Hamuş ve Bişrev-Ergün Küçüktopçu

Hamuş ve Bişrev-Ergün küçüktopçu

Hâmuş dedi Mevlana kendisine, hâmuş!…
Yani suskun!
Sustuğu yerde açıldı kapılar,
Önüne serildi ışıltılı kelimeler, kalbi duygular,
Hâmuş!.. Dedi sustu Mevlana,
Sustu ve kapandı karanlıklara.
Karanlıklara şems doğdu sonra,
Baktı, gördü, adına “aşk” dedi,
Candan özge candan öte olana,
Yaprakta tohumu, damlada okyanusu gördü sonra…
Hâmuş!..” Demiştim ben de kendime.
Sözün bittiği yerde,
Noktanın konduğu yerde susmuştum,
Bütün kelimelerimi anlatmak yormuştu nazenin bedenimi,
Anlaşılamamak ise en çok yüreğimi.
Sustuğu yerde anlaşılmaktı belli ki bütün derdi…
Hâmuş demiştim ben de kendime.
Seni anlatmayan bütün kelimeleri susmuştum.
Senle başlamayan bütün cümleleri bir bir bozmuştum.
Şems ol da gel karanlıklarıma doğ diye ummuştum,
Umutmuşsun!.. Unutmuşum!…
Hâmuş demiştim ben de kendime.
Suskunluğum verilene rıza göstermekti…
İyi günde, kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta diye başlayan
O tekerlemeye eşlik etmekti.
İyi ve güzeli sana kötü ve çirkini kendisine seçmişti,
Suskunluğun bedeli sadece bu seçimdi…
Hâmuş demiştim ben de kendime.
Dünü dünde bırakmak adına,
Şimdi yeni şeyler söylemek lâzımdı.
Aşk! Demiştim sonra aşk,
Aranan bulunmuştu, beklenen gelmişti
Aşk vardı ve ötesi çoktan unutulmuştu!…
Hâmuş demiştim ben de kendime.
Sana da şems diyecektim belki,
Kör kuyulara atılmasaydın
Bütün karanlığına rağmen görecektin güneşi,
Kapattın gözlerini,
Kestin attın son yanında yeşeren düşlerini…
Şems olmak kolay mıydı
Canı canana teslim etmeden?
Kendinden geçmeden aydınlanır mıydı kör karanlıklar,
Açılır mıydı kilit vurulmuş kapılar…
Hâmuş demiştim ben de kendime.
Sonra “ne olursan ol yine gel” demiştim…
Önce kendine sonra kendindekine.
Kendini bilmekti marifet…
Kendini bulmaktı meziyet…
Dev aynasında değil, boy aynasında seyretmekti asıl kendini keyfiyet…
Bunca söz bilen, söz söyleyen birinin
Kendini suskun diye tanımlaması olacak iş miydi?
Azlıklar yokluklara dönüştü..
An gelir ağızdan bir an evvel çıkmak için itişen kelimeler,
Sıkışıverdi yürekte.
Durdular öylece eşikte, arafta, sessizce..
Susmak susamaya dönüştü hemen ardından.
Susuzluk; ne kelimelerin çeşmesinden,
Ne sözün rahmetinden etkilenmeye meyletmeden
Sakin ve usul kucağına aldı hâmuş’u..
Sustuğunda hâmuş
Kendi kelimelerinin ardını görmeye başladı,
Neyi niçin söylediğini..
Kelimeleri görmenin görebilmek olduğunu.
Bir kör kadar işitmeye
Bir sağır kadar görmeye başladı sustuğunda..
Eylemin ateşini söndüren kelimeler,
Ateşin altını harladılar soluklarıyla,
Hiçe dönük yüzünü sardı,
Sonra hamuşlardan birinin peçesinin altına gizledi kendini,
Hiç olmadığı kadar çıplaktı en sonunda..
Sonra “bişrev!” Dedi Mevlana… “dinle!..
Sonra “bişrev!” Demiştim ben de!
Dinle!… Hâmuş ol dinle!..
Kendin ol dinle!
Tövbe et dinle!
Affet dinle!
Ama dinle!
İlle de dinle!…
Sath-ı müdafaada meşruiyet aramak senin neyine!…
Dinle!.. Hataya bedel, günaha kefaret biçmek senin neyine!…
Dinle!.. Yenilen hakkı hukuku arşına endazeye,
Kiloya, grama, grata vurmak senin neyine!…
Dinle!.. Cüceler dev, ayaklar baş olmuşsa cüceyle boy,
Devle güç yarışına girmek senin neyine!…
Dinle!.. Akıllar uçmuş, fikirler gitmiş,
Duygular yerle yeksan olmuşsa,
Namus, edep haya,
En çok da namustan, edepten, hayadan,
Akıldan fikirden yoksunların eline düşmüşse
Konuşmak senin neyine!
Sus ve dinle!..
Hâmuş ve bişrev!..
Yangın yerine bak!..
Ateşten, külden, kordan ne var elinde!..
Pervane değilsen yaklaşma sakın ateşe!…
Can’ı canan’a teslime hazır değilsen “ben aşk’ım” deme kimseye,
Aşk gelmesin seninle dile…
İncinmesin ne mecnun ne leyla
Ne gül ne de diken seninle!..
Ayağıma diken batacak diyorsan düşme çöle,
Ah u zar ederim diyorsan çekme gözüne sürme,
Talipsen kara bahta kör talihe, dinle!
Gel, gel ne olursan ol yine gel diyorsan,
Hâmuş ol sen de…
Sonra da “bişrev!…” De en sevilene!…
Ve semaya dursun yürekler aşk’ın önünde…

Ergün Küçüktopçu
Kerimusta.com

Benzer Konular:
Mevlana’dan Tavşan ile Aslan Hikayesi

Tavşan ile Aslan Aslanın kızgınlığı arttı, titizlendi. Baktı ki tavşan, uzaktan geliyor. Korkusuz ve çalımlı bir tavırla hiddetli, titiz, kızgın, Devamını Oku

Hazreti Mevlana’dan Dudu Kuşu Hikayesi

Hazreti Mevlana Dudu Kuşu hakkında iki tane ibretlik hikaye anlatmıştır. Her iki hikayeyi de sizlere sunuyoruz. 1-Dudu Kuşu Hikayesi Bir Devamını Oku

Mevlana Halid-i Bağdadi Hakkında Bilgi

Nakşibendiyye tarikatının Hâlidiyye kolunun kurucusu Mevlana Halid-i Bağdadi  1193’te (1779) Irak’ın Süleymaniye şehrine bağlı Karadağ kasabasında dünyaya geldi. “Şeşangost” (altıparmak) Devamını Oku

Seyyid Burhanüddin Muhakkık-ı Tirmizi

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin şeyhi, Seyyid Burhânüddîn Hüseyn Muhakkık-ı Tirmizî (ö. 639/1241) 561 (1166) veya 565 (1169) yılında Tirmiz’de doğdu. Seyyid Devamını Oku

Güncelleme tarihi: 6 Aralık 2021

Avatar for Ergunca

Yorum yapın