Çiğneme Çubuğu-Misvak Hakkında Bilgiler

Misvak Hakkında Bilgi

Dünyanın çeşitli yerlerinde değişik ağaçlardan elde edilen çiğneme çubukları, mahallî isimleriyle ağız temizliğinde kullanılır. Çiğneme çubuklarını ilk defa Babiller’in kullandığı söylenir. Daha sonra Yunanlılar, Romalılar, Yahudiler, Mısırlılar ve Müslümanlar tarafından da kullanılmıştır.

Orta Doğu ülkelerinde çiğneme çubuklarının en büyük kaynağı Arak (Salvadora Persica) ağacıdır. Batı Afrika’da limon (citrus aurantafolia) ve portakal (Citrus sinensis) ağaçlarından elde edilen çiğneme çubukları Amerika’da sinameki (Cassia sieberianba) köklerinden elde edilir. Sarısalkım (Cassia sieberianba) denen ağaç da bazı bölgelerde kullanılmaktadır (Sierra Leone).

Soru ve Cevaplarla Namazın Mekruhları

Namazın Mekruhları

Namazda genel olarak işlenen mekruhlar nelerdir?
Mekruh; kerih, çirkin, beğenilmeyen iş demektir. Namazda müekked sünneti ve vacibi terk etmek, tahrimen mekruh, müekked olmayan sünneti terk, tenzihen mekruh olur. Mekruh olarak kılınan namaz sahih olursa da, sevabı çok az olur.

Daha çok işlenen mekruhlardan bazıları şunlardır:

1- Namazda tadil-i erkanı terk etmek.
2- Başı döndürüp bakmak.
3- Secdede iki kolu yere döşemek. [Kadınlar döşer.]
4- Başı bir tarafa eğmek.
5- Esnerken ağzı kapatmamak.
6- Özürsüz gözleri yummak.
7- Öndeki safta boş yer varken, geri safta kılmak.
8- Üzerinde canlı resmi bulunan elbise ile namaz kılmak.
9- Canlı resmi asılı odada namaz kılmak.
10- İş elbisesi ile ve büyüklerin yanına çıkamayacak elbise ile veya kötü kokulu çorap ile kılmak.
11- Abdest sıkıştırırken kılmak.
12- Tekbir alırken ve teşehhüdde otururken parmakları açık veya kapalı tutmak. [Kendi haline bırakılır. Secdede parmaklar kapalı, rükuda ise açık tutulur.]
13- Secdeye inerken pantolonunu yukarı çekmek.
14- Başı açık kılmak. [Mekke’de, ihramlı iken, namaz baş açık kılınır.]
15- Namazda ağırlığı, bir ayağa çok, diğerine az vermek.
16- İmam namaza durunca, sabahın sünnetini caminin girişinde veya direk arkasında kılmayıp, saf arasında veya başka yerde kılmak. [İmam namaza az sonra duracaksa, öğle, ikindi ve yatsının sünnetlerine durulmaz, hemen imama uyulur.]
17- İmam, açıktan yani sesli okurken Sübhanekeyi okumak.
18- Secdeye veya rükûa, imamdan önce başını koymak veya kaldırmak.
19- Çıplak ayakla namaz kılmak. [Şafii’de çıplak ayakla kılınır.]
20- Kolu sığalı veya kısa kollu gömlekle namaz kılmak.

Resulullah’ı Tanımamızdaki Ölçü

Resulullah'ı Tanımamızdaki Ölçü

Sual: Resulullah’ı tanımamızdaki ölçü nedir?

CEVAP

Her Müslüman, Peygamber efendimizin güzellik ve üstünlüklerini ilmi, ihlâsı ve Ona olan sevgisi kadar derece derece görmekte ve anlayabilmektedir.

Peygamber efendimize vâris olan yüksek İslam âlimleri ise Onu bütün güzellikleriyle görmüş ve âşık olmuşlardır. Bunların en başında Ebu Bekr-i Sıddık gelmektedir. O, Resulullah efendimizdeki

Nafile Namazlar Hakkında

Nafile Namazlar Hakkında

Sual: Nafile ibadet yapmak şart mıdır? Mesela nafile oruç tutmak, nafile namaz kılmak gerekir mi?

CEVAP
Hayır nafile ibadet yapmak şart değildir. Ancak Resulullahın sünnetine, emirlerine uymak büyük saadettir. Önce farzları yapmalı, farz borcu olmayan nafile ibadetleri de yapması çok iyi olur.

Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ayda üç gün oruç tutmanızı ve her gün iki rekat kuşluk namazı kılmanızı tavsiye ederim.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai]

Mezhep ve Dört Büyük Müctehid

Mezhep ve Dört Büyük Müctehid

İslâm Hukuku ilminin özel adı olan “Fıkıh” lügatte bilmek, anlamak, şuurlu olarak idrak etmek, bir şeyin künhüne vâkıf olmak, kapalı bir şeyin hakikatine nüfuz edebilmek, kendisine hüküm taalluk eden gizli bir mânâyıkavrayabilmek gibi anlamları ifade eder.

Sünnet Nedir? Ergünce Sohbetler

Sünnet Nedir?

Sünnet Nedir?
Esselamu Aleyküm Ve Rahmetullahi ve Berekatuhu

Değerli Kardeşlerim,
Sünnet nedir bilirmisiniz..? Bugün bunun üzerine konuşalım dedim. İnşallah anlatımdan ziyade bir sohbet, muhabbet hemde bilgi tazeleme ve en önemlisi de rasulu kibriya efendimizin ve dünyaya geliş sebeplerinden biri tebliğci olması hasebiyle, bizde inşallah tebliğ edelim. O yüce insanın insanlık alemine Dini islamı hangi şartlarda olursa olsun anlatmaktı tek gayesi.

Sünnet-i hasenesine kurban olduğum, gül kokulu efendimiz. Biz sende gördük insanlığı sevmeyi sende tattık acıyı,seninle irkildik çektiğin elemi.

Sünnet bu değilde nedir…?

  • Yüceler yücesi rabbimize söz verdin ümmetin için.
  • Burağa bin dediler, binmem dedin ümmetim binmedikten sonra.  Cenneti alaya gir dediler ümmetim girmeden girmem dedin ya rasulallah.
  • Hep ümmeti düşündün.Hani zor şartlarda davet ettin insanlığı islama.Tayfte taşlandın,üzerine deve işkembesi attılar,yollarına diken döktüler,”Yarabbi bilmiyorlar cahildir onlar dedin” ya rasullah,sünnet bu değilde nedir.
  • Kırmadan annelerimizi Ayşeyi, Haticeyi ve Üzmeden Muhammedi sevginle baktın onlara ya nebi.
  • Ya rasulallah affet bizi sana layık bir ümmet olamadık. Yerle yeksan olduk. Mahcubuz efendimiz.
  • Yetimlerin babası olmaktı sünnet, Allah’a adanmaktı sünnet,
  • Kuranı kerimle terbiye olmaktı sünnet.
  • Gecenin bir yarısı kalkıp teveccüh kılmaktı sünnet.
  • Kuşu ölen çocuğa baş sağlığına gitmekti sünnet.
  • Torunları Ali ve Hasan efendimizi sırtında taşımaktı sünnet.
  • Bende sizin gibi beşerim demekti sünnet.
  • Ya rasulullah sünnet sendin, O güzel namaz kılışındı,tatlı dilindi,sünnet.
  • Ne yazık ki biz sana layık ümmet olamadık.
  • Sen; biliyoruz ki; bütün peygamberler tahtlarında beklerken ümmeti, ümmeti nidalarıyla bizim için çabalıyorsun.

Değerli kardeşlerim rasulullah efendimizin her türlü yaptığı, yediği,içtiği, söylediği kelamı sünnettir. İnşallah bizde o büyük insana ümmet olmak istiyorsak onun gibi olmamız şarttır. Ama harfiyyen onun gibi yaşayıp sünneti seniyyelerine uymak gerekli. O zaman işte Rabbimin dostluğunu kazanmamızda aşikardır. Yaradan alemleri yaratmasının sebeblerinden biri de rasulullah efendimizdir.”Levlâke levlâke Lema halaktül-eflâk Sen olmasaydın, sen Ben âlemi yaratmazdım.” Hadisi kudside böylece söylüyor rabbül alemin.

Değerli kardeşlerim, işte budur sünnet. Sünnetlere uy ki;kurtuluşa eresin. Biraz olsun aleyhissalatu vesselam efendimizi seviyorsak ona uyalım. Zaten zorunluyuz dostlar. Tabiyetimiz ehli sünnet vel cemaat olmasıdır. İnşallah bundan sonra sımsıkı sarılalım. Rabbimin rahmeti Peygamberimizin salavatı üzerinize olsun.

Allahümme salli ala seyyidina muhammedin ve ala ali seyyidina muhammed.
Selam ve Dua ile esen kalın…

Ergün KÜÇÜKTOPCU
Kerimusta.com

Ehli Sünnet İnancı-İtikadı

Ehli Sünnet İtikadı

Ehli Sünnet İnancı (itikadı) hadis- ehli sünnet hakkında

Bismillâhirrâhmânirrahîm
Her şeyin tek yaratıcısı, kendisinden başka ilah olmayan tek ilah Allahu Tealadır. O’nun eşi ve benzeri ve dengi yoktur. Herkese kuvvet ve hayat veren O’dur. Herkes O’na muhtaç, O ise hiçbir kimseye ve hiçbir şeye muhtaç değildir.

Ehl-i Sünnet Velcemaat İtikadı: Kur’an, Sünnet, İcma-i Ümmet(eshabın icması) ve Kıyas-ı fukahadan oluşur. Bu 4 delilden birini reddeden, Ehl-i Sünnetten çıkar.
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz Ehl-i Sünnet yolu hakkında şöyle buyurdular:
–“Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır, biri müstesna geri kalanları cehennemlik olacaklardır.” Bunu duyan

Dünyada Sünnetin Tarihçesi

Sünnetin Tarihçesi

 

Dinler Tarihi Araştırmaları
“Sünnet” (ing. circumcision) sözcüğü, Arapça kökenli bir kelimedir ve ilk anlamıyla, “takip edilmesi itiyat edilen yol, hal, tavır, gidiş, adet, davranış, değişmeyen karakter, yöntem, örnek alınan uygulama, örf ve gelenek” demektir.[1] Daha geniş anlamda ise; “insanın iyi ahlakını, tabiatını ve davranışını” anlatmaktadır.[2] İslam dininde ise, “Hz. Peygamberin hadiseler karşısında sabit, değişmeyen ve devamlılık arz eden karakter selabeti ve Hz. Muhammed’in sözleri, işleri, ve tasvipleri [3] olarak tanımlanmaktadır.[4]

Ashabın Sünnete Bakışı

Ashabın Sünnete Bakışı
Ashab-ı Kiram’ı “en büyük ve yegâne dâvası Allah’ın rızasını aramak olan nesil” olarak tarif edebiliriz. Onlar hayatın gerçek manasını, yaratılışın hakiki gayesini hakkıyla bilen insanlardı. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onlara öncelikle bu dersi vermiş idi. Bu sebeple, her hareketleriyle, her yaptıklarıyla, her düşündükleriyle sâdece ve sâdece Allah’ın rızasını arıyorlardı.

Onların, Nebîlerinden (aleyhissalâtu vesselâm) ve kitapları olan Kur’ân-ı Kerîm’den aldıkları derse göre, hayatlarının gâyesi olan Allah’ın rızasını kazanmanın da tek yolu vardı: Sünnet’e uymak, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’in yolunda gitmek. Çünkü Cenâb-ı Hak, en güzel olanı, en ideal olanı en iyiyi, en hayırlıyı Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) vasıtasıyla kendilerine öğretiyordu, her şeyin, bütün yolların, tarzların en iyisi onda vardı. O’nda olanlar mutlak güzeldi, her çeşit kirlilikten, bulanıklıktan, şâibeden uzak, güzeldi. Çünkü ilâhî garanti vardı: O başıboş, hevâsına tâbi değildi. Vahiyle konuşur, ilâhi murakabe altında hareket eder davranırdı.

Efal-i Mükellefin

Efal-i Mükellefin

Muhammed Sıddık Haşimi Hazretleri Sohbetlerinde Efal-i Mükellefini (müslümanların sorumlu oldukları fiiller) şöyle tarif etmiştir;

İslâm dîninin bildirdiği emirlere ve yasaklara “Ahkâm-ı şer’ıyye” veyâ “Ahkâm-ı islâmiyye” denir. Bunlara “Ef’âl-i mükellefîn” de denilmekdedir. Ef’âl-i mükellefin sekizdir: Farz, vâcib, sünnet, müstehab, mubâh, harâm, mekrûh ve müfsid.

1- FARZ: Allahü teâlânın, yapılmasını âyet-i kerîme ile açıkca ve kesin olarak emir etdiği şeylere farz denir. Farzları terketmek harâmdır. İnanmıyan ve yapılmasına ehemmiyyet vermeyen kâfir olur. Farz iki çeşiddir: