Türk-İslam Edebiyatında Mitolojik Hüma Kuşu

Türk ve İslam Edebiyatında Mitolojik Hüma Kuşu

Menşei Mezopotamya’daki daha eski devrelere uzanmakla birlikte, bilhassa Asur Hüma: Hüma devrinden beri fırtına ve gök gürültüsü, yağmur, aynı zamanda bitki ve bereketlilik tanrısıyla özdeşleşen güneş tanrısının, dolayısıyla tanrının yeryüzündeki temsilcisi olan hükümdarın da sembolü olur. Bu sembol bir daire içinde kanatlı bir insan figürüdür. Veya sadece bir kuşun kanatları ve kuyruğu ile süslü bir disktir. Bu sembol Asur’daki kabartmalarda savaş sırasında veya savaştan zaferle dönerken Asur kralının başı üzerinde görülür. Aynı sembol, İranlılarda Hürmüz’ün sembolüne benzemektedir.

İslâmiyet’te devlet ve iktidarla, baht ve talihle birleştirilmiş ve İslâm edebiyatın da Hüma kuşu,

Kommagene Krallığı Hakkında Bilgiler

Kommagene Krallığı
Kommagene Krallığı, Antik Çağda, Orta Anadolu’nun güneyinde krallık. Batıda Kilikya ve kuzeyde Kapadokya ile çevriliydi. Doğu sınırını Fırat Nehri çiziyordu. Bugünkü Adıyaman, Gaziantep ve Kahramanmaraş illerini kapsıyordu.

Asur kaynaklarında Geç Hitit döneminde Kummuh olarak anılan Kommagene Büyük İskender’den sonra Selevkosların egemenliğinde kaldı. Bulunduğu bölgenin Toros Dağlarındaki çeşitli yolların kavşak noktası olması Kommagene Krallığı’na, Roma ve Part imparatorluklarının arasında stratejik bir konum kazandırıyordu. Kommagene Krallığı Milattan Önce yaklaşık 162’de, çökmekte olan Selevkos İmparatorluğu’ndan ayrılarak bağımsız bir devlet oldu. Samosata (Samsat) bu küçük krallığın başkentiydi. Partlara karşı Romalıların gücünden ustaca yararlanan Kommagene kralı I. Antiokhos döneminde (MÖ y. 69- MÖ y. 34) krallığın gücü doruğuna ulaştı. Antiokhos adını yaşatmak için Nemrut Dağı’nın tepesine anıtsal heykellerle süslü görkemli bir mezar tepesi yaptırdı. Ancak Kral I. Antiokhos, Romalı komutan Lucullus’a boyun eğmek zorunda kaldı.

Mezopotamya Medeniyetleri ve Kültürleri

Mezopotamya Medeniyetleri ve Kültürleri

Ortadoğu’da Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan bölge. Mezopotamya günümüzde Irak kuzeydoğu Suriye güneydoğu Anadolu ve güneybatı İran topraklarından oluşmaktadır. Büyük bölümü bugünkü Irak’ın sınırları içinde kalan bölge tarihte birçok medeniyetin beşiği olmuştur.

Mezopotamya medeniyetlerin beşiği olarak kabul edilir. Bereketli toprakları ve uygun iklim şartları nedeniyle çok eski zamanlardan beri yerleşmeye sahne olmuş ve birçok istilaya uğramıştır. Bilinen ilk okur yazar toplulukların yaşadığı bölgede birçok medeniyet gelişmiştir. Mezopotamya Sümer Babil ve Asur gibi en eski ve büyük medeniyetlerin doğduğu ve geliştiği yerdir.

Hiçbir zaman Mezopotamya olarak anılan belirli bir siyasi mevcudiyet olmadığı gibi sınırları belirli bir idari bölge de değildir. Basit anlamda Yunan tarihçileri bu bölgeyi anmak için bu ismi anmışlardır.