
Delhi Kölemen Sultanlığı: Türk Kölelerden İmparatorlara Uzanan Destansı Yolculuk
Hindistan’ın sarı tozları ve kavurucu güneşi altında, 13. yüzyılın başlarında tarihin en sıra dışı hanedanlarından biri doğdu: Kölemen Sultanlığı. Adını Arapça ‘köle’ anlamına gelen memlük kelimesinden alan bu devlet, kaderin cilvesiyle satılmış çocukların sultanlara dönüştüğü bir imparatorluk hikayesiydi.
Kölelikten Saltanata: Aybek’in Yükselişi
Bu hikaye, Kutbeddin Aybek ile başlar. Bir zamanlar pazarda satılan bir Türk çocuğu olan Aybek, Gazneli komutan Muhammed Guri tarafından satın alındı. Askerî dehası ve sadakatiyle Guri’nin gözdesi haline gelen Aybek, Hindistan seferlerinin başkomutanlığına kadar yükseldi. Guri’nin 1206’daki ani ölümüyle birlikte güç boşluğu doğdu ve Aybek bu fırsatı değerlendirerek Delhi Sultanlığı’nın temellerini attı.
Kutbeddin Aybek, dört yıl süren kısa iktidarında devletin ana iskeletini kurdu ve Delhi’yi başkent yaptı. En bilinen eseri olan Kutub Minar, bugün bile Hindistan’ın en ikonik yapılarından biri olarak yükselir.
Taht Kavgaları ve Kadın Bir Sultan
Aybek’in ölümünün ardından tahta çıkan oğlu Aram Şah, devlet tecrübesinden yoksun olduğu için kısa sürede tahttan indirildi. Yerine geçen Şemseddin İl-Tutmuş, hanedanın gerçek kurucusu kabul edilir. Hem iç isyanları bastırdı hem de Moğolların tehditlerine karşı dirençli bir devlet inşa etti.
Ancak İl-Tutmuş’un en radikal hamlesi, kızı Raziye’yi veliaht ilan etmesi oldu. Türk-İslam tarihinde bir ilki gerçekleştiren Raziye Begüm Sultan, saray entrikaları ve ataerkil yapıya rağmen erkek kılığında ordusunun başına geçti ve dört yıl boyunca Delhi’yi yönetti. Ne var ki, saraydaki emirlerin ona duyduğu öfke, Habeşi kölesi Yar Cihan’la yaşadığı yakınlıkla birleşince, 1240’ta tahttan indirildi. Kaçarken öldürüldü ama tarihin tek kadın Türk-İslam hükümdarı olarak adını ebediyen yazdırdı.
Kırklar Meclisi ve Devletin Dinamikleri
Kölemen yönetiminin benzersiz taraflarından biri, “Çihilgan” ya da Kırklar Meclisi adını taşıyan sistemdi. 40 seçkin Türk komutanından oluşan bu kurul, sultanın üzerinde etkiliydi. Özellikle hükümdar seçimlerinde belirleyici olmuş, Raziye Sultan gibi bazı figürlerin yükselişine karşı çıkmıştır.
Bu sistem bir yandan sultanın gücünü dengeleyerek istikrar sağlasa da, saray içi çekişmeleri ve taht kavgalarını da körüklemiştir.
Moğol Kasırgası ve Balaban’ın Mücadelesi
13. yüzyılın ortalarında Moğollar, kuzey Hindistan’a dayandı. 1241’de Lahor’un Moğollar tarafından yağmalanması, Delhi’de büyük bir korkuya yol açtı. Tahta geçen Gıyaseddin Balaban, merkezi otoriteyi güçlendirdi, casus ağı kurdu ve Moğollarla yapılan savaşlarda katı politikalar izledi.
Ancak Balaban’ın hayatındaki en trajik olay, oğlu Muhammed Han’ın 1285’te Moğollarla savaşırken şehit düşmesiydi. Bu olaydan sonra içine kapanan Balaban, “Oğulsuz bir baba, yapraksız bir ağaç gibidir” diyerek saltanatının kalan yıllarını hüzünle geçirdi.
Hanedanın Sonu ve Halacilerin Yükselişi
Balaban’ın ölümünden sonra yerine geçen torunu Muizzeddin Keykubad, sarsılmış bir devleti yönetmeye çalıştı. Ancak zayıf yönetimi, saray içindeki Türk boyları arasındaki çekişmeleri artırdı. Karluk kökenli Halaciler, İlbarı Türkmenlerinden olan Kölemenleri tasfiye etti.
1290’da Celaleddin Firuz Halaci, Keykubad’ı öldürerek tahta çıktı. Böylece 84 yıllık Kölemen hanedanı sona erdi. Henüz üç yaşındaki oğlu Kaymars, kısa süreliğine tahta oturtulsa da, bu saltanat sembolik olmaktan öteye gidemedi.
Delhi Kölemen Sultanları Listesi (1206–1290)
- Kutbeddin Aybek (1206–1210) – Kurucu sultan; kölelikten gelip Delhi Sultanlığı’nı kurdu, Kutub Minar’ın inşasını başlattı.
- Aram Şah (1210–1211) – Aybek’in oğlu; zayıf yönetimi nedeniyle kısa sürede tahttan indirildi.
- Şemseddin İl-Tutmuş (1211–1236) – Devleti yapılandırdı, Moğol tehdidine karşı savunma sistemleri geliştirdi, Raziye Sultan’ın babasıydı.
- Rükneddin Firuz (1236) – İl-Tutmuş’un oğlu; eğlenceye düşkünlüğü nedeniyle kısa sürede tahttan indirildi.
- Raziye Begüm Sultan (1236–1240) – Türk-İslam tarihinde hüküm süren ilk ve tek kadın hükümdar; erkek kılığında tahtı korumaya çalıştı.
- Muizzeddin Behram (1240–1242) – İl-Tutmuş’un oğlu; Raziye’den sonra tahta geçti, emirlerin etkisi altında kaldı.
- Alaeddin Mesud (1242–1246) – Rükneddin Firuz’un oğlu; saray içi çekişmeler arasında etkisiz kaldı.
- Nasüreddin Mahmud (1246–1266) – İl-Tutmuş’un oğlu; uzun süren saltanatında sultanlığa görece istikrar getirdi.
- Gıyaseddin Balaban (1266–1286) – İl-Tutmuş’un damadı; Moğol istilalarına karşı direnç gösterdi, istihbarat teşkilatı kurdu.
- Muizzeddin Keykubad (1286–1290) – Balaban’ın torunu; zayıf yönetimi nedeniyle Halacilerin yükselişine zemin hazırladı.
- Kaymars (1290) – Keykubad’ın oğlu; çocuk yaşta kısa süreliğine tahta çıkarıldı, hanedanın son temsilcisiydi.
Kölemen Mirası: Savaş, Kültür ve Mimari
- Savaş Sanatı: Moğol istilalarına karşı geliştirilen stratejiler, Hindistan’ın kuzeyinde İslam varlığını korudu.
- Yönetim: Kölelikten sultanlığa geçiş, liyakat temelli bir yönetim modelini ortaya koydu.
- Mimari: Kutub Minar ve çevresindeki yapılar, Hindistan’daki ilk büyük Türk-İslam mimarisinin örnekleridir.
- Toplumsal Etki: Türk-İslam kültürünün Hindistan’a taşınmasında öncü rol oynadılar.
Delhi Kölemen Sultanlığı, tarih kitaplarında yalnızca bir satır olarak geçse de, ardında güç, ihanet, aşk ve direnişle yoğrulmuş bir destan bırakmıştır. Bir pazar yerinde zincirlenmiş çocukken, yıllar sonra Hindistan’ın en büyük sarayında tahta oturan bu sultanlar, bize tarihin en sıra dışı yükselişlerinden birini anlatır.
Onlar, köleydiler ama tarihe hükmettiler.
Kerim Yarınıneli/KerimUsta.com
Kaynak
- Peter Jackson, The Delhi Sultanate: A Political and Military History (Cambridge University Press)
- İslam Ansiklopedisi, “Delhi Sultanlığı” maddesi
- Sunil Kumar, The Emergence of the Delhi Sultanate (Permanent Black)
- Türk Tarih Kurumu, Hindistan’da Türk Devletleri
- Britannica, “Slave Dynasty”