İçeriğe geç

Ayak ile İlgili Deyim ve Atasözleri

Ayak ile İlgili Deyim ve Atasözleri

Türk Kültüründe Ayak ile İlgili Deyim ve Atasözleri

Ayak, Türk kültüründe hem fiziksel hareketleri hem de mecazi anlamlarıyla zengin bir ifade aracı olmuştur. Bu sayfada, ‘ayağını yorganına göre uzat‘ gibi pratik hayat dersleri veren atasözlerinden, ‘ayak uydurmak‘ gibi sosyal uyumu anlatan deyimlere kadar  ayak ile ilgiliatasözleri ve deyimleri  bir araya getirdik.

Her birinin günümüz Türkçesiyle detaylı açıklamalarını bulabileceğiniz bu kapsamlı rehber, Türkçenin günlük hayattaki zenginliğini gözler önüne serecek.

Kerim Yarınıneli / KerimUsta.com

Ayak ile İlgili Atasözleri

  • “Akılsız başın cezasını ayak çeker.” veya “Akılsız başın zahmetini ayak çeker.” (Bir işte düşüncesizce davranan kişi her türlü olumsuz sonuca katlanır.)
  • Atlar nallanırken kurbağalar ayak uzatmaz. (Küçükler büyüklerin yanında hadlerini bilmelidir.)
  • Ay ayakta çoban yatakta, ay yatakta çoban ayakta. (1) Çobanların akşam erken yatması, sabahleyin erken kalkması gerekir; 2) Genel düzene yardımcı olan araçlar varsa yönetici rahat eder yoksa çok uyanık olması gerekir.)
  • Ayak almadık taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz. (İnsan, yaşamı boyunca çeşitli engellerle ve güçlüklerle karşılaşır.)
  • Baş nereye giderse ayak da oraya gider. (Küçükler büyüklerin izinde gider, her işte onları örnek tutarlar.)
  • “Boş çuval ayakta durmaz.” veya “Boş çuval dik durmaz.(1) Karnı doymayan kimse çalışamaz; 2) Bilgisiz ve yeteneksiz bir kişi, kendisine verilen görevlerde tutunamaz.)
  • İnsan ayaktan, at tırnaktan kapar. (Birçok hastalık insana ayağını üşütmesi, ata da tırnağı yoluyla gelir.)
  • “Merdiven ayak ayak çıkılır.” veya “Merdiven basamak basamak çıkılır.(En yüksek mevkiye yavaş yavaş yükselerek çıkılır.)
  • “Seyrek git sen dostuna, kalksın ayak üstüne.” veya “Sıkça varma dostuna, kalksın ayak üstüne.”(Kişi dostuna sık sık giderse seyrek gittiğinde gördüğü konukseverliği görmez.)
  • Aslan kükrerse atın ayağı kösteklenir. (Güçlü kimsenin korkutucu sözleri, güçsüzü kıpırdayamayacak duruma getirir.)
  • Ayağa değmedik taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz. (İnsan, yaşamı boyunca çeşitli engellerle ve güçlüklerle karşılaşır.)
  • Ayağı yürüten baştır. (Halkın düzen içinde çalışmasını baştakiler sağlar.)
  • “Ayağında donu yok, fesleğen ister  başına.” veya “Ayağında donu yok, fesleğen takar başına.” (Yoksulluğuna bakmayarak süs ve gösteriş yapmak ister.)
  • Ayağını yorganına göre uzat. (Giderini mutlaka gelirine uydurmalısın.)
  • Ayağının bastığı yerde ot bitmez. (Uğradığı yere bereketsizlik, uğursuzluk getirir.)
  • “Ayıyı fırına atmışlar, yavrusunu ayağının altına almış.” veya “Maymunu ateşe atmışlar, yavrusunu ayağının altına almış.” (Duygusuz insanlar, kendilerini kurtarmak için gerekiyorsa çocuklarını bile tehlikeye atmaktan çekinmezler.)
  • Ayyar tilki art ayağından tutulur. (İşini hile ile yürüten kimse sonunda yakayı ele verir.)
  • Baykuşun kısmeti ayağına gelir. (Tanrı hiçbir canlıyı aç bırakmaz, kımıldamadan duran baykuşun rızkını bile önüne koyar.)
  • Çok gezen tavuk ayağında pislik getirir. (Gezip dolaştığı yerlerde kötü şeyler de bulunan kimse, kötü alışkanlıklar ve zararlı bilgiler elde ederek yerine döner.)
  • Devlet adama ayağıyla gelmez. (Zenginlik ve talih kişiyi kendiliğinden gelip bulmaz, çalışıp çabalamakla elde edilir.)
  • Doğru söyleyenin bir ayağı üzengide gerek. (Doğru sözlü olan kişi sevilmeyen, istenmeyen kişi olacağı için bulunduğu yerden ayrılmaya hazır olmalıdır.)
  • Dost başa, düşman ayağa bakar. (İyi bir görüntü verebilmek için her zaman temiz giyinip kuşanmak gereklidir.)
  • Elinle ver, ayağınla ara. (Ödünç aldığı şeyi geri vermeyi geciktiren veya vermeyenler için söylenen bir söz.)
  • “Gezen ayağa taş değer.” veya “Gezen ayağa taş dolar.” (Gereksiz yere gezen kişi, kendisine zararı dokunacak şeylerle karşılaşır.)
  • Gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmaz. (Her zaman çıkar peşinde koşan kişi, tehlikelerden uzak kalamaz.)
  • İt itin ayağına (kuyruğuna) basmaz. (Başkasına kötülük etmek konusunda aynı şeyi düşünenler birbirlerini incitmezler.)
  • İyi olacak hastanın, doktor ayağına gelir. (Tanrı kötü bir durumun iyiliğe dönmesini dilemişse bunu yapacak kimse işin üstüne gelir.)
  • Terziye ‘dinlen’ demişler, ayağa kalkmış. (Rahat görünen öyle işler vardır ki onunla uğraşanların dinlenmesi, kimileri için yorucu olan davranışlarla olur.)
  • Zeyrek kuş iki ayağından tutulur. (İşini hile ile yürüten kimse sonunda yakayı ele verir.)

Ayak ile İlgili Deyimler

  • “Ayağı  dolaşmak.” veyaAyakları dolaşmak. (Yürürken telaştan ayakları birbirine takılmak.)
  • “Ayağı suya ermek.” veyaAyakları suya ermek. (Bir gerçeği anlayarak aklı başına gelmek.)
  • “Ayağına kapanmak.” veya “Ayaklarına kapanmak.” (1) Alçalırcasına yalvarmak; 2) Bağışlanmak için yalvarmak.)
  • “Ayağını öpeyim.”  veya “Ayaklarını öpeyim.(‘Yalvarırım’ anlamında kullanılan bir söz.)
  • “Ayağını sürümek.” veyaAyaklarını sürümek. (1) Verilen bir işi ağırdan almak; 2) Bir yerden uzaklaşmak üzere bulunmak; 3) Halk inanışına göre bir kimse gelirken ardından başkalarının da gelmesine yol açmak; 4) Ölmek üzere olmak.)
  • “Ayağının altını öpeyim.” veya “Ayaklarının altını öpeyim.” (‘Yalvarırım’ anlamında kullanılan bir söz.)
  • “Ayak açmak .” veya “Ayak vermek.”(Âşıklar arasındaki tartışmalarda veya sıralı söyleyişlerde söze başlamak amacıyla kelime, kelimeler takımı, dize, beyit ile konuyu belirtmek.)
  • Ayak almak. (Müz. hlk. Ayak, çalınan çalgıya uymak.)
  • Ayak atmak. (1) Girmek; 2) İlk kez gitmek.)
  • Ayak bağı olmak. (Bir yere gidilmesine veya bir işin yapılmasına engel olmak.)
  • Ayak basmak. (1) Bir yere varmak, ulaşmak; 2) Girmek, gelmek, uğramak; 3) Mesleğe girmek; 4) Bir yere bağlanmak.)
  • Ayak basmamak. (Bir yere hiç uğramamak.)
  • Ayak çekmek. (Kandırmaya çalışmak, avutmak.)
  • Ayak diremek. (Bir düşünceyi, bir davranışı sonuna kadar sürdürmek, kendi tutumundan şaşmamak.)
  • Ayak oyununa gelmek. (Kandırılmak.)
  • Ayak sürümek. (1) Verilen bir işi ağırdan almak; 2) Gönderilen yere isteği ile gitmemek.)
  • Ayak tutmak. (Hlk. 1) Mâni yarışmalarında karşısındakine uyması gereken uyağı vermek; 2) Öncülük etmek; 3) Söz açmak; 4) İleride söylenecek bir söze önceden zemin hazırlamak.)
  • Ayak uydurmak. (1) Yürüyüşte adım atışını başkalarınınkine uydurmak; 2) Ayak açmak; 3) Mec. Kendi gidiş ve davranışını başkasınınkine benzetmek.)
  • Ayak üstünde olmak. (1) Dinç olmak, canlı olmak; 2) İş görür durumda olmak.)
  • Ayak vermek. (Âşık atışmalarında dinleyicilerden biri uyak belirtmek.)
  • Ayak yapmak. (Birini aldatmak, kandırmak için dalavere çevirmek.)
  • Ayakaltına almak. (Hakir görmek, gözden çıkarmak.)
  • Ayakaltında bırakmak. (Ezilmesine, yok olmasına göz yummak, korumamak.)
  • Ayakaltında dolaşmak. (Bir işe yaramadığı hâlde herkesin işine engel olacak bir biçimde ortalıkta dolaşmak.)
  • (Ayakkabı) ayağını vurmak. (Ayakkabı ayağını yara etmek.)
  • Ayakkabı vurmak. (Ayakkabı ayağı zedelemek, ayağı rahatsız etmek.)
  • Ayakkabılarını çevirmek. (1) Konuk ayakkabılarını gidiş yönüne doğru düzgün bir biçimde sıralamak; 2) Mec. Bazı davranışlarla konuğu gitmeye zorlamak.)
  • Ayaklar altına almak. (Önem verilmesi gereken şeyleri hiçe saymak, çiğnemek.)
  • Ayaklar baş, başlar ayak olmak. (Değersiz kimseler başa geçip değerli kimseler ise en geride bırakılmak.)
  • Ayakları geri geri gitmek. (Bir yere gönülsüz, istemeye istemeye gitmek.)
  • Ayakları üstünde durmak. (Başkasının yardımına ihtiyaç duymadan güçlü bir biçimde sorunları çözebilecek durumda olmak.)
  • Ayakları yere değmemek. (Çok sevinmek.)
  • “Ayaklarına kara su inmek.”  veya “Ayağına kara sular inmek.”(Çok yorulmak, güçsüz, dermansız kalmak.)”
  • Ayaklarını yerden kesmek. (Bir taşıta binerek yürümekten kurtulmak.)
  • Ayakta kalmak. (1) Oturacak yer bulamamak; 2) Yıkılmamak, çökmemek; 3) Değerini yitirmemek, önemini korumak.)
  • Ayakta uyumak. (Aşırı dalgın, şaşkın veya yorgun olmak.)
  • Binbir ayak bir ayak üstüne. (‘Herkesin ayakta olduğu kalabalık’ anlamında kullanılan bir söz.)
  • Bir ayak üstünde bin yalan söylemek. (Çok kısa sürede pek çok yalan söylemek.)
  • Bir ayak üstünde kırk yalanın belini bükmek. (Çok kısa sürede pek çok yalan söylemek.)
  • (Bir şeyden) el ayak (etek) çekmek. (Uzaklaşmak, kaybolmak.)
  • (Bir şeyi) ayakta tutmak. (1) O şeyin sürekliliğini sağlamak; 2) Bozulmasına, yıkılmasına, çökmesine engel olmak; 3) Bir kuruluşun yaşamasını sağlamak.)
  • (Bir yer) ayağının (ayaklar) altında. (Yüksek bir yerden geniş bir alanı görür durumda.)
  • (Bir yere) ayak atmamak. (Bir yere hiç gitmemek, uğramamak.)
  • (Birini) ayakta tutmak. (1) Oturtmak gerekirken oturtmamak; 2) Oyalamak.)
  • Dimdik ayakta durmak. (Yıkılmamak.)
  • Dört ayak üstüne düşmek. (1) Tehlikeli bir durumdan zarar görmeden kurtulmak; 2) İşi rast gitmek.)
  • El ayak çekilmek. (Ortalıkta hiç kimse kalmamak, ıssızlaşıp sessizleşmek.)
  • (El, ayak, parmak) çivi gibi olmak. (Çok üşümek, donmak.)
  • Elden ayaktan düşmek (kesilmek). (Yaşlılık sebebiyle veya sağlığı büsbütün bozularak çalışamaz duruma gelmek.)
  • Gururunu ayakaltına almak. (Her türlü fedakârlığı göze alıp ödün vermek, ilkelerden vazgeçmek.)
  • Karaya ayak basmak. (1) Deniz, göl vb.nden karaya çıkmak; 2) Deniz taşıtından karaya çıkmak.)
  • Kedi gibi dört ayak üzerine düşmek. (En güç bir durumdan zarar görmeden kurtulmak.)
  • Ortama ayak uydurmak. (Çevreye uyum sağlamak.)
  • Sağlam pabuç (ayakkabı) değil. (Bir kimsenin güvenilmez olduğunu belirten bir söz.)
  • Sinirleri ayakta olmak. (Çok sinirlenmiş veya öfkelenmiş bulunmak.)
  • Sütçü beygiri gibi ayakta uyumak. (Çok tembel ve miskin olmak.)
  • Yalın ayak, başı kabak. (Çok perişan bir kılıkta.)
  • Ayağa fırlamak. (Hızla ayağa kalkmak.)
  • Ayağa kaldırmak. (Telaş ve heyecana düşürmek.)
  • Ayağa kalkmak. (1) Ayakları üzerinde durmak, dikilmek; 2) Hasta iyi olmak, iyileşmek; 3) Saygı göstermek için oturma durumundan ayaküzeri durumuna geçmek; 4) Harekete geçmek; 5) İsyan etmek; 6) Mec. Telaşlanmak, telaşa kapılmak, heyecanlanmak.)
  • Ayağı almak. (Hlk. Halay oyunlarında ayağı tempoya uydurmak.)
  • Ayağı düze basmak. (Güçlükleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek.)
  • Ayağı gitmemek. (1) Gitmek istememek; 2) Oynarken çalınan oyun havasının ritmine uygun hareket edememek.)
  • Ayağı ile gelmek. (1) Kendi isteğiyle gelmek; 2) Emek çekilmeden elde edilmek.)
  • Ayağı yerden kesilmek. (1) Ayağı yere değmez olmak; 2) Bir taşıta binip yaya yürümekten kurtulmak; 3) Mec. Çok mutlu olmak.)
  • Ayağına bağ olmak. (Birinin bulunduğu yerden ayrılmasına veya yaptığı işi sürdürmesine engel olmak.)
  • Ayağına bağ vurmak. (Önüne bir engel çıkarmak.)
  • Ayağına çağırmak. (Yanına gelmesini istemek.)
  • Ayağına çelme takmak. (1) Biri yürürken ayakları arasına ayak uzatıp düşürmek; 2) Mec. Birinin işinde yükselmesine engel olmak.)
  • Ayağına dolanmak (dolaşmak). (1) Başkasına yapmayı tasarladığı kötülük kendi başına gelmek; 2) İş yapmakta olan birine engel olmak, yürümesine engel olmak.)
  • Ayağına düşmek. (Çok yalvarmak.)
  • Ayağına geçirmek. (Bir şeyi aceleyle giymek.)
  • Ayağına gelmek. (1) Alçak gönüllülük göstererek birinin yanına gelmek; 2) Emek çekilmeden elde edilmek.)
  • Ayağına getirmek. (Sıra, saygı gözetmeksizin birinin yanına gelmesini sağlamak.)
  • Ayağına ip takmak. (Bir kimseyi çekiştirmek.)
  • Ayağına kira istemek. (Gelmeye nazlanmak, üşenmek.)
  • Ayağına sağlık. (‘Gelmen çok memnun etti’ anlamında kullanılan bir söz.)
  • Ayağına sıcak su mu, soğuk su mu dökelim? (Seyrek gelen bir konuğa yarı sitem, yarı sevinçle söylenen söz.)
  • Ayağına sıkmak. (Ayağına ateş ederek tehdit amacıyla gözdağı vermek.)
  • Ayağına üşenmemek. (Hamarat olmak, ayak işlerini bıkmadan, yorulmadan yapmak.)
  • Ayağını alamamak. (1) Ağrı veya uyuşma dolayısıyla ayağını oynatamamak; 2) Alışılan bir yere gitmekten kendini alamamak.)
  • Ayağını bağlamak. (Engel olmak.)
  • Ayağını denk almak. (1) Başkalarının kendisine yapma ihtimali bulunan kötülüklere karşı uyanık davranmak; 2) Dikkat etmek.)
  • Ayağını denk basmak. (Dikkatli ve uyanık davranmak.)
  • Ayağını giymek. (Ayakkabısını giymek.)
  • Ayağını kaydırmak. (Bir yolunu bulup birini işinden veya görevinden uzaklaştırmak.)
  • Ayağını tek almak. (Bir işte iyi düşünüp dikkatli davranmak.)
  • Ayağının altına karpuz kabuğu koymak. (Bir yolunu bulup bir kimseyi düzenle işinden uzaklaştırmak.)
  • Ayağının bağını çözmek. (1) Karısını boşamak; 2) Sıkıntılı bir durumdan kurtulmak.)
  • Ayağının pabucunu başına giymek. (1) Dengi olmayan bir kimseyle evlenmek; 2) Değersiz bir kimseyi üstün bir yere geçirmek.)
  • Ayağının tozu ile. (Yoldan gelir gelmez, henüz dinlenmeden.)
  • Ayağının tozunu silmeden. (Ayağının tozu ile.)
  • Bayağı kaçmak. (Söz, davranış, giyiniş yakışmamak, uygunsuz olmak.)
  • Bir ayağı çukurda olmak. (1) Yaşayacak çok az zamanı kalmış olmak; 2) Çok yaşlanmış olmak.)
  • (Bir şey) ayağa düşmek. (1) İlgisiz ve yetkisiz kimseler karışmak; 2) Artık her yerde bulunabilir olmak.)
  • (Bir yerden) ayağını çekmek. (Sık sık gittiği bir yere artık uğramaz olmak, ilgiyi kesmek.)
  • (Bir yerden) ayağını kesmek. (1) Bir yere gitmez olmak, uğramamak; 2) Başkasını bir yere artık uğramaz duruma getirmek.)
  • (Bir yerden, bir şeyden) elini ayağını (eteğini) kesmek (çekmek). (1) Uğramaz olmak; 2) Uğraşmamak, ilgilenmemek; 3) O şeyle ilgisini kesmek.)
  • (Bir yere) ayağı alışmak. (Bir yere sürekli gitmek.)
  • (Bir yere) ayağı düşmek. (Yolu düşmek.)
  • (Biri ötekinin) ayağının pabucu olamamak. (Değerce ondan çok aşağı olmak.)
  • (Birini) ayağının altına almak. (Tekme ile dövmek.)
  • (Birinin) ayağına gitmek. (Alçak gönüllülük ederek veya saygı göstererek birinin yanına varmak.)
  • (Birinin) ayağının türabı olmak. (Bir kimse başka bir kimseye kul gibi bağlanıp onun her emrini yerine getirmek.)
  • (Birinin) eli ayağı (olmak). (Yardımcısı (olmak), her işine yarar (olmak).)
  • Cinleri ayağa kalkmak. (Sinirlenmek.)
  • Eli ayağı (ayağına) dolaşmak. (Şaşırmak, telaşlanmak.)
  • Eli ayağı buz kesilmek (tutmamak). (Güçsüz, dermansız kalmak.)
  • Eli ayağı titremek. (Korku, sinir vb. sebeplerle heyecanlanmak.)
  • Eli ayağı tutmak. (Beden gücü yerinde olmak.)
  • Eli dursa ayağı durmaz. (Kıpırdak, hareketli (kimse).)
  • “Eli kolu bağlı kalmak .”  veya “Eli kolu bağlı durmak.” veya “Eli kolu bağlı olmak.” veya “Eli ayağı bağlı kalmak” veya “Eli ayağı bağlı durmak” veya “Eli ayağı bağlı olmak” (Bir engel dolayısıyla hiçbir iş yapamaz duruma gelmek.)
  • Eline ayağına kapanmak.” veya “Eline ayağına sarılmak.” veya “Eline ayağına düşmek.”(Birine çok yalvarmak.)
  • Eline ayağına üşenmemek. (Her türlü ayak hizmetini yüksünmeden yapmak, hamarat olmak.)
  • Elini ayağını öpeyim. (‘Çok yalvarırım’ anlamında kullanılan bir söz.)
  • Eteği ayağına dolaşmak. (Eli ayağı dolaşmak.)
  • İki ayağını bir pabuca sokmak. (Birini bir işi hemen yapması için çok sıkıştırmak.)
  • İnsan ayağı değmemiş (basmamış). (İçine insan girmemiş, içinde insan olmayan.)
  • İş ayağa düşmek. (İş, sorumsuz ve yetkisiz olanların elinde kalmak.)
  • Kazın ayağı öyle değil. (‘Bir sorun, bir durum sanıldığı gibi değildir’ anlamında kullanılan bir söz.)
  • Kendi ayağı ile gelmek. (Kendi isteğiyle gelmek.)
  • Kısmeti ayağına (kadar) gelmek. (Beklenmeyen bir nedenle kazançlı bir durumla karşılaşmak.)
  • Kısmetini ayağıyla tepmek. (Kavuşacağı iyi bir durumu, değerini bilmeyerek istememek.)
  • Mahalleyi ayağa kaldırmak. (Bağırıp çağırarak konu komşuyu tedirgin etmek.)
  • Nimeti ayağıyla tepmek. (Kısmetini ayağıyla tepmek.)
  • Söz ayağa düşmek. (Bir sorun, karışmaları gerekmeyen veya yetkisiz ve sorumsuz kimselerin görüş bildirdikleri duruma gelmek.)
  • Şeytanın arka bacağı (kıç bacağı veya art ayağı). (Çok akıllı ve yaramaz (çocuk).)
  • Şeytanın bacağını (ayağını) kırmak. (1) Herhangi bir sebeple yapılmayan bir işe başlamak veya gidilmeyen bir yere gitmek; 2) Uğursuzluğu, şanssızlığı, aksiliği yenmek.)
  • Tavuk ayağı yemek. (Gevezelik etmek, dedikodu yapmak.)

Kaynak

Türk Dil Kurumu Sözlüğü

📅 Güncellenme: 30.01.2026 (İlk yayın: 26.11.2019)
Beğendiyseniz Paylaşın
👁️ Bu yazı 179 kez okundu
Kerim Usta

Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise "Sevda"…

Tüm Yazılar

“Ayak ile İlgili Deyim ve Atasözleri” hakkında 2 yorum

Yorum yapmaya ne dersiniz?

Sitemiz, deneyimini geliştirmek için çerezleri kullanır. Gizlilik Politikamız ve Aydınlatma Metni hakkında daha fazla bilgi edinebilirsin.
KVKK ve GDPR kapsamında tercihlerinizi yönetebilirsiniz.
Çerez Tercihlerinizi Yönetin (KVKK & GDPR)
Zorunlu Çerezler Sitenin çalışması için gereklidir. KVKK madde 5/2-f kapsamında işlenmektedir.
Analitik Çerezler Site performansını anlamamızı sağlar. GDPR 6/1-a, KVKK 5/1-a kapsamında işlenir.
İşlevsel Çerezler Kullanıcı deneyimini iyileştirir. GDPR 6/1-a, KVKK 5/1-a kapsamında işlenir.