
Yusuf el-Hemedani: Horasan’ın Gönül Mimarlarından
Yusuf el-Hemedani (440-535/1048-1140), bugünkü İran sınırları içinde yer alan Hemedan şehrinde dünyaya gelmiş, dönemin hem ilmî hem de manevi dünyasında derin izler bırakmış bir mutasavvıftır. Künyesi Ebû Ya‘kūb olan Hemedânî, daha genç yaşlarında ilme yönelmiş; fıkıh, hadis ve kelam gibi temel dinî disiplinlerde güçlü bir birikim elde etmiştir. Bu ilimlerle kemale erdikten sonra kalbin ilmine, yani tasavvufa yönelmiş ve bu alanda da zamanının önde gelen isimlerinden biri hâline gelmiştir.
İlim ve irfan yolculuğu onu Buhara, Semerkand ve Merv gibi büyük medeniyet merkezlerine taşımıştır. Bu şehirlerde hem dersler vermiş hem de vaaz ve irşad faaliyetlerinde bulunarak geniş kitlelere hitap etmiştir. Onun adı, Hâcegân silsilesinin en önemli halkalarından biri olarak anılır; bu yönüyle Nakşibendî geleneğinin manevi temellerini atan zatlardan biri kabul edilir.
Tasavvufî Duruşu ve Öğretileri
Yusuf el-Hemedani’nin tasavvufi anlayışı, şeriat ve tarikatı bir bütün olarak görmeye dayanır. O, Kur’an ve Sünnet’e bağlılığı her daim merkeze koymuş, tasavvufu İslam’ın özüne aykırı bir mecra değil, onun derinlikli yorumu olarak sunmuştur. Öğretileri, bugün dahi sükûnetle hatırlanan ve gönüllerde yankı bulan esaslar üzerine kuruludur:
Zikir ve Murakabe: Allah’ı kalben anmak ve nefsin iç yüzünü tefekkürle kavramak, onun tasavvuf anlayışının temel taşlarındandır.
Tevazu ve Hizmet: Mürşide hizmeti, nefsi ezmenin ve kalbi yüceltmenin yolu olarak görmüş; alçakgönüllülüğü manevi yükselişin anahtarı saymıştır.
Takva ve Zühd: Dünya nimetlerine mesafeli, helal kazanca ve sürekli ibadete dayanan bir hayatı tavsiye etmiş, kalbin Allah’a yönelmesini merkeze almıştır.
En tanınmış halifesi, daha sonra Nakşibendiyye yolunun sistemleştiricisi olacak Abdülhâlık-ı Gucdüvânî’dir. Bu bağ, Hemedânî’nin manevi mirasının yalnızca yaşadığı çağla sınırlı kalmadığını, sonraki asırları da şekillendirdiğini gösterir.
Eserleri ve Mirası
Yusuf el-Hemedani’ye atfedilen en önemli eserlerden biri, “Rutbetü’l-Hayât” (Hayatın Mertebesi) adlı risaledir. Bu eser, insanın içsel yolculuğuna ışık tutar; nefsin terbiye edilme yollarını ve ruhun kemale erme basamaklarını ele alır. Ayrıca menâkıbnâmelerde onunla ilgili pek çok rivayet yer almakta, sözleri ve kerametleri nesilden nesile aktarılmaktadır.
1140 yılında Merv’de vefat eden Yusuf el-Hemedani’nin kabri, bugün Türkmenistan sınırları içinde yer almakta ve bir ziyaretgâh olarak kabul edilmektedir. Ancak asıl ziyareti, onun fikirlerine, haline ve hikmetine yönelen gönüller gerçekleştirmektedir.
Yusuf el-Hemedani, şeriat ve tasavvufu meczeden duruşuyla, yalnız kendi dönemine değil, bugünün arayış içindeki insanına da hitap etmeye devam eden bir mürşittir. Onun bıraktığı iz, sadece toprakta değil; kalplerde, dualarda ve yollarını arayan dervişlerin gönlünde yaşamaktadır.
Kerim Yarınıneli/KerimUsta.com
Kaynak
TDV İslâm Ansiklopedisi, Yusuf el-Hemedânî maddesi, Cilt: 44, s. 12–13.