Etiket: Türkler

Dünya Toplumlarına Göre Dünden Bu Güne Nevruz

Nevruz Nedir?
Nevruz ya da yanlış olarak aratılan nevroz; Farsça bir kelime olup yeni gün demektir. Güneşin koç burcuna girdiği miladi martın 22. gününe rastlamakta, Rumi takvime göre ise martın 9. gününe tesadüf etmektedir. Nevruza mart 9’u da denir. Arapça kaynaklarda nevruz adı ile geçen bugün kuzey yarım kürede bahar-yaz başlangıcıdır. Bundan ötürü bahar bayramı kabul edilir. Halk arasında bugün şenlikler yapılarak kutlandığı gibi devletler nezdinde de törenler yapılmıştır. Ve hala yapılmaya devam etmektedir

TÜRK DÜNYASINDA NEVRUZ ADETLERİ
Çeşitli adlarla ve yaygın olarak Nevruz adıyla kutlanan bu bahar bayramıyla ilgili olarak Türk topluluklarında çeşitli gelenekler meydana gelmiştir. Orta Asya’dan, Balkan Türkleri’ne ve hatta Amerika’daki Kızılderililerin yaşatılan âdetlerinde bu gelenekleri ve törenleri tespit edebiliyoruz. Okumaya Devam Ediniz…

EYYUBİLER HAKKINDA


Eyyubiler Devleti 1171-1252 yılları arasında Orta Doğu ve Mısır’da hüküm sürmüş devlet. Devlet’in kurucusu Selahaddin Eyyübi’dir.
Tarihte
Türkler’in kurdukları hanedanlardan birisi de Eyyübiler’dir. Hanedan’ın kurucusu Selahaddin’in babasının adından dolayı tarihte Eyyübiler olarak bilinen bu Türk devleti. Eyyübilerin Arap hatta Kürt oldukları da iddia edilmektedir. Bunun başlıca sebebi Eyyüb’un babası Şadi’den önceki ailenin soyunun, tespit edilememiş olmasıdır. Okumaya Devam Ediniz…

ESKİ TÜRKLERDE DEMİRCİLİK SANATI


Demircinin önemli aletleri olan, kerpeten, çekiç, örs ve körük gibi alet ve edevat da kutsal sayılırdı. Bunların her birini de ayrı ayrı koruyan, “Koruyucu melekleri ve ruhları” vardı. Yakutlar bu ruhlara tççi, “Efendi, sahip” adlarım verirlerdi. Çok önemli bir noktayı da, burada yazmadan geçemiyeceğiz. Yakutlar, Ruslarla ilgi kurduktan sonra, onlardan demircilikle ilgili bir çok aletler almışlardı. Fakat onlar, bu yeni ve yabancı aletlere kutsal bir önem vermemişlerdir. Kutsal demirci aletlerinin hepsi yerli ve eski biçimde yapılan aletlerdir.

Oğuz-Han, Muz-Tag’ı geçtikten sonra, “duvarı altından, pencereleri gümüşten ve çatısı da demirden” bir ev görmüştü, Evin anahtan olmadığı için, o evi açıp orada oturması için bir beyine emir vererek ilerlemişti. Yakut mitolojisinde de böyle “demirden yapılmış evlere” rastlanır. Bu evleri yaptıran kimseler genel olarak kadınlardır. Evlerini yaptırmak için diyar, diyar gezerler ve kendilerine göre bir demirci bulurlardı.

Manas Destanı ile ilgili bölümümüzde. Manasın kendi demircisine ne kadar önem verdiğini görmüştük. Her akına çıkmadan önce Manas kendi demircisine gider, kılıçlarım biletir, silâhlarım tamir ettirir ve öyle yola çıkardı. Nogay-Han’ı Yoloy’u mağlup ettikten sonra, onun iki kızını esir ederek yurduna getirmişti. Bu Han kızlarından birini, teşekkür ifadesi ile demircisine vermiş ve diğerini de oğluna nikahlamıştı. Manas, demircisini Darkan, yani Tarkan, saygı deyimi ile çağırırdı. Çünkü Tarkan’lık hükümdar tarafından verilmiş çok yüksek bir üstünlük unvanı idi. Tarkan’lar vergi vermez ve ceza görmezlerdi. Onların bu rütbesi de nesilden nesile devam edip, giderdi. Manas’m, Nogay Han’ının kızını büyük demircisine hediye olsun diye vermesini Ulu-Hatun Kanıkey töreye uygun bulmamış ve kızı demirciden alarak, kocası Manas’a  vermişti. Okumaya Devam Ediniz…

AVRUPA TÜRKLERİ NEDEN SEVMEZ

avrupallartrklerinedens
Bir kısım öğrencisiyle Boğaziçi’nde geziye çıkan İstanbul Üniversitesi profesörlerinden Alman asıllı Prof. Fritz Neumark öğrencilerinden birinin “ Avrupalılar bizi neden
sevmez, Hocam? Sualine şu cevabı verir;

– Çok samimi olarak itiraf edeyim ki, Avrupalı, Türkleri sevmez ve sevmesi demümkün değildir. Asırlardır kilisenin Türk ve İslam düşmanlığı Hristiyanlar’ın hücrelerine sinmiştir. Sebeplerine gelince; Okumaya Devam Ediniz…

TÜRKLERİN ALFABELERİ


Tarih boyunca Türkler kadar alfabe değiştirmiş başka bir ulus, ya da Türk dili kadar değişik alfabelerle yazılmış ve yazılmakta olan başka bir dil yoktur denilebilir. Gerçekten, belgelerle izleyebildiğimiz tarihi boyunca, Türk dilinin değişik dönem ve çevrelerde Göktürk, Soğd, Uygur, Mani, Brahmi, Süryani, Arap, Grek, Ermeni, İbrani, Latin ve Slav alfabeleri gibi başlıca 12 alfabe ile yazılmış ve yazılmakta olduğunu biliyoruz. Eski Türk alfabeleri içinde, belirli tarihsel dönemlerde ve belirli çevrelerde dar ölçüde kullanılmış olan Sogd, Mani, Brahmi, Süryani, Grek, Ermeni ve İbrani alfabeleri bir yana bırakılsa bile, tarih boyunca Türklerin kullandığı alfabeler yine de 5’i bulur:

    Göktürk
    Uygur
    Arap
    Slav
    Latin

Türk dilinin kadar değişik alfabelerle yazılmış ve yazılmakta olması, Türk ulusunun göçler ve fetihler nedeniyle çok geniş bir coğrafi alana yayılmış, türlü uygarlık çevrelerine girip çıkmış ve değişik din ve kültürleri benimsemiş olmaları ile açıklanabilir. Bu yazımızda, bugünkü bilgilerimize göre Türkçenin yazımı için kullanılmış ilk alfabe olan Göktürk alfabesinden başlayarak, bugüne kadar kullanılmış ve kullanılmakta olan bütün bu alfabeleri kısaca tanıtmak istiyoruz. Okumaya Devam Ediniz…

TÜRK’ÜN ANA YURDU

TÜRKÜN ANA YURDU

Eski Türklerin tarihi göçlerden önce oturdukları ana yurdun neresi olduğu problemi, geçtiğimiz yüzyıldan itibaren tartışılan bir konudur. Batılı araştırmacıların çoğu problemi kendi uğraştıkları bilim dalları açısından ele aldıklarından bu konuda farklı sonuçlara varmışlardır. Tarihçiler Çin kaynaklarına dayanarak Altay Dağları‘nı ve etrafını Türklerin ilk ana yurdu olarak kabul etmişlerdir. Sanat tarihçileri Tanrı dağları – kuzeybatı Asya sahasını ana yurt olarak belirtmişlerdir. Bazı kültür tarihçileri ise İrtiş Nehri – Urallar arasını veya Altaylar – Kırgız bozkırları arasını veya Baykal Gölü’nün güneybatısını ana yurt olarak göstermişlerdir.
Okumaya Devam Ediniz…

Türklerin Şamanizm’den Kalma Adetleri

ŞAMAN TÜRKLERİ

Türkler’in Şamanizm’den İslamiyete geçişi yüzyıllar öncesine dayansa da günümüzde Şamanizm’den kalan birçok adet ve gelenekleri bulunuyor. İşte onlardan birkaçı

Şamanizm’den Gelen Bazı Türk adetleri;

Türkler’in Şamanizm’den İslamiyete geçişi yüzyıllar öncesine dayansa da günümüzde Şamanizm’den kalan birçok adet ve gelenekleri bulunuyor. İşte onlardan birkaçı:

Su dökerek uğurlama:
Gidenin arkasında n su dökmek eski Türkler’deki su kültünün doğurduğu bir adettir.

Mum:
Câmi avlularında mum yakılması, ağaçlara bez ve çaput bağlanması da Şamanizm döneminden günümüze Okumaya Devam Ediniz…

Bir Yabancı Gözüyle Türk Ordusu

OSMANLI ORDUSU

Şarlken adıyla bilinen Alman İmparatoru ve İspanya Kralı Charles-Quint’in elçisi olarak yedi yıl boyunca Türkiye’de kalan Oger Ghislain de Busbecg, Kanuni Sultan Süleyman devrindeki Türk Ordusu ile ilgili gözlemlerini şöyle anlatıyordu:

“Türk ordusu ile kendi ordumuzu karşılaştırdığım zaman gelecekte başımıza gelebilecek olan şeyleri düşünüyor ve irkiliyorum. Okumaya Devam Ediniz…

Biz Türkler…

-Faziletliydik: Kimsenin malına, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin namusuna yan bakmazdık. Hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği meslek edinmez, kimseyide küçümsemezdik.
-İtibarlıydık: Bir zamanlar Hollanda Ticaret Odası’nın toplantılarında oylar eşit çıkınca Osmanlılarla alışverişi olan tüccarın oyu iki sayılır,onun dediği olurdu.
-Dürüsttük: Bir zamanlar Londra Ticaret Odası’nın en görünür yerinde şu mealde bir tavsiye levhası asılıydı: “Türklerle alışveriş et, yanılmazsın.” Okumaya Devam Ediniz…