Kırgızlar Hakkında Bilgiler

Kırgızlar Hakkında Bilgiler

Kırgızlar (M.O. 202 – M.S. 960)
Kırgızların anayurtları Kögmen (Sayan) Dağları’nın kuzeyi ve Yenisey nehrinin kollarında bulunan Kem havzası idi. Kırgız adının kırgezmek’ten veya Kırk Oğuz’dan geldiği konusunda fikirler vardır. Çince metinlerde Kırgız ismi değişik şekillerde yazılmıştır. Kırgızlar, ilk defa Büyük Hun İmparatorluğu’nun hükümdarı Motu (Mete) zamanında zikredilmişlerdir. M.Ö. 202 yılında Hunlara bağlanan Kırgızlardan bundan sonra bahis yoktur. Bu esnada

Epigrafi Nedir? Epigrafi Hakkında Bilgi

Epigrafi Nedir? Epigrafi Hakkında Bilgi

Epigrafi; Fransızca épigraphie kelimesinden dilimize girmiş olan ve Yazıt Bilimi olarak adlandırılan bilim dalıdır. Bu bilimle uğraşan kişilere yazıt bilimci ya da epigrafist denir. Epigrafi, tarihi yapıtlarda bulunan yazıları ve yazıtları inceleyerek tarihe çok değerli katkılar sağlamaktadır. Yazıt bilimi ciddi bir bilim dalıdır ve akademik bir eğitimi, bilgiyi, birikimi, deneyimi gerektirir. Günümüzde tahribata uğramış yazıtların, lazer, 3 boyutlu teknoloji ve resim filtreleme teknikleriyle daha kolay analizleri yapılabilmektedir.

Yazıt bilimci(epigrafist) görevlerinden bazıları

* Bir yazıtı bulmak,
* Ayrıntılı olarak belgelemesini yapmak,
* Paleografik ve kaligrafik özelliklerini tespit etmek,

Türklerin Kökeni

Milattan sonra VI. yüzyıl ortalarından başlayarak, önceleri siyasi ve daha sonraları etnik bir mana olan Türk adının ilk defa ne zaman ve nerede kullanılmaya başlandığı kat’iyetle tespit edilemiyor. Kaynakların kıtlığı, ve mevcut kayıtların da karışık olması – bu meselenin hallinde en mühim engeli teşkil ediyor. Türkler kendileri en eski tarihlerine dair yazılı kaynaklar bırakmadıkları için Türk tarihinin eski devirlerini ancak Türklerin komşuları ve çok eski yazılı kaynaklara sahib olan Çinliler vasıtasiyle öğrenmek mecburiyetinde kalıyoruz.

M.Ö. XVIII. yüzyıla kadar çıkan Çin kayıtlarında Çin’in kuzeyine düşen Tik1 adıyla bir kavim zikrediliyor. Buradaki “Tik” ile “Türk” arasında bir münasebet  istiyenler olmuşsa da – bunun ciddi telakki edilmesi imkansız gibi görülüyor. İran efsanelerindeki “turan” ile “Türk”ü aynı köke bağlamanın da ne dereceye kadar doğru olduğu kat’iyetle tespit edilemiyor; maamafih “tur” kökünün “Türk” ile herhangi bir şekilde ilgili olması muhtemeldir. Avesta’nın Sanskritçe tercümesinde “Tura” ve “Truşkah” olarak gösterilen kavim adının Türklere ait olduğu zannediliyor. Avesta’nın bir kısmını teşkil eden Bahman Yaşt’ta birçok kavmin adı zikredilirken, “Xuon Turk” adı da geçiyor; şayet bu söz doğru okunmuşsa Hindistan’a geçen Hunlara “Türk” adı verilmiş olduğu anlaşılıyor; fakat Avesta’nın tercümesi daha sonraki zbir zamana ait olduğundan, buradaki etnik kayıt ve izahların daha evvelki devirler için fazla kıymetli olmadığı aşikardır. Herodot’un eserindeki “Jurkae” ve Pomponius Mella’daki “Turkai” (Mil. sonra I. yüzyılda kaleme alınmıştır) sözlerinde “Türk” adını görmek isteyenler olmuşsa da, bu hususta kat’i bir şey söylemek imkansızdır.