Tasavvufta Kullanılan Çeşitli Kelimeler ve Anlamları

Tasavvufta Kullanılan Çeşitli Kelimeler ve Anlamları

* SÛFÎ
Tasavvufî hayat tarzını benimseyerek Hakk’ın yakınlığını kazanmaya çalışan kimse.

* MUTASAVVIF
Tasavvufî hayat tarzını benimseyen ve bu yolla Hakk’ın yakınlığını kazanmaya çalışan kişi.

* ZÜHD
Kulun Hakk’ın dışındaki her şeyi terketmesi anlamında bir tasavvuf terimi.

* MELÂMET
Bir tasavvuf terimi; III. (IX.) yüzyılda Horasan bölgesinde ortaya çıkıp daha sonra bütün İslâm dünyasında yaygınlık kazanan tasavvuf

Elvan-ı Şirazi Hakkında Bilgi

Kerim Usta -Yüzyıllara Göre Divan Edebiyatı
Hayatı hakkında kaynaklarda yeterli bilgi bulunmasa da,Orhan Gazi zamanında Anadolu’ya yerleşen Türkleşmiş İranlı bir aileye mensup bulunduğu ve ataları Şîrazlı olduğundan Şîrâzî nisbesiyle tanındığı ileri sürülmektedir.

Şeyh Elvan-ı Şirazî, Mahmud Şebüsteri’nin Gülşen-i Râz adlı Farsça eserini 1426’da Türkçeye tercüme ederek II. Murad’a sunmuştur. Tercüme-i Gülşen-i Râz’ı tamamladığı 829 (1426) yılında elli yaşında olduğunu bildirmesinden hareketle (Süleymaniye Ktp., Mihrişah Sultan, nr. 173, vr. 7a) 779’da (1377) doğduğunu söylemek mümkündür.Elvân-ı Şîrâzî’nin ölüm tarihi de belli değildir.

Gülşen-i Râz’ın Farsça aslı 1000 beyit olduğu halde çevirisi 3000 beyte yakındır. Mefâ’îlün mefâ’îlün fe’ûlün

Evhadüddîn Kirmânî Kimdir?

kirmani

EVHADÜDDÎN  KİRMÂNÎ KİMDİR…..?
Mutasavvıf ve Şafiî mezhebi fıkıh âlimi. Künyesi Ebû Hâmid olup, Evhadüddîn lakabı ve Kirmânî nisbetiyle tanınır. Tanındığı nisbetinden, İran’da Kirman taraflarından olduğu anlaşılmaktadır. Bağdad’da ilim tahsil etti. Evliyâdan Rükneddîn Süncâsî’nin hizmetine girdi. Şihâbüddîn Sühreverdî hazretleriyle görüştü. Abbasî halîfesi Nasır bin Müstedî, halifeliğini tanıyan bütün İslâm memleketlerine, fütüvvet teşkilâtını yeniden canlandırmanın lüzumuna dâir mektûplar gönderdi. Bu meyânda bu teşkilâtı canlandıracak, insanları, kardeşlik bağlarıyla birbirine bağlıyacak, zâhir ve bâtın ilimlerinde kâmil kimseleri de o memleketlere gönderdi. Evhadüddîn Kirmânî de talebesi Ahî Evren ile birlikte 602 (m. 1205) yıllarında Anadolu’ya geldi. Muhyiddîn-i Arabî, Şems-i Tebrîzî, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî gibi zamanın büyükleriyle görüştü. Konya’ya yerleşti. Kendisi için kurulan dergâhta dersler verip talebe yetiştirdi. Kasaba ve köylere yetiştirdiği talebelerini gönderdi. Anadolu’nun birçok kasaba ve köyünü tek tek dolaştı, insanlara Allah aşkını, din kardeşine muhabbetin lüzumunu, din bilgilerini öğrenip tatbik etmenin gerekli olduğunu anlattı. Belâlara sabredip, ele geçen mala kanâat etmenin, din kardeşinin malını, namusunu, canını da korumanın lâzım olduğunu bildirdi. Yazmış olduğu şiirlerinde de bu sözlerini nakletti. Eserlerinden “Misbâh-ül-ervâh” ve “Menâkıb”ı meşhûrdur.