İçeriğe geç

Çağ Açan Lider: Fatih Sultan Mehmed’in Hayatı

Çağ Açan Lider: Fatih Sultan Mehmed'in Hayatı

Bir Şehri Değil, Bir Çağı Fetheden Liderin Hikayesi

Tarihte bazı isimler vardır ki yalnızca bir milleti değil, bir çağı değiştirir. Fatih Sultan Mehmed, işte bu isimlerden biridir. O, yalnızca bir şehir değil; geçmişi, geleceği ve medeniyetin yönünü fetheden bir liderdi. Bu yazıda onun doğumundan fetihlerine, kurduğu düzenlerden ölümüne kadar uzanan büyük yolculuğunu keşfedeceğiz.

Doğumla Başlayan Bir Kader

29 Mart 1432 sabahı, Edirne sarayında doğan Mehmed, Osmanlı tahtında en gerideki şehzadelerden biriydi. Annesi Hüma Hatun, gayrimüslim kökenli bir cariyeydi. Taht sırası neredeyse yoktu ama kader onun için başka bir yazgı hazırlıyordu. Altı yaşındayken ağabeyinin ölümüyle Rum sancakbeyi oldu. Molla Gürani gibi disiplinli hocalar sayesinde kısa sürede Kur’an’ı öğrendi ve liderlik vasıfları gelişmeye başladı.

İlk Tahta Çıkış: Çocuk Yaşta Saltanat

1444 yılında babası II. Murat, tahtı oğlu Mehmed’e bıraktı. Henüz 12 yaşındaki şehzade, Edirne’de sadrazamın gözetiminde hüküm sürmeye başladı. Ancak içerideki çekişmeler ve dış tehditler devletin dengesini sarstı. Macarların saldırıya geçmesi, Orhan Çelebi’nin Bizans destekli isyanı ve Hurufi tarikatına gösterdiği ilgi genç padişahın tahtını salladı. 1446’da babası tekrar tahta çağrıldı. Mehmed, sessizce Manisa’ya döndü.

Gerçek Tahta Çıkış ve Fetih Hedefi

1451’de babasının vefatıyla ikinci kez tahta çıkan Mehmed artık çok daha kararlıydı. İlk iş olarak devletin güvenliğini sağladı, iç isyanları bastırdı. Ancak aklında tek bir büyük hedef vardı: İstanbul’u fethetmek. Bizans’ın şehzade Orhan’ı tehdit unsuru olarak kullanması, Mehmed’in kararını pekiştirdi. Rumeli Hisarı’nı inşa ettirdi, Macar ustalara dev toplar döktürdü, diplomatik yollarla çevresindeki düşmanları oyaladı.

İstanbul’un Fethi: Surların Ötesindeki Zafer

6 Nisan 1453’te kuşatma başladı. Bizans surlarına karşı dev toplar dövüyor, Haliç’e gerilen zincir Osmanlı donanmasını durduruyordu. Fatih, dahiyane bir kararla 72 gemiyi karadan yürüterek Haliç’e indirdi. Bu taktik, yalnızca düşmanı şaşırtmakla kalmadı; dönemin koşullarına göre oldukça gelişmiş bir askerî mühendislik başarısı olarak tarihe geçti. 53 gün süren direnişin ardından, 29 Mayıs sabahı Ulubatlı Hasan surlara sancağı dikti. Böylece bin yıllık Bizans çöktü, Orta Çağ kapanıp Yeni Çağ açıldı. Fatih artık yalnızca bir padişah değil, tarihin yönünü değiştiren bir liderdi.

Yeni Başkent: İstanbul’un Dirilişi

Fatih, fetihle yetinmedi; şehri yeniden inşa etti. Ayasofya’yı camiye çevirdi ama Rum Ortodoks Patrikhanesi’ni de tekrar kurdurdu. Yahudi ve Ermeni cemaatlerine özerklik tanıyarak İstanbul’u çok kültürlü bir imparatorluk başkentine dönüştürdü. Topkapı Sarayı’nı inşa ettirdi. Kendisine karşı olan Sadrazam Çandarlı Halil Paşa’yı idam ettirerek yönetimde tam yetkiyi aldı.

Seferler ve Zaferler: Bir İmparatorluğun Kuruluşu

Fatih, 30 yıl süren hükümdarlığında 25 büyük sefer düzenledi:

  • Balkanlar: Sırbistan (1459), Mora (1460), Bosna-Hersek (1463), Arnavutluk (1479), Eflak ve Boğdan alınarak sınırlar batıya genişletildi.
  • Anadolu: Trabzon Rum Devleti (1461), Sinop ve Candaroğulları, Karamanoğulları (1474) ve Akkoyunlular Otlukbeli Savaşı (1473) ile bertaraf edildi.
  • Denizlerde: Ege adaları, Kırım (1475) ve Otranto (1480) fethedildi. Karadeniz Türk gölü hâline geldi.

Papalık bile onun karşısında çaresizdi; Otranto’nun fethinde Roma’nın korkudan titrediği kaydedilir.

Yenilikler ve Bilime Açılan Kapılar

Fatih yalnızca bir savaşçı değil, aynı zamanda derin düşünceye sahip bir entelektüeldi. Fatih Kanunnamesi ile devletin idarî yapısını sağlam temellere oturttu; kardeş katli maddesiyle ise merkezi otoriteyi güçlendirdi. İstanbul’da inşa ettirdiği Fatih Külliyesi ve Sahn-ı Seman Medreseleri, Osmanlı’da yükseköğretimin kurumsallaşmasında dönüm noktası oldu.

Ali Kuşçu gibi dönemin önde gelen bilim insanlarını İstanbul’a davet ederek ilim dünyasını başkentte topladı. Sanat ve kültüre olan ilgisiyle yalnızca sarayını değil, bir çağın ruhunu da şekillendirdi. “Avnî” mahlasıyla divan tarzında şiirler yazdı; kalemini de bir fetih aracı olarak gören bu yönüyle edebiyatın saray çevresinde gelişmesine öncülük etti. Portresini İtalyan ressam Gentile Bellini’ye çizdirmesi, hem Batı ile kültürel temasını hem de kişisel vizyonunu ortaya koydu. Donanmayı güçlendirdi, deniz ticaretini teşvik etti; böylece Osmanlı’nın denizlerdeki varlığını kalıcı hâle getirdi.

Ölüm ve Ardındaki Sessizlik

1481’de gizli tuttuğu bir sefere çıkarken Gebze yakınlarında hastalandı. 3 Mayıs’ta, henüz 49 yaşında hayatını kaybetti. Ölüm sebebi olarak gut hastalığı söylense de zehirlendiği de iddia edilir. Seferin yönü bilinmemekle birlikte Mısır veya Roma olduğu tahmin edilir. Ölüm haberi üzerine Papa’nın günlerce çan çaldırması, Avrupa’da bıraktığı etkiyi gösterir. Fatih, İstanbul’daki kendi adını taşıyan camide, yalnız başına yatmaktadır.

Fatih’in Ardında Bıraktıkları

Fatih Sultan Mehmed, yalnızca şehirleri değil, fikirleri fetheden bir liderdi. Bilimi, hukuku, eğitimi ve sanatı bir araya getirerek Osmanlı’yı imparatorluk hâline getirdi. Onun kurduğu sistem yüzyıllar boyunca Osmanlı’nın çekirdeğini oluşturdu. Her fetih, sadece toprak genişletmek değil; aynı zamanda kültürleri buluşturmak, yeni bir düzen inşa etmek anlamına geliyordu.

Fatih’in açtığı kapılar, yalnızca 15. yüzyılın değil, bugün hâlâ üzerinde yürüdüğümüz medeniyetin temellerini attı. İstanbul, onunla birlikte yalnızca Osmanlı’nın başkenti olmadı; doğuyla batının, geçmişle geleceğin kesiştiği bir merkez hâline geldi. Bugün hâlâ Fatih’in yaptırdığı eserler ayakta, ismi ise saygıyla anılıyor.

Gücünü yalnızca kılıçtan değil, kalemden, kitaptan ve adaletten alan bir hükümdarın ardından dünya, artık eskisi gibi olmadı. Belki de onun gerçek zaferi, fethettiği şehirlerden ziyade; kurduğu adaletli, çok kültürlü ve ileri görüşlü yönetim sisteminde saklıydı.

Kerim Yarınıneli/KerimUsta.com

Kaynak

  1. İnalcık, Halil. Fatih Sultan Mehmed Han. Kronik Kitap, 2019.
  2. Emecen, Feridun M. Fetih ve Kıyamet: İstanbul’un Fethi. Timaş Yayınları, 2020.
  3. Kafadar, Cemal. Between Two Worlds: The Construction of the Ottoman State. University of California Press, 1995.(Eserin Türkçe çevirisi bulunmamaktadır.)
📅 Güncellenme: 14.12.2025 (İlk yayın: 04.08.2025)
Beğendiyseniz Paylaşın
👁️ Bu yazı 1 kez okundu
Kerim Usta

Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise "Sevda"…

Tüm Yazılar

Yorum yapmaya ne dersiniz?

Sitemiz, deneyimini geliştirmek için çerezleri kullanır. Gizlilik Politikamız ve Aydınlatma Metni hakkında daha fazla bilgi edinebilirsin.
KVKK ve GDPR kapsamında tercihlerinizi yönetebilirsiniz.
Çerez Tercihlerinizi Yönetin (KVKK & GDPR)
Zorunlu Çerezler Sitenin çalışması için gereklidir. KVKK madde 5/2-f kapsamında işlenmektedir.
Analitik Çerezler Site performansını anlamamızı sağlar. GDPR 6/1-a, KVKK 5/1-a kapsamında işlenir.
İşlevsel Çerezler Kullanıcı deneyimini iyileştirir. GDPR 6/1-a, KVKK 5/1-a kapsamında işlenir.