban, aklın son durağı olan böyle deliliğe!..
* Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur.
* Zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır
* Her ağızdan, her telde faillik mırıltısı, sonunda tek bir şarkı, tabutun