Şair Mihri Hatun Hakkında Bilgi

Şair Mihri Hatun Hakkında Bilgi
Amasyalı Gümüşoğulları ailesine mensup olan Mihrî Hatun 1460 yıllarında doğmuştur. Evliya Çelebi isminin Mihrimah, mahlasının Mihrî olduğunu kaydeder. Mevlânâ Belâyî adında bir kadının kızı olan Mihrî Hatun, fıkhî, dînî ve edebî bilgileri, Arapça ve Farsçayı öğrenmiş kültürlü bir şairdir. Amasya valisi olan Şahzade Bayezid’in etrafında oluşan edebî meclislerde bulunan, şehzâdenin annesi ve sarayın önde gelen hanımları ile de arkadaşlık eden Mihrî Hatun, sarayla olan ilişkisini Şehzade Ahmed’in Amasya valiliği sırasında da sürdürmüştür.

Hem Bayezid’e hem de oğlu Şehzade Ahmed’e kasideler yazan Mihrî Hatun, II. Bayezid’in 1481 yılında padişah

Adli Hakkında Bilgi (2.Beyazıt)

Kerim Usta -Yüzyıllara Göre Divan Edebiyatı
Adlî (II. Bayezid) Fatih’in oğlu ve Yavuz Sultan Selim Han’ın babası olan Bayezid 1447 yılında Dimetoka’da doğmuştur. Sekiz yaşında Hadım Ali Paşa’nın nezâretinde Amasya valiliği verilmiştir. Devrinde en iyi şekilde öğrenim görmüş, Arapçayı ve Farsçayı öğrenmiştir.

Molla Selahaddin, Mîrim Çelebi, Hâmidî ve Molla Abdulkadir gibi devrin önde gelen âlimleri elinde yetişen ve Şeyh Vefa gibi mutasavvıflardan da istifade eden Bayezid babası Fatih ve dedesi II. Murad gibi ilim ve sanat adamlarına değer vermiş, Amasya valiliği zamanında etrafınd a ilim ve sanat meclisleri oluşturmuştur. Bu dönemde zevk ve eğlenceye düşkün olan Bayezid’i babası azarlamıştır. Hatta bu durumdan sorumlu tuttuğu Müeyyedzade Abdurrahman Efendi’yi cezalandırmak istemiştir. Ancak şehzad e kendisini toplamış ve bu hâllerini terk etmiştir.

Mihri Hatun Kimdir?

MIHRI HATUNOsmanlı divan edebiyatının ilk kadın şairlerinden biri olan Mihrî Hatun, 1460’da şehzadeler sancağı Amasya’da dünyaya gelmişti. Babası Belayî mahlası ile şiirler de yazmış olan kadı Hasan Amasyevî, dedesi ise Halvetî şeyhlerinden Şücaeddin Pir İlyâs idi.

Ailesinin imkanları sayesinde daha kız mekteplerinin bile olmadığı bir zamanda konak terbiyesi, görmüş çok iyi bir eğitim almıştı. Babasından Arapça ve Farsça öğrenmiş şiir için gerekli altyapısını oluşturmuştu. Dönemin bütün ilimleri ile yakından veya uzaktan bir şekilde ilgili olan Mihrî’nin eğitimi hakkında Evliya Çelebi “yetmiş cild kitâb-ı muteberi hıfzedüp cümle ulemayı mübahase-i ulüm ve fünunda aciz bırakmış.” (yetmiş cilt önemli kitabı okuyup bütün bilginleri bilim ve fende aciz bırakmıştır) diyerek iltifat etmiştir. Bu donanımı Mihrî Hatun’a daha II. Bayezid’in şehzadeliği döneminde sarayın kapılarını ardına kadar açmıştır.

Saray demek güvence demekse de O bu rahatlığı hiçbir zaman yaşayamamıştı zira Mihrî Hatun aldığı eğitim ve söylediği şiirler kadar dillere destan güzelliği ile de dikkatleri çekmiş bir kadındı. Bu güzelliğinin farkında olan babası ona Mihrî ismini verirken bazı kaynaklarda ismi Mihrünnisa (kadınlığın güneşi) veya Fahrünnisa (kadınlığın övüncü) olarak anılmaktadır.