İslam Halifesi, Yavuz Sultan Selim’in Sözleri

İslam Halifesi, Yavuz Sultan Selim’in Sözleri

İslam Halifesi, Yavuz Sultan Selim’in Sözleri

Yavuz Sultan Selim, Osmanlı’nın dokuzuncu padişahı ve 88. İslam halifesidir. Babası II. Bayezid, oğlu Kanuni Sultan Süleyman’dır. Anadolu, Suriye, Mısır ve Hicaz’ı fethetmiş, İslam dünyasının lideri olmuştur. Cesur, adaletli, dindar ve şiir sever bir kişiliği vardır. Kendisine “Hâdimü’l–Haremeyni’ş–Şerîfeyn” unvanı verilmiştir.

Devamını oku

Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Seferi

Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Seferi ve SonrasıProf. Dr. Remzi KILIÇ

Yavuz Sultan Selim’in (1512-1520) iktidarına kadar, Osmanlı Devleti bir Balkan veya Avrupa Devleti olarak görülmekteydi. Osmanlı Devleti, Sultan Selim devrinde çok ciddi olarak Doğu’ya yönelmiş, Asya ve Afrika kıtalarında geniş topraklar elde etmiştir. Bu değişikliğin sebebi İran’daki Safevîlerin Anadolu’nun Doğu ve Güneydoğu bölgesi için tehlikeli bir politika izleyerek, Anadolu’yu istilâ etmeyi amaçlaması ve Osmanlı Devleti’ni parçalamak istemesidir.

Ayrıca, Sultan Selim’in Sünnî akideyi güçlendirerek, İslam dünyasının birliği siyasetini gütmesidir, diyebiliriz. Yine Sultan Selim, Anadolu’nun birliğini ve bütünlüğünü korumayı düşünerek Safevî hanedanı tarafından tehdit edilen Doğu hudutlarını sağlamlaştırmak ve Safevî tehlikesini tamamen ortadan kaldırmak istemiştir.

Devamını oku

Yavuz Selimden İbretlik Hikaye

Yavuz Selimden İbretlik Hikaye

Yavuz Selimden İbretlik Hikaye “Biz Türkler bir defa üzerine oturduğumuz şeyi, sırtımıza almayız.”

Vakti zamanında Acem şahı, Osmanlı devletinin büyüklüğünü ve şaşaasını kıskanmaktadır. Ve bunu her davranışıyla ortaya koymaktadır.

Şah Osmanlı”ya bir şey yapamadığından, hıncını oraya tayin edilen elçilerden almaktadır. Oraya tayin edilen elçilere sade kötü muamele yapmakla kalmayıp, işkence dahi etmektedir.
Yavuz Sultan Selim, şaha bir mektup göndermek istemektedir. Amma onu götürecek kimse, hem onun kötü muamelesine dayanacak kadar cesur hem de Osmanlının itibarını koruyacak kadar da vakur olmalıdır.

Devamını oku

Osmanlı Elçisinin Şaha Tokat Gibi Cevabı

Osmanlı Elçisinin Şaha Tokat Gibi Cevabı

Osmanlı Elçisinin Şaha Tokat Gibi Cevabı

Vakti zamanında Acem şahı, Osmanlı devletinin büyüklüğünü ve şaşaasını kıskanmaktadır. Ve bunu her davranışıyla ortaya koymaktadır.

Şah Osmanlı’ya bir şey yapamadığından, hıncını oraya tayin edilen elçilerden almaktadır. Oraya tayin edilen elçilere sade kötü muamele yapmakla kalmayıp, işkence dahi etmektedir.

Yavuz Sultan Selim, şaha bir mektup göndermek istemektedir. Amma onu götürecek kimse, hem onun kötü

Devamını oku

Padişah Yavuz Sultan Selim

Yavuz Sultan Selim

YAVUZ SULTAN SELÎM HAN

Babası: İkinci Bâyezîd Han
Annesi: Âişe Hâtûn
Doğumu: 10 Ekim 1470
Vefâtı: 21/22 Eylül 1520
Tahta Geçişi: 24 Nisan 1512
Saltanat Müddeti: 8 sene 4 ay 28 gün
Halîfelik Sırası: 74

Osmanlı sultanlarının dokuzuncusu ve İslâm halîfelerinin yetmiş dördüncüsü. Sultan İkinci Bâyezîd Han’ın oğlu. 10 Ekim 1470’de Âişe Hâtun’dan Amasya’da doğdu. Küçük yaşta İstanbul’a gönderilen Selîm, dedesi Fâtih Sultan Mehmed Han’ın terbiyesinde yetişti. Şehzâde Selîm; Kur’ân-ı kerim, tefsir, hadîs ve fıkıh dersleri yanında yüksek fen ilimlerini de öğrendi. Diğer taraftan ata binmek, güreş tutmak, ok atmak ve kılıç kullanmak da öğretildi. Çokçevik ve zekî idi.

Devamını oku

Yavuz Sultan Selim ve Muhyiddin Arabi Hazretleri

Yavuz Sultan Selim ve Muhyiddin Arabi Hazretleri

Yavuz Sultan Selim ve Muhyiddin Arabi Hazretleri

Yavuz Sultan Selim, 24 Ağustos, 1516 tarihinde “Mercidâbık” savaşını kazandıktan sonra Haleb’e girmiş, iki hafta sonra da oradan ayrılıp Eylül ayı sonunda Şam’a ulaşmıştı. Buradan Mısır’a geçmeden önce de 15 Aralık’a kadar Şam’da kalmıştı. Yavuz Şam’da kaldığı sıralarda, Muhyiddin Arabî Hazretleri’nin (v.638/ 1240) bir kitabında geçen “Sin Şin’a girince Mim’in kabri ortaya çıkar” şeklindeki bir ifadeyi, büyük alim Kemal Paşazade ile birlikte incelemişlerdi. Burada “Sin”in Selim’e, “Şin”ın Şam’a, “Mim”in de Muhyiddin’e işaret olduğu kanatine varılmıştı.

Devamını oku

Yavuz Sultan Selim’in Şifreli Şiiri

Yavuz Sultan Selim Han bu beyiti Şah İsmail’e yazmıştır. Hikayesi şöyledir:

Yavuz şiire, edebiyata ve satranç oynamaya meraklı biridir. Aynı şekilde Şah İsmail’de de bu özellikler vardır. Sarayında ünlü şairleri barındırır ve çok iyi satranç oynar. Bunu bilen Yavuz Şahın  bu özelliğinden yararlanmak ister. Tebdili kıyafetle (gezgin bir abdal kılığında) şahın ülkesine gider. Hanlarda , Kervansaraylarda satranç oynayarak önüne geleni yener. Haber şaha ulaşır. Şah der ki çağırın birde benimle oynasın. Yavuz Şah’ı da yener. Şah sinirlenir ve Yavuz’a der ki: ” sen edep nedir bilmez misin? Hiç şahlar mat edilir mi?” Elinin tersiyle Yavuza bir tokat atar. Şahın kızdığını anlayan Yavuz onu yücelten şiirler okumaya başlar. İşte şahın huzurundan ayrılırkende bu şiiri okur. Ancak Şah İsmail hala onun Yavuz Sultan Selim olduğunu anlamamıştır.

Devamını oku

Yavuz Sultan Selim Han’ın Kılıcı

Yavuz Sultan Selim Han'ın KılıcıCihan padişahı Yavuz Sultan Selim Han, devamlı sade giyinirdi. Bunun sebebini de kendisi şöyle açıklamıştır:
“Süslü ve şaşaalı giyinmek külfetten başka bir şey değildir. Niçin boş yere bu külfete katlanalım.”Cihan Padişahı sade giyindiği için devlet erkanı da böyle davranmak zorunda kalırdı.

Bir gün Venedik elçisi (Antonio Jüstiniani) İstanbul’a gelir ve huzura çıkmak için izin ister. Bunun üzerine vezirler, eskiyen elbiselerini değiştirme ihtiyacı hissederek sadrazam aracılığı ile durumu Yavuz Sultan Selim Han’a bildirirler. Yavuz Sultan Selim bu isteği münasip görür ve izin verir.

Elçinin geleceği gün, bütün vezirler yeni elbiseleriyle padişahın huzuruna varırlar. Ancak gördüklerine inanmayarak dehşet ve hayrete düşerler. Zira Sultan Selim Han’ın üzerinde yine o eski ve sade elbiseleri vardır.

 

Tahtına oturmuş, keskin kılıcını da çekip tahtın basamağına koymuştur. Karşı pencereden vuran gün ışığı

Devamını oku

Kendi Irkına İhanet Edenin Sonu Budur

Kendi ırkına İhanet Edenin Sonu Budur

Bir Gün Padişah Yavuz Sultan Selim pazarda gezerken keklik satılan bir tezgah görür ve keklik satılan tezgaha yönelir. Bütün keklikler 1 altındır fakat bir tanesi ayrı bir kafes içinde ve 100 altındır.

Yavuz Sultan Selim sorar:

-Bunlar 1 altın da bu neden 100 altın?

Satıcı:
-Hünkarım 100 altınlık olan ötüşüyle diğer keklikleri kendine çeker ve yakalanmalarını sağlar.

Devamını oku

Yavuz Sultan Selim’in Tih (Sina) Çölünü Geçişi

Yavuz Sultan Selim'in Tih (Sina) Çölünü Geçişi

YAVUZ SELİM MISIR SEFERİ

Yavuz sultan Selim Timur ve Cengiz Han’ın geçmeye cesaret edemediği vahşi bir çöl olan Sina(Tih vadisi) çölünü zamanın imkanları ile onüç günde nasıl geçti?
Yavuz sultan Selim, Memlükler’e karşı 1516 yılında Mısır’ı fethetmek için askeri erkanıyla sefere çıkar. Bu seferde Timur ve Cengiz Han’ın geçmeye cesaret edemediği vahşi bir çöl olan Sina(Tih vadisi) çölünü zamanın imkanları ile onüç günde geçmesi tarih kitaplarında bu seferden daha çok dikkat çekmiştir. Hatta büyük bir askeri deha sayılan Napolyon bile, Yavuzdan 300 yıl sonra Sina çölünden geçmeyi denemiş ama geçememiştir. Askerleri soğuk ve susuzluktan telef olmuştur.

Devamını oku

1 2