Şeyh Şaraviden Nasihatlar

Şeyh Şaraviden NasihatlarMısırlı alim Şeyh Şa’ravi şöyle der:
Ben San Francisco’da iken bir müsteşrik bana sordu:
– Sizin Kuran’ınızda bulunan şeylerin tamamı doğru mu?
Cevap verdim:
– Kesinlikle evet.
Tekrar sordu:
– O halde Allah niçin kâfirlerin müminlere galip gelmesine imkân veriyor?

(Hâlbuki Kuran diyor ki:
“Allah kâfirlerin müminlere galip gelmesine asla imkân vermez.” Nisa: 141)
Dedim ki:
– Çünkü bizler müslümanız, mümin değiliz de ondan.
– Müminlerle Müslümanlar arasındaki fark nedir?
Şeyh Şa’rafi şöyle cevap verdi:
– Günümüzde Müslümanlar ,
namaz, zekât, hac ve Ramazan orucu gibi İslam’ın ibadet cinsinden bütün sembollerini yerine getiriyorlar fakat onlar tam bir sıkıntı ve yokluk içindedirlerİlmi, iktisadi, sosyal ve askeri sıkıntılar… vs.
Bu yokluk ve sıkıntıların sebebi nedir?

● Kuran’da geçen bir ayette şöyle denilir:
“Göçebe Araplar biz iman ettik, diyorlar. Onlara de ki: Siz iman etmediniz. Fakat Müslüman olduk, deyin. Çünkü iman henüz kalplerinize girmedi.” (Hucurat: 14).

Haleb’in Alimlerinin Yavuz Sultan Selime Mektubu

“Bismillahirrahmanirrahim,

Sultanımız Hazretlerine bildiririz ki,

Bizler Haleb’inalimleri, eşraf ve ayanı olarak; fakir Seyyid Ramazan ve Seyyid İbrahim, Ebu’l-Beka (Şafii Kadısı ), Şemsüddin El-Celali ( Hanefi Kadısı),Kadı Cemaleddin Yusuf (Hanbeli Kadısı), Kadı Muhammed (Maliki Kadısı) Muhammed bin Bayram, Ali bin Ömer, İbn-i Şini, İbn-iKaşşan, İbn-i Hucce, İbn-i Recep, İbn-i Salih, İbn-i Halil Beğ, İbn-i Sati, Cemalüddin, İbn-i Nefs, İbn-i Kasvan’ız.

Bütün Haleb’in büyükleri ve ayanları ve ahalisi olan bizler Sultan Selim Han’a itaat ediyor Ve kendi isteğimizle onun emirlerine hazır ve bağlı olduğumuzu bildiriyoruz.

İmamı Azam ve İmamı Buhari Arasında Bir Fark Varmı?

İMAMI AZAM VE İMAMI BUHARİ ARASINDABİR FARK VARMIYDI
Bismillâhirrahmânirrahîm
SORU: İmâm-ı A’zâm ile İmâm-ı Buhari arasında bir çatışma olduğundan söz ediliyor. Bu nedir?
CEVAP: İmâm-ı A’zâm ve İmâm-ı Buhari hazretleri konusu hakkında bazı yersiz ifadeler bulunmaktadır. Zira, bu iki büyük âlim arasında herhangi bir tartışma ve münazara olmamıştır. Çünkü, bu her iki büyük âlim muasır değiller, yani; aynı zamanda yaşamamışlardır. İmam-ı Burari hazretleri, imam-ı a’zam Ebû Hanife hazretlerinin

Üveysilik,Evliya,Mürşid,Ulema

Sual: Evliya nasıl tanınır, vasıfları nelerdir?
CEVAP
Çalışmak farz olduğu için, enbiya ve evliya da çalışır. Mesela Âdem aleyhisselam, çiftçilikle uğraşırdı. Nuh aleyhisselam marangoz, Davud aleyhisselam demirci idi. Evliya-i kiram da çeşitli meslek sahibi idiler. Allahü teâlâ, (Sevdiklerimi [evliyamı] halkın içinde saklarım, herkes tanıyamaz) buyuruyor. Onları tanıyan kimseler az da olsa vardır.

Evliyanın vasıflarından bazıları şöyle bildirilmiştir:
1- Evliyanın kerameti olur. Gaybı yalnız evliya değil, melekler ve hatta Peygamberler bile bilmez. Ancak Allahü teâlâ, dilerse, herhangi bir kuluna da bildirir. Peygamber efendimizin gaybı bildiren çok mucizesi vardır. Evliyanın da gaybı bildiren çok kerametleri görülmüştür.

2- Evliyayı gören kimsenin gönlü ona mail olur. Evliyanın her sözü, her hareketi İslam’a uygundur. Yanında bulunan kimselerin kalblerinde Allah korkusu ve Allah sevgisi hâsıl olur. Başka şeylerden soğur. Evliya, ölü kalbleri diriltir. Kalblerdeki pası temizler. Onun yanında duranın günah işleme arzusu yok olmaya başlar.

3- İtikadında bozukluk olan evliya olamaz. Amelde ve itikadda bid’atin zulmeti, evliyalık nurunun kalbe girmesine mani olur. Kalb, bid’atlerden temizlenmedikçe ve doğru itikad ile süslenmedikçe, hakikat güneşinin ışıkları oraya giremez.

Hamdun Kassar Nişaburi Kimdir?

Hamdun Kassar Nişaburi Kimdir?

Fıkıh, hadîs ve tasavvuf, âlimlerinden. İsmi Hamdûn bin Ahmed Kassâr en-Nişâbûrî olup, künyesi Ebû Sâlih’dir. Evliyânın büyüklerinden olup, vecîz sözleri, tatlı ve kalblere te’sirlidir. 271 (m. 884)’de Nişâbûr’da vefât edip, Hîre ismindeki kabristanda defn olundu. Ebû Türâb Nahşebî, Ali Nasrâbâdî, Ebû Hafs Nişâbûrî ve başka zâtların sohbetlerinde bulundu. Ebü’l-Hasen Bârûsî’nin talebesi olup, Süfyân-ı Sevrî’nin mezhebinde idi. Nefsin arzularına uymaması, harâm ve şüphelilerden sakınması çok fazlaydı. Bir gece, vefât etmek üzere olan hasta bir