Şair Sinan Paşa Hakkında Bilgi

siir-kitap-kerimustacom

Sinan Paşa’nın(1440-1486) asıl adı Yûsuf’tur. El yazısıyla bir fetvası altındaki “Yûsuf b. Hızır b. Celâleddin” imzası babasının İstanbul’un ilk kadısı Hızır Bey, dedesinin Sivrihisar Kadısı Celâleddin Efendi olduğunu göstermektedir. Annesi Osmanlı âlimlerinden Molla Yegân’ın kızıdır. Doğum tarihi ve yeri hakkında kaynaklar farklı bilgiler vermektedir.

Fâtih Sultan Mehmed, Hızır Bey’i 1453’te kadı olarak İstanbul’a davet ettiğinde oğlu Sinâneddin Yûsuf on üç-on dört yaşlarındaydı. Burada dedesi Molla Yegân’ın meclisine devam eden Molla Hüsrev, Molla Gürânî, Molla Kırîmî, Hocazâde Muslihuddin ve Kestelî gibi

Türgişler Hakkında Bilgi

Türgişler Hakkında Bilgi

TÜRGİŞLER (634-766)
630 yılında Batı Gök-Türk ülkesinde T’ung Yabgu’nun öldürülmesi üzerine ülke iç karışıklığa sürüklenmişti. Başıboş kalan çeşitli boylar, 635 yılında kendi aralarında teşkilatlanarak Türgişler denilen halkı meydana getirmişlerdir. Buna rağmen başlarında daima Batı Gök-Türk hanedanından gelen beyler bulunmuştur. Aslında 634 yılında Batı Gök-Türk hanedanından Işbara ülkesini on boya bölmüş, her boya birer ok vermiş bundan sonra unvanları On Şad ve On Ok şeklinde söylenmeye başlamıştır. Türgişler bunlardan birinin adıdır. Yazılı belgelere göre ilk defa 651 yılında tarih sahnesinde görülen bu Türk boyu, Batı Gök-Türk Devleti’ni (581-659) meydana getiren On-Ok konfederasyonuna bağlı beş Tou-lu grubunun dördüncü boyu olarak Barotala nehri boylarında tarih sahnesinde yer

Damat Rüstem Paşa – Kehle-i İkbal Sadrazam

Osmanlı tarihinin en muhteşem devrinde yaşayan ve Kanuni Sultan Süleyman’a uzun yıllar sadrazamlık yapan Damat Rüstem Paşa, Osmanlı tarihinin en sevilmeyen simaları arasında özel bir yere sahiptir. Çünkü Rüstem Paşa’nın hayatı yalnızca sevilmeyen bir insanın yaşam öyküsü değildir; aynı zamanda bir insanın koca bir imparatorluğu, devlet düzenini nasıl yozlaştırıp çöküşünü hızlandırdığının ibretlik bir öyküsüdür. Kayıtlara bakılacak olursa, Damat Rüstem Paşa 1500 yılında bugünkü Saraybosna sınırlarının içinde dünyaya gelir.

Babası Mustafa Bey Katolik iken din değiştirerek Müslüman olan ve Osmanlı hizmetine giren bir Hırvat’tır. Zeki ve kurnaz bir çocuk olan Damat Rüstem Paşa da kısa zamanda fark edilir ve eğitim alması için Osmanlı’nın en seçkin eğitim kurumu olan Enderun’a gönderilir. İyi bir eğitimin ardından Rüstem Paşa, 1526 yılındaki Mohaç Meydan Savaşı’na Kanuni’nin birinci silahtarı olarak katılır. Hayatı boyunca talih hep kendisinin yanında olacak Damat Rüstem Paşa mevki basamaklarını hızlı adımlarla tırmanmaya başlar.

Önce Osmanlı’da padişahın atlarına bakmakla görevli olan baş imrahorluğa, ardından iyi bir sadık bir kul olarak Kanuni’nin gözüne girmeyi başardığından önce Diyarbakır Beylerbeyi görevine, sonra Anadolu Beylerbeyi görevine getirilir. Kısa süre sonra da Rüstem Paşa vezirliğe atanarak Osmanlı siyasetinin en büyük aktörlerinden biri olur. Fakat asıl büyük yükselişini, Kanuni’nin biricik kızı olan Mihrimah Sultan’ın gönlünü çalıp Osmanlı padişahının damadı olunca gerçekleştirecektir. Rüstem Paşa ikbal basamaklarını böylesine hızlı hızlı tırmanırken, olağanüstü cimriliği ve ilim sahiplerine hiçbir değer vermemesiyle neredeyse herkesi kendine düşman etmeyi başarmıştı.

Mete Han Vezirine

Mete Han VezirineMete Han Çin ordusu ile karşı karşıya gelmiştir. Etrafı gözetmek için veziriyle bir tepeye çıkar ve bakar ki Türk ordusu Çin ordusu karşısında bir avuç karınca gibi duruyor, veziri Mete’nin geri çekileceğini düşünerek Mete’ye sorar:

Ne düşünüyorsunuz efendim?

Mete Han vezirine dönerek :

-Bu kadar Çin’liyi ben nereye gömeceğim? diye cevap verir.