Etiket: kılıç

Fatih Sultan Mehmed’in Kılıcındaki Yazı

Fatih Sultan Mehmed'in Kılıcındaki Yazı
Fatih Sultan Mehmed’in savaşlarda kullandığı kılıcı çelik, som (balık dişi), demir ve altından yapılmış. Uzunluğu 125 cm. Üzerinde kılıç ustasının yazdığı bir dua yer alıyor:

“Bismillahirrahmanirrahim. Hak dinin bağlarını parıltılı ve açık harfli ayetlerle ve keskin ve parlak kılıçlarla güçlendiren yüce Allah’a hamd olsun. Salat ve selam, en güzel fasih sözlerle vasfedilen Hazret-i Muhammed ve ehli beytine olsun. Allahı’m! Dinin erkanlarını yüceltmek için mücadele eden gazi ve mücahitlerin sultanı, cihat için Daha Fazlasını Oku

Vakit Kılıçtır

Vakit Kılıçtır

Tasavvufî hayat, ilâhi muhabbete ulaşmak içindir. “Kişi sevdiği ile beraberdir” hükmüne göre, bir kul, Allah’a muhabbeti derecesinde ibadet ve itaatini artırır. İsyan ve günahı derecesinde ibadet ve itaatten uzaklaşır. Çünkü günahlar kalbi katılaştırarak idrak ve anlayışı yok eder.

Kalbi muhabbetli, AllahTealâ’nın gazabından sakınan, aklı başında olan insan, mübarek gün ve gecelerin kadrini bilir.

İmam Şafiî hazretlerine duyduğu en güzel sözün hangisi olduğunu sordular. Şöyle buyurdu: “Vakit kılıçtır. Sen onu kesmezsen o seni keser.”

Yani içinde bulunduğun vaktin gereğini yerine getirir, onu gereğince değerlendirirsen bu sana sermaye olur, ahirette de yüzünü güldürür. Onu ihya etmezsen seni öldürür. Yani o vakti kötü işlerle doldurursan buna göre karşılık bulursun. Daha Fazlasını Oku

Halid Bin Velid – Allahın Kılıcı

Halid Bin Velid - Allahın Kılıcı

Allahın kılıcı lâkabı ile tanınan kumandan Sahâbî.
Hâlid bin Velid, Kureyş arasında süvâriliği ve askerliği ile tanınırdı. Bedir ve Uhud savaşlarında henüz Müslüman olmadığından düşman birliklerinden birinin kumandanıydı. Hudeybiye’de de düşman tarafında idi.Kardeşi Velid, Bedir’de esir edildi. Fidye karşılığında serbest bırakılıp, Mekke’ye dönünce, îmâna geldi ve tekrar Medîne’ye döndü. Oradan, Hazret-i Hâlid bin Velid’in Müslüman olması için, teşvik edici mektuplar gönderdi. Resûlullah efendimiz de teşvik edici sözler söyledi.

İslâma meyli arttı
Hâlid bin Velid, Peygamber efendimizin sözlerini haber alınca, İslâma meyli arttı. Peygamberimizin yanına gitmek için hazırlandı. Bu durumu kendisi şöyle anlatıyor:
“Allahü teâlâ, benim hayrımı dilediği zaman, kalbime İslâmiyet sevgisini düşürdü. Beni, hayır ve şerri anlayacak hâle getirdi. Kendi kendime dedim ki: Daha Fazlasını Oku

Yavuz Sultan Selim Han’ın Kılıcı

Yavuz Sultan Selim Han'ın KılıcıCihan padişahı Yavuz Sultan Selim Han, devamlı sade giyinirdi. Bunun sebebini de kendisi şöyle açıklamıştır:
“Süslü ve şaşaalı giyinmek külfetten başka bir şey değildir. Niçin boş yere bu külfete katlanalım.”Cihan Padişahı sade giyindiği için devlet erkanı da böyle davranmak zorunda kalırdı.

Bir gün Venedik elçisi (Antonio Jüstiniani) İstanbul’a gelir ve huzura çıkmak için izin ister. Bunun üzerine vezirler, eskiyen elbiselerini değiştirme ihtiyacı hissederek sadrazam aracılığı ile durumu Yavuz Sultan Selim Han’a bildirirler. Yavuz Sultan Selim bu isteği münasip görür ve izin verir.

Elçinin geleceği gün, bütün vezirler yeni elbiseleriyle padişahın huzuruna varırlar. Ancak gördüklerine inanmayarak dehşet ve hayrete düşerler. Zira Sultan Selim Han’ın üzerinde yine o eski ve sade elbiseleri vardır.

 

Tahtına oturmuş, keskin kılıcını da çekip tahtın basamağına koymuştur. Karşı pencereden vuran gün ışığı

Daha Fazlasını Oku

Sekularite Nedir?

Sekularite’yi  bir nevi laiklik ile eş anlamlı  olarak düşünenler çoğunluktadır.Aslında aralarında  önemli bir fark vardır.Laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması olarak görünürken sekuralizm varoluş biçimini dinlerin söylediği şekilde olmadığını savunmaktadır.İslam dini ile uzaktan yakından ilgisi yoktur.

Aslında  sekulerizm bir hristiyan düşünce şeklidir diyebiliriz.Bizans döneminde kilise o kadar çok devlet işlerine burnunu sokmaya başlamıştı  ki tartışmaların önü arkası kesilmez oldu.Bütün bunlara bir son vermek isteyen  Daha Fazlasını Oku

Osmanlı Türkiye’sinde Azınlık Okulları (19.Yüzyıl)

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

ÖZET:
Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üzerinde eğemen bulunduğu Misâk-ı Milli sınırları içerisindeki ülke topraklarımız üzerinde19.yüzyılda bulunan Osmanlı Devleti zamanında azınlık unsurlarının ayrılıkçı faaliyetleri, okullar açarak yapmış oldukları zararlı çalışmalar nelerdir? Osmanlı Devleti’ni yıkmak, parçalamak ve bölmek isteyen emperyalist batılı devletlerin azınlıklar ile işbirliği yaparak Yüce Türk Milleti’nin aleyhine göstermiş oldukları çabalar nelerdir? 19. yüzyıl boyunca Osmanlı Devleti’nin zayıflamasından yararlanarak yabancılar ve azınlıklar, Osmanlı Ülkesinin merkezi olan Anadolu’da eğitim-öğretim faaliyetleri işbirliği görüntüsü ile son derece yıkıcı ve sinsi çalışmalar sergilemişlerdir. Bu kısa araştırmamızda bu durumu bir nebze ortaya koymaya çalışacağız.

İstanbul’un fethini müteakip, Fatih Sultan Mehmed ortaçağı kapatıp yeni çağı açarken, gayr-i müslim tebâya son derece hoşgörülü davranmıştı. Osmanlı Devleti’nde 1453 yılından itibaren gayr-i müslimler millet okulları açarak çocuklarının eğitimine yönelmişlerdi. Çünkü Fatih bütün latin cemaatlerini dinlerinde ve dillerinde serbest Daha Fazlasını Oku

Fatih Devri Osmanlı-Akkoyunlu İlişkileri

ÖZET:
Osmanlı Devleti, Fatih Sultan Mehmed zamanında büyük devlet olmaya başlamıştı. İstanbul’un fethi ile Doğu Roma yıkılmış, Bosna-Hersek’ten Fırat boylarına kadar Osmanlı ülkesi sayılıyordu. Gerek batıda, gerekse doğuda Osmanlı ülkesi genişleme gösterirken, Fatih gibi Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan da, doğuda Türkmenlere dayanan büyük devlet olma düşüncesi içerisindeydi. Uzun Hasan, kendisine Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmed’i rakip olarak görüyordu. O’nunla mücadele için Venedik’ten Papalığa, Karamanoğulları’ından İsfendiyaroğulları’na birçok unsur ile dayanışma içerisine girmişti.

Nitekim iki padişah, Trabzon-Rum İmparatorluğu’nun topraklarına hakim olmak düşüncesi, Karamanoğulları meselesi, Anadolu’daki diğer Türkmen beylikleri üzerine hâkim olmak arzusu gibi, olaylar üzerine karşı karşıya gelmişlerdi. Aslında her iki padişah da, Anadolu topraklarını ülkesine katmak ve Türkmenleri yönetmek istiyorlardı. Hakimiyet, genişleme, güvenlik gibi sebeplerden dolayı, Otlukbeli’de karşı karşıya gelen Osmanlılar, Akkoyunluları mağlup ederek üstünlüklerini kabul ettirmişlerdir.

Giriş:
Osmanlı Devleti’nin başına, babası II. Murad Edirne’de vefat ettikten sonra, 18 Şubat 1451 tarihinde II. Mehmed, padişah olarak geçmiştir. II. Mehmed (1451-1481) yüksek bir ilim muhitinde iyi bir tahsil görmüş, derin bir Türk-İslam şuuru içinde yetişmişti. Babası ona tecrübeli devlet adamlarının yanı sıra, maddî ve manevî Daha Fazlasını Oku

Amerikalı Misyonerlerin Ermeni Milliyetçiliğine Etkileri

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

OSMANLI DEVLETİNDE AMERİKAN MİSYONERLERİN ERMENİ OKULLARINDA ERMENİ MİLLİYETÇİLİĞİNE ETKİLERİ

Özet:
Yüzyıllar boyu çeşitli toplulukları bir arada yöneten Osmanlı Devleti, farklı etnik yapıdan gelen, farklı din ve kültür sahibi olan toplumlara karşı, geniş bir barış ve hoşgörü anlayışı içerisinde bulunuyordu. Bünyesinde çeşitli din ve millet mensuplarını yaşatan Osmanlı devleti yönetiminde, 1839 Tanzimat Fermanı’ndan sonra yalnızca Müslümanlar görev almamışlardır. Ermeniler, Yunanlar, Slavlar, Bulgarlar, Rumlar, Yahudiler ve daha bazı topluluk mensupları da, Osmanlı devlet yönetiminde üst düzey görevler almışlardır. Bu geniş ve her kesime hitap eden yönetim anlayışı farklı kesimlerin bir arada bulunmasını kolaylaştırmış ve değişik unsurlardan bir bütünlük meydana getirmiştir.

19. yüzyıl Osmanlı Devleti açısından pek çok değişikliğin söz konusu olduğu bir yüzyıl olmuştur. Mısır isyanı, Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması, Yunan isyanı, Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı, Kırım savaşı, Vilayet Nizamnamesi Teşkili, Ermeni Milleti Nizamnamesi, I. Meşrutiyet’in ilanı, Osmanlı-Rus harbi (1877-1878) gibi, gelişmeler de bu yüzyıl içerisinde cereyan etmiştir. Daha Fazlasını Oku