Elvan-ı Şirazi Hakkında Bilgi

Elvan-ı Şirazi Hakkında Bilgi

Elvan-ı Şirazi

Hayatı hakkında kaynaklarda yeterli bilgi bulunmasa da, Orhan Gazi zamanında Anadolu’ya yerleşen Türkleşmiş İranlı bir aileye mensup bulunduğu ve ataları Şîrazlı olduğundan Şîrâzî nisbesiyle tanındığı ileri sürülmektedir.

Şeyh Elvan-ı Şirazî, Mahmud Şebüsteri’nin Gülşen-i Râz adlı Farsça eserini 1426’da Türkçeye tercüme ederek II. Murad’a sunmuştur. Tercüme-i Gülşen-i Râz’ı tamamladığı 829 (1426) yılında elli yaşında olduğunu bildirmesinden hareketle (Süleymaniye Ktp., Mihrişah Sultan, nr. 173, vr. 7a) 779’da (1377) doğduğunu söylemek mümkündür. Elvân-ı Şîrâzî’nin ölüm tarihi de belli değildir.

Devamını oku

Yazıcıoğlu Ali Hakkında Bilgi

Yazıcıoğlu Ali Hakkında Bilgi

Yazıcıoğlu Ali’nin (Yazıcızade) hayatı ve ailesiyle ilgili geniş bilgiler yoktur. Muhammediye’nin yazarı Yazıcıoğlu Mehmed Bican ve Envarü’l-Aşikin’in yazarı Yazıcıoğlu Ahmed Bican’ın onun kardeşleri olduğu sanılmaktadır. Fakat aynı dönmemde yaşamış olmalarına rağmen eserlerinde bu konuda herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır.

Yazıcıoğlu’nun zamanımıza ulaşan “Tevârih-i Al-i Selçuk” adlı eseri destan niteliğindedir. “Selçukname” ve “Oğuzname” adlarıyla da anılır. Selçuk-nâme’nin yazılış tarihi konusunda farklı görüşler vardır. Bazı araştırmacılar 827/1423 tarihini esas almışlardır. Fakat II. Murad’ın 1421’de tahta çıktığını dikkate alırsak bu kadar büyük bir eserin iki yıl gibi kısa bir zamanda yazılabilmesi mümkün görünmemektedir. Yazıcıoğlu Ali, eserini Fatih Sultan Mehmed’in babası II. Murad’a takdim etmiştir. Selçuk-nâme, II. Murad’a ithafen yazıldığı için Murad Han’ın ismine sık sık rastlanmaktadır.

Devamını oku

Şair Neşri Hakkında Bilgi

Şair Neşri Hakkında Bilgi

Şair Neşri

Neşrî mahlası olup asıl adı bilinmemektedir. Karamanlı ve Sultan Selim’in hizmetlilerinden olduğu bilinmektedir. Bursa şer‘iyye sicillerine dayanarak tam adının Hüseyin b. Eyne Bey olabileceği belirtilir.

Şuarâ tezkirelerinde sadece Neşrî diye geçen müellif kaynaklarda bazan Mevlânâ Neşrî ve XIX. yüzyıldan itibaren Mehmed Neşrî adıyla zikredilir. Tahsilini Bursa’da tamamladığı ve uzun yıllar burada ikamet ettiği kesindir. Mevlânâ sıfatı ilmiye mensubu olduğunu gösterir.

II. Murad döneminde Bursa subaşılığı yapan Koca Nâib’in meclislerinde bulunduğu ve 1481’de Fâtih Sultan Mehmed’in ölümünün ardından çıkan hadiselere şahit olduğu anlaşılır.

Devamını oku