Etiket: Han

Yavuz Sultan Selim

Yavuz Sultan Selim

YAVUZ SULTAN SELÎM HAN

Babası………………… : İkinci Bâyezîd Han
Annesi………………… : Âişe Hâtûn
Doğumu……………… : 10 Ekim 1470
Vefâtı………………….. : 21/22 Eylül 1520
Tahta Geçişi………… : 24 Nisan 1512
Saltanat Müddeti…. : 8 sene 4 ay 28 gün
Halîfelik Sırası…….. : 74

Osmanlı sultanlarının dokuzuncusu ve İslâm halîfelerinin yetmiş dördüncüsü. Sultan İkinci Bâyezîd Han’ın oğlu. 10 Ekim 1470’de Âişe Hâtun’dan Amasya’da doğdu. Küçük yaşta İstanbul’a gönderilen Selîm, dedesi Fâtih Sultan Mehmed Han’ın terbiyesinde yetişti. Şehzâde Selîm; Kur’ân-ı kerim, tefsir, hadîs ve fıkıh dersleri yanında yüksek fen ilimlerini de öğrendi. Diğer taraftan ata binmek, güreş tutmak, ok atmak ve kılıç kullanmak da öğretildi. Çok Daha Fazlasını Oku

Sultan II. Abdülhamit Han’ın Ölümü

Sultan II. Abdülhamit Han’ın ÖlümüSultan II. Abdülhamit Han’ın ölüm hastalığı 5 Şubat 1918 Salı günü soğuk algınlığı ile başlamış ve üç gün sonra şiddetli bir mide ağrısıyla nefes darlığı baş göstermiştir. Eski padişaha ilk bakan doktorlar Beylerbeyi Hastahanesi’nden Nikolaki Paraskevidis, Veliaht Vahidüddin Efendi’nin özel doktoru Alkivyedis ve kendi doktoru Atıf Hüseyin Bey’dir. Hastaya ilk müdahaleyi yapan bu doktorlar önce kendisinden kan almışlardır. O sırada nabzın, yüz kırk beş; teneffüsün de altmış beşten fazla olduğu görülmüştür.

Kardeşi Sultan Mehmet Reşat Han, bu durumdan haberdar olunca hangi doktoru istiyorsa onun gönderileceğini bildirmiş, Sultan Abdülhamid ise: “Benim doktorlarım var!” diyerek bunu kabul etmemiştir. Öldüğü gün olan 10 Şubat’ta mutadı üzere soğuk suyla aldığı duş sonrası tekrar rahatsızlanmıştır. Bunun üzerine kendi doktorlarının tavsiyesiyle Akil Muhtar Bey ve Selanikli Rifat Bey Dolmabahçe Sarayı’ndan getirilmişlerdir. Yapılan kontrollerin ardından, kan toplanması sonucu ödemleşme ile kalp ve böbrek yetmezliği teşhisi konmuştur. Dokuz kez vücudundan kan alınmış fakat tüm çabalara rağmen Sultan Abdülhamid, o gün saat on beşte 5 sene, 3 ay, 9 gündür ikametine tahsis edilmiş olan Beylerbeyi Sarayı’nda vefat etmiştir. Daha Fazlasını Oku

Mete Hanın Vatan Anlayışı

Mete Hanın Vatan Anlayışı

Oğuz Han adıyla da bildiğimiz Mete Han, gecesini gündüzünü katarak çalışıyor, Hun Türkleri’nin devleti gittikçe güçleniyordu. Ancak ne var ki, komşuları olan Çinliler Türklerin kuvvetlenmesinden kuşkulanmaya başlamışlardı.

Mete Han’la savaşmak için sebep arayan Çin Hükümdarı; günün birinde bir elçi göndererek O’nun çok sevdiği atını istetti. Eski Türklerde devleti ilgilendiren böyle önemli konulara hakan kendi başına karar vermediği için

Daha Fazlasını Oku

İkinci Bayezid Hân’ın Tuğlası

İkinci Bayezid Hân’ın TuğlasıİKİNCİ BAYEZİD HÂN’IN TUĞLASI

Sultan II. Bayezid Han rahmetullâhi aleyh, her seferden dönüşünde elbisesine bulaşan tozları toplar ve bir kavanozda biriktirirdi..

Yine bir harp dönüşüydü. Bayezid Han elbisesini çıkartmış, üzerindeki tozları toplamaya başlamıştı. Hanımı Gülbahar Hâtun, merakla sordu.. Pâdişâhım, merakımı hoş görün ama, o tozları niçin biriktirdiğinizi sorabilir miyim?

Pâdişah, Elbette Gülbahar Hâtun diye karşılık verdi ve devamla, benim senden gizlim yoktur. Bu tozlardan bir tuğla döktürüp mezarıma koyulmasını vasiyet edeceğim..

Çünkü Allah, ayakları Hak yolunda tozlananları cehennem ateşinden koruyacağını buyurmaktadır. İşte Hak yolunda

Daha Fazlasını Oku

Sultan 2. Murad’ın Vasiyeti

Sultan 2. Murad’ın Vasiyeti
SULTAN 2. MURAD’IN VASİYETİ

“Tevekkülüm Halık’ımadır. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Salat ve selam Efendimiz Muhammed Mustafa’nın ve onun iyi, güzel ve temiz soyundan gelenlerin üzerine olsun. Her türlü noksandan münezzeh olan Cenab-ı Hak, yüce sultan, büyük hakan, ümmetlerin iradesine malik, Arap ve Acem meliklerinin efendisi, gazi ve mücahitlerin yardımcısı, kafir ve müşriklerin düşmanı, azgın ve inatçıların kahredicisi, zayıf, miskin ve fakir Müslümanların yardımcısı, denizlerin ve karaların sultanı, fetih babası, şehit Sultan Beyazıd oğlu, Sultan Mehmed oğlu Murad Daha Fazlasını Oku

Sultan II. Murad’dan Oğlu Fatih’e Altın Ögütler

Sultan II. Murad'dan Oğlu Fatih'e Altın Ögütler

SULTAN II. MURAD’DAN OĞLU FATİH’E ALTIN ÖGÜTLERDEN

“Ey benim sevgili oğlum”

Ben oğlunuz, kutlu ve mutlu babamdan şunu öğrenmek isterim, diyerek başlıyor söze Fatih:
“Şerefli ve yüce karakteriniz için ne tür bir ilaç, üstün aklınız için ne cins bir nesne kullanıyorsunuz? Eğer bunu ben oğlunuz ve kulunuza da öğretme lütfunda bulunursanız, inşallah o ihtiyarlık çağlarına vardığım zaman kahramanlık ve yiğitlik yanında neşe ve sevinç dolu bir hayatı da beraberinde getirmiş olurum.”
Babası Sultan II. Murad, “Ey benim sevgili oğlum” diyerek Şehzadesinin sorusuna şöyle cevap veriyor:
“Bu senin soruların ve öğrenmek istediğin şeyler bana öyle bir sevinç ve huzur verdi ki, şu anda bunu ne sözle, Daha Fazlasını Oku

Dirse Han Oğlu Boğaç Han Destanı

Dirse Han Oğlu Boğaç Han DestanıBir gün Kamgan oğlu Bayındır Han ipek halı ile döşenmiş çadırında Oğuz Beylerine ziyafet verir.Ziyafet için develer,koçlar kesilerek kurulan beyaz ,siyah ve Kızıl çadırlar misafirleri ağırlamak üzere hazırlanır.Beyaz çadırlara oğlu olanları,kızıl çadıra kızı olanları,siyah çadıra ise çocuğu olmayanların misafir edilmesini emir verir.Ayrıca çocuğu olmayanlara siyah keçe serilmesini,yemek olarak ise kara koyun yahnisi verilmesini özellikle tembih eder.Oğuz beyleri bir araya toplandıklarında Dirse han’ın çocukları olmadığı için siyah çadıra alınınca bu duruma çok üzülür.Sabah olduğunda bütün Oğuz Beyleri Bayındır Han ile sohbet için bir araya gelirler.Dirse Han altına siyah keçe serilerek kara koyun yahnisinden ikram ederler.Dirse han bu duruma tepki göstererek:

-Bayındır Han benim ne eksikliğimi gördü?Kılıcımdan mı?Soframdan mı?Benden aşağı kimseleri beyaz Daha Fazlasını Oku

Satuk Buğra Han Destanı

Satuk Buğra Han Destanı

Satuk Buğra Han Destanı Tezkire-i Buğra Han adlı bir eserde kayıtlıdır.

Bu eserin muhtelif el yazmaları vardır.Peygamberimiz Hazreti Muhammed, Miraç esnasında, diğer bütün peygamberleri de görür. Aralarından birini tanıyamaz ve Cebrail Aleyhisselelama o zatın kim olduğunu sorar. Cebrail de:

–Bu zat Peygamber değildir, der. Bu zat, sizin ruhunuzu

Daha Fazlasını Oku

Çiçi Yabgu Han

Çiçi Yabgu HanTürk ve Dünya Tarihinin İlk Milliyetçisi Çi-çi Han MÖ 60 yılında Hun tahtına Hohanyeh Han çıktı. Ağabeyi Çİ-Çİ de Sol Bilge hanı oldu. Fakat o, büyük olduğu için hakan olmak istiyor ve kardeşi ile mücadele ediyordu.
O yıllarda devlet, bazı topraklarını kaybetmiş; gelir kaynakları iyice azalmıştı. Memlekette sıkıntı vardı. Bu darlıktan kurtulmak için bazı Hun beyleri hakana, Çin sarayına giderek, yardım istemesini, Hunların ancak böylece rahata kavuşabileceklerini söyledi. Bunun üzerine Hohanyeh Han, devletin ileri gelenlerini topladı ve onların görüşünü öğrenmek istedi. Devlet büyükleri şöyle dediler:

– Bu olamaz! Hunlar cesareti ve güçlülüğü temel bir üstünlük ve şeref meselesi olarak kabul eder. Başkasına bağlanıp, ona hizmet etmek ise aşağılıktır! Hunlar, at üzerinde savaşarak devleti derlemiş ve kurmuşlardır. Hunlar, Çin’in dışında kalan yüzlerce kavim arasında, ünlerini böyle yaparak kazanmışlardır. Savaşmak ve ölmek, cesur yiğitlere göre bir iş ve bir vazifedir! Şimdi nasıl böyle yapabiliriz? Ölünceye kadar savaşmaya hazır yiğitler, bizde her zaman bulunur. Daha Fazlasını Oku

Yavuz Sultan Selim Han’ın Kılıcı

Yavuz Sultan Selim Han'ın KılıcıCihan padişahı Yavuz Sultan Selim Han, devamlı sade giyinirdi. Bunun sebebini de kendisi şöyle açıklamıştır:
“Süslü ve şaşaalı giyinmek külfetten başka bir şey değildir. Niçin boş yere bu külfete katlanalım.”Cihan Padişahı sade giyindiği için devlet erkanı da böyle davranmak zorunda kalırdı.

Bir gün Venedik elçisi (Antonio Jüstiniani) İstanbul’a gelir ve huzura çıkmak için izin ister. Bunun üzerine vezirler, eskiyen elbiselerini değiştirme ihtiyacı hissederek sadrazam aracılığı ile durumu Yavuz Sultan Selim Han’a bildirirler. Yavuz Sultan Selim bu isteği münasip görür ve izin verir.

Elçinin geleceği gün, bütün vezirler yeni elbiseleriyle padişahın huzuruna varırlar. Ancak gördüklerine inanmayarak dehşet ve hayrete düşerler. Zira Sultan Selim Han’ın üzerinde yine o eski ve sade elbiseleri vardır.

 

Tahtına oturmuş, keskin kılıcını da çekip tahtın basamağına koymuştur. Karşı pencereden vuran gün ışığı

Daha Fazlasını Oku

Türk Boyları

Türk Boyları

Türk Boyları

Soyumuz, Oğuz Han‘dan gelmektedir. Atamız Oğuz Han’ın “Gün Han, Ay Han, Yıldız Han, Gök Han, Dağ Han, Deniz Han” adlarında 6 (altı) tane oğlu vardır. Oğuz Han‘ın her oğlunun da dört tane oğlu vardır. İşte Atamız Oğuz Han’ın altı oğlundan olan 24 tane torunu, bugünkü “24 Oğuz Boyu“nu meydana getirmiştir. Bütün dünyaya yayılan Oğuzlar, bu 24 boya dayanmaktadır.

Boz-Oklar: Dış Oğuzlar da denip, Sağ kolu teşkil ederler.

* Gün-Alp/Gün-Han: Sembolü şâhin. Oğulları:

a) Kayıg/Kayı-Han: “Sağlam, berk” anlamındadır. Üç kıta ve yedi denize altı yüz yıldan fazla hâkim olan Osmanlı sülâlesi bu boydandır. Kayı Boyundan Ertuğrul Gâzi ve her biri birer müstesnâ şahsiyete sâhip, çoğu dâhî,

Daha Fazlasını Oku